Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu  

Ana Sayfa Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Go Back   Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu > KÜLTÜR & SANAT & BİLİM & EĞİTİM > Şiirler

Şiirler Gerçek şiir hem isyandır, hem isyankar ! Gerçek ozansa militan bir sanatçı !

SOL RADYO
Sol Radyo
Get the Flash Player to see this player.


Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi Sevilen Şairlerden En Sevilen Şiirler- toplami burda
Cevaplar
556
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
68869
Önceki Konu
önceki Konu
Ağaç Şeklinde Aç1Beğeni
Cevapla
 
Bookmark and Share LinkBack Seçenekler Stil
Alt 17 Temmuz 2007, 00:32   #11
 
malusalba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 08 Ekim 2007
Üye No: 3179
Mesajlar: 145
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 0 malusalba is on a distinguished road
Standart BEN SANA MECBURUM

ben sana mecburum bilemezsin
adını mıh gibi aklımda tutuyorum
büyüdükçe büyüyor gözlerin
ben sana mecburum bilemezsin
içimi seninle ısıtıyorum

ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
bu şehir o eski istanbul mudur?
karanlıkta bulutlar parçalanıyor
sokak lambaları birden yanıyor
kaldırımlarda yağmur kokusu
ben sana mecburum sen yoksun

sevmek kimi zaman rezilce korkuludur
insan bir akşam üstü ansızın yorulur
tutsak ustura ağzında yaşamaktan
kimi zaman ellerini kırar tutkusu
birkaç hayat çıkarır yaşamasından
hangi kapıyı çalsa kimi zaman
arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu

fatihte yoksul bir gramafon çalıyor
eski zamanlardan bir cuma çalıyor
durup köşe başında deliksiz dinlesem
sana kullanılmamış bir gök getirsem
haftalar ellerimde ufalanıyor
ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
ben sana mecburum sen yoksun

belki haziranda mavi benekli çocuksun
ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor
bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden
belki yeşilköy'de uçağa biniyorsun
bütün ıslanmışşın tüylerin ürperiyor
belki körsün kırılmışsın telâş içindesin
kötü rüzgâr saçlarını götürüyor

ne vakit bir yaşamak düşünsem
bu kurtlar sofrasında belki zor
ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
ne vakit bir yaşamak düşünsem
sus deyip adınla başlıyorum
içim sıra kımıldıyor gizli denizlerin
hayır başka türlü olmayacak
ben sana mecburum bilemezsin..

Attila İlhan
malusalba isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 17 Temmuz 2007, 00:34   #12
 
malusalba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 08 Ekim 2007
Üye No: 3179
Mesajlar: 145
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 0 malusalba is on a distinguished road
Standart HAPİSTE YATACAK OLANA BAZI ÖĞÜTLER

Dünyadan, memleketinden, insandan
umudum kesik değil diye
İpe çekilmeyip de
Atılırsan içeriye,
Yatarsan on yıl, on beş yıl
Daha da yatacağından başka, '
Sallansaydım ipin ucunda
Bir bayrak gibi keşke''
Demiyeceksin,
Yaşamakta ayak direyeceksin.
Belki bahtiyarlık değildir artık,
Boynunun borcudur fakat,
Düşmana inat
Bir gün fazla yaşamak.
İçerde bir tarafınla yapayalnız kalabilirsin,
Kuyunun dibindeki taş gibi.
Fakat öbür tarafın
Dünyanın kalabalığına
Öylesine karışmalı ki,
Sen ürpermelisin içerde,
Dışarda kırk günlük yerde yaprak kımıldasa.
İçerde mektup beklemek,
Yanık türküler söylemek bir de,
Bir de gözünü tavena dikip sabahlamak
Tatlıdır ama tehlikelidir.
Tıraştan tıraşa yüzüne bak,
Unut yaşını
Koru kendini bitten,
Bir de bahar akşamlarından;
Bir de ekmeği
Son lokmasına dek yemeği,
Bir de ağız dolusu gülmeyi unutma hiçbir zaman.
Bir de kimbilir,
Bir de kimbilir,
Sevdiğin kadın sevmez olur,
Ufak bir iş deme,
Yemyeşil bir dal kırılmış gibi gelir,
İçerdeki adama.
İçerde gülü, bahçeyi düşünmek fena,
Dağları, deryaları düşünmek iyi.
Durup dinlenmeden yazmayı,
Bir de dokumacılığı tavsiye ederim sana,
Bir de ayna dökmeyi.
Yani içerde onyıl, on beş yıl,
Daha da fazla hatta
Geçirilmez değil,
Geçirilir,
Kararmasın yeter ki
Sol memenin altındaki cevahir!
NAZIM HİKMET
malusalba isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 17 Temmuz 2007, 21:42   #13
 
malusalba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 08 Ekim 2007
Üye No: 3179
Mesajlar: 145
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 0 malusalba is on a distinguished road
Standart UY HAVAR!

Yangınlar,
Kahpe fakları,
Korku çığları
Ve irin selleri, aç yırtıcılar,
Suyu zehir bıçaklar ortasındasın.
Bir cana, bir başa kalmışsın vay vay!
Pusatsız, duldasız, üryan
Bir cana bir de başa
Seher vakti leylim - leylim
Cellat nişangahlar aynasındasın.
Oy sevmişem ben seni...

Üsküdardan bu yan lo kimin yurdu!
He canım...
Çiçekdağı kıtlık, kıran,
Gül açmaz, çağla dökmez.
Vurur alnım şakına
Vurur çakmaktaşı kayalarıyla
Küfrünü, Medetsiz, Munzur.
Şahmurat Suyu kan akar
Ve ben şairim.

Namus işçisiyim yani
Yürek işçisi.
Korkusuz, pazarlıksız, kül elenmemiş,
Ne salkım bir bakış
Resmin çekeyim,
Ne kınsız bir rüzgar
Mısra dökeyim.
Oy sevmişem ben seni...

Ve sen daha demincek,
Yıllar da geçse demincek,
Bıçkılanmış dal gibi ayrı düştüğüm,
Ömrümün sebebi, ustam, sevgilim,
Yaran derine gitmiş,
Fitil tutmaz, bilirim.
Ama hesap dağlarladır,
Umut, dağlarla.

Düşün, uzay çağında bir ayağımız,
Ham çarık, kıl çorapta olsa da biri
Düşün, olasılık, atom fiziği
Ve bizi biz eden amansız sevda,
Atıp bir kıyıya iki zamanı
Yarının çocukları, gülleri için,
Koymuş postasını,
Görmüş restini.
He canım,
Sen getir üstünü.

Uy havar!
Muhammed, İsa aşkına,
Yattığın ranza aşkına,
Deeey, dağları un eder Ferhadın gürzü!
Benim de boş yanım hançer yalımı
Ve zulamda kan - ter içinde asi,
He desem, koparacak dizginlerini
Yediveren gül kardeşi bir arzu
Oy sevmişem ben seni...


Ahmed ARİF
malusalba isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 17 Temmuz 2007, 21:43   #14
 
malusalba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 08 Ekim 2007
Üye No: 3179
Mesajlar: 145
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 0 malusalba is on a distinguished road
Standart DİYARBEKİR KALESİNDEN NOTLAR VE ADILOŞ BEBE

1.

Varamaz elim
Ayvasına, narına can dayanamazken,
Kırar boynumu yürürüm.
Kurdun, kuşun bileceği hal değil,
Sormayın hiç
Laaaaal...
Kara ferman çıkadursun yollara,
Yarin bahçesi tarumar,
Kan eder perçem

Olancası bir tutam can,
Kadasına, belasına sunduğum,
Ben öleydim loooy...
Elim boş,
Ayağım pusu.
Bir ben bileceğim oysa
Ne afat sevdim.
Bir de ağzı var dili yok
Diyarbekir Kalesi...

2.

Açar,
Kan kırmızı yediverenler
Ve kar yağar bir yandan,
Savrulur Karacadağ,
Savrulur zozan...
Bak, bıyığım buz tuttu,
Üşüyorum da
Zemheri de uzadıkça uzadı,
Seni, baharmışın gibi düşünüyorum,
Seni, Diyarbekir gibi,
Nelere, nelere baskın gelmez ki
Seni düşünmenin tadı...

3.

Hamravat suyu dondu,
Diclede dört parmak buz,
Biz kuyudan işliyoruz kaba - kacağa,
Çayı kardan demliyoruz.
Anam sır gibi saklar siyatiğini,
"Yel" der, "Baharın geçer".
Bacım, ikicanlı, ağır,
Güzel kızdır, bilirsin.
İlki bu, bir yandan saklı utanır
Ve bir yandan korkar
Ölürüm deyi.
Bir can daha çoğalacağız bu kış.
Bebeğim, neremde saklayım seni?
Hoş gelir,
Safa gelir,
Ahmet Arif'in yeğeni...

4.

Doğdun,
Üç gün aç tuttuk
Üç gün meme vermedik sana
Adiloş Bebem,
Hasta düşmeyesin diye,
Töremiz böyle diye,
Saldır şimdi memeye,
Saldır da büyü...

Bunlar,
Engerekler ve çıyanlardır,
Bunlar,
Aşımıza, ekmeğimize
Göz koyanlardır,
Tanı bunları,
Tanı da büyü...

Bu, namustur
Künyemize kazınmış,
Bu da sabır,
Ağulardan süzülmüş.
Sarıl bunlara
Sarıl da büyü.
malusalba isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 17 Temmuz 2007, 21:44   #15
 
malusalba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 08 Ekim 2007
Üye No: 3179
Mesajlar: 145
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 0 malusalba is on a distinguished road
Standart HANİ KURŞUN SIKSAN GEÇMEZ GECEDEN

Yiğit harmanları, yığınaklar,
Kurulmuş çetin dağlarında vatanların.
Dize getirilmiş haydutlar,
Hayınlar, amana gelmiş,
Yetim hakkı sorulmuş,
Hesap görülmüş.
Demdir bu...

Demdir,
Derya dibinde yangınlar,
Kan kesmiş ovalar üstünde Mayıs...
Uçmuş, bir kuştüyü hafifliğinde,
Çelik kadavrası korugan'ların.
Ölünmüş, canım,ölünmüş
Murad alınmış...

Gelgelelim,
Beter, bize kısmetmiş.
Ölüm, böyle altı okka koymaz adama,
Susmak ve beklemek, müthiş
Genciz, namlu gibi,
Ve çatal yürek,
Barışa, bayrama hasret
Uykulara, derin, kaygısız, rahat,
Otuziki dişimizle gülmeğe,
Doyasıya sevişmeğe,yemeğe...
Kaç yol, ağlamaklı olmuşum geceleri,
Asıl, bizim aramızda güzeldir hasret
Ve asıl biz biliriz kederi.

İçim, bir suskunsa tekin mi ola?
O Malta bıçağı,kınsız,uyanık,
Ve genç bir mısradır
Filinta endam...
Neden, neden alnındaki yıkkınlık,
Bakışlarındaki öldüren buğu?
Kaç yol ağlamaklı oluyorum geceleri...
Nasıl da almış aklımı,
Sürmüş, filiz vermiş içimde sevdan,
Dost, düşman söz eder kendi kavlince,
Kınanmak, yiğit başına.
Bu, ne ayıp, ne de yasak,
Öylece bir gerçek, kendi halinde,
Belki, yaşamama sebep...

Evet, ağlamaklı oluyorum, demdir bu.
Hani, kurşun sıksan geçmez geceden,
Anlatamam, nasıl ıssız, nasıl karanlık...
Ve zehir - zıkkım cıgaram.
Gene bir cehennem var yastığımda,
Gel artık...

Ahmed ARİF
malusalba isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 17 Temmuz 2007, 23:13   #16
 
bınumut - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 15 Temmuz 2007
Üye No: 104
Mesajlar: 297
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 0 bınumut is on a distinguished road
bınumut - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart ben deliyim


Ben deliyim…
Yorgun ve yalnızım kaldırımlara misafirim...
Gecenin gözleri üzerimde.
Denizin ortasında küçük bir
adayım, yüzme bilmem…
Yüreğimi bir yere bırakmışım, bıraktığım yerden çok uzaklardayım. Kapıları kapatmışım üstüme,
sürgüleri beynime çekmişim.
Hey
sabreden derviş banada sabretmeyi öğretsene.
Ben deliyim, ama çok şey bilirim.
Renkler ve zevkler hiçbir şey ifade etmez bana...
Sonların başladığı yerden, başlangıçların son bulduğu yere gidiyorum.
Kara bir tren gibiyim yani, bir istasyondan bir
istasyona, hep aynı raylar üzerindeyim...



Ben deliyim…
Yağmurun yağması benim için romantik değildir,
ben kurşun yağmurlarını bilirim.
Benim güneşim batmaz,
dünyam dönmez,
ayım hep mehtap halindedir,
rüzgârlarım doğudan eser...
Kadehime doldurduğum hüzünle sarhoş olurum,
mezem ise bir dilim umut...
Ezbere bilirim yaşamayı,
yaşarken savaşmayı…

Ben deliyim…
Benim mevsimim değişmez sadece bahardır,
kuşlardan sadece güvercini bilirim,
yüreğim kanatlarıyla beraber çarpar.
İnsanlardan yalnız çocukları severim,
onları da büyüyünceye kadar..


Ben deliyim…
Benim tanrım yoktur..
Bir çift göze bir güler yüze taparım..
bulmacaya benzerim..
kimi zaman soldan sağa bir nota,
kimi zaman yukardan aşağıya eski mısırda bir tanrıyım...
Bağıra bağıra şarkılar söylerim,
sessiz sessiz şiirler yazarım.
Bilmediğim yerlerin,
tanımadığım kişilerin resimlerini çizerim.

Ben deliyim...
Kendimle sohbet eder,
kendi kendime gülerim.
Telefon kulübeleriyle kavga ederim.
Asfaltın siyahında kaybolup,
düşüncelere dalarım.
Çıkmaz sokaklarda kendimi ararım,
bir de güzel hayaller kurarım.
Sonra hayallerimle beraber suya düşerim.

Ben deliyim…
Çayım sekiz şekerlidir,
sigara üstüne sigara yakarım.
Parayı sevmem ama para için çalışırım.
Çalışırken annemi düşünürüm ağlarım..
Alnımın teri gözyaşlarıma karışır...
Babamın otobüsüyle geçmişe yolculuk yaparım..
Ninemin masallarıyla ,
annemin radyodan ezberlediği sanat müziği şarkılarını hiç bıkmadan defalarca dinlerim..
Dört yaşında aşık olduğumu,
ablamla vardiyalı kullandığımız çadır bezinden çantayla okula başladığımı görürüm..
sonra babamın
başımı hiç dayamadığım omuzlarında uykuya dalarım..
Rüyalar görürüm uyandığımda hiçbirini hatırlayamadığım...

Ben deliyim…
Güzel bir yaşam benim için anlam taşımaz,
ben köyleri ve yürekleri yakılmış insanlar görürüm.
kimsenin düşmanı değilim kimseye dost olmadım..
Ben yabancıyım bana..
söyleyemediğim düşüncelerim vardır..
her akşam ayrı bir meydanda
******* heykelinin karşısında,
olmayan aklımı darağacına asar ipini çekerim....

Ben deliyim..
Ben buralara ait değilim.
Dağları sırt sırta vermiş bir ülkem,
surlarla çevrili bir şehrim,
on ikiden sonra volta attığım caddelerim
kızıl sakallı bir dayım birde sarı saçlı yarim var benim..



Ben deliyim...
Çizilmiş sınırları reddetmişim.
ben Hakkaride düşen çığ,
Şırnakta kömür yatağıyım,
Eskişehirde tabut hücre
Nevşehirde pari bacalarıyım..
Maraşta katliam
Marmariste orman yangınıyım.
Tuncelide ozanların sazı
Erzurum yaylasında çoban kavalıyım
Diyarbakırlı yedi kardeş burcu
Derikte zeytin ağacıyım
Almanyada yıkılmış bir duvar
Amerikada bağımsızlık heykeliyim
Fransada yıllanmış bir şarap
İngilterede özgürlük meydanıyım
Somalide aç bir çocuk
Hollandada bir gram kokainim,
Irakta mülteci kampı
İran da rejim muhalifi bir demokratım,
Brezilyada görkemli bir festival,
Suriye ile Lübnan arasında beka vadisiyim
Kürdistanda teslim ol çağrılarına ateşle karşılık veren bir militanım sırtımdan vurulmuşum bedenim dört parça..
direniş koltuk değneğim..
alnımdaki üç renkli bayrağı göğsümün kafesinde özgürlük türküsü öten yaralı kuşla dalgalandırırım..
Ölüm kurşun olup yağar üstüme,
binlerce kez öldürülmüş ama ölmemişim.
ben sıratın cambazı,
doğal bir felaket,
sosyal bir belayım..
ben deliyim..



Duygularım hep sansüre uğramış,
bir fahişenin hayatı gibi yalancıdır gözyaşlarım...
iplerim inceldiği yerden koptu kopacak
Ve Ufacık bir bakış boğazımı düğümlendiririr.
kimi özlediğimi bilmeden hasretin en yoğun halini yaşarım.
ahh İçimden dağıtmak gelir,
dağıtamam ya,
kendimi dağıtırım.
Gözlerimin kahverengisi gitgide koyulaşır,
insanlarınki kankırmızılaşır.
Bakamam kimsenin yüzüne,
sevgiye muhtaç bir yavruya
dönerim...
Kalbim titrer,
ben deliyim..
susturucu takılmış bir silah,
saati durmuş bir bombayım..
haykırırım ama duyuramam sesimi...
Yine de sardığım tütünde,
yaktığım cigarada bulurum
mutluluğu...
dumanı sehrimin üstüne iner efkarım ağlamamaya yemin etmiş gözlerim,
Ben deliyim..
Unutulmuş bir hatıra
Sonu dramla biten üç bölümlük bir komedi dizisiyim
çorbama kinimi doğrar,
öfkemi kaşıklarım.
Zehir kokan bir gül biter dudaklarımın arasından,
başımı göğe kaldırırıp bakışlarımı civileyip gökyüzüne seni seyrederim,
sonra bir bidon gökkuşağı döküp üstüne yakarım seni
külünle birlikte zamana savrulurum.
Ben deliyim...
Zülfüm her gece ihanetler rıhtımında ciğerinin üzerinde sevdasını kurşuna dizer..
geceyi ikiye bölerim bir parcasına gece yarısı derim
öbür parçasına yürek yarısı..
Şafaktansa bir parca aydınlık koparıp ekmeğime sürer.
üstüne demli bir kuş cıvıltısı içerim..
sonra hayatın adını yalan koyarım...



Ben yüreklerde ünlem,
Kafalarda soru işaretiyim.
Ben deliyim...
Bağrı taşlarla dolu bir toprak parçasıyım.
Bir uçtan bir uca kurumuşum.
Karınca yuvaları ve ayak izleriyle süslüdür tenim...
Kar yağar üşür,
güneş vurur kavrulurum.
Kimisi tükürür, kimisi öper;
tükürene mezar, öpene lalezâr olurum..



Ben nehirlerin yatağı,
Dağların mekanı,
Şeytanın babasıyım..
Ben deliyim...
Mutluluğu uzaktan seyrederken,
cebimde küçük umutlar biriktiririm,
gözlerimin kapının eşiğine duvardaki fotoğraflara takıldıgı saatlerde kendimi paramparca olmuslugun,
tükenmişliğin koynunda bulurum.
İşte o zaman hayat acı kahve tadı verir,
hep içime atarım,
ama,
kendimi içine atacak yer bulamam.
Anlamayana az gelirim,
anlayana çok...
Ne yarınlar birşey bekler benden,
Ne de ben birşey beklerim yarınlardan...
bınumut isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 18 Temmuz 2007, 00:51   #17
 
demettt - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 17 Temmuz 2007
Üye No: 244
Mesajlar: 2
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 0 demettt is on a distinguished road
Post Uğur MUMCU - SESLENİŞ

Bu konu makale bölümünde yayınlanmıştır.

Konu demettt tarafından (25 Eylül 2007 Saat 15:59 ) değiştirilmiştir.. Sebep: Trafımdan değiştirilmiştir.Özür diliyoruz tüm forum halkından.
demettt isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 18 Temmuz 2007, 01:12   #18
 
** - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
**
Üyeliği durduruldu
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 15 Temmuz 2007
Üye No: 97
Bulunduğu yer: İzmir
Mesajlar: 637
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 0 ** is on a distinguished road
Standart Vartinikte sert bir kaya...



Vartinik'te Sert Bir Kaya

Vartinik'te sert bir kaya
Üstüne bir destan yazılmış kanla
Yoldaşlarım diyor ki;
Zalime gerek zulüm

Aç bir vahşinin tırmalaması gibi
Dişleri çatır, çatır, çatırdar
Ağıtları gecmiş önüne
Aha bunlar da ne?

Elleri de kayanın
Ne kadar da büyümüş
Saldırınca düşmana
Sanki bin hayini öldürecek bir gürz!

Kırmızı bir şarap akıyor kayanın gediğinde
Karışıyor Munzur suyuna
Ondan içen, kendinden geçen diriliyor
Gün sanki mahşer günü,
Toplanmış anıtın önüne dersimin yiğitleri,
Yazıyor gögsüne,
İşçi-Köylü Kurtuluş Ordusu Erleri!
Halk Kurtuluş Ordusu Erleri!

Bak, bak!
Yaka numaraları da var!
Ali bir, Haydar iki , Meral üç,
Muharrem dört, Cihan beş,
Kazım altı, Cüneyt yedi,
Demirdağ sekiz, Cafer dokuz,
Barbara on..
İbrahim yüz.. bin..
Hepsinin gözlerinde kin,
Ediyorlardı yemin
Bu can, bu tende kaldıkça,
Kazıyacagız kökünü,
Emperyalizmin, Feodalizmin,
Komprador kapitalizmin!


Neden bu kadar telaş,
Toplanan şu kara kara bulutlarda?
Bunu bilmeyecek ne var?
Doğu kızıldır, güneş doguyor,
Aydınlatıyor yolu başkan Mao
Esiyor dogu rüzgarı,
Alt etmek için batı rüzgarını,
Ve sonra bir sessizlik
Gürledi gök, haykırdı İBRAHİM...

Yoldaşlar,
Bu yola feda ise başımız,
Kesindir zaferimiz
Susmasın silahlarımız!

Ve sonra bir marş
"Yoldas senin adın önde,
kalmayacak kanın yerde,
Kızıl bayrak dikecegiz,
Çarpıştıgın tepelere!"

Yoldaşlar,
Yenilerek yeneceğiz
Parça, parça kuracagız iktidarı
Yaraları sardık
Mermi yatakta huzursuz

Ve böylelikle ilerliyor tarih,
Kaydediyor geçeni,
Gösteriyor geleni,
Toplumlar,
Herşeye rağmen ileriye gider!

Doğanın durdurulmaz akışıdır bu,
Eger yere düşen şehitlerimizin kanından,
Birer damla alıp içersek,
Silahları elden ele
Türküleri dilden dile,
Kavgayı kırdan şehire,
Sürdürürsek sonuna dek,
O zaman hakkımız var,
Yeni bir dünya yaratmaya!

Sömürü, Zulüm
Ve her türden gericiliğe karşı,
Sonuna kadar Devrim,
Zafere kadar Savaş!
Yaşasın Halk Savaşı!
Yaşasın Halk Savaşı!
Yaşasın Halk Savaşı!
** isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 20 Temmuz 2007, 06:03   #19
 
Kızıl_Meydan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 15 Temmuz 2007
Üye No: 111
Mesajlar: 296
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 0 Kızıl_Meydan is on a distinguished road
Standart VEDA ŞARKISI

1.
Kayalıkta çakılı yelkenli
sana bırakıyorum veda şarkımı.

2.
Benim uzaklardaki ölümümün kanında tohumlanışı da
kayalar devranının altında değişken köklerle.
Yalnızlık! geçmişe özlem çiçeği canlıı duvarların.
Yalnızlık, yeryüzünde adanmış faniliğim.

3.
Taşımak istemiştim heybemde
yüreğinin gelip geçici tadını,
ama kaldı havaya çizilmiş kesin eğrilerle,
yadsıma oldu umudumun yiğitliğine.oman
Giderim hatıradan daha uzun yıllar boyu
kapalı yalnızlığıyla gezginin,
fakat havaya çizilmiş kesin eğri sanki bana döndü
ve bir işaret koydu pusula kaderime.
Sonu geldiğinde bütün gündelik işlerin
yol yapacağım bir geleceğim olmasa,
gelmiş olacağım bakışında canlanmaya
kaderimin sırıtan parçası olarak.
Gideceğim hatıradan daha uzun yollar boyunca
zincir halkaları gibi eklenen elvedalarla zamanın akışında.

4.
Dimdik hatıra sonunda düşmüş yola,
usanmış beni bir geçmişi olmadan izlemekten,
unutulmuş yol kıyısındaki bir ağaçta
Uzaklara gideceğim, hatıra
parçalanarak ölünceye yolun taşlarında,
ve devam edeceğim, içimde
hep o gezginin acısı, yüzümde gülümseyiş.
Bu dönenen bakış ve güç
büyülü bir matador mendilinde.
Alıkoydu kaygı duymaktan tüm çıkarlara,
hep yitiren bir çizgi oldu benim eğrim.
Ve bakmak istemedim seni görürüm diye
beni isteksizce davet etmeni
mutluluğumun pembe boyalı torerosu
Deniz seslenir bana sevecen elleriyle.
Çayırım -bir kıta-
Dümdüz yayılır, tatlı ve silinmezdir
alacakaranlıkta bir çan gibi.

5.
Bir sicil memuresi karşısında kurumlu bir doktor gibidir
kara bir mikroskopu gösteren bilim.
Sanat... sanat diye arzıendam eden şey
bir Leica'nın kısır mekaniğidir.
Acılar ve kaygılarla dolu bir yerli (ve tabii özlemleriyle
olup ta şimdi yiten için
ve onun dönüşünde arzu gönlünde),
coca, alkol ve açlığın aptalca gülümsemesiyle.
Üç kuruşa satılan cinsellik
-Amerika'da pek ucuz-
Boş çarşafların umursanmaz hatırası.
Guetamala bıraktın beni
bağrımda derin bir yarayla
ve de acılarını bana emzirme
ya da emme fırsatıyla,
kahreden bir hıçkırığın belirsiz duygusunda bulan kadını.
Kederleri teker teker birleştiren bir bağ var yine de:
uyanan insanın haykırışıdır o da.

6.
İşte bugün böyle titrek ellerle
belirsiz bir kayıta koyuyorum prizmamı.
Ağacın olgunluğunu tüketmeden
kasalanmış meyvanın garip tadıyla.
Çağırışını farkedemiyorum bazen
yaşlı, garip kanatlanmış kulemden,
fakat bazı günler var ki cinselliğin uyanışını hissediyor
ve bir öpücük dilenmeye dişiye gidiyorum
ve böylece beni arkadaş diye çağırmayanın
ruhunu hiçbir zaman öpemeyeceğimi anlıyorum...
Biliyorum ki tertemiz değerlerin kokusu
bereketli kanatlarla dolduracak beynimi,
Biliyorum ki hayata geçmesi mümkün olmayan
fikirleri barındırmak gibi zevkleri bırakacağım.
Biliyorum ki ölümüne çarpışma günü
halk çocukları benimle omuz omuza verecek,
halkın savaştığı amacın kesin zaferini
göremezsem eğer
fikri en yüksek geleceğe götürmek için
mücadele verdiğimdendir,
eski kabuğun tüylerini yolarken
doğan umudun kesinliğiyle biliyorum bunları.

__________________
Sosyalistforum; “Komünizm Kültürü ve Devrimci Dayanışma Platformu”dur, herhangi bir örgüt ya da partiyle bağı yoktur. Eşitlik, özgürlük, ortaklık, sınıfsız ve sömürüsüz bir dünya ortak değerlerimiz,yurdumuz ise bütün cihandır. Bu yüzden şoven, ırkçı, milliyetçi, militarist, dogmatik, cinsiyetçi ifadelere forumumuzda yer yoktur. Burjuvazinin “kutsalları”, burada geçersizdir.
Kızıl_Meydan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 20 Temmuz 2007, 06:04   #20
 
Kızıl_Meydan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 15 Temmuz 2007
Üye No: 111
Mesajlar: 296
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 0 Kızıl_Meydan is on a distinguished road
Standart İHTİYAR MARIA

Bir ayağın çukurda, ihtiyar Maria,
geldim seninle gerçekleri konuşmaya:
Bir tesbihin dizili acıları oldu hayatın
ne seven bir erkeğin oldu, ne sağlık, ne mal mülk,
ancak açlık vardı paylaşılan.
Geldim seninle umudundan konuşmaya,
kızının nasıl olduğunu bilmeden
kuzuladığı o üç ayrı umuttan da.
Sarı sabunla perdahlanmış ellerinin arasına al
bir çocuğunkini andıran bu erkek elini,
sertleşmiş nasırlarını ve kıvrılmış saf parmaklarını
doktor ellerimin yumuşak utancında ov.
Dinle, emekçi büyükanne,
inan gelen insana,
göremeyecek olsan da geleceğe inan.
Tüm bir hayat boyunca umudunu boşa çıkaran
acımasız Tanrıya da dua etme.
Yağlıkara okşayışlarının büyümesini görmek için
ölümden acımasını isteme;
gökler yeşil ve karanlık hüküm sürüyor sende,
her şeyden öte kızıl bir intikama sahip olacaksın,
şafağı yaşayacaklar torunlarının hepsi,
huzur içinde öl yaşlı mücadeleci.
Bir ayağın çukurda ihtiyar Maria,
o gideceğin günlerden biri
otuz kefen tasarımı
bakışlarıyla selamlayacaklar seni.
Bir ayağın çukurda, ihtiyar Maria,
suskun kalacak odanın duvarları
birleşince ölüm astımla
ve sevdaların boğazına dizilince.
Bronzdan dökülmüş üç okşama
(geceni hafifleten tek ışık)
açlıkla kuşanmış üç torun
her zaman bir gülümseme buldukları
yaşlı kıvrık parmaklarını özleyecekler.
Hepsi bu olacak, ihtiyar Maria.
Bir tesbihin dizili acıları oldu hayatın
ne seven bir erkeğin oldu, ne sağlık, ne mal mülk,
ancak açlık vardı paylaşılan,
geçti keder içinde hayatın, ihtiyar Maria.
Bulandırdığında gözbebeklerinin acısını
sonsuz dinlenmenin buyruğu,
ömür boyu angaryadaki ellerin
son şefkatli okşayışı içine çektiğinde
onları düşüneceksin... ve ağlayacaksın,
zavallı ihtiyar Maria.
Hayır, hayır yapma
bir hayat boyu umudunu boşa çıkaran
umursamaz Tanrı'ya kendini teslim etme,
ölümden aman dileme,
korkunç bir açlıkla kuşanmıştı hayatın,
sonunda kuşandı astımla.
Fakat bildirmek istiyorum ki sana
umutların kısık ve yiğit sesiyle
intikamların en kızılı ve yiğit olanıyla,
ideallerimin en doğru boyutuyla
yemin etmek istiyorum.
Sarı sabunla perdahlanmış ellerinin arasına al
bir çocuğunkini andıran bu erkek elini,
sertleşmiş nasırlarını ve kıvrılmış saf parmaklarını
doktor ellerimin yumuşak utancında ov.
Huzur içinde yat, ihtiyar Maria,
huzur içinde yat, ihtiyar mücadeleci,
şafağı yaşayacaklar torunlarının hepsi.
YEMİN EDİYORUM Kİ...
__________________
Sosyalistforum; “Komünizm Kültürü ve Devrimci Dayanışma Platformu”dur, herhangi bir örgüt ya da partiyle bağı yoktur. Eşitlik, özgürlük, ortaklık, sınıfsız ve sömürüsüz bir dünya ortak değerlerimiz,yurdumuz ise bütün cihandır. Bu yüzden şoven, ırkçı, milliyetçi, militarist, dogmatik, cinsiyetçi ifadelere forumumuzda yer yoktur. Burjuvazinin “kutsalları”, burada geçersizdir.
Kızıl_Meydan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 3 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 3 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Kapalı


“Hukuk, iktidarın fahişesidir”
Şu Anki Zaman: 17:50.


Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.6.1