![]() |
| |||||||
| Ölümsüzler Önderlerimizin hayatları, anıları ve onlarla ilgili herşey |
| |||
![]() |
| | | | Konu Araçları | Stil |
| | #1 (permalink) |
| Misafir | Josef Stalin - 1881 Yaşamını devrim ve sosyalizmin zaferine adamış, dünya proletaryası ve emekçi halkların kalbine taht kurmuş, uluslararası komünist hareketin büyük önderlerinden olan ve Stalin takma adıyla bilinen Josef Vissarionoviç Çugaşvili, Gori kasabasında yoksul bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Tiflis’de gittiği ilahiyat okulu; Narodnizmden enternasyonal marksizme kadar çeşitli fikirlerin gençlik arasında hızla yayıldığı bir merkezdi. Stalin, okulda bir süre faaliyet yürüttükten sonra 1898’de RSDİP’in Tiflis örgütüne üye oldu. Tiflis’de marksizmin yayılmasında belirleyici bir rol üstlendi. Stalin, 1901’den 1917’ye kadar profesyonel bir devrimcinin kahramanlık, fedakârlık ve süreklilik arzeden çabalarla dolu bir yeraltı yaşamı sürdürdü. Tiflis, Bakü, Batum illerinde, işçilerin her mücadelesinde Stalin’in başında olduğu RSDİP Batum komitesinin belirleyici rolü oldu. 1902’de çarlık polisi tarafından tutsak edildiğinde parti ll. Kongre sonuçlarını öğrendi ve tereddütsüzce Lenin ve Bolşeviklerden yana tavır koydu. Stalin tam 13 kez gözaltına alındı ve yaklaşık 9 yılını zindanlarda geçirdi. Tasfiyeciliğe, reformizme ve kitle çalışmasını baltalayanlara karşı uzlaşmaz bir savaşım verdi. 1910’da merkez komiteye seçildi. 1912’de Rusya sorumluluğuna atandı. ‘17 Şubat Devrimi’nde sürgündeydi. 1917 Ekim Devrimi’nin ayaklanma komutanı, Rusya proletaryasının önderi Stalin, 1923 yılına dek Milliyetler Halk Komiseri olarak görev yaptı. İç savaşta; devrim düşmanlarına karşı amansızlığıyla Sovyetler Birliği’nin kurulması, ulusların özgürlüğe kavuşmasında Lenin’le birlikte başrolü oynadı. Stalin; halkın iktidarını elinden almaya yönelen, partiyi ve sosyalist iktidarı yıkmaya yönelik her türden saldırı içinde olan ve emperyalistlerle işbirliği içindeki şurekaya proletarya iktidarının disiplinini gösterdi. 20 milyon Sovyet yurttaşının şehit düştüğü faşizm belasından hem Sovyet halkları, hem de Balkanlar, Avrupa halkları, Stalin’in komutanlığı ve devrimci önderliği sayesinde kurtuldu. Bu nedenledir ki karşıdevrimin dünkü ve bugünkü korkusu hiç de boşuna değildir. BU KISIM TARAFIMDAN EKLENMİŞTİR.TARİHSEL ANLAMDA ÖNEM ARZ ETMEKTEDİR....(DORUK). Aslında bugün “Stalinizm”, insanların kabul etmedikleri siyasal düşünceleri ifade etmek için kullandıkları anlamsız bir aşağılama terimi haline gelmiştir. Stalin her zaman kendisini alçakgönüllü bir biçimde “Lenin’in bir öğrencisi” olarak anmıştı. Ben de onun örneğini izleyecek ve “Stalinizm” terimini “Marksizm-Leninizm” olarak yorumlayacağım. 1939’da Sovyetler Birliği Komünist Partisi’nin 17. Kongresi’ne sunduğu raporda Batılı kaynaklara dayanarak değişik ülkelerin sınai üretiminin 1913 yılına kıyasla ne kadar büyüdüğüne ilişkin rakamlar verdi. Bu rakamlar şöyleydi: Almanya: % —24.6 Britanya: % —14.8 ABD: % +10.2 SSCB: % +291.9 “Stalin… Amerikan Anayasasının dört yıl boyuna birbiri ardısıra gelen başkanlara tanıdığı kadar geniş bir yetkilere sahip değildir… “SSCB’ndeki Komünist Partisi kendi örgütsel yönelimini saptamıştır. “Bu sistemde bireysel diktötörlüğe yer yoktur. Kişisel kararlara güven duyulmaz ve büyük bir ihtiyatla yaklaşılır.” Lenin ve Stalin döneminde Sovyet rejiminin resmi tanımının “proleter diktatörlüğü” olduğu doğrudur. Ancak bu, kişiseldiktatörlük anlamına gelmemektedir. Bu sadece, iktidarın emekçi halkın elinde bulunduğu, siyasal iktidarı emekçi halkın elinden almayı amaçlayan siyasal faaliyetin yasadışı olduğu anlamına gelmektedir. Sovyet hainleri 1956’da sosyalizme karşı saldırılarını, Komünist Partisinin Şubat 1956’da toplanan 20. Kongresi’nde Stalin’e, kendi çevresinde bir “kişiye tapınma” örgütleme suçlamasını getirmek suretiyle başlattılar. Stalin döneminde, Sovyetler Birliği’nde Stalin’in kişiliğine tapınma olduğu doğrudur. Fakat bu kişiye tapınma, Stalin tarafından değil, onun isteklerine rağmen örgütlenmişti. Aslında Stalin bu tapınmaya karşı çıkmış ve onunla alay etmişti. Stalin’in çevresinde gerçekten de bir “kişiye tapınma” oluşturulmuştu. Mart 1939’da Parti’nin 18. Kongresinde öndegelen bir komünist şöyle haykırmıştı: “Ukrayna halkı yürekleri ve ruhlarıyla şunu duyururlar: ‘Yaşasın gözbebeğimiz Stalin!’ “ ‘Yaşasın insanlığın yüce dehası… gözbebeğimiz Stalin yoldaş!’ ” Bu konuşmacı Nikita Kruşçev’di! “Stalinizm” terimini uyduran ve Stalin’i –Almanca’daki Lider anlamına gelen “Führer” sözcüğünün Rusça karşılığı olan “Vozhd” sözcüğüyle anmaya başlayan da Kruşçev’di. Bir başka deyişle, Stalin’in çevresinde oluşturulan “kişiye tapınma” Stalin ve onu içtenlikle destekleyenler tarafından inşa edilmemişti; bu, daha sonra O’numegalomanyak bir diktatör olarak nitelendirecek olansiyasal düşmanlarının saldırısının önsözünden başka bir şey değildi. Stalin’e karşı sık sık yöneltilen suçlamalardan biri, O’nun Parti Genel Sekreterliği döneminde çok sayıda suçsuz insanın hatalı bir biçimde karşı-devrimci suçlar işledikleri gerekçesiyle hapse atılmış olmalarıdır. Diğer suçlamaların çoğundan farklı olarak, bu suçlama doğrudur. 1934-1938 yılları arasında –güvenlik polisini yöneten- İçişleri Halk Komiserliği makamında sırayla Genrikh Yagoda ve Nikolai Yezhov bulunuyordu. 1938’de yapılan kamuya açık duruşmada Yagoda, kompocu kafadarlarının tutuklanmalarını önlemek, sadık komünistleri hatalı suçlamalarla tutuklamak suretiyle komploya destek vermek için kendi yetkilerini nasıl kullandığını mahkemeye anlattı. Bazı şeylerin son derece yanlış bir tarzda yürütüldüğünden kuşkulanan ve başında Aleksandr Poskrebişev’in bulunduğu kişisel sekretaryasının güvenlik polisi örgütünde neler olup bittiğini soruşturmasını sağlayan Stalin’in kendisiydi. Bu soruşturmaların sonucunda Yagoda ile Yezhov görevlerinden alınıp tutuklandılar; bütün siyasal suçlamalar yeniden soruşturuldu ve binlerce adli hata düzeltildi. Stalin’i kitlesel kıyım yapmakla suçlayan kitaplıklar dolusu kitabın yayımlanmasının baş nedeni işte bu sorundu. Başta yeni-sömürge ülkeler olmak üzere tüm dünyada her yıl onmilyonlarca erkek, kadın ve çocuğun yaşadığı yoksulluğun nedeni olan kapitalist ve emperyalist sistemi yıkmak için bütün yaşamı boyunca, savaşım vermiş büyük bir ilerici kişilik olan Stalin’in anısı önünde saygıyla eğilelim. Dünyanın en büyük davası olan insanlığın kurtuluşu için bütün yaşamı boyunca savaşım vermiş olan Stalin’in anısı önünde saygıyla eğilelim.(stalin-mao.net alınmıştır.) ![]() Konu HERNEYSE tarafından (08-09-2008 Saat 14:14 ) değiştirilmiştir.. |
|
| Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 8 Kisi: | crawling1989 (07-09-2008), |
| | #2 (permalink) |
| Aktif Üye | Ölümsüzler konu başlığı altında ayrılmış bu bölüme devrim ve sosyalizm kavgasında önderlik etmiş,bu kavganın her bir noktasında emeğini,yaşanımı adamış tarihte önemli yer tutan kişiklerden biri olan Josef STALİN üzeine ayrılmış konu kimi kişiler tarafından politik gündem tartışması yapılırcasına suistimale uğratılmış amacının dışına çıkmıştır. O nedenle bütün mesajlar silinmiştir. Aynı uslupla yazılacak olan mesajlarda silinecektir. değerlerimizi hırslarımızın etkisinde kavga nedeni olarak görmek,asıl kavga etmemiz gereken emperyalistleri mutlu ediyordur ve bu bize hiç bir şey kazandırmaz aksine zarar verir. Ve kimi zararlar telefisi zor yaralar açar. Bu nedenle siper yoldaşlığı ve tarihsel değerlerimize olan inancımızla,yaşasın tüm devrim şehitleri,YAŞASIN STALİN YOLDAŞ!.... |
| | |
| HERNEYSE Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 29 Kisi: | Bome_Munzur (22-07-2009), boran-firtinasi (06-03-2010), |
| | #3 (permalink) |
| Aktif Üye | stalin yoldaşı ve diğer kaybettiğimiz önderleri özlememek ne mümkündür.ancak insanı üzen şey stalin yoldaşımızın,eleştirilmesindeki şuursuzluktur.hakaretlere çoğu zaman saldırılara kadar,maruz kalan bir önderdir stalin.yanlış anlamayın stalini madur gösterme gibi bir çabam yok.SENİ ÖZLÜYORUM YOLDAŞ STALİN |
| | |
| Sessizlik. Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 3 Kisi: |
| | #4 (permalink) |
| Aktif Üye | Bir toprak kölesinin kızı Ayakkabı tamircisi ve işçi Gürcü Vissarion İvanoviç Çugasvilli'nin oğlu 21 Aralık 1879. Gori doğumlu Josef Vissarionaviç Çugasvilli yada Başkumandan Stalin Yok etmek için Başkumandanlık yaptığın Lenin'in ülkesinin adını 112'inci Doğum gününü seçti düşmanların Ne çok korkutmuşsun onları Vede Dillerinden ne iyi anlamışsın ''Seni gidi gaddar insan seni'' Toygalarda yankılanırmış adın Öldüğüne inanmayanlar varmış İsa'nın değil Üç gün öncesini Senin doğum gününü beklemiş ''kıyıda köşede unuttukların'' Ama hiç üzülme Kederlenip sarkıtma ''ünlü palalarını'' Senin dilini konuşan 6Mayısçılar 2 ŞUBAT 1980'den beri Orağı Çekici sırtlanıp Kanların bayrak etmişler Ey Toygalarda yankılanan ad Çarların korkulu rüyalarının ''Gaddar insanı ölümsüz ruhu'' Kapıya vurma çamurlu ayaklarınla buyur 2 ŞUBAT soframıza kurul." |
| | |
| İlhan Emre Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 11 Kisi: |
| | #5 (permalink) |
| Aktif Üye | ne güzel şeyler yazmışsın!paylaşımın çok iyi olmuş.okumaktan haz aldım.aslında teşekkür ettim.ama dayanmadım bundan daha fazlasını hakettiğini düşündüm ve yorumda yapayım dedim ikinci dünya savaşındaki zaferleriyle o zaman ki sovyet halkını saygıyla selamlıyorum. |
| | |
| | #6 (permalink) |
| Üye | Bu günden bakıldığında STALİN'in yaklaşım ve hareket tarzının ne kadar doğru olduğu daha iyi anlaşılıyor.Sosyalist desteği, alt düzeylerde destekle sınırlı tutmak doğru değildir.Devrimin ''kendi iç dinamikleriyle'' yapılması elbette ideal olandır.Ancak bu demek değildirki dış destek reddedilmelidir.Artık dış desteğin, mümkünse en üst boyutta yapılmasının gereği daha iyi anlaşılmıştır.Sosyalist ''işgal'' ile,Emperyalist işgal birbirine karıştırılmamalıdır.Maalesef süreç kaçırılmıştır.Kapitalizm ''yukarıdan aşağıya'' yerleşebiliyorsa,sosyalizm daha da kolay yerleşmez mi?.Sorunlar elbette olacaktır,ancak sorun yöntemde değil, uygulayıcıların yetersizliğindedir. |
| | |
| | #7 (permalink) |
| Misafir | Josef Visarionoviç Çugasvili Stalin 21 Aralık 1879 -5 Mart 1953 ![]() Lenin'in öğrencisi Stalin, sosyalist inşa pratiğini bizzat yaşayan, bu inşayı fiilen yönlendiren ve teorik sonuçlar çıkartan tek önderdir. Marks ve Engels döneminde sosyalist devrim ve sosyalizmin inşası söz konusu olmadığı için bu önderlerin devrim ve sosyalizm üzerine görüşleri teoride kaldı. Onların görüşlerini geliştiren Lenin ise genç Sovyetler Birliği'nde sosyalizmin inşasına gerçek başlangıcı göremeden aramızdan ayrıldı. Stalin, o zamana kadarki sosyalizm ve devrimi sürekli kılma öğretisini, tek ülkede sosyalizmin inşasını uygulamakla karşı karşıya kaldı. Bu nedenle, burjuvazinin ve antimarksist, troçkizm gibi sapkın akımların Stalin'e yönelik saldırıları esasen Marks'a, Engels' ve Lenin'e; bir bütün olarak Marksizm-Leninizm'e bir saldırıdır. O, bu öğretiyi uygulamaktan ve uygulamadan elde edilen sonuçları teorileştirerek Marksit-Leninist öğretiye katkıda bulunmaktan başka bir şey yapmamıştır. Sovyetler Birliği'nde sosyalizmin inşasına gerçek başlangıcı göremeden aramızdan ayrıldı. Stalin, o zamana kadarki sosyalizm ve devrimi sürekli kılma öğretisini, tek ülkede sosyalizmin inşasını uygulamakla karşı karşıya kaldı. Bu nedenle, burjuvazinin ve antimarksist, troçkizm gibi sapkın akımların Stalin'e yönelik saldırıları esasen Marks'a, Engels' ve Lenin'e; bir bütün olarak Marksizm-Leninizm'e bir saldırıdır. O, bu öğretiyi uygulamaktan ve uygulamadan elde edilen sonuçları teorileştirerek Marksit-Leninist öğretiye katkıda bulunmaktan başka bir şey yapmamıştır. Burjuvazinin ve troçkist sapkınların Stalin'e düşmanlığı anlaşılır. Çünkü burjuva dünya sisteminin; kapitalist dünyanın parçalanmasında; ikiye bölünmesinde, devasa bir sosyalist ülkenin doğmasında Stalin'in önderlik payı tartışma götürmez. Her türlü zorluğa rağmen zorunlu olduğu için tek ülkede sosyalizmi inşa ederek dünya devrimi adı altında burjuvaziye teslim olmak isteyen troçkizmin ve sosyalizmi ortadan kaldırmak için saldıran faşizmin belini kıran Sovyet güçünün önderi Stalin'di. Marksizm, sosyalizm dendiğinde burjuvazinin öncelikle Stalin'e saldırmasının bir anlamı vardır. O da Stalin'in kararlı bir şekilde Marksist teoriyi başarıyla pratiğe uygulamasıdır. Dünya burjuvazisinin düşmanlığı buradan kaynaklanmaktadır. Marksizmin bir ütopya olmadığını, işçi sınıfının elinde devasa bir silah olduğunu, bu sınıfın dünya görüşü olduğunu ve burjuva dünya görüşünden her bakımdan üstün olduğunu göstermesidir. Bu anlamda burjuva dünya görüşüne, her türden revizyonist, oportünist düşünceye karşı mücadelede Stalin'i savunmak Marksizm-Leninizm'i, uluslararası komünist hareketin birliğini, onun teoriye kazandırdıklarını savunmak demektir. Stalin'i savunmak, O'nun fevkalade önemli tarihi bir şahsiyet, dünya proletaryasının önderi olarak kabul etmekle sınırlandırılamaz. Stalin'i savunmak, Marksizm-Leninizm ile antimarksizm; proleter dünya görüşüyle burjuva dünya görüşü arasına ilkesel bir çizgi çekmek demektir. Bu, Stalin'i savunmada "olmazsa olmaz" ilkesidir. Stalin, başlı başına bir programdır: Stalin, yaşayan Marksizm'dir. Stalin, Marksist-Leninist teorinin pratiğidir, uygulanmasıdır. Stalin, Bolşevik Parti, proletarya diktatörlüğünün, sosyalizmin inşası, uluslararası komünist hareketin birliği, sınıf dışı her türlü düşünceye karşı ilkesel tavır ve mücadele demektir. Stalin, kapitalist/emperyalist dünya karşısında sosyalizmin zaferidir. Stalin, barışın, halkların kardeşliğinin, dostça ilişkilerinin, dayanışmanın sembolüdür. Stalin, dünya burjuvazisine, sermayeye meydan okumanın ve bunu pratikte göstermenin ifadesidir. Stalin, alçakgönüllü olmanın, kitlelerin gücüne güvenmenin, devrimin onların eseri olacağını hiçbir zaman unutmamanın simgesidir. Stalin'i savunmak demek, O'nun devrimci düşüncesini ve eylemini Marksist Leninist Komünistlerin vazgeçilmez çıkış noktası olarak kavramak demektir. "Sermaye, Sovyetler Cumhuriyetini yıkmayı başarırsa bunun sonucu ne olur? Bütün kapitalist ve sömürge ülkeler üzerine en karanlık gericilik çöker. İşçi sınıfı ve ezilen halklar tamamen susturulur, uluslar arası komünizmin mevzileri yok edilir" (Stalin; Komünist Enternasyonal Yürütme Kurulu Genişletilmiş VII. Toplantısındaki konuşmasından, 7 Aralık 1926). [Bu Linki Görüntüleyebilmeniz İçin Üye Olmanız Gerekiyor. ]button |
|
| Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 4 Kisi: |
| | #10 (permalink) |
| Üye | sovyet askerleri almanyadayken alman kadınlarına tecavüz ettiklerini duyuyor stalin ve tüm komutanlarını çağırıp bir yemek veriyor ve bir komutanının karısının yanına gidip onu öpüyor ve o alman kadınların kocasıyla eşit oldun diyor. böyle birisi stalin onu karalamak isteyenler yazmıştır |
| | |
![]() |
| Heberi Paylaş |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Kemalist bir devrim Çin'de mümkün müdür? Josef STALİN | Maksim Gorki | Devrim Tarihi | 25 | 29-01-2012 10:52 |
| Josef Stalin | ** | Fotoğraflar | 29 | 22-06-2011 01:23 |
| Josef Stalin Dönemine Ait Sovyet Parası | APOCU | Tarih | 6 | 21-02-2010 03:12 |
| josef stalin:tarihsel ve diyalektik materyalizm | DevRim | Siyaset Felsefesi | 1 | 20-07-2007 06:50 |
| Josef Stalin | Özgür_Che | Fotoğraflar | 0 | 15-07-2007 22:05 |