![]() |
| |||||||
| Politik Gündem Güncel Politik Konuların Okunup Tartışıldığı Bölüm |
| |||
![]() |
| | | | Konu Araçları | Stil |
| | #1 (permalink) |
| Aktif Üye | Siyasi tarihimizin Ocak ayı suikastlerinden ilki ve en büyüğü Trabzon'da, en yenisi ise 2007'de İstanbul'da işlenmişti. Aşağıda yazılanlar bilinse de, olayın güncelliği nedeniyle anımsatmak istiyorum: 10 Eylül 1920'de Bakû'da Türkiye Komünist Fırkası kurulur. Partinin önde gelen ismi (1883 Giresun doğumlu) Mustafa Suphi, İdadi'yi (liseyi) Erzurum'da okumuş, İstanbul'daki hukuk öğreniminden sonra Sorbonne Siyasal Bilimler Fakültesi'nden Ziraat Bankası üzerine yazdığı başarılı bir tezle lisans üstü diploması almış, bu arada Fransız sosyalist partisinin ünlü ismi (emperyalist savaşa karşı çıktığı için öldürülecek olan) Jaurès'le tanışmıştır. Yurda dönünce gazetecilik, Galatasaray Mekteb-i Sultanisi'nde muallimlik yapar, Yüksek Ticaret ve Tarih Mektebi'nde Siyasi İktisat dersleri verir. Önceleri İttihatçı ve milliyetçidir, sonra İttihatçıların aleyhine döner. 1912'de Bahr-i Cedid vapuruyla Sinop'a gönderilir, bir ara İstanbula gelmesine izin verilirse de, tekrar Sinop Kalesine "nefyedilir." 1914'te kaçarak deniz yoluyla Sivastopol'a geçer. Osmanlı Rusya'yla savaşa girince, Türk olduğu için Urallar'a Kazan Türkleri arasına gönderilir, Bolşevikleri tanır. 1917'den sonra Müslüman Türkler arasında siyasi faaliyetlerde bulunur ve 10 Eylül 1920 günü anavatandan gelmiş değişik gruplarla ve Rusya topraklarındaki Türkiyeli solcularla Baku'da toplanan Kongre'de Türkiye Komünist Fırkası'nı kurarlar. Komintern'in uyarılarına rağmen hareketin önde gelen diğer kişisi Ethem Nejat'la ve arkadaşlarıyla birlikte Anadolu'ya gitmek ister. Heyet 28 Aralık'ta Kars'a gelir. Teşkilat-ı Mahsusa (MAH) her uğradıkları şehirde İslamı kullanarak kışkırtmalarla karşı gösteriler düzenler. (Bu metot daha sonraki zamanlarda sola karşı hep uygulanmış, nice insan o şekilde öldürülmüştür.) Heyet sonuçta Erzurum'a ulaşır, burada daha geniş çaplı olaylar organize edilir, grup --taraftarlarının daha fazla bulunduğu-- Trabzon'a gitmek ister. 16 kişi olarak Trabzon'a gelirler, ama kente sokulmadan doğruca limana götürülürler, "Batum'a gönderilecekleri" söylenir. GASPÇI, SOYGUNCU, IRZ DÜŞMANI, AMA VATANPERVER Bu işi yapmakla görevli olanlar kayıkçılar kahyası Yahya ve çetesidir. Yahya heyettekilerin silahlarını, para, saat ve diğer kıymetli eşyalarını alır, Mustafa Suphi'nin eşini alıkoyar, 15 kişiyi bir tekneye bindirirler. Karadenizli Suphi teknenin ahşap aksamlı olduğunu (uzun yol teknesi olmadığını) görünce başlarına gelecekleri anlar, karşı koymaya kalkarlarsa da, Yahya'nın zorbaları baskın gelir. Tekne denize açılır, katiller arkadan başka bir tekneyle yetişerek hepsini kurşunlayıp, süngüleyip denize atarlar. Hadise 1921 yılı Ocak (Kânunisani) ayı 28'i 29' bağlayan gece vukubulmuştur. Ankara ölümleri deniz kazası diye açıklar. Olayla ilgili hep toplu cinayet üzerinde durulur, ama Mustafa Suphi'nin eşi hakkında yeterli bir bilgi yoktur. Bazı kaynaklarda Meryem (Maria) bazılarında ise Semiramis adıyla anılan talihsiz kadın önce kahyanın zorla 'kapatması' yapılır, sonra kentin eşrafından bir erkeğe devredilir, oradan da kabadayılara verilir, oturak alemlerine zorlanır, bir âlem sırasında ölür. Kadına reva görülen aşağılık muamele siyasi suikasti yaptıranların ne gibi süfli adamları kullandıkları, maço toplumun, maço şeflerinin maço katillerinin tıynetlerini ortaya koymaktadır. Adamların karakteri siyasi caniliğin yanısıra, gaspçılık, çapulculuk ve ırza geçmekle yüklüdür. Bunun da adı vatan-millet-devlet menfaatidir. TOPAL OSMAN'IN YÜKSELİŞİ Trabzon çetesi olan Yahya Kahya'ya bu cürmü Ankara'yla yakın irtibatlı Giresunlu MAH'çı Topal Osman'a sipariş etmiştir. Topal Osman gözü kanlı, eli kanlı bir katildir. İlk ününü Balkan Harbi'nde Rum köylerini basarak, kadın erkek, çocuk, yaşlı öldürerek ve Rumları bölgeden kaçırtarak elde etmiştir. 1915-16'da Tehcir'de aynı gücünü Ermenilere, 1920'de ise Koçgiri'de Kürtlere karşı kullanmıştır. Ermeni Tehciri'ndeki suçlarından dolayı hakkında arama emri çıkartılmışsa da, Kazım Karabekir tarafından asker kaçaklarını yakalamak için görevlendirilmiş, tecziye edileceğine taltif edilmiştir. Zira Osman yakaladıklarını çetesine katarak zorbalık gücünü hayli arttıracaktır. Nitekim Kemal Paşa bu gücü kendisine resmi muhafız gücü yapar. Çete Ankara'ya gelmeden bölgede o kadar soygun, gasp, haydutluk yapmıştı ki, haydutluklarından bizar olan halk ve eşraf Kemal Paşa'ya sık sık Osman'ı şikayet etmişlerdir. Yahya Kahya'nın oğlu "Türkiye'de Sol Akımlar" kitabını yazan (ve genel kanaatin aksine, Mustafa Kemal'in Onbeşler cinayetinde dahli olmadığını zanettiğini söyleyen) Mete Tunçay'a gönderdiği mektupta babasının "o zamanki koşullara göre vatani vazifesini yaptığını ve asıl katilin bugün tapınılan bir kişi olduğunun bir gün mutlaka anlaşılacağına" inandığını yazar. Tuncay kitabın sonraki baskısında bu mektuptan söz eder. Böyle olayların belgesi olmaz. Sadece hadise hakkında akıl yürütmeyle bulgulara varılır. Ama tarihçi Halil Berktay'ın dedesi (Solun tanıdığı Erdoğan, İlhan ve Alpaslan Berktay'ın babaları) Halil N. Berktay olayın Ankara'dan gelen şifreli bir telgrafla emredildiğini ve şifreyi çözmüş subayla sonraları tesadüfen tanıştığını söyler. Ayrıca, Kahya 1922 tarihinde bazı yolsuzluklar nedeniyle Sivas'ta yargılanır. Temyiz Mahkemesi Ceza Dairesi Reisi Hasan Fehmi Bey, akrabası E. H. Tepeyran'a (Oktay Akbal'ın dedesidir) yazdığı mektupta suçluluğuna inandığı Yahya'yı birtakım "nüfuzlu" kişilerin himaye etmesi nedeniyle serbest bırakmak zorunda kaldığını teessürle belirtir. Esasen bu gibi hayati bir kararı Karabekir'in tek başına verebileceğini sanmak Ankara—Erzurum arasındaki hiyerarşik ilişkiyi bilmemek olur. Yahya Kaptan yanında bir kaç avenesiyle 3 Temmuz 1922 akşamı öldürülür. Öldürenler Topal Osman'ın adamlarıdır. Olaydan karanlıkta kaçarak kurtulan Aslan Efe adlı kişinin çok sonradan yanına gelip giderek olayı soran Trabzonlu sosyalistlere anlattığına göre, ateş edenlerin ayaklarında ordu malı potinler vardır. Bu sözler, cinayeti işleyen adamların Ankara'dan Muhafız Taburu'ndan geldiği kanısını güçlendirmektedir. Ama Ankara'dan da gelseler, Giresun'dan da, adamlar Osman vasıtasıyla devletin emrindeydiler. Katiller katilleri temizlemişlerdir. Yahya'nın 15'ler cinayeti konusunda atıp tuttuğu, "kafamı kızdırmasınlar, yoksa konuşurum" gibi sözler ettiği için öldürüldüğü söylenir. Bir başka iddia da kayıkçılar reisinin Enver'le ve Kemal karşıtı İttihatçılarla ilişkiye girdiğidir. ALİ ŞÜKRÜ CİNAYETİ Derken, Topal Osman 26 Mart 1923 akşamı Trabzon mebusu Ali Şükrü Bey'i evine yemeğe davet eder ve orada öldürtür. Ali Şükrü Meclis'te 2. Grup diye adlandırılan muhalif grubun lideridir. O sırada Meclis başkanı olan Ali Fuat Paşa'nın (Cebesoy'un) anılarında anlattığına göre, o günlerde yapılan bir gizli oturumda Ali Sükrü kürsünün önüne gelerek Gazi Paşa ile laf atışmasına girer, Gazi "bu memlekete kötülük yapıyorsun" diyerek eli cebinde kürsüden inerek muhalifinin üzerine yürür, her ikisinin de eli cebindedir (silaha davranmaya hazırdırlar.) Sadece onlar değil, iki grubun mensupları birbirlerine girmek üzeredirler, Ali Fuat Paşa elindeki çanı iki grubun arasına atarak kavgayı önler. Ali Şükrü'nün ortadan kaybolması üzerine muhalifler Meclis'te olayın üzerine giderler, bir kaç gün sonra cesedi tarlada bulunur. Osman'ın bağ evi kuşatılır. İddiaya göre önce Çankaya'yı basacağın söyler, sonra teslim olur, ama ateş edilir, ertesi gün ölür. Böylece 15'leri Yahya Kahya, Yahya'yı Topal Osman, Osman'ı da jandarma öldürünce 15'ler cinayeti de faili meçhul!! kalır. Osman Ağa'nın kabri bir süre sonra memleketine naklonur. Anıt mezarla anısı ebedileştirilir. Adnan Menderes başvekilken gidip haydudun kabrini tavaf eden ilk yüksek devlet yöneticisi olacaktır. MAH'a bağlı ve Ankara'nın gözdesi kanlı katil, gaspçı, soyguncu bir haydut olan Topal Osman'ın öyküsü ve fedailik hizmetleri İttahat ve Terakki Cemiyeti'yle başlayan ama sonra da devam eden yöntemlerin kamusal niteliğini ortaya koymaktadır. Konunun günümüzle ne ilgisi mi var? Ergenekon çetesi zanlılarından ünlü tutuklu Veli Küçük paşa Topal Osman'ın heykelini yaptırıp Giresun'a hediye eden kişidir. Ama iki olay arasındaki asıl ortak yön onların çete olmaları değil, her ikisinin vatan için adam öldürdükleri de değil... Onbeşler suikastiyle Hrant Dink cinayeti arasındaki ortak noktanın her iki olayda da tetikçilerin Trabzon'lu olmaları da değil. Asıl müşterek yanları her iki çetenin de hikmetinin kendilerinden menkul olmadığı, yüksek yüksek mercilerden sadır olduğudur. Nazım Hikmet Onbeşler için şöyle demişti: "1921 / Kanunisani 28 / Karadeniz / Burjuvazi / Biz / Onbeş kasap çengelinde sallanan / Onbeş kesik baş / Onbeş arkadaş / Yoldaş / Bunların sen isimlerini aklında tutma / fakat / 28 Kanunisaniyi unutma..." Nasıl unutalım ki, aradan doksan yıl geçti, cürümler aynı, mücrimler aynı. Adları değişiyor, makamları değişiyor, tıynetlerı değişmiyor. Ne fiiller tarih oluyor, ne failler... Yalçın Yusufoğlu, 30 Ocak 2008, Sesonline.net [Bu Linki Görüntüleyebilmeniz İçin Üye Olmanız Gerekiyor. ]button sitesinden alınmıştır. ![]() |
| | |
| | #2 (permalink) |
| Aktif Üye | UNUTMADIK. UNUTMAYACAĞIZ. UNUTTURMAYACAĞIZ. Günümüzde; o direngen ve Gerçek, öz be öz KOMÜNİST insanların ardılı olduğunu gözlerimize baka baka, bizleri aptal ve salak yerine koyarak Kabul ettirmeye çalışan; şanlı şerefli TKP isminin kavgasını yapan Kemalist ve Pasifist cılız sesleri esef ve ibretle hepimiz izliyoruz. Zamanın her şeyin ilacı olduğunu bilenlerdeniz. Türkiye proletaryası, Gün gelecek; Bu şanlı şerefli ismin altını gerçek anlamda dolduracak; ete kemiğe büründürecek ve Hem Mustafa SUPHİ ve yoldaşlarının hesabını soracak, kaatilleri teşhir edecek; hem de iktidar erkini Günümüz egemenlerine anladıkları dilden cevap vererek eline geçirecektir. Gün gelecek; Sadece TKP isminin; sadece tabelasının kavgasını yapan günümüz sahtecilerinin, günümüz yasalcılarının, Günümüz Revizyonistlerinin Kemalistlerin, Ulusalcı Şövenlerin, UKKTH redçilerinin; Anlayacakları dilden konuşarak elinin tersiyle DEVRİM masasından süpürüp faraşa dolduracak ve çöpe iğrenerek silkeleyecektir. Bunu belki içimizden çoğumuz göremeyecek; ancak doğa kanununda olduğu gibi akan su yolunu bularak hedefine ulaşacaktır. Bu kaçınılmazdır. Ner mutlu bu suyun işçinde bir damla olma yolunda çabalayanlara. Ne mutlu; Bu özverili ve direngen, korkusuz ve KOMİNİZM'e adından daha çok inanan yürekli insanların gerçek anlamda devamı olma yönünde gününün çoğu zamanını cömertçe verererek liyakat va alçakgönüllülükle hayatın, her; ama her alanında çalışan; terini emeğinini gücünü harcayan bizler için değerli kavgacılara, YOLDAŞLARA, ÖNDERLERE, kavganın her alanında ses ve nefes verenlere. "1921 Kanunisani 28 Karadeniz Burjuvazi Biz Onbeş kasap çengelinde sallanan Onbeş kesik baş Onbeş arkadaş Yoldaş Bunların sen isimlerini aklında tutma Fakat 28 Kanunisaniyi unutma..." UNUTMADIK. UNUTMAYACAĞIZ. UNUTTURMAYACAĞIZ. Anıları ve yaşamları Kavgamıza rehber; Önümüzü aydınlatan KIZIL BİR MEŞ-A-LE olsun. İŞÇİ SARAY CADDESİNDE UZATARAK ELİNİ, MUSTAFA SUPHİ YOLDAŞIN DİKECEZ HEYKELİNİ. Saygılar. ![]()
__________________ TAA SPARTAKÜSTEN BİZE MİRAS KALAN BİR SEVDA UĞRUNADIR. DAĞLARIN DORUKLARINDA TÜKETİLEN ZAMAN. DAYAMIŞ OMUZUNA SİLAHI, BİLİNMEZ NE DÜŞÜNÜR, KİMBİLİR NERESİNDE SEVDANIN, SEVİŞİRKEN GÖZLERİ ÇOBAN YILDIZIYLA; HENÜZ NAMLUSU SOĞUMAMIŞ, NÖBETÇİ PARTİZAN. |
| | |
| İBO'CU Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 3 Kisi: |
| | #4 (permalink) | |||||||||||
| Aktif Üye Üyelik tarihi: Aug 2010
Üye No: 30588
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 158 Tesekkür: 13
79 Mesajina 131 Tesekkür Aldi
|
Bir yandan Suphi'leri anıp ve geleneklerinin devamcısıyız deyip diğer yandan da onları katleden zihniyeti Anadolu aydınlanmasının ilk adımı diye sahiplenenlari de iyi tanımak lazım. Hrant'ı anar gibi yapıp diğer yandan talat paşa'yı bolşevik dostu ve aydınlanmacı yapıp sahiplenenleri de iyi tanımak lazım... | |||||||||||
| | |
| Bronştayn Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 2 Kisi: | Bedrettin (29-01-2012), dursun.baran (29-01-2012) |
| | #5 (permalink) |
| Aktif Üye | Katledilişlerinin 91. yılında Mustafa Suphi ve yoldaşlarının arkasından yas tutmak değil,onların mücadelelerini ileriye taşımak gerekir. |
| | |
| mahir özenç Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 2 Kisi: | dursun.baran (29-01-2012), |
| | #6 (permalink) | |||||||||||
| Aktif Üye |
__________________ HABİP,ÜMİT,HATİCE,ALAATTİN Şehitler yaşıyor,parti savaşıyor... | |||||||||||
| | |
| Bedrettin Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler: | che_1955 (29-01-2012) |
| | #7 (permalink) |
| Aktif Üye Üyelik tarihi: May 2011
Üye No: 36358
Mesajlar: 518 Tesekkür: 1,023
378 Mesajina 1,131 Tesekkür Aldi
| Mustafa Suphilere en son sahip çıkacak olan yetmez ama evetçi liberal sürüsüdür . Mustafa Suphi sağ olsaydı sizin yüzünüze tükürürdü . Kendinizi TKP düşmanlığıyla aklayamazsınız , gözümde bir AKP' liden farkınız yok . TKP eleştirilecekse bunu devrimci bir örgüt yapabilir sizler değil . Birde Mustafa Suphiler hakkında konuşarak bunu yapmanızda ayrı bir komedi ... |
| | |
| Feda Destanı Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 4 Kisi: | Bedrettin (30-01-2012), |
| | #8 (permalink) | |||||||||||
| Aktif Üye |
Ancak şunu çok iyi biliyorum ki. FAŞİST kÖPEKLER'le Aynı renkde oy kullanmadım. Anayasa oylamasında Boykot'un en doğru tavır olduğunu bilemeyecek kadar da aptal değildim. Kenan EVREN ve şürekası; Silivri canileri, kontrgerillalar, onların lider kadroları; Kemalistler, Ulusalcılar, İttihat Terakki Cumhuriyetçileri, Devrimci düşmanıTopalın adamları Kemalist TKP'liler Bağıra bağıra, utanmadan sıkılmadan HAYIR probagandaları yaparlarken, Gerçek TKP olduğu iddiasındaki ÜRÜN Çevresi; Susarak "sözün gümüş, Susmanın altın" olduğunu adeta ispatlamak istermişçesine, kulağının üstüne yatıp mışıll mışıl uyurlarken; Onlarla aynı safta HAYIR'cı olmadığımdan şahsım olarak çok Mutluyum. Belki; burada her devrimci çizginin sempatizanları taraftarları vardır. Ama Bir devrimci örgüt; burada Üstelik de burada, formda ortaya çıkıp siyasi konular hakkında görüş belitmesini beklemek saf dillilikden de öte sapla samanı birbirine karıştırma gibi absürd bir şeydir. Mustafa SUPHİ'leri sahiplenmek, CHP'nin manyetik alanına girmemekle; Kemalistlerin güzerganında hareket etmemekle olur. Mustafa SUPHİ'leri sahiplenmek; Legalizmin batağına batmak için; birbirlerinin gözlerini oymamakla gerçekleşir. Mustafa Suphileri sahiplenmek; Kendi hareketinde; Genel Sekreter düzeyinde kişileri kavga meydanında yitirmekle 1.000 lerin çok üzesinde şehit vermekle ve şanlı şerefli bir maziye sahip olmakla olur. Mustafa SFUPHİ'leri sahiplenmek çizilen güzergahtan bir toplu iğne başı kadar dahi sapmamakla olur. Mustafa SUPHİ'leri sahiplenmek işkence Tezgahlarında Ser verip sır vermemekle, ve vermeyenlerin ardılları olmaktan gurur duymakla olur. Mustafa SUPHİ'leri sahiplenmek, Kemalizmin bir bölümünü; Cumhuriyetin ilk bölümlerini ve kuruluş aşamasını aklarken MuSTAFA SUPHİ'lerin katline göz kapamak ve müsebbiblerini kulak ardı etmekle o-la-maz. Mustafa SUPHİ'leri sahiplenmek; 1938 Dersim; 6-7 EYLÜL 1955, VARLIK VERGİSİ adı altında 70 li yaşlardaki müslüman olmayan azınlığın yollarda Tünellerde çalışmalarına siyaset olarak ses çıkarmamakla o-la-maz. Mustafa SUPHİ'leri sahiplenmek; 1955 ERMENİ SOYKIRIMININ baş sorumlusu İTTİHAT VE TERAKKİ partisinin yutta kalanlarının kurduğu cumhiriyetin sözüm ona nimetlerini ve halkçı olduğunu kabul ederek o-la-maz. Mustafa SUPHİ'leri sahiplenmek Alman FAŞİSTLERİ gibi tek tip insan yaratma çabalarını (1923-1940 lar arası)sessiz kalarak onamakla o-la-maz. Mustafa SUPHİ'leri sahiplenmek UKKTH'nı ve en önemlisi de ana dilde eğitimi savunmakla olabilir. Mustafa SUPHİ'leri sahiplenmek yerine göre onlar gibi aynı MUSTAFA SUPHİ'ler gibi; teslim olmadan cellatlarından af ve inayet dilememeyi; cesurca ölmeyi göze almakla olabilir ancak. Her kez kulağa hoş gelen şeyler yazabilir, söyleyebilir, Formda teşekkür de alabilir; ancak önemli olan çizilen çizginin ardıllarının o çizgiye ne kadar sadık kaldığı ve dışına çıkmamasıyla doğru orantılır. Bana göre; KISA VE ÖZ OLARAK SADECE AKP DÜŞMANLIĞI YAPMAK VE BUNUN DIŞINDA KALANLARI; LİBERALLİK GİBİ İĞRENÇ KELİMELERLE VE SİYASİ KÜFÜRLERLE YAFTALAMAYA ÇALIŞMAK DEVRİMCİ OLMAK İÇİN ASLA YETERLİ DEĞİLDİR. Burada bu ortamda da bu yazılanlar yeterlidir sanıyorum. Haydi Rastgele. ![]()
__________________ TAA SPARTAKÜSTEN BİZE MİRAS KALAN BİR SEVDA UĞRUNADIR. DAĞLARIN DORUKLARINDA TÜKETİLEN ZAMAN. DAYAMIŞ OMUZUNA SİLAHI, BİLİNMEZ NE DÜŞÜNÜR, KİMBİLİR NERESİNDE SEVDANIN, SEVİŞİRKEN GÖZLERİ ÇOBAN YILDIZIYLA; HENÜZ NAMLUSU SOĞUMAMIŞ, NÖBETÇİ PARTİZAN. | |||||||||||
| | |
| | #9 (permalink) |
| Aktif Üye Üyelik tarihi: May 2011
Üye No: 36358
Mesajlar: 518 Tesekkür: 1,023
378 Mesajina 1,131 Tesekkür Aldi
| İBOCU , ben yazımı senin şahsına yazmadım . Mustafa Suphileri sahiplenmek yukarıdaki bahsettiğin özelliklerden geçer , birşey diyemem . Yazıyı asan zihniyet liberal bir zihniyet . Yetmez ama evetçi bir zihniyet . AKP' den demokrasi ve özgürlükler adına medet umabilen bir zihniyet . TKP' yi ne kadar eleştirsemde TKP Türkiye solu içerisinde yer alan bir oluşumdur . Yeri geldiğinde yerden yere de vurabilirim , ama bana göre solun içerisindedirler ne kadar eleştirsemde . Bu partiyi eleştirecekse yalnız devrimciler eleştirebilir , Türkiye solu içerisinde görmediğimiz DSİP ve EDP liberalleri eleştiremez . TKP benim görüşüme görede Mustafa Suphilerin devamcısı olabilecek nitelikte bir parti değil . Ama TKP yi Mustafa Suphilerin mirasına sahip çıkmamakla itham edebilecek en son örgüt DSİP ve türevleridir . |
| | |
| | #10 (permalink) | |||||||||||
| Aktif Üye |
Ben kişileri ve ideolojik çizgilerini tek tek bilmiyor ve tanımıyorum. O yüzden alınganlık yapmış ve yazdığın yazıyı şahsımla alıntılamış olabilirim. Her şey gönlüne ve YASALCI OLMAYAN; İNATLA DEVRİME İNANANLARA GÖRE OLSUN. Saygılar. ![]()
__________________ TAA SPARTAKÜSTEN BİZE MİRAS KALAN BİR SEVDA UĞRUNADIR. DAĞLARIN DORUKLARINDA TÜKETİLEN ZAMAN. DAYAMIŞ OMUZUNA SİLAHI, BİLİNMEZ NE DÜŞÜNÜR, KİMBİLİR NERESİNDE SEVDANIN, SEVİŞİRKEN GÖZLERİ ÇOBAN YILDIZIYLA; HENÜZ NAMLUSU SOĞUMAMIŞ, NÖBETÇİ PARTİZAN. | |||||||||||
| | |
| İBO'CU Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler: | Feda Destanı (31-01-2012) |
![]() |
| Heberi Paylaş |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| 28 OCAK 1921; MUSTAFA SUPHİ VE YOLDAŞLARI | İBO'CU | Ölümsüzler | 0 | 29-01-2011 01:53 |
| 28 Ocak 1921: Bunların sen isimlerini aklında tutma / fakat 28 Kanunusani'yi unutma! | okyanus | Politik Gündem | 0 | 28-01-2011 12:52 |
| 19 Ocak'tan 19 Ocak'a Hrant için Adalet İçin Belgeseli | güneşi içenler | SosyalistForum Videoları | 2 | 10-10-2009 13:15 |
| namazda saf tutma | Proleter | Mizah | 2 | 01-10-2007 23:39 |
| Bunların Hiçbiri Olmasın | Stalche | Pablo Neruda | 0 | 19-07-2007 13:45 |