Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu  

Ana Sayfa Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Go Back   Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu > ULUSAL SORUN VE DEVRİM > UKKTH


SOL RADYO
Sol Radyo
Get the Flash Player to see this player.


Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi | Kışkırt! Böl! Parçala! Yönet!
Cevaplar
1
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
1635
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Bookmark and Share LinkBack Seçenekler Stil
Alt 17 Mart 2009, 17:17   #1
 
DevSinan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyeliği durduruldu
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 07 Eylül 2008
Üye No: 12305
Mesajlar: 47
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 0 DevSinan is on a distinguished road
Standart | Kışkırt! Böl! Parçala! Yönet!


Emperyalizmin en karakteristik politikaları sıralanırken, "böl, parçala ve yönet politikası" her zaman bunların arasında ve çoğu kez de en başında sayılır.

Neredeyse yüzyılı aşkın bir süredir emperyalizmin bu politikası yürürlüktedir. Ama bu politikanın bu kadar çıplak ve aleni uygulandığı, sonuçlarının bu kadar kısa zamanda ve açıkça görüldüğü başka bir dönem olmamıştır sanırız. Kosova'nın geçtiğimiz hafta "bağımsızlığını" ilan etmesi, bu politikanın sonuçlarının en yeni örneği oldu.

Son yirmi yıl içinde kaç yeni ülke çıktı ortaya bakın. Bu ülkelerin birçoğunun çıktığı yer, Balkanlar ve Kafkaslar'dır. Bu noktaya nasıl gelindiği ise oldukça öğreticidir. Küçük küçük, parçalanmış devletçikleri ortaya çıkaran süreç, milliyetçiliğin kışkırtılmasıyla başlamıştır. Mahir Çayan, emperyalizm döneminde burjuvazinin milliyetçilik konusundaki tavrını şu özlü tasvirle anlatır:
"Emperyalist dönemde burjuvazi, bütün dünyada devrimci, milliyetçi ve demokrat niteliğini kaybetmiştir. Onun ideolojisi artık milliyetçilik değil, kozmopolitizmdir. O, vatan millet bayrağını geminin bordosundan aşağıya atmıştır."



Önemli soru da işte burada ortaya çıkıyor. Vatan millet bayrağını geminin bordosundan aşağıya atan burjuvazi, ne olmuş da yeniden milliyetçilik bayrağını kaldırmaya başlamıştır?... Aslında burada ince bir ayrım sözkonusu; emperyalist ülkeler burjuvazisinin, milliyetçilik bayrağını yeniden yükseğe kaldırdığı doğrudur fakat bayrağını kaldırdıkları milliyetçilik, "kendi milliyetleri" için değil, bölüp parçalamak istedikleri bölgelerdeki halkların milliyetlerini ifade eden bayraklardı.

Onyıllardır milliyetçilik yerine kozmopolitizmin propagandasını yapan, milliyetleri, inançları bir yana bırakmayı savunan emperyalizm, sosyalist sistemi parçaladıktan sonra, parçalanan sistemden geriye kalan ülkeleri ve halkları, hızla sömürgeleştirilecek konuma sürüklemek için milliyetler, dinler temelindeki bir "kimlik" siyasetini hortlattı. Kışkırtılan milliyetçilik, emperyalizme karşı değil, emperyalizme yaslanarak "ulusal bayraklarına" sahip oldu. Özellikle eski SSCB ve Yugoslavya'dan onlarca devletçik yaratıldı. Şimdi o ülkelerin hepsi, emperyalizme muhtaç durumdalar; hepsi, kendi ayakları üzerinde duramayan ucube bir bağımsızlığın sahibidir. Hepsi, işbirlikçi iktidarlar tarafından yönetilmektedirler çünkü başka türlü ayakta duramayacak bir devletleri vardır. Kuşkusuz bu tablo, emperyalizmin yirmi yıl öncesinden öngördüğü, planladığı tablodur. Emperyalizm bu yanıyla amacına ulaşmış görünmektedir.

Sorunu daha da vahimleştiren ise bu gelişmelerin "bağımsızlaşma" olarak değerlendirilmesi, dünya halklarına böyle sunulması ve aralarında bazı sol güçlerin de olduğu kesimler tarafından böyle değerlendirilmesidir. Kuzey Irak'ta Kürt milliyetçiliğinin "devletleşmesi" konusunda da benzer yaklaşım ve tartışmalar gündeme gelmişti yakın zamanda. Gerçekte tüm emperyalist güçler ve işbirlikçilerinin "bağımsızlık" sorununa yaklaşımları, tamamen sömürücü egemenlerin çıkarlarına göre şekillenmektedir. Öyle olduğu, Kosova'nın bağımsızlığı konusunda takındıkları tavırdan da bellidir.

Emperyalistler ve işbirlikçileri, Kosova'nın "bağımsızlığını" tanıyıp tanımama konusunda bölünmüş durumdalar. Çünkü kimsenin "ulusların kendi kaderini tayin hakkını" düşünmesi söz konusu değil; hepsi Kosova konusundaki politikasını kendi çıkarları temelinde şekillendiriyor.

Eski işbirlikçi kontrgerilla örgütü UÇK (Kosova Kurtuluş Ordusu) Başkanı ve şimdinin Başbakanı Haşim Taçi, "bağımsızlık" ilanından önceki gün "Kosova vatandaşlarının iradesi yerine getirilecek" diyerek o gün kutlamalar yapılmasını istemişti. Oysa ABD'nin ve AB'nin iradesine ters düşmemek için defalarca "bağımsızlık ilanı"nı erteleyen kendisiydi. Taçi de çok iyi biliyordu ki, "bağımsızlık" ilanında belirleyici olan Kosova halkının iradesi değil, emperyalizmin iradesidir. Bu anlamda da Kosova'da bir ulusun, halkın "kendi kaderini tayin hakkı" ile değil, emperyalizmin bir bölgenin kaderini tayin etmesiyle karşı karşıyayız. Kuzey Irak'ta bir süre önce yaşanan gelişmelerin bir başka biçimi var karşımızda.

Kosova'nın "bağımsızlık" girişimi 1991'e uzanıyor. Daha o zaman işbirlikçi milliyetçilik bağımsız cumhuriyet ilan etti. O zaman bu cumhuriyeti pek tanıyan olmadı; çünkü henüz emperyalizm açısından bölgenin parçalanması kıvamına gelmemişti. 1996'da emperyalistlerin desteğinde Kosova Kurtuluş Ordusu (UÇK) kuruldu. Sırplar'la çatışmalar büyüdü. Ve UÇK'nın kuruluşunun üzerinden 2 yıl geçmeden Eylül 1998'de NATO Konseyi, Kosova'ya askeri müdahale kararı aldı. 1999 Mart'ında NATO, Birleşmiş Milletler onayı olmadığı halde saldırıyı başlattı. 78 gün süren hava saldırısı sonucunda Yugoslavya Kosova'daki askerlerini geri çekti. Sonra da bölgeye BM Geçici Yönetim Misyonu atandı, 16 bin 500 kişilik de bir askeri güç yerleştirildi. Emperyalizm, böylelikle Kosova'da yönetimi ve askeri denetimi ele geçirmiş oldu. Şimdi artık "bağımsızlık" için Kosova milliyetçiliğinin önünü açabilirlerdi.

Bugün gelinen nokta, emperyalizmin, UÇK gibi işbirlikçilerin, BM, NATO gibi uluslararası emperyalist kuruluşların birlikte kotardıkları bir sonuçtur. Gelinen noktada da Kosova halkının gerçek anlamda bağımsızlığı, kaderi emperyalist ve işbirlikçi dünyanın umurunda değildir. Kosova'yı tanıyanların da, tanımayanların da hesapları başkadır.

Emperyalizm, bu konuda ortaya koyduğu tüm çekincelerle aslında tüm dünya halklarına şunu söylüyor; bağımsızlığı, ancak o bağımsızlık benim çıkarlarıma uygunsa tanırım. Herkes ona göre hareket etsin!

Sadece basında açıkça yazılıp çizilenlere bakalım; Bulgaristan sınırları içindeki Türk azınlığın, Yunanistan Kuzey'deki Makedonlar'ın, İspanya Basklılar'ın, Kıbrıs, KKTC'nin, Romanya ve Slovakya sınırları içindeki Macar azınlıkların Kosova örneğini izlemelerinden kaygı duyuyorlar. Kimisi Dağlık Karabağ için de Kosova'nın örnek olacağını söylüyor. Gürcistan'daki Abhazya özerk bölgesi ve keza Gürcistan'ın kuzeyindeki Osetya da, Kosova örneğini ileri sürerek kendilerinin bağımsızlığının da tanınması gerektiğini söylüyorlar...


Oligarşi de Kosova'yı tanıma kararı aldı. Ancak korkuyor da. Bu korkuyu oligarşinin tüm kesimlerinde görmek mümkün. Sabah gazetesi yazarlarından Erdal Şafak, "Kosova'nın örnek olması" üzerine bir uluslararası hukuk uzmanı olan Prof. Nicolat Levrat'ın, Le Temps gazetesine yaptığı açıklamayı aktarıyor: "Kosova nerelerde emsal oluşturabilir, sorusuna hiç düşünmeden şu yanıtı verdi: Kürdistan! Irak'ın kuzeyindeki bu bölge, hukukçulara göre, Kosova ile epey ortak yöne sahip." (20 Şubat 2008)

Erdal Şafak bunu aktardıktan sonra sözlerini şöyle devam ettiriyor: "İşte bu yüzden Ankara'nın 'emsal' sorununu önemsemesi gerektiğine inanıyoruz."

Tüm bu örneklerde, ne emperyalizme karşı bağımsızlığa ilişkin ne de ulusların kendi kaderlerini tayin hakkına ilişkin bir vurgu görmek mümkündür. Burada işbirlikçi politikalar gereği Kosova'nın "bağımsızlığı" kutsanırken, aynı hakkın başka halklar için de sözkonusu olduğu ve olabileceği tartıştırılmıyor bile.

İşbirlikçiliği meşrulaştırmak isteyenler, Kosova'da da UKKTH'nı görecekler, arayıp bulacaklar ve biz devrimcilere de "bir ulus kendi kaderini böyle tayin ediyor, bize söz düşmez" diyeceklerdir. Hayır, hem Kosova'daki işbirlikçiliğe, hem bu tarihe karşı oynanan bu bağımsızlık oyununu bize UKKTH diye yutturmaya çalışanlara her zaman söyleyecek sözümüz olacaktır. Barzaniler'in Amerika'nın gölgesinde Kürdistan bayrağını çekmelerini, UÇK'nın Amerikan bayraklarıyla birlikte Kosova bayrağını dalgalandırmasını UKKTH olarak değerlendirenler büyük bir yanılgı içindedirler. UÇK liderinin ulusal kurtuluşçu olduğuna, dünya halklarının baş düşmanı Amerika'nın, ulusların kaderlerini tayin hakkının baş savunuculuğunu yaptığına inanmamızı isteyenler, bizi de emperyalizmle ilgili yanılgılarına ortak etmeye çalışıyorlar. Hayır, biz buna ortak olmayacağız.

Kosova'nın bağımsızlığıyla, Ulusların Kendi Kaderini Tayin Hakkı arasında bir bağ kurmak, teoriye, dünya gerçeklerine dair yanlış üstüne yanlış yapmadan mümkün değildir. Talabani, Barzani veya Haşim Taçi gibi kişiler ve örgütleri, "bağımsız ülke" yoluna emperyalizmin desteğiyle çıkmışlardır. Ancak emperyalizm desteğini sürdürdüğü müddetçe bu yolda yürümeye devam edebilirler. Yürüdükleri yol, görünürde bağımsızlık, esasında ise emperyalizme tam bağımlılık yoludur. Bu yolun sonunda işbirlikçi bir iktidar olacakları kesindir. İşbirlikçi bir iktidar olarak da başta kendi halkları olmak üzere dünya halklarına ihanet edeceklerdir. Kendi dışındaki güçlere, esas olarak da emperyalizme bel bağlayanların kaçınılmaz sonları budur. "Nasıl olursa olsun bir devletimiz olsun" anlayışı veya "ne olursa olsun iktidarımı sürdürmeliyim" düşüncesiyle emperyalizme yedeklenenler, bu zemine bir kez ayak bastıktan sonra, işbirlikçiliğe sürüklenirler. Talabaniler'in, Haşim Taçiler'in bu kaçınılmaz gidişatlarını görürken, önderlik ettikleri siyasi çıkış, "Kosova'nın bağımsızlığı" olarak değerlendirilemez.

Kuşku yok ki, Balkanlar'da, Kafkaslar'da yaşananlar, bizler için, bu toprakları paylaşan Türk, Kürt ve tüm diğer halklar için de son derece önemli derslerle doludur. Emperyalizm bugün Balkanlar'da, Kafkaslar'da cirit atıyorsa, bu, milliyetçi kışkırtmalarla, bölüp parçalayabilmesiyle mümkün olmuştur. Halklara, halkların ilerici, vatansever, devrimci öncülerine düşen görev, bu oyunu bozmaktır.


Kaynak: Yuruyus
DevSinan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 25 Mart 2009, 15:40   #2
 
Comunista - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyeliği durduruldu
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 22 Mart 2009
Üye No: 19793
Mesajlar: 100
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 0 Comunista is on a distinguished road
Standart Cevap: | Kışkırt! Böl! Parçala! Yönet!

Güzel PAylaşım
Comunista isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Kapalı


“Hukuk, iktidarın fahişesidir”
Şu Anki Zaman: 22:46.


Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.6.1