Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu  

Ana Sayfa Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Go Back   Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu > SİYASET > Partiler ve Demokratik Kitle Örgütleri > SDP


SOL RADYO
Sol Radyo
Get the Flash Player to see this player.

BS Militanlarına Karşı Kürt Savaşçıları Ön Saflarda Yazımızı Okumak İçin Tıklayın

Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi SOSYALİST DEMOKRASİ PARTİSİ PROGRAMI
Cevaplar
9
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
2376
Önceki Konu
önceki Konu
Ağaç Şeklinde Aç2Beğeni
  • 1 gönderen ezgiii
  • 1 gönderen Kızıl Karadeniz
Cevapla
 
Bookmark and Share LinkBack Seçenekler Stil
Alt 17 Temmuz 2007, 07:43   #1
 
ezgiii - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 15 Temmuz 2007
Üye No: 99
Mesajlar: 8
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 0 ezgiii is on a distinguished road
Standart SOSYALİST DEMOKRASİ PARTİSİ PROGRAMI

SAVAŞSIZ, SÖMÜRÜSÜZ VE SINIFSIZ BİR DÜNYA İÇİN MÜCADELEYE!

TEKELLERİN DEĞİL EMEKÇİLERİN YÖNETTİĞİ BİR ÜLKE İÇİN MÜCADELEYE!
SOSYALİZME GİDEN YOL

KADINLARIN KURTULUŞU İÇİN

KRİZDEN ÇIKIŞIN, İŞSİZLİĞE VE YOKSULLUĞA SON VERMENİN ÖNKOŞULU

DEMOKRASİYİ KAZANMANIN ÖNKOŞULU

BÖLGESEL BARIŞIN ÖNKOŞULU

İÇ BARIŞIN ÖNKOŞULU

İKTİDARA DOĞRU

EMEKÇİLERİN YAŞAM ŞARTLARININ İYİLEŞTİRİLMESİ İÇİN

TOPLUMSAL İHTİYAÇLAR İÇİN EKONOMİ

DEMOKRATİK ÖZGÜRLÜKLER

BARIŞ İÇİN

FAŞİZME KARŞI

KADINLARIN KURTULUŞU İÇİN

PARTİNİN İDEOLOJİK VE ÖRGÜTSEL KURUCULUK SÜRECİ

SAVAŞSIZ, SÖMÜRÜSÜZ VE SINIFSIZ BİR DÜNYA İÇİN MÜCADELEYE!


Emperyalist güçler arasındaki rekabet giderek sertleşiyor, çıkar çatışmaları keskinleşiyor. Bunlar arasındaki çatlaklar derinleştikçe; kaynakları yağmalamak, pazarları ele geçirmek ve halkları tahakküm altına almak amacıyla yürütülen emperyalist politikalar daha da gericileşiyor. Emperyalist politikanın silahlarla sürdürülen biçimi olarak savaşlar gündemden çıkmıyor.

SSCB'nin dağılması, güçler dengesini köklü bir biçimde değiştirdi. En basit haliyle, batı emperyalizminin karşısında, askeri ve siyasi bir güç olarak onu dengeleyen bir «doğu bloku» şimdi artık yok. Bu, emperyalistleri daha pervasız hareket etmeye teşvik ediyor.

"Yeni dünya düzeni"nin neo-liberal ideologları, Sovyetler Birliği deneyiminin tıkanarak başarısızlığa uğramasını kapitalizmin alternatifsizliğine kanıt olarak sundular. SSCB'nin çöküşünden sonra özellikle vahşileşen neo-liberal ekonomik ve siyasi saldırılar, ideolojik meşruiyetlerini bu aptalca 'kanıt'tan almaya çalıştı. IMF ve DB gibi küresel tefecilerin soygun programları, borçlu ülkelere bu yüzden tek seçenek olarak dayatılabildi.

Ücretli kölelik ve emperyalist saldırganlık düzeninin, 'yeni', 'küresel' ve 'alternatifsiz' dünyasında bugün, 149 milyon çocuk yetersiz besleniyor, 1 milyar 100 milyon kişi içecek su bulamıyor, her yıl 515 bin kadın sağlıksız koşullar yüzünden hamilelik ya da doğum sırasında hayatını kaybediyor. Toplumsal zenginlik her geçen gün biraz daha küçük bir azınlığın elinde toplanıyor. Sadece 225 kişinin serveti, 1 milyar 300 milyon insanın yani 60 tane Türkiye'nin bütün gelirine eşit. 1990-2000 yılları arasındaki savaşlarda ölen çocuk sayısı 200 bin!

Kitle iletişim araçlarından yayılan yalanlarla ideolojik hegemonya altına alınan halklar, emperyalizmin ve "yeni dünya düzeni"nin ne anlama geldiğini acı bir şekilde görüyorlar. Önce Balkanlar, ardından Kafkasya, Afrika, Afganistan ve Filistin savaşları ve hegemonya mücadeleleri emperyalizmin vahşi yüzünü ortaya çıkarıyor. Bir kaç büyük devlet, diğer devletlerin egemenlik haklarını ipotek altına almış durumda. Büyük devletler ya AB gibi bütünleşme sürecine çektikleri ülkeler üstünde, "Ekonomik refah, demokrasi vaadi, ulus devletlerin modası geçti" gibi argümanlarla egemenlik kurmaya ya da ABD'nin yaptığı gibi "terörizmle mücadele' adı altında zengin kaynaklara sahip ülkeleri silah zoruyla egemenlik altına almaya başlıyorlar.

Sömürü düzeninin alternatifsiz olduğunu iddia etmek, yaşadığımız bu cehennemin içinden ileriye doğru bir çıkış yolu olmadığını savunmak, kültürüyle, sanatıyla, felsefesiyle bütün bir insan uygarlığına ve kültürüne hakaret etmek olur. İnsanlık bundan çok daha iyi bir hayata layıktır. Kapitalizmin alternatifi elbette vardır. Çünkü insan, kendi geleceğini kendi ellerine alma, içinde yaşadığı toplumsal koşulları değiştirme potansiyeline sahiptir. İnsanın potansiyellerini küçümseyen, 'toplum diye bir şey yoktur' diyen neo-liberalizm tepeden tırnağa gericidir. Kapitalizmin layık olduğu yere, çıkrık ve baltanın yanına gönderilmesi, uygarlığın ve onun üzerinde kurulduğu gezegenin selameti için ön koşul haline gelmiştir.

Emperyalizm yenilemeyecek bir güç değildir. Sovyet deneyimi emperyalist gericilik tarafından boğulmuş olsa bile, o devletin kurulmasını sağlayan sosyal devrim hala emperyalizmin yenilebileceğinin en iyi kanıtıdır. Paris Kömünü ve Ekim Devrimi, bu yüzden, tarihi 150 yılı aşan bilimsel sosyalizm geleneğimizin en değerli ve başarıları ve başarısızlıkları ile sonsuz derslerle dolu mirasıdır. Gericilik tarafından yenilmesi, onun yeni bir çağın, emperyalist kapitalizmden özgürlük ve sosyalizme geçiş çağının ilk habercisi olduğu gerçeğini değiştirmez.

Ekim Devrimi'ni gerçekleştirenlerin iddiaları 21. yüzyılda hala geçerliliğini koruyor. Emperyalist barbarlığın uygarlığı ve kültürü imha etmesinin, emekçilerin emekçilere kırdırıldığı savaşların önüne geçilebilmesinin hala tek yolu var: İktidarı emperyalistlerin ve kapitalistlerin elinden alarak, gerçek sahibine, doğrudan üreticilerin eline verecek bir devrim! Kapitalizmi ve bütün baskı biçimlerini ortadan kaldırarak, mülkiyeti ve demokrasiyi toplumsallaştıracak bir toplumsal düzen: Sömürülenlerin ve ezilenlerin kendi iktidarı olarak Sosyalizm!

Bugün, dünya çapında, geçmiş deneylerden dersler çıkaran devrimci güçler ve kapitalizm karşıtı muhalefet umut verici adımlar atarak gelişiyor. Emperyalist bölgesel savaşların ve paylaşımların kurbanı olan halklar arasında sosyalizmin rönesansına doğru ilk uyanışlar başlıyor. Bütün bunlar, dil farkı ve sınır tanımayan emperyalizmin karşısında, dil farkı ve sınır tanımaksızın bütün ülkelerin işçilerini birleşmeye çağıran enternasyonalist bir işçi-emekçi seçeneğinin ilk habercileridir. Ekim Devrimi'nin açtığı çağın yeniden ve dünya çapında başlatılmasının koşulları olgunlaşıyor.

TEKELLERİN DEĞİL EMEKÇİLERİN YÖNETTİĞİ BİR ÜLKE İÇİN MÜCADELEYE!



Soğuk savaş döneminde Türkiye, emperyalist batı bloğunun en sadık müttefiki, ileri karakolu oldu. Topraklarını Amerikan ordusuna tahsis etti. Bu dönemin sonunda bugün ülke, emperyalizmin, onunla içiçe geçmiş az sayıda tekelin, temelinde kara para yatan spekülatif sermayenin ve bunlarla organik bağa sahip endüstriyel askeri kompleksin egemenliği altında krizden krize sürükleniyor. Ekonomi, IMF ve DB gibi küresel tefecilerin dikte ettiği programlarla yönetiliyor.

Tekelleşen sermaye giderek asalaklaşıyor, yerli ve yabancı spekülatif mali sermaye sanayi üretiminin önünde engel haline gelmiş bulunuyor. Fabrikalar sökülüyor. İşsizlik kronikleşti. Türkiye küçülüyor, toplumsal hayat çürüyor.

Türk egemen sınıfı içinde bulunduğu krizden çıkış yolunu yayılmacı maceralarda arıyor. Emperyalizmin Avrasya'daki yağma sofrasından beslenmek ve bölgesel bir güç merkezi olmak hayalleri kuruyor. Bu strateji, somut olarak Avrasya'da ABD-İsrail ittifakına dayanarak bölgesel güç merkezi olma süreci içinde Avrupa Birliği'ne Türkiye'yi entegre etmek amacı taşıyor.

Önümüzdeki dönemi belirleyecek tehlikeli strateji budur. Bu strateji, ülkeyi büsbütün ucuz işgücü cennetine çevirmeden, devlet aygıtının anti-demokratik, baskıcı yapısını koruyarak muhalefeti zor kullanarak bastırmadan, "ulusal birlik, bütünlük" adı altında Kürtlerin siyasal gücünü kırmadan ve "ulusal çıkar" adı altında Türkiye'yi bölgesel savaş maceralarına sürüklemeden amacına ulaşamaz.

Emperyalizmin ve tekellerin Türkiye'ye dayattığı bu gerici programın ve yayılmacı maceraların emekçilere ve tüm ülkeye faturası ağır olacaktır. Bu gerici program, Türkiye emekçilerine, yıkıma uğrayan köylülere, esnafa, kadınlara ve gençlere, AB sahte cennetini vaad ederek kabul ettirilmek isteniyor. Türkiye oltadaki bu yeme, AB'ye, bu sahte cennet vaatlerine "hayır" demelidir. Amerikan-Israil savaş arabasinda AB'nin sözde "barışçı" kıyılarına ulaşma yalanına karşı koymalıdır.

Bu ise tekellerin Türkiye'sinden emekçilerin Türkiyesine geçiş programı etrafında birleşerek kapitalist programa karşı koymakla gerçekleşecektir. Bu program, Türkiye'nin emek sermaye temel çelişkisiyle belirlenen kapitalist bir ülke olduğu bilimsel saptamasına dayanmaktadır.

SOSYALİZME GİDEN YOL

Partimizin amacı, insanın insan tarafından sömürülmesine ve ezilmesine, cinsler ve uluslar arasındaki eşitsizliğe, doğal çevrenin yağmalanmasına son verecek, insanın ve insanlığın ortak kültürünün gelişiminin önündeki tüm engelleri ortadan kaldıracak olan, bayrağında "herşey insan için" ve "herkesten yeteneğine göre, herkese ihtiyacı kadar" şiarlarının dalgalandığı sosyalizmdir.

Sosyalizme, bir dizi mücadele evresinden geçilerek, bütünsel ve kesintisiz bir devrimci süreç sonucunda; kapitalist toplumun devrimci tarzda aşılmasıyla, işçilerin ve emekçilerin öz iktidarı olarak sosyalist demokrasinin ilan edilmesiyle ve son çözümlemede bölgesel ve enternasyonal çapta ulaşılabilir.

Bu amaca ulaşmak için partimizin önünde duran en temel görev, barış, demokrasi, eşitlik ve özgürlük yoluyla tekellerin Türkiyesinden emekçilerin Türkiyesine ve sosyalizme doğru yürüyüşün itici güçlerini örgütlemek, onları tek bir mücadele cephesinde birleştirmektir.

Tekellerin Türkiyesinden emekçilerin Türkiyesine giden yol, Türkiye işçi sınıfı ve emekçileriyle Kürt yoksullarının ittifakı, onların siyasal temsilcilerinin, erkek egemen sisteme karşı mücadele eden kadın hareketinin ve diğer özgürlük hareketlerinin, doğal çevrenin tahrip edilmesine karşı mücadele eden ekolojist hareketin, gençlik hareketlerinin, anti-militaristlerin, antikapitalistlerin, anti-emperyalistlerin, anti-faşistlerin işbirliği, ortak mücadelesi ve iktidarı ele almalarıyla açılabilir.

KADINLARIN KURTULUŞU İÇİN



Cinsiyetçilik, kapitalizmle iç içe geçmiş olan, ekonomik, politik ve toplumsal alanlarda kadınların bir cins olarak ezilmesi üzerinde kurulmuştur. Kadının ezilmişliğini aile içinde başlatır; kadının aile içinde harcadığı karşılıksız emek, erkeğin denetiminde kapitalizmin hizmetine sunulur.

Aile içinde kadınların emeklerine, bedenlerine ve kimliklerine el konuluyor. Aile içindeki cinsiyetçi işbölümü, kadınların kamusal alandaki konumuna da belirliyor. Dünya yoksullarının 2/3’ü kadın. Bugün uygulanan yapısal uyum politikaları ve IMF’nin dayatmaları kadınları ucuz ve güvencesiz iş yaşamına mahkum ediyor. Kadınların enformel sektördeki iş gücüne katılımları, dünya genelinde, formel sektöre katılımlarından daha yüksek. Bu oran hem kentsel, hem de kırsal alanda artma eğilimi gösteriyor. Türkiye’de kentlerde kadınların işsizlik oranları, yaklaşık erkeklerin iki katı daha fazla. Kadınların sosyal güvenceden yararlanma oranları ise sadece yüzde 10.

Bugüne ve yarına dair Sosyalizm, kadınların kurtuluşunun gerçekleşmesinin maddi ön koşulu. Ancak, yeterli değil.. Her ulustan, sınıftan veya toplumsal kesimden kadınlar, kadın olmaktan kaynaklanan ortak bir ezilmişlik yaşıyor. Bu ortak ezilmişlik, kadınların kurtuluşu için, kadınların kendi özgül ve örgütlü mücadele vermelerini gerektirir. Her türden ezilme ve sömürülme ilişkisine karşı olan partimiz, kadın kurtuluş hareketinin taleplerini destekler.
Partili kadınlar, kadın kurtuluş mücadelesinde farklı kadınların farklı ezilmişlikleri olduğundan hareketle ortak mücadeleyi ve eşit haklı temelde birlikte hareket etmeyi önüne koyar.

Bu bağlamda Kürt kadınlarıyla birlikte olmayı önemser ve sürekli kılmayı hedefler.
Partili kadınlar, toplumsal alanda izleyeceği politikaları yasakçı laiklik anlayışıyla iç içe geçmiş kemalizmden, şovenizmden, militarizmden, faşizmden ve erkek egemenliğinden bağımsız bir hat olarak benimserler

KRİZDEN ÇIKIŞIN, İŞSİZLİĞE VE YOKSULLUĞA SON VERMENİN ÖNKOŞULU



Türkiye kapitalizmi ekonomik açıdan iflas etmiş durumda. 200 milyar doları aşan borcun-faizin karşılığında ülkenin tüm varlıkları ipotek altına alınmış halde. Bu borçlar çalışanların sırtından ödeniyor. Yine onların emekleriyle yaratılmış kamu işletmeleri, borçların ödenmesi için yok pahasına özelleştiriliyor. Türkiye'de hükümetler alacaklı uluslararası sermaye tarafından düzenleniyor. Borçlu Türkiye emperyalizmin savaş siyasetinin paralı askeri haline getiriliyor.

Krizden çıkışın, işsizliğe ve yoksulluğa son vermenin ön koşulu, iç ve dış borçların tanınmamasıdır.

Başta IMF ve DB benzeri emperyalist kurum ve kuruluşlar olmak üzere, emperyalist kredi kuruluşlarına, bankalara kısaca küresel tefecilere olan dış borçların hiçbir meşruiyeti yok. Bütün dünyada büyük kısmı faiz alacaklarından oluşan bu borçların iptal edilmesi talebi yükseliyor.

İç ve dış borçların tanınmamasının Türkiye'yi dünya ekonomisinden izole ederek yıkıma sürükleyeceği iddia ediliyor. Bu büyük bir yalandır. Tam tersine meşruiyeti olmayan bu faiz borçlarını iptal etme irade ve cesaretini gösteren Türkiye, dünyanın tüm borçlu halklarının ve kapitalizm karşıtlarının devrimci sempatisini ve dayanışmasını kazanacaktır. Kendi gücü ve bu uluslararası dayanışma sayesinde emperyalist dayatmaları yenik düşürecek ve dünya ekonomik işbölümünden dışlanma tehdidini boşa çıkaracaktır. Türkiye'nin dış borçlarını ödemeyeceğini ilan etmesi, emperyalizmi kuşatan bir hareketin başlangıcı olabilecektir.

İç borçların da hiçbir meşruiyeti yoktur. Devlete yüksek faizle borç veren ve çoğunluğu narko-ekonominin patronları olan "alacaklılar", devletin, partilerin ve tekelci sermayenin organik bileşenleridir. Türkiye'de bir suç ortaklığı oluşmuştur. İç borçların iptali bu suç ortaklığına ağır bir darbe indirebilir ve demokrasinin önündeki bu gerici engeli ortadan kaldırabilir.

Dış ve iç borç ödeme yükünden, IMF ve DB reçetelerini yırtıp atarak kurtulan Türkiye, neo-liberal uygulamanın bütün sonuçlarını ortadan kaldırma olanağına kavuşacaktır. Borç yüzünden yapılan özelleştirmelere son verilecek, ilk adımda kamu mülkiyetindeki bütün işletmelerde işçi-emekçi denetimi yoluyla üretim artacak, sosyal eşitsizliğe karşı önlemler alınacaktır. 35 saatlik iş haftası ilan edilerek ve kamu yatırımlarına hız verilerek işsizlik hızla azaltılacaktır. Borçların iptaliyle ulusal gelirden sosyal harcamalara ayrılan pay arttırılacaktır. Emperyalizme borç karşılığı askeri hizmet onursuzluğu son bulacak, askeri harcamalar azaltılacak, buradan elde edilen kaynaklar çağdaş bilim ve teknolojiye dayalı eğitime harcanacaktır.

Bu yönelim, kendisi de emperyalist-kapitalist bir güç olan ve emekçilere tek seçenek olarak dayatılan AB ile bütünleşmenin de alternatifidir. ABD'den, DB'den, IMF'den ve öteki emperyalist odaklardan bağımsızlık, AB'den de bağımsızlığı gerektirir.

Türkiye emperyalist askeri bloklar arasında bir seçim yapmak zorunda değildir. Öte yandan, AB'nin de dayattığı neo-liberal politikalara karşı, sömürülenler ve ezilenler arasından yükselebilecek tepkinin faşist-şövenist ve sol milliyetçi güçler tarafından istismar edilmesi tehlikesinin farkında olarak partimiz, bunlara karşı tutum alarak, AB'ye karşı çıkışını, emekçilerin haklarını savunmak ve artırmak, Avrasya'da bölgesel güç merkezi olma stratejisini yenik düşürmek, Kürtlerin kazanımlarını korumak ve geliştirmek amacıyla enternasyonalist bir mücadele yönelimiyle derinleştirerek sürdürecektir.

İç ve dış borçların tanınmaması talebini yükselten sosyalist hareketimiz, demokrasinin, özgürlüğün ve yurtseverliğin bayrağını sosyalizmin ve enternasyonalizmin bayrağıyla birlikte yükseltecektir.

DEMOKRASİYİ KAZANMANIN ÖNKOŞULU



Türkiye, inkar politikalarının bir sonucu olarak ortaya çıkmış, on beş yıllık kanlı bir silahlı çatışmanın ağır sonuçlarıyla yüzyüzedir. Savaş binlerce insanın canına mal oldu. On binlerce insan sakat kaldı. Bir o kadarı zindanlara atıldı. Ormanları yok edilen bölgenin ekolojik dengesi bozuldu, demografik yapısı çarpıklaştı. Meralar, köyler ekonomik nedenlerle değil, zorla göç ettirme nedeniyle boşaldı. Ekonomik yapı altüst oldu, hayvancılık yıkıma uğradı.

Silahlı çatışma, narko-ekonominin işine yaradı. Ağır askeri giderler bu yolla karşılandı. Devlet zirvesinin yönetiminin kimi kesimlerinde oluşan çeteler ülkeyi kana boğdu ve kirletti. Ülkenin kültürel yaşamı şovenizmle zehirlendi. Faşist hareket kan dökerek ve dökülen kanlarla beslenerek palazlandı. Toplumun önemli bir kesimi işte bu on beş yıllık çatışma, ekonomik kriz, siyasal, sosyal ve kültürel yozlaşma ortamında ve umutsuzluk içinde kurtuluşu dine sarılmakta buldu.

Demokrasiyi kazanmanın ön koşulu Türklerin olduğu gibi Kürtlerin de istedikleri gibi yaşama hakkına sahip olmalarıdır. Ancak böyle bir eşit haklılık geçmişte kader birliği yapmış bu iki öznenin gönüllü birliğinin önünü açabilir. Aynı zamanda bu, 12 eylül hukukunu ortadan kaldırmanın önündeki en büyük engelin sonu demektir. İnsan haklarının tastamam tanınması, sendikal hakların genişletilmesi, düşünce, toplantı, gösteri ve örgütlenme özgürlüğünün, genel grev hakkının elde edilmesi Türkiye'nin "bölücü terör" umacısından kurtulmasına da bağlıdır.

Bugün için ilk adım, onbeş yıllık silahlı çatışmanın en temel sonuçlarını ortadan kaldırmaktır. Ağır bedeller ödenerek elde edilen kazanımları savunmaktır. Bu ise idam cezasının tamamen kaldırılması, genel politik af ilan edilmesi, ana dilde eğitim, ögretim ve yayın özgürlüğünün eksiksiz ve tastamam tanınması, Hak eşitliği talep edenlerin politik örgütlerinin yasal güvenceye kavuşturulması, göç edenlerin köylerine dönüşünün koşullarının yaratılması, göç edenlerin topraklarına, meralarına el koyan, bölge sivil halkına karşı sürekli şiddet uygulayan koruculuğun kaldırılmasıdır. Bütün bu talepler, yalnız bölge halkının değil, herkesin demokratik hak ve özgürlüklerini elde etmek ve güvence altına almak için vazgeçilmez önemdedir.

Bu sorunda çözümsüzlük yalnız demokrasinin önüne büyük engeller koymuyor. Aynı zamanda bölge barışını tehdit eden başlıca faktörlerden biri oluyor. Büyük emperyalist devletler arasındaki paylaşıma paralel olarak, bölge devletleri arasında da rekabet kızışıyor, savaş tehlikesi büyüyor. Rakip bölge devletlerinin arasına sıkışan Kürtler bu rekabet ve savaşların acısını çekiyor. Bölge devletleri birbirlerinin “Kürt sorunu”nu yayılmacı paylaşım kavgasında stratejik bir koz olarak kullanıyorlar.

11 Eylülden sonra başta ABD olmak üzere emperyalist devletlerin "terörizmle mücadele" adı altında özellikle bölgemizdeki saldırgan politikasını gemlemek, Kürt sorununda demokratik çözüm sağlamayı zorunlu kılıyor. Türk egemen çevrelerinin Kürt yurtsever hareketini terörist bir hareket olarak ilan etmesi, bölgeye emperyalist müdahale koşullarını arttıran tehlikeli bir politikadır. Emperyalizmin şu ya da bu devlete karşı terör bahanesiyle silahlı müdahalesine, "Kürt terörizmini ezme" karşılığında katılma pazarlığı, Türkiye'yi kaosa sürükleyecektir.

Bölgemizdeki saldırgan politikasını gemlemek, Türkiye’nin de içinde yer aldığı Ortadoğu’da Kürt sorununun demokratik çözümüne yakından bağlıdır. Öte yandan egemen çevrelerin bu sorunu çözmek isteyen demokratik hareketleri terörist hareketler olarak ilan etmesi, bölgeye emperyalist müdahale koşullarını arttıran tehlikeli bir politikadır.

Bu sorunun bölge çapında çözülmesi, yalnız demokrasinin, barışın, halklararası dostluk ve işbirliğinin değil, bölge çapında devrimci sürecin de çıkarınadır. Özgürleşen Kürtler ağır bedeller pahasına elde ettikleri muazzam deneyim sayesinde bölgesel devrimci sürecin başlıca itici güçlerinden biri olarak, bölgedeki gericilikten yana güçler oranını değiştiren önemli bir etken olacaktır.

Sosyalistler her nerede olursa olsun, ezilen halkları temsil eden yurtsever hareketler tarafından dile getirilen bütün haklı talepleri destekleyecekler ve ödünsüz bir biçimde onların eşit haklılığını savunacaklardır. Partimiz bu sorunun çözümü için tüm sol güçlerle her nerede olursa olsun, ezilen halkları temsil eden yurtsever hareketin ittifakı için elden gelen her şeyi yapacaktır.

BÖLGESEL BARIŞIN ÖNKOŞULU



Krizden emekten yana çıkış ve demokrasinin kazanılması bölge barışı sağlanmadıkça umutsuz bir dava olacaktır. Türkiye'nin bir bölgesel savaşa sürüklenmesi krizin çok daha ağır bir biçimde emekçilerin sırtına yüklenmesine yol açmakla kalmayacak, temel özgürlüklerin ortadan kalkmasına, militarist ve şövenist baskının dizginsiz bir biçimde halkın üstüne çökmesine de neden olacak.

Savaş tehlikesi yapısaldır. Eğer devrimci, demokratik, yurtsever ve savaş karşıtı güçler bölgesel çapta birleşip önleyemezlerse, bölgesel savaşlar kaçınılmazdır. Emperyalist merkezler Avrasya'da pazarları, enerji kaynaklarını ve kavşaklarını yeniden paylaşırlarken, bu paylaşıma kapitalist bölge ülkelerini de çekiyorlar. Bu ülkelerin arasındaki rekabeti kızıştırıyor, rakip bölge devletlerinden birine bir emperyalist merkez destek veriyorsa, diğerine bir başka emperyalist merkez destek vererek, bu bölge devletlerinin sırtından birbirleriyle dolaylı bir savaş yürütüyor, kendi silah tekellerine yeni pazarlar sağlıyor ve savaştan yorgun düşen halkların üstünde egemenliklerini kuruyorlar.

Türkiye ABD ve İsrail'le yaptığı stratejik anlaşmalarla hızla bölgesel savaşların faktörlerinden ve taraflarından biri olmaktadır. Türkiye'nin savaş siyasetine sürüklenmesi yalnız emperyalist devletlerin ve NATO'nun yüzünden değildir. Türkiye'de kapitalist tekelci çıkar, yapısal ekonomik kriz, militarist devlet egemenliği, pan-türkist ve pan-islamist ideolojik hegemonya savaşın içimizdeki kaynaklarıdır. Egemen güçler, Nahcıvan'la Azerbaycan'ı ayıran "Ermeni Dili"ni kopartıp Azerbaycan'la sınır komşusu olarak buradaki petrollerden, Irak'ta Türkmen kozunu oynayarak Kerkük petrollerinden pay almanın hesaplarını yapıyorlar. Kıbrıs'ta çözümü önlüyor, Yunanistan'la Balkanlarda hegemonya mücadelesi sürdürüyor, Kafkaslarda etnik kavgalarda rol oynamak istiyorlar. Bu dış politika, Türkiye'nin gelecekte içine sürükleneceği savaşın gerçek sınıfsal özünü gözler önüne seriyor. Bu savaş asla haklı bir savaş olmayacak, hegemonyacı bir saldırı savaşı olacaktır.

Barışın ön koşulu, herşeyden önce ABD-İsrail gizli antlaşmalarını iptal etmek ve Türk silahlı güçlerinin ülke dışına sevk edilmesini önlemektir. Bunun başarılması Türkiye'nin NATO blokundan çıkmasının, Avrupa ordusuna katılma siyasetinin son bulmasının ilk adımı olacaktır. Bugün ABD-İsrail-Türkiye ittifakı ülkemizi bütün komşu ülkelerle karşı karşıya getiren ve savaş tehlikesini büyüten başlıca faktördür.

Savaş karşıtı mücadele ertelenmez bir görevdir. Sosyalistler savaşın yaratacağı trajik sonuçlar hakkında en geniş kitleleri aydınlatacak, tüm savaş karşıtlarının tek cephede birliği ve bölge halklarının enternasyonal dayanışma için çalışacaklardır. Enternasyonal dayanışmanın hedefi, her ülke halkının kendi egemen güçlerinin yenilgisi için mücadele etmesidir.

Eğer savaş tüm çabalara karşı önlenemezse, savaşın kaçınılmazlıkla yaratacağı yıkımdan ve krizden, emekçilerin, ezilenlerin ve dışlananların iktidarıyla çıkmak için mücadele etmek partimizin temel hedefi olacaktır

İÇ BARIŞIN ÖNKOŞULU



Türkiye son on yıl içinde büyük bir hızla sağa kaydı. Günümüzde Türkiye siyasal yaşamını kimisi Türkçülüğe, kimisi İslamcılığa, kimisi de Türk-İslam sentezine ağırlık veren faşist akımlar, hem kitlesel bakımdan, hem de devlet aygıtının her kademesinde kadrolaşma bakımından, hem de sendikal hareket içinde büyük bir güç kazandı. Sonuçta bu faşist potansiyele dayanan bir parti iktidar koltuğuna oturdu. Bunun başlıca nedeni, onbeş yıl savaşında ve siyasal islamcılığa karşı 28 Şubat döneminde iktidarların faşist harekete ihtiyaç duyması, ekonomik, politik kriz ve yozlaşma karşısında "güçlü ve temiz iktidar" sloganının ve faşist-şovenist demagojinin küçük mülk sahiplerini, yoksulları etkilemesi, sosyalist hareketin bölünmüşlüğü ve zayıflığı, sol liberalizmin faşist tehlikeyi görmezden gelmesi, sol milliyetçiliğin ise faşist hareketi meşrulaştıran bir aymazlığa düşmesidir.

Son hükümet döneminde faşist hareketin güçten düşmesi yanıltıcı sonuçlar doğuruyor. Bu hareketin kendiliğinden güçten düşeceği ve etkisini yitireceği düşüncesi büyük bir tehlikedir. Derin bir ekonomik krizin patlaması ve Türkiye'nin bir bölgesel savaşa sürüklenmesi faşist tehlikeyi büyütecektir. İdamın kaldırılmasına karşı koyan faşist hareket, "infaz" talebiyle Türkiye'ye karşı en tehlikeli provokasyonu yapmakta, küllenen iç savaşa benzin dökmektedir. Faşist hareket Kıbrıs sorununda, Kafkasya'da, Orta Doğu'da yayılmacı, militarist ve savaş yanlısı sermayenin vurucu gücü, emperyalizmin Avrasya'daki hegemonya politikasının en gerici aracıdır.

Onbeş yıllık silahlı çatışma döneminde büyüyen militarist çevrelerle iç içe geçen faşist hareketleri etkisizleştirmek, siyasal yaşamdan dışarı atmak, demokrasinin, etnik iç barışın ve barışın ön koşuludur. Militarist devlet yapısını kökten değiştirmek, siyasal yaşamı militarist vesayetten kurtarmak faşist hareketi etkisizleştirme mücadelesinden ayrılamaz.

SDP, sosyalist hareketimizin ve anti-faşist güçlerin İkinci Dünya Savaşı yıllarında, 1960'larda ve 1970'lerde mücadelede deneyimini, elde ettiği birikimi canlandıracak, faşist tehlikeye karşı uyanıklığı sağlayacak, herşeyden önce sendikalardaki faşistleştirme hareketine karşı emekçileri örgütleyecek, varoşlarda faşist demagojinin iç yüzünü açığa vuracak, yurtsever kitlelerin milliyetçilikle faşizmin tuzağına düşmesini önleyecektir.

İKTİDARA DOĞRU

Türkiye sosyalist hareketinin tarihi, sınıf mücadelesinin hemen hemen bütün biçimlerinin, yöntemlerinin, örgütsel yapılarının, bütün politik strateji ve taktiklerinin denendiği öğretici ve esin verici bir tarihtir. ...P, bu tarihsel birikimin mirasçısıdır. Kuşaklar boyu elde edilen tarihsel deneyime eleştirel bir yaklaşımla eğilmek, ondan öğrenmek, onu yeni tarihsel koşulların ışığında eylemimizle birleştirmek partimizin mücadele anlayışının temelidir.

SDP'nin hemen bugünden somut hedefler uğrundaki mücadelesi, barış, demokrasi, özgürlük, eşitlik yoluyla tekellerin Türkiyesi’nden emekçilerin Türkiyesi’ne ulaşma amacıyla niteleniyor.

Biz hiç duraksamadan:

- Krizden çıkış için, iç ve dış borçların tanınmaması,

- Kürt sorununun çözümü için genel politik af ve örgütsel legalite,

- Bölgesel savaşları önlemek için ABD-İsrail-Türkiye ittifakına son

- Demokrasi, etnik iç barış ve bölgesel barış için faşist harekete son

hedeflerini hayata geçirmek, için mücadele edeceğiz. Bu doğrultuda mücadele aşağıdaki taleplerin elde edilmesinde belirleyici önemdedir.

Derinleşen ekonomik kriz ve bu krizle büyüyen siyasi krizin yarattığı toplumsal yıkımın emekçiler ve tüm ezilenler bakımından çözümü, toplumsal yaşamın bütün alanlarına ilişkin talep ve yanıtların bütünsel niteliğine bağlıdır. İşte emekçilerin güncel taleplerini içeren eylem programının yerleşik kapitalist düzen tarafından çözümlenip çözümlenmeyeceğini tartışmak yerine, kitlelerin bu talepler doğrultusunda seferber edilebilmesi, onların bilinç sıçramasına yapacağı katkı, başlı başına onun devrimci niteliğinin kanıtıdır. Gelecek toplum tasavvuru olarak sosyalist demokrasiyi işçilerin ve emekçilerin sahiplenmesinin olanağı bizzat verecekleri güncel mücadelelerin deneyimleri üzerinde yükselecektir.

Partinin eylem programını oluşturan talepler, emekçilerin, Kürtlerin, kadınların, gençlerin, çevre tahribatına karşı çıkanların, insan haklarını savunanların, yerleşik düzenden mağdur olan herkesin değişim umudunu içerir. Bu programın içerdiği eşitlik, demokrasi ve barışa yönelik, ekonomik ve demokratik taleplerin gerçekleşmesinin kaçınılmaz sonucu, devrimci değişimin yolunu açacak olmasıdır.

İlk adımda iç-dış borçların ödenmemesi uğrundaki mücadele, aşağıdaki taleplerin elde edilmesi uğrundaki mücadeleden ayrılamaz.

EMEKÇİLERİN YAŞAM ŞARTLARININ İYİLEŞTİRİLMESİ İÇİN


IMF direktifiyle hükümetçe uygulanan ekonomik programın yol açtığı ekonomik kriz sonucunda uğranılan ücret kayıplarının derhal telafi edilmesi,

· Artan enflasyon karşısında ücretlerin erimesini durdurmak için her ay enflasyon oranında ücretlere zam yapılması,

· İşten atılmaları engelleyecek iş güvencesi yasasının çıkarılması,

· Haftada 35 saatlik çalışma süresinin yasalaşması,

· Kadın, erkek tüm yurttaşların çalışma hakkının güvence altına alınarak, işsiz kalanlara ödenen işsizlik sigortası ödeneğinin, sınırlı sürelerle değil, iş bulunana kadar ödenmesi,

· Fazla mesailerin kaldırılması,

· Eşit işe eşit ücret verilmesi,

· Sigortasız işçi çalıştırmanın engellenmesi,

· Çalışanlarının iş güvenliğinin ve sağlığının emekçilerden oluşacak kurullarca denetlenmesi,

· Tarım emekçilerinin ücretlerinin yaşam koşullarına uygun olarak enflasyon oranında arttırılması, sendika kurma ve diğer sosyal güvenlik haklarının tanınması,

· Emeklilerin maaşlarının arttırılarak, insanca yaşam koşularına kavuşturulması,

· Herkesin eşit, kaliteli eğitimi parasız olarak alabilmesi,

· Herkese parasız sağlık hizmeti verilmesi,

· Herkesin yaşanabilir ve güvenli konutlarda yaşamını sürdürebilmesi,

· Sosyal güvenlik kuruluşlarının özelleştirilmesinin durdurulması, özelleştirilenlerin emekçi denetiminde kamulaştırılması bu kuruluşların yönetimlerinin doğrudan çalışanlar ve emekliler tarafından denetlenmesi,·

TOPLUMSAL İHTİYAÇLAR İÇİN EKONOMİ

İşletme ya da ülke ölçeğindeki temel ekonomik yönelim, emekçi örgütlerinin ve halk temsilcilerinin iradesi doğrultusunda ve toplumsal ihtiyaçlar temel alınarak belirlenmelidir.

· Eğitim, sağlık, sosyal güvenlik giderleri ve benzeri kamu harcamaları devletin yükümlülüğündedir, devlet kamu giderlerini azaltmak gerekçesiyle hiçbir biçimde bu yükümlülüğünden vazgeçemez, yükümlülüğünü sermayeye devredemez.

· KİT'lerin özelleştirmesinin durdurulması, özelleştirilenlerin emekçi denetiminde kamulaştırılması, iktidar olan düzen partilerinin kamu kuruluşlarını yağmalamasını engellemek için KİTlerde emekçi denetiminin gerçekleşmesi,

· Askeri harcamaların, yeni silah sistemlerine yapılan yatırımların ve savaşın yuttuğu kaynakların altyapıya, eğitime, sağlığa, ve KİT'lerin modernizasyonuna tahsis edilmesi,

· Banka iflaslarında açıkça ortaya çıktığı gibi özel bankaların toplumun ve devletin kaynaklarını belirli sermaye gruplarına transfer ederek yaptıkları yağmacılığın engellenmesi, yüksek faizle tefecilikten kar eden özel bankaların ve finans kesiminin çalışanların denetimine verilerek kamulaştırılması,

· Toplumsal kaynakları üretim yerine spekülatif kar alanına tabi kılan borsanın kapatılması,

· Toplumsal kaynakların yerli ve yabancı tefecilerce sömürülmesinin engellenmesi, küçük tasarruf sahiplerinin borçları dışında iç borçların ödenmemesi, dış borçların ödenmesinin durdurulması,

· Dış ticaretin kamulaştırılması, döviz işlemlerinin iktisadi planın gereklerine tabi kılınması, uluslararası spekülatif sermaye hareketlerinin denetlenmesi, Avrupa Birliği(AB) ile Gümrük Birliği, IMF, Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü, hazırlanmakta olan MAI gibi bütün anlaşma ve örgütlerden çıkılması,

· Kar amacına tabi olması toplumsal yıkıma neden olan toplu ulaşım, eğitim, sağlık, iletişim, enerji kaynak üretim ve dağıtımının özelleştirilmesinin durdurulması, özelleştirilenlerin ve bu sektörlerde faaliyette bulunan özel işletmelerin çalışanların denetiminde kamulaştırılması,

· Kriz dönemlerinde veya siyasal çıkarları yönünde sermaye kaçıran, yatırımları durduran, karaborsa ve istifçilik yapan şirketlerin, emekçilerin denetiminde kamulaştırılması,

· Emperyalist finans ve ticaret örgütlerinin dayatmasıyla tarımın devlet desteği kaldırılarak serbest piyasa koşullarına ve çokuluslu şirketlerin egemenliğindeki uluslararası rekabet koşullarına bırakılarak tahrip edilmesine karşı mücadele edilmesi,

· Toprağın emekçi köylülerin hakkı olması gerektiğinin kabuluyle, emekçi köylü örgütlerinin öncülüğünde köklü bir toprak reformunun gerçekleştirilmesi, küçük üreticilerin korunması amacıyla tarım kooperatiflerinin güçlendirilmesi, demokratikleştirilmesi,

· Ekonomik gelişmenin yaşanabilir çevre imkanıyla birlikte planlanması, yasalarda çevre tahribatına sebep olan maddelerin kaldırılması, çevreyi koruyan yasaların çıkarılması, uluslararası tekellerin doğal kaynakları sömürü ve kar amaçlı yatırımları için dayattıkları çevre tahribatına yol açacak uluslararası anlaşmalardan çıkılması,

· KDV, özel iletişim vergisi, ÖTV gibi vergilendirmede adaletsizliğe yol açan dolaylı vergilerin kaldırılması, kazanca ve servete göre vergilendirmenin gerçekleşmesi ve ekonominin bütününün kayıt altına alınması,

· -Ekonomik yaşamda;yüzyıllardan beri maruz kaldıkları sistematik ayrımın sonuçlarını telafi etmek için, kadınların ve işgücünün aşırı sömürüye uğramış diğer kesimlerinin işe alımında, eğitimlerinde, kıdem ve terfilerinde tercihli tedbirler uygulanmalıdır.

- İş ve kıdem kaybı olmaksızın anne ve baba için ücretli doğum izni uygulanmalıdır.

- Çalışan her kadın sosyal güvenlik kapsamına alınmalıdır.
- Değiştirilen emeklilik yasası, eski haline yeniden döndürülmelidir.
- İşsizlik sigortası yaygın ve yeterli bir biçimde işletilmeli, kadınların yararlanması için tedbirler alınmalıdır.
- Esnek üretime ve işsizliğe karşıt olarak iş saatleri düşürülmeli, herkes sosyal güvenceli iş sahibi olabilmeli.
- Kadınların daha yoğun çalıştığı kayıt dışı ekonomi kayıt altına alınmalı ve sosyal güvence sağlanmalı.

DEMOKRATİK ÖZGÜRLÜKLER


Demokratik özgürlüklerin ön koşulu olarak kürt sorununun çözümü için verilen mücadele aşağıdaki talepler uğrundaki mücadeleden ayrılamaz

· Askeri rejimin tahakkümü altında referandumla kabul edilen 1982 Anayasası'nın değiştirilerek demokratik bir anayasanın halkın katılımıyla çıkarılması,

· Yönetimin tümüyle parlamentoya devredilmesi, ordunun siyasi alana müdahalesine olanak sağlayan bütün anayasal, yasal vb. düzenlemelerin (MGK, MASK, MGSB, iç hizmet kanunun darbeye olanak sağlayan hükümleri, kriz yönetimi) ortadan kaldırılması,

· Tüm çalışanların, kamu emekçilerinin hiçbir sınırlamaya tabi olmaksızın grevli, toplu sözleşmeli sendikal örgütlenme hakkının yasalaşması,

· Sendikaların toplu sözleşme yapabilmesi için işkolunda 10% örgütlenme şartının yasadan çıkarılarak sendikal örgütlenme önündeki tüm barajların kaldırılması,

· Kamu emekçilerinin siyasi partilere üye olma hakkının yasalaşması,

· Seçim yasasının değiştirilerek toplumun tüm siyasi eğilimlerinin parlamentoda ve yerel organlarda temsilini sağlayacak nisbi temsil sisteminin, ülke ve bölge barjlarının kaldırılarak demokratikleştirilmesi,

· 12 Eylül rejiminin hukuki gayri-meşruluğu sonucunda siyaset yapma yasağı getirilenler üzerindeki yasağın kaldırılması,

· Devlete karşı işlenmiş suçlarla cezalandırılanlar için genel af ilan edilmesi, siyasi yasakların kaldırılması,

· İdam cezasının tamamen kaldırılması,

· Düşünceyi ifade etme özgürlüğünü engelleyen tüm yasaların kaldırılması, basın, yayın, elektronik ortamda iletişim üzerindeki baskıcı yasaların kaldırılması,

· Din derslerinin kaldırılması, devlet eliyle din öğretimi amacıyla okul, kurs vb. gibi kurumların açılmaması,

· Diyanet İşleri ile ilgili siyasi partiler yasasındaki maddelerin kaldırılması,

· Dini siyasal alana taşıyan, dinsel inanç ve vicdan özgürlükleri alanını sınırlayan bütün düzenlemelerin ortadan kaldırılması, devletin bütün inançlar ve topluluklar karşısında eşit mesafeli durması, azınlıkları çoğunluğun olası baskılarına karşı koruyucu düzenlemeler yapması,

· Yaşadığımız topraklarda varolan farklı kimliklerin, kendilerini ifadelerinin önündeki engellerin kaldırılması,

· Devlet Güvenlik Mahkemelerinin ve Askeri yargı sisteminin kaldırılması, yargının demokratikleştirilerek, yürütmenin yargı üzerindeki tasarrufunun kaldırılması

· İşkencenin sona erdirilmesi, işkence yapanların cezalandırılması,

· Zorunlu askerliğin kaldırılması, vicdani red hakkının tanınması

· Erlere asgari ücretten az olmamak kaydıyla ücret ödenmesi ve tüm askerlere sendikalaşma hakkının tanınması,

· Kadınlara ve cinsel tercihinden dolayı dışlananlara ilişkin yasalarda varolan tüm ayrımcı ve baskıcı maddelerin kaldırılarak ceza yasasına "kadına karşı suç" kavramının eklenmesi

· Cezaevlerinde insanca yaşam koşullarının sağlanması, tecride son verilmesi, F-tipi cezaevlerinin kapatılması

· Merkezi devlet yönetiminin, yerel yönetimler üzerindeki tasarruflarının ortadan kaldırılması, yerel yönetimlerin, yerelde yaşayan halkın iradesine terk edilmesi

· Varoşlarda altyapı hizmetlerine ağırlık verilmesi, siyasi polis baskısının ortadan kaldırılarak, yaşayanların kültürleri üzerindeki her türden baskının kaldırılması ve kültürel, sosyal, siyasal örgütlenmelerinin teşvik edilmesi

· Gençlerin toplumsal yaşama katılmalarının önünde varolan yasal engellerin kaldırılarak, seçilme yaşının 18'e indirilmesi, işe girişlerde askerlik yapmış olma koşulunun aranmaması, çıraklara sendika kurma hakkının tanınması, sigortasız çalışmalarının engellenmesi,

· Gençlerin fiziksel ve psikolojik gelişimlerini tehdit edecek işlerde çalışmalarının engellenerek çocuk emeğinin kullanımının yasaklanması

BARIŞ İÇİN

Barışın ön koşulu olarak, ilk adımda Türkiye İsrail ABD ittifakına son vermek için yürütülen mücadele aşağıdaki talepler uğrundaki mücadeleden ayrılamaz

· Her ne sebeple olursa olsun ülke sınırları dışında bulunan askeri birliklerin geri çekilmesi, NATO, ABD-İsrail-Türkiye askeri ittifakı, AGSP'ye giriş hazırlığı, vb. gibi askeri-siyasi örgütlenme ve anlaşmalardan çekilinmesi,

· Olağanüstü hal uygulamasının bütünüyle kaldırılması, ayrı bölgelerde ayrı yasal uygulamaların ortadan kaldırılması,

· Olağanüstü hal bölgesinde, mücavir alanlarında ve sınır ötesi bölgelerde askeri harekatların derhal durdurulması, insan hakları ihlallerinin bağımsız bir komisyon tarafından araştırılması ve sorumlularının cezalandırılması

· OHAL bölgesinde zorunlu göçe tabi olanlardan yerlerine geri dönmek isteyenlere olanakların sağlanması uğradıkları bütün zararların tazmin edilmesi,

· Devlet içinde yuvalanarak, çeteleşip komplo ve cinayetler düzenlemiş bütün sorumluların yargılanarak, cezalandırılması, para-militer grupların ve kontr-gerillanın dağıtılması, özel kuvvetlerin ve koruculuğun kaldırılması,

· Farklı dil ve kültüre sahip olanların kendi dil ve kültürlerini geliştirme ve yaşatma olanağının sağlanması, anadilde eğitim ve görsel ve yazılı yayın hakkının sağlanması,

· Siyasal suçlardan hüküm giymiş olanlara genel af ilan edilmesi

· Kıbrıs'ta barışçı çözüm doğrultusunda ilerlenmesi, federal devlet biçiminde bağımsız cumhuriyetin iki toplumu gönüllü olarak birliği temelinde yeniden kurulması için çaba gösterilerek, şövenizmin-militarizmin yayılmacı amaçlarının önüne geçilmesi,

FAŞİZME KARŞI

Demokrasinin, barışın ve etnik iç barışın ön koşulu olarak MHP'nin etkisizleştirilmesine karşı mücadele yukarıdaki bütün hedefler ve aşağıdaki talepler uğrundaki mücadeleden ayrılamaz

· Toplumsal hayattaki ve devlet aygıtı içindeki faşist ve dini kadrolaşmanın tasfiye edilmesi,

· Faşizmin her türden toplumsal yansısıyla ortadan kaldırılması, ders müfredatlarının ve medyanın faşist-ırkçı propagandadan arındırılarak demokratikleştirilmesi,

· Ülkenin çok kimlikli ve çok kültürlü yapısı üzerindeki her türden tek tipleştirici basıncın kaldırılarak, tüm kimlik ve kültürlerin kendilerini demokratik bir biçimde ifadesinin olanaklarının yaratılması

KADINLARIN KURTULUŞU İÇİN


Kadınların kurtuluşu için hukuki, ekonomik, siyasal ve toplumsal bütün alanlarda kadınlara yönelik ayrımcılığa karşı mücadele edilmelidir.

- Bedenimiz bizimdir;
- Gebeliği önleme ya da sona erdirme konularında karar hakkı sadece kadınındır. Kadınların çocuk doğurup doğurmamalarına hükümet, hiçbir şekilde müdahale etmemelidir. Kadınlar istedikleri kürtaj ya da doğum kontrol yöntemini serbestçe seçebilmelidirler.

- Kürtaj ve doğum kontrolü parasız olmalı ve özel merkezler kurulmalıdır.

- Kadınların uygun sağlık koşullarında doğum yapmaları sağlanmalıdır.

- Tıbbı araştırmalarda erkek ve kadın için yüzde yüz etkili ve tamamen tehlikesiz doğum kontrol yöntemlerinin geliştirilmesine öncelik tanınmalıdır.

- Tecavüz mağduru olanların dışında 18 yaşından küçükler için de bekaret kontrolü yasaklanmalıdır.

- Şiddete son;

- Evde, işte, sokakta, gözaltında ve savaşta şiddete ve cinsel şiddete maruz kalmış kadınların baş vurabileceği, onlara danışmanlık yapan devletin baskıcı aygıtlarından bağımsız , kadın denetiminde özel merkezler oluşturulmalıdır.

- Savaş sırasında cinsel şiddete uğramış kadınların davaları hızla sonuçlandırılmalı, tecavüzcüler savaş suçlusu ilan edilmelidir.

- Sokakların kadınlar için güvenli olması için kamu taşımacılığının, sokak aydınlatılmasının ve diğer kamu hizmetlerinin düzenlenmesi gerekmektedir.

- Eğitimde fırsat eşitliği;

- Kadınlar tüm eğitim kurumlarına ve mesleki eğitim programlarına serbestçe ve parasız olarak yararlanmalıdır. Geleneksel olarak erkeklerin çalıştığı dallara girebilmelerini ve daha önceden kendilerine kapalı olan meslek ve vasıfları öğrenebilmelerini kolaylaştırabilmek için kadınlar lehine tercihli tedbirler alınmalıdır.

- Kadınları, ev kadını, sekreterlik. Hemşirelik ve öğretmenlik gibi “kadın”işlerine iten her çeşit baskının ortadan kaldırılması
- Bebeklikten ergenliğin ilk yıllarına kadar, ailenin gelir, iş durumu ve medeni hallerine bakılmaksızın bütün çocuklara parasız ve günün 24 saati açık olan kreş ve okulların devletçe sağlanması. Bu yerlerde çalışan kadın ve erkeklerin anti-cinsiyetçi eğitimden geçmesi

Bu hedefler temelinde, sosyalistlerin, sosyal demokratların, Kürt yurtseverlerinin, feministlerin, ekolojistlerin ve tüm ilerici güçlerin emek, barış, özgürlük ittifakını kurmak için çalışacağız. Partimiz, sosyal demokratlarla ittifakı, neo liberalizmin tüm uygulamalarına, özelleştirmelere, militarizmin siyasal hayat üzerindeki etkisine, faşizm tehdidine, Türkiye'nin savaş tehlikesi içeren bölgesel yayılmacılığına, Kürt halkına yönelik baskılara karşı tutum almaları temelinde ele alacak.

Bu güncel hedeflerin uğrundaki mücadele ne denli yayılır, derinleşir ve yoğunlaşırsa, o denli emekçilerin iktidarına doğru yürüyüş gerçekleşmiş olacaktır.

SDP, işçilerin, emekçilerin, kadınların, gençlerin kitlesel gösterilerinin ön safında yer alacak, bunların örgütsel ve düşünsel düzeyini yükseltmek için çalışacak, onların bu mücadeleler boyunca kendi deneyleriyle sosyalist amacı benimsemeleri için gerekli her türlü aydınlatma çalışmalarını yapacaktır.

SDP, işçilerin, emekçilerin, kadınların, gençlerin sokaktaki, grev alanlarındaki, kitlesel gösterilerdeki gücüne dayanmayan bir parlamentoya katılma taktiğine yabancıdır. SDP, sokaktan meclise ve kitlesel mücadele ile parlamenter mücadeleyi birleştirerek emekçilerin, ezilenlerin, tüm dışlananların iktidarına yürüyüşünün partisi olacaktır.

Parti bu programın ertelenmez, somut hedeflerine ulaşmak ve bu hedefleri sosyalist amaçla bağlamak için mücadele edecek ve her yeni politik, ekonomik, sosyal değişime bu programın temel ilkeleri ışığında kendisini dinamik bir şekilde uyarlayacak, Türkiye devriminin yolunda kararlılıkla yürüyecektir.

PARTİNİN İDEOLOJİK VE ÖRGÜTSEL KURUCULUK SÜRECİ


Parti Türkiye emekçilerinin, ezilenlerin, bütün dışlananların kitlesel, devrimci partisi olmayı ve dünya sosyalist hareketinin saflarında enternasyonalist bir güç olarak yer almayı en temel örgütsel ve politik görev olarak benimsemiştir.

Parti gerek sosyalist amacına, gerekse yukarıdaki örgütsel ve ideolojik hedeflerine ancak yaratıcı Marksist teoriye dayanarak ulaşabilir. Marksizm kendi temelleri üstünde ve uluslar arası ve ulusal çapta yürütülen sınıf mücadelesi pratiğinde, onun deneylerinin genelleştirilmesi yoluyla, bilimsel gelişmelerin ışığında yenilenme yeteneğine sahip biricik devrimci teori olarak partinin eylemine yol gösterir.

Parti Marksizmi bir dogma saymadığı gibi, onun tarihsel gelişiminde ortaya çıkan bütün devrimci yorumlarını birbirinin karşısına uzlaşmaz çizgiler halinde koymaz, bunların arasındaki canlı ve uygarca tartışmaları teşvik eder, aralarındaki etkileşim yoluyla daha üst düzeyde bütünsel teorik ortak kazanımlara ulaşılması için düşünsel ortam hazırlar.

Partimiz, kadın hareketinin ve ekolojist hareketin toplumsal muhalefete ve insanlık kültürüne; bu hareketler içinde yer alan sosyalistlerin teoriye yaptıkları katkılara önem verir.

Parti içi eğitim, emekçilerin sınıf bilinciyle donanmasının başlangıcıdır. Parti içi eğitim doktrin er değil, politik mücadelenin ve somut ideolojik görevlerin ihtiyaçlarıyla bağlıdır. Partinin daha başlangıçta farklı görüşlerin yer aldığı bir örgüt olarak kurulması, parti içi eğitimi "resmi doktrin", "resmi tarih", "kişiye tapınma" benzeri hastalıklara karşı koruyacak olan önkoşulları yaratacaktır. Parti içi eğitim yeni kuşak sosyalistlerinin çok yönlü yetişmesine, devrimci bağımsız kişiliklerinin gelişmesine hizmet edecektir. Partinin bu alandaki ilk görevi, parti üyelerinin ideolojik düzeyini yükseltmek amacıyla bir Parti Okulu kurmak, gelecekte ise bilimsel bir akademinin kuruluşunu gerçekleştirmektir.

Partinin amacı sosyalizmdir. Büyük Ekim Sosyalist Devrimi insanlığın önüne kurtuluş yolunu açtı. İlk işçi-köylü iktidarı, emperyalizmin bütün saldırılarına, baltalamalarına, içerden yıkma çabalarına karşın, abluka altında çok büyük dönüşümleri gerçekleştirdi. İşsizliğe ve yoksulluğa son verdi. Parasız eğitim, sağlık, dinlenme hakkını yaşama geçirdi. Konut sorununun çözümünde, kitle taşımacılığında büyük adımlar attı. Uzay çalışmaları bu devletin bilim emekçileri tarafından başlatıldı. Bir bütün olarak, ataerkil ilişkilerin ağır bastığı yoksul bir ülke kısa zamanda endüstrileşti, büyük emperyalist devletlerle arasında yaklaşık askeri-stratejik dengeyi sağladı ve insanlığın Nazi belasından kurtulmasında belirleyici bir rol oynayarak, emperyalist saldırganlığı gemledi.

Bütün bunlara karşın, bir dizi tarihsel, sosyal, politik, kültürel nedenlerle Ekim Devrimi deneyimi ağır bir başarısızlığa uğradı. Ekim Devrimi'nin ideallerinden kopmuş bürokratik elit, SSCB'nin tarihe karıştırılmasında ve emekçi sınıfların sahip oldukları tüm kazanımları yitirilmesinde belirleyici rol oynadı. Sovyet deneyimi hiç kuşkusuz partimizin bilimsel çalışmalarında yeniden ele alınıp değerlendirilmelidir. Çünkü bu deney, emekçilerin devlet biçiminde örgütlenerek sosyalist demokrasiyi neden yaşama geçiremediklerini, bürokratizmi neden yenik düşüremediklerini, parti kadrolarına karşı akıl almaz fiziksel tasfiye kampanyalarının neden önüne geçemediklerini, daha bir dizi ideolojik, politik, ekonomik hataların neden giderilemediğini anlamak ve geleceğin sosyalizmini bu deneyin olumsuz yönlerinden arındırmaya hazırlık yapmak bakımından büyük bir önem taşımaktadır. Daha şimdiden söylemek gerekir ki, bu deney sosyalist demokrasiyi parti, devlet ve toplumda eksiksiz hayata geçirmeksizin, sosyalizmi enternasyonal çapta güvenceye almaksızın kapitalizmden sosyalizme geçişi kalıcı kılmanın mümkün olmadığını, aynı zamanda insan uygarlığını yıkıma sürükleyecek bir yönelim kazanmış bulunan kapitalizme özgü üretici güçleri ve teknolojiyi olduğu gibi devralıp, dönüştürmeksizin, refahı kapitalist "tüketim toplumu"nun ölçütleriyle ele alan üretim anlayışından kopmaksızın, insanı merkezine alan, doğal çevreyle uyumlu bir sosyalizmin gerçekleştirilemeyeceğini ortaya koymuştur.

Parti sosyalist amacına bu derslerin ışığında yürüyecektir. Partinin en yüksek ilkesi enternasyonalizmdir. Parti bütün politikasını, dünya emekçilerinin çıkarlarıyla uyumlaştıracak, bütün ülkelerin işçileriyle, ezilenlerle enternasyonal dayanışmada bulunacaktır. Parti bütün ulusların, ayrılma ve devlet kurma anlamında kendi yazgılarını kendilerinin belirlemesi hakkını savunacaktır. Parti küresel sermayenin genel saldırısına karşı emekçilerin birliğini, tüm devrimci sosyalist kardeş partilerin dünya çapında eylemlerini koordine edecek enternasyonal örgütlenmesini gerçekleştirmek için kendi katkısını yapacaktır. Her şeyden önce Avrasya'da böyle bir enternasyonal bölgesel örgütlenmeyi gerçekleştirmek, partimizin en yakıcı görevleri arasındadır.

Parti sendikaları bürokratik kastın, faşistlerin, dinci akımların ve devlet kontrolünün elinden kurtarmalı, onları mücadeleci birer sınıf örgütü haline getirmek ve birleştirmek için, en kısa zamanda sendikal bir muhalefet cephesinin oluşturulmasına katkıda bulunacaktır.
dinc bunu beğendi.
ezgiii isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 09 Aralık 2008, 18:15   #2
 
PARTİZAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 17 Temmuz 2007
Üye No: 681
Mesajlar: 532
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
1 Mesajına 2 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 0 PARTİZAN is on a distinguished road
Standart Cevap: SOSYALİST DEMOKRASİ PARTİSİ PROGRAMI

Alıntı:
baş kaldırıyorum Nickli Üyeden Alıntı
ban gore marksıst dusunce yanlıs bır felsefedır marksa gore her sey maddeden var olmustur tanrı kavra mı yoktur ınsanlar evrımle bırlıkte maymun dan turemıstır ve komunızme gore butun halk bırer devlet ıscısıdır yanı halk kendı kendını ıdare eden degıl devletın yonettıgı bırer koyun surusudur ama sunu asla unutmayalımkı bızım kendı ozgurlugumuzu en ıyı yansıtan dusunce halkcılıktır sosyalızdır ama bu gunumuzde komunız ıle anılmaktadır

Bu mesajı ikinci yazışınız...
Yazdıklarınızın Sdp parti programı ile ne alakası var?..
Alakası olmadığı için sildim,birşeyler yazmak istiyorsanız önce konunun ne olduguna dikkat edin.
__________________
PARTİZAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 28 Şubat 2010, 15:43   #3
 
komünist_ernesto - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 21 Şubat 2010
Üye No: 28779
Mesajlar: 143
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 0 komünist_ernesto is on a distinguished road
Standart Cevap: SOSYALİST DEMOKRASİ PARTİSİ PROGRAMI

Abilerim ablalarım, yoldaşları; yahu bu kadar uzun yazmaya ne giriştiniz böyle...yoruldum gerçekten:d
komünist_ernesto isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 28 Şubat 2010, 15:45   #4
 
Kurtuluş Yolunda - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 11 Aralık 2009
Üye No: 27406
Mesajlar: 143
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
1 Mesaja Teşekkür Edildi
Tecrübe Puanı: 0 Kurtuluş Yolunda is on a distinguished road
Standart Cevap: SOSYALİST DEMOKRASİ PARTİSİ PROGRAMI

Alıntı:
komünist_ernesto Nickli Üyeden Alıntı
Abilerim ablalarım, yoldaşları; yahu bu kadar uzun yazmaya ne giriştiniz böyle...yoruldum gerçekten:d
Bu bir siyasi partinin programı tabi ki biraz uzun olcak. SDP'nin dünyadaki ve Türkiyedeki olaylara bakış açısını ve ne yapmayı amaçladığını anlatıyor.
Kurtuluş Yolunda isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 28 Şubat 2010, 15:49   #5
 
komünist_ernesto - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 21 Şubat 2010
Üye No: 28779
Mesajlar: 143
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 0 komünist_ernesto is on a distinguished road
Standart Cevap: SOSYALİST DEMOKRASİ PARTİSİ PROGRAMI

Alıntı:
Kurtuluş Yolunda Nickli Üyeden Alıntı
Bu bir siyasi partinin programı tabi ki biraz uzun olcak. SDP'nin dünyadaki ve Türkiyedeki olaylara bakış açısını ve ne yapmayı amaçladığını anlatıyor.
FARK ETTİM
komünist_ernesto isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 07 Şubat 2014, 00:56   #6
 
DamlaYvz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 05 Şubat 2014
Üye No: 49357
Bulunduğu yer: sariyer/ist
Mesajlar: 2
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 0 DamlaYvz is on a distinguished road
Standart

Sdp neyi savunuyor, tkp ile farkı ne ya da diğer sosyalist partilerle? Alevilerle ilgili düşünceleri ne?
DamlaYvz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 07 Şubat 2014, 10:28   #7
 
dinc - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 08 Mayıs 2013
Üye No: 46207
Mesajlar: 1.593
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 818
170 Mesajına 296 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 0 dinc is on a distinguished road
Question

Alıntı:
DamlaYvz Nickli Üyeden Alıntı
Sdp neyi savunuyor, tkp ile farkı ne ya da diğer sosyalist partilerle? Alevilerle ilgili düşünceleri ne?
SDP nin TKP görünümlü SİP ile önemli farkı hiçbir sermayenin temsilcisi ve hiçbir dış güçün köpeği veya taşeronu olmamasıdır.
Bununla ilgili açık konuşmak gerekirse; Dış güçlerden kastımız diğer emperyalist güçlerdir.
Detaylı bilgi öğrenmek istersen..
Burada laftan anlamayanlar ile ugrasmamak adına bulunduğu yerdeki sdp örgütlenmesi içerisinde bulunmanı öneririm.
Aleviler ile ilgili düşüncemiz ise alevileri soykırıma uğratmaya çalışmış olan ; ideolojiler ile en ufak bir teması bile olmayan bir partidir.
Alevilerin uğramış olduğu katliamları gerçekleştiren ideolojinin içerinde bulunmak istersen SİP e gidebilirsin.
Küçük Burjuva olup gözde bir kemalist olabilmek içinde SİP seni bekler.
ANCAK EZİLEN VE EZİLENİN YANINDAYSAN SDP ve HDP ye bekleriz.
Şayet devletten yana ise , yerin bellidir.

Konu dinc tarafından (07 Şubat 2014 Saat 10:32 ) değiştirilmiştir..
dinc isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 07 Şubat 2014, 11:01   #8
 
umutaktas - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 22 Temmuz 2013
Üye No: 47154
Bulunduğu yer: Ankara
Mesajlar: 108
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 9
8 Mesajına 11 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 0 umutaktas is on a distinguished road
Standart

arkadaşlar sdp yi burada anlatmanın anlamı yok bence, sdp yi bilen bilir. birde sdpnin düşüncelerinin ne olduğunu merak ediyorsa arkadaş sdpnin yayın organlarında her türlü bilgi var, cevap vermenın anlamı yok yani,devrimci selamlar.
umutaktas isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 07 Şubat 2014, 11:16   #9
 
Kızıl Karadeniz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 27 Mart 2013
Üye No: 45698
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 503
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 34
85 Mesajına 204 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 0 Kızıl Karadeniz is on a distinguished road
Standart

Alıntı:
dinc Nickli Üyeden Alıntı
SDP nin TKP görünümlü SİP ile önemli farkı hiçbir sermayenin temsilcisi ve hiçbir dış güçün köpeği veya taşeronu olmamasıdır.
Bununla ilgili açık konuşmak gerekirse; Dış güçlerden kastımız diğer emperyalist güçlerdir.
Detaylı bilgi öğrenmek istersen..
Burada laftan anlamayanlar ile ugrasmamak adına bulunduğu yerdeki sdp örgütlenmesi içerisinde bulunmanı öneririm.
Aleviler ile ilgili düşüncemiz ise alevileri soykırıma uğratmaya çalışmış olan ; ideolojiler ile en ufak bir teması bile olmayan bir partidir.
Alevilerin uğramış olduğu katliamları gerçekleştiren ideolojinin içerinde bulunmak istersen SİP e gidebilirsin.
Küçük Burjuva olup gözde bir kemalist olabilmek içinde SİP seni bekler.
ANCAK EZİLEN VE EZİLENİN YANINDAYSAN SDP ve HDP ye bekleriz.
Şayet devletten yana ise , yerin bellidir.
Hocam dev-lis'lilere biraz teorik bilgi verin. Hala ergence tavırlar sergiliyorlar sosyal medyada.
SAYGILAR.
on44 bunu beğendi.
Kızıl Karadeniz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 24 Mayıs 2014, 00:00   #10
 
RedBolshevik - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Subcomandante
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 17 Eylül 2013
Üye No: 47656
Bulunduğu yer: Smryna/İzmir
Mesajlar: 45
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 1
3 Mesajına 6 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 0 RedBolshevik is on a distinguished road
Standart

Kurtuluş Kavgada Zafer SDP/DEV-LİS'te
__________________
ULUSLARIN KENDİ KADERİNİ TAYİN HAK'KI VARDIR!
RedBolshevik isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Kapalı


“Hukuk, iktidarın fahişesidir”
Şu Anki Zaman: 13:49.


Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.6.1