Sosyalist Forum  

Ana Sayfa Bugünkü Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Geri git   Sosyalist Forum > SİYASET > Ölümsüzler

Ölümsüzler Önderlerimizin hayatları, anıları ve onlarla ilgili herşey

Loading


Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi
Mahir Çayan
Cevaplar
105
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
14051
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Bookmark and Share Konu Araçları Stil
Alt 01-12-2009, 00:48   #91 (permalink)

 
İşsiz Proleter - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: Nov 2009
Üye No: 26930
Mesajlar: 145
Teşekkür Grafikleri
Tesekkür: 150
76 Mesajina 146 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Mahir Çayan

Alıntı:
1903´isimli üyeden Alıntı
arkadaşlar , kim olduğundan şu anda tam emin değilim de (mahir,ibrahim, deniz'den biriydi ) idamından önce babasına yazdığı son mektupta m.kemal'den yada kemalist düşüncelerden filan bahsediyordu ( -muydu )
bu bilgi ne derece doğrudur ? (hatta parkasına yazmış o mektubu .. )
bu detay konusunda bilgi -yorumlarınızı rica edebilir miyim .
Deniz Gezmiştir. Ancak onu idamından önce değil,daha önceleri yazmıştır. Deniz'in idam'ından önce yazdığı mektupta daha farklı şeyler yazmaktadır. Aynı zamanda Deniz Gezmiş idam sephasında Yaşasın Marksizm-Leninizm'in yüce ideolojisi diye haykırmıştır. Şu bir gerçek ki hareketin ilk yıllarında gençlik Kemalizm ile solla tanış olmuşlardır,ilk adım Kemalizm olmuştur. Ancak bir çoğu daha sonra Kemalizm ideolojisinden kurtulmuş ve Marksist-Leninist çerçevede fikirlerini savunmuşlardır.(bazıları da bu iki ideolojinin sentezini yapmıştır-doğan avcıoğlu çevresi gibi-)

Deniz Gezmiş'in son mektubu aşağıdaki gibidir,dikkatli okursanız bu dediklerimin cevabını mektupta da bulabilirsiniz;

Baba,

Mektup elinize geçmiş olduğu zaman, aranızdan ayrılmış bulunuyorum. Ben, ne kadar üzülmeyin desem, yine de üzüleceğinizi biliyorum. Fakat, bu durumu metanetle karşılamanı istiyorum. İnsanlar doğar, büyür, yaşar ve ölürler… Önemli olan çok yaşamak değil, yaşadığı süre içinde, fazla şeyler yapabilmektir.

Bu nedenle ben, erken gitmeyi normal karşılıyorum. Ve kaldı ki, benden önce giden arkadaşlarım, hiçbir zaman ölüm karşısında tereddüt etmemişlerdir. Benim de etmeyeceğimden şüphen olmasın.

Oğlun, ölüm karşısında aciz ve çaresiz kalmış değildir.

Bu yola bilerek girdi. Sonunda da bu olacağını biliyordu.

"Seninle düşüncelerimiz ayrı ama", beni anlayacağını tahmin ediyorum. Sadece senin değil, (…) anlayacağını inanıyorum.
Cenaze için, avukatlarıma gerekli talimatı verdim. Ayrıca savcıya da bildireceğim. Ankara´da 1969´da ölen arkadaşım Taylan Özgür´ün yanına gömülmek istiyorum. Onun için cenazemi İstanbul´a götürmeye kalkma.

Annemi teselli etmek sana düşüyor. Kitaplarımı küçük kardeşime bırakıyorum. Kendisine özellikle tembih et. Onun bilim adamı olmasını istiyorum. Bilimle uğraşsın ve unutmasın ki, bilimle uğraşmak da bir yerde insanlığa hizmettir.

Son anda, yaptıklarımdan en ufak bir pişmanlık duymadığımı belirtir seni, annemi ve kardeşimi devrimciliğimin olanca ateşiyle kucaklarım…

Oğlun Deniz Gezmiş
6 Mayıs 1972, Merkez Cezaevi


Kalın puntolarla belirttiğim kısımda Deniz Gezmiş babasıyla fikirlerinin aynı olmadığını beyan ediyor. Sanırım bu da sorunun cevabını veriyor.
İşsiz Proleter isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 01-12-2009, 01:39   #92 (permalink)

 
Namirın - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

İŞÇİ..
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: Oct 2009
Üye No: 26350
Mesajlar: 734
Teşekkür Grafikleri
Tesekkür: 752
339 Mesajina 756 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Mahir Çayan

bir diğer merak ettiğim şey de şu :
geçmişte yaptıklarıyla bugün anılan isimlere nazaran , deniz'den daha az bahsediliyor sanki SF'da . herhangi bir konu üzerinde görüşülüyorken o şey hakkında anılar ve hikayeler gibi alıntı yapıldığında genelde diğer karakterler daha bir ön plana çıkıyor/çıkarılıyor sanki. ne bileyim , bana öyle geldi . yani deniz gezmiş'in eleştirilen , beğenilmeyen, tutulmayan yanı mı var acaba ? pek deniz'in adı yada yaptıkları geçmiyorda forumda .. 2-3 aydır üyeyim ve dikkatimi çektiğinden - öğrenmek için bunu soruyorum .
yorumunu paylaşacak olanlara teşekkür ederim
Namirın isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 01-12-2009, 02:13   #93 (permalink)

 
İşsiz Proleter - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: Nov 2009
Üye No: 26930
Mesajlar: 145
Teşekkür Grafikleri
Tesekkür: 150
76 Mesajina 146 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Mahir Çayan

Alıntı:
1903´isimli üyeden Alıntı
bir diğer merak ettiğim şey de şu :
geçmişte yaptıklarıyla bugün anılan isimlere nazaran , deniz'den daha az bahsediliyor sanki SF'da . herhangi bir konu üzerinde görüşülüyorken o şey hakkında anılar ve hikayeler gibi alıntı yapıldığında genelde diğer karakterler daha bir ön plana çıkıyor/çıkarılıyor sanki. ne bileyim , bana öyle geldi . yani deniz gezmiş'in eleştirilen , beğenilmeyen, tutulmayan yanı mı var acaba ? pek deniz'in adı yada yaptıkları geçmiyorda forumda .. 2-3 aydır üyeyim ve dikkatimi çektiğinden - öğrenmek için bunu soruyorum .
yorumunu paylaşacak olanlara teşekkür ederim
Deniz Gezmiş diğer devrimcilerimize nazaran daha çok kesim tarafından sahipleniliyor. Özellikle Kemalistler Deniz Gezmiş'i sahipleniyorlar(son zamanlarda da Deniz Gezmiş'in adeta "içi boşaltılarak" Che gibi bir ikon yaratılmak isteniyor burjuvazi tarafından). Bu bir etkendir,diğer etken ise,Deniz Gezmiş pek yazmadı. Deniz daha çok eylem adamıydı. Yaşasa elbette yazardı ancak hayatta ve mücadelede bulunduğu süre zarfında sürekli pratikte oldu,bu yüzden teorik olarak pek ürün veremedi. Bir başka etken ise; bazı "über-solcularımız" ve sola akıl veren liboşlarımız Deniz Gezmiş'i ulusalcı ve darbeci ilan etmekte,o kesimler bu yüzden Deniz Gezmiş'i pek sevmezler. Benim düşüncelerim bunlardır.
İşsiz Proleter isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
İşsiz Proleter Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler:
boran-firtinasi (02-12-2009)
Alt 02-02-2010, 18:01   #94 (permalink)

 
suleyman61 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: Nov 2009
Üye No: 27148
Mesajlar: 5
Teşekkür Grafikleri
Tesekkür: 0
0 Mesajina 0 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Mahir Çayan

paylaşım için tşk yoldaşlar
suleyman61 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 04-02-2010, 03:44   #95 (permalink)

 
haydarcanpolat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Üyeliği durduruldu
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: Jun 2009
Üye No: 23027
Mesajlar: 185
Teşekkür Grafikleri
Tesekkür: 37
129 Mesajina 397 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Mahir Çayan

DEDİKODUMU,DEVRİMCİLİKMİ?..
Mış,mış,mış....
Devrimcinin mış-mışı olmaz,çünkü bilirki mış-mış yapmak rivayetten öte bir şey dedigildir ki rivayetlerde uydurulmuş hikayelerdir.
Deniz Mahir le hiç tanışmamışmış
Deniz bir keresinde Mahir in üzerine yürümüşmüş,yakasına yapışmışmış,tam yumruğu patlatacakken.....
Deniz le İbo hiç anlaşamazmış,hep tartışırlarmış,hatta bir keresinde yaka paça kavgaya tutuşmuşlarmış,Deniz in boyu uzun olduğundan.....
Deniz doğu perinçegi öylesine evire çevire dövmüşmüş..ki;Doğu nun sağ bacağını vurup kırmışmış,Doğu bu yüzden aksak bacaklıymış.
Bunların hepsi uyduruk hikayeler.
Onları yaşarken dögüştüremeyenler,onları öldükten sonra dögüştürmeye çalışıyorlar galiba.Hani benim devrimcim senin devrimcini döver hesabı.
Onların bir birlerine karşı en derin bir yoldaşlık duygusuyla bağlı olduğunu anlatmaya gerek varmı?..
Bir devrimci düşünün ki;kardeş bir örgütün önder ve savaşçılarını faşizmin idamlı zındanlı tehditinden kurtarmak için kendi örgütünü,örgütsel iradesini öylesine en uyüce bir fedekarlık ve yoldaşlık duygusuyla hiçe saysın.Bir devrimci başka kardeş ve yoldaş devrimcilerin hayataları için kendi örgütünü feda edebilrimi?..Ki o kendi örgütü halka devrim yapma sözü vermiş olsun ve bu sözünden ötürü halka bir devrim borcu olmuş olsun.Kim,başka hangi ülke devrimcileri böyle bir şeye kalkışabilir?..
Ama işte adınız Mahir Çayansa ve Türkiye li devrimcilerseniz eger;hiç düşünmeksizin kalkışabilirsiniz.
Böylesi onurlu ve erdemli bir davranış;biz Türkiyeli devrimcilerin dünya devrimcilerine örnek olup yol göstersin diye bıraktığımız biricik bir mirastır.
İnanamayın bu dedikodulara yoldaşlar.
Bunlar bohçacı kadın şehvetiyle anlatılmış dedikodulardır.
Bunlar sadece ve sadece uyduruk hikayelerdir,rivayetlerdir yani.
İbo denizler hayattayken onlara epeyce uzak bir cenahtadır Deniz lerle tartışacak bir yakınlığı yoktur.Esasen İbo cenahında tartışmalar Doğu perinçek üzerinden yürütülmüştür çünkü Doğu İbo nun hali hazırda önderidir onu devrimci görevlerle görevlendirendir o koşullarda.
Esasen İbo nun daha çok THKO nun İstanbul grubunun sorumlusu Cihan la tanışıklığı,konuşmuşluğu vardır.
Yani THKO nun İstanbul grubuyla.
Ve şiddetin zerresine yer yoktur karşılıklı ilişkilerde.
İbo o cenahtan koptuktan sonra,yani teorik ve pratik olarak kendi güzergahını çizdikten sonra Deniz gillerle ilişki kurabilirdi ki o koşullarda da Denizler darağacının dibinde ha asıldı,ha asılacaklardı.
Ben İbo nun o kopuş koşullarını genç bir devrimci olarak çok iyi biliyorum,yazılı olmasada sölzlü tanıklığım vardır.Kolaylıkla söyleyebilirimki İbo ve Deniz çevresi arasında şiddetin (ş)si bile söz konusu olmamıştır.
Şiddet olması için o İbo ve Deniz yada taraflar arsında dönemin ünlü şiddetli(hararetli)tartışmalarının olması gerekir.
Bilen bilir İbo nun Deniz lere yönelik ilk eleştirileri o cenahtan koptuğu dönemde yani Malatya ya geçtigi dönemde söz konusudur,ki o dönem de 72 sonlarıdır.
İbo Kürecikte,yani kendinden önce oralara gidip oraları devrimci çalışmalarında üs tutan Sinan ların yöre halkı üzerinde bıraktıkları sempatiyi görünce THKO ya yönelik eleştirisini kaleme almış ve o eleştirisinde ''THKO luların halk üzerindeki bıraktıkları sempatiyi ortadan kaldırmalıyız''melainde yazmıştır.Ve THKO luların bıraktıkları sempatiyi kendi hanelerine yazmak amacıyla Muhtar Musatafa Mordediniz i Sinan ları ihbar eden kişi diye cezalandırmıştır.Oysa aslında Sinan ları ihbar eden Mustafa Mordeniz degildir.
Mahir ise Deniz le çokça samimidir,keza Sinan la epeyce bir tanışıklığı vardır.Ama mesela İnan yoldaşın SBF kantinine sık sık gidip gelmesine rağmen İnan yoldaşla hemen hiç konuşmuşluğu yoktur,çünkü İnan ın THKO nun fiili olarak önderi olduğunu bilmiyordur.
İnan ın önderligini ögrendikten sonrada Deniz den İnanı kendisine tanıştırmasını istemiştir,İnanla da böylece tanışmış olur.
Esasen THKO ve THKP arasında da epeyce bir yakınlık vardır ve hatta iki örgütün birleştirilmesi de tartışılmıştır.Mahir THKP nin THKC sini feshetme ve onun yerine THKO yu ikame etme düşüncesindedir.Ama İnan yoldaş bunu reddetmiştir.
Bu birlik adeta Mahir in bir vasiyeti olarak ele alınmış olup HDÖ/Acilciler savşçılarınca 70 li yılların başında Hasan Basri ler vasıtasıyla(Malatya çatışması öncesinde)yeniden gündeme getirilmiş ve bu konuda bir iki görüşmede yapılmıştır...ki ben bu görüşmelere az çok tanıklık ettim.
O dönemi az çok yaşayan biri olarak bütün samimiyetimle söyleyebilirimki;o dönem kim kimdendir çokta belli degildi,bu gün THKO lu olan ertesi gün kolaylıkla THKP li olabiliyordu.
Mesela Antep direnişinin önderi İlhan THKP den THKO ya geçmiş,buna karşılık THKO nun savaşçılarından sonaradan Kölnde PKK tarafından kurşunlanan Kürşat Timuroğlu da THKP ye geçmişti.
Ertuğrul da cezaevinden çıktıktan sonra bu konunun altını çizmişti.
Mesela Cevahir Sianan ların yanına dağa gidecekti,eger yanılmıyorsam Cevahir i dağa götürmek için Atilla yada Yalçıner Sinan tarafından görevlendirilip Cevahir in rendavusuna gönderilmişti ama bir şekilde rendavu gerçekleşmemişti.
Yani o dönem çok coşkulu bir dönemdi yukarılarda yani önderler arasında bile kemikleşmiş bir ayrılık yoktu.Hele hele THKO ve THKP arasında hiç yoktu.Kemikleşmiş ayrılık ve karşılıklı şiddet 70 li yılların yarısında başladı.
Mesela Ali Haydar Yıldız la aynı lisedeydik,faşistlere karşı kavgadan kendi atramızda kavgaya zamanmı bulamıyorduk ki kavga edeydik.Yok böyle bir şey inanmayın ,aldanmayın.O dönem devrimciler bir birlerini çok sever sayardı ve bir birlerine sadakatle bağlıydılar.
THKO ve THKP arasındaki devrimci dayanışma daha başından beri vardır,yani Kızıldere eyleminden önce.
Mesela Mahir ler yakalanmalarını THKP içindeki havacı subay İlyas Aydın ın verdigi biliglere bağlarlar.Yani Mahir ler İlyas Aydın ın THKP içindeki ajan olduğunu anlamışlardır.Bizzat Mahir cezaevinden İnan yoldaşa haber salarak,İnan yoldaştan İlyas Aydın ın bir şekilde cezalandırılmasını ister.Çünkü THKO nun örgütsel yapısı henüz bütünüyle tasfiye edilmemiştir ve ayrıca Filistinde egitim görmekte olan epeyce bir sayıda tHKO savaşçısı vardır.Mahir e göre böylesi bir eylemi ancak THKO lular yapabilir ve ayrıca Mahir in THKO lulara olan özel bir güveni vardır.Mahir in istegi kendisine ulaştırlan İnan yoldaş bizzat kendi el yazısıyla dışarıdaki yoldaşlara talimat verir ve İlyas Aydın ın cezalandırılmasını ister.İnan yoldaşın yazılı notunu alan dışarıdaki yoldaşlar(İstanbul grubu)İlyas Aydını bir şekilde Flistine kadar götürürler ve orada yargılayıp cezalandırırlar.
Faşist saldırılara karşı okula toplu gidiyor,toplu çıkıyorsun,hanginizin öldürülecegi belli degil,ölümü paylaşıyorsun mecburen,ya nasıl kavga edersinki yoldaşlarınla?..
Bu gün bile ne Mahir bizi ayırır yada ayırmalıdır,nede Deniz yada İbo,olsa olsa sosyalizmin sorunlarındaki farklı bakış açılarımız ayırır bizi,ki o farklı bakış açılarımızdaki ayrılıklarımız uğruna kavga etmeye de degmez zaten.
Bilinki,bilesinizki Mahir in yada Deniz in yada yine İbo nun kuracakları kendi sosyalizmlerinde yaşamak en mutlu olmak demekti.
Bu yüzden onlar bizim en can yoldaşlarımızdır.
Bu yüzden yolumuz Deniz lerin,Mahir lerin,İbo ların yoludur.
Dilegim odurki şeytan bizi onların yolundan şaşırtmasın.

Konu haydarcanpolat tarafından (04-02-2010 Saat 08:06 ) değiştirilmiştir..
haydarcanpolat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
haydarcanpolat Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 8 Kisi:
alikorkmaz (06-02-2010), Bahtiyar (20-02-2010), boran-firtinasi (04-02-2010), che_1955 (04-02-2010), karabudun (02-04-2010), owert (06-02-2010), Yakov Pavlov (04-02-2010), Özgürlükateşi (04-02-2010)
Alt 06-02-2010, 00:40   #96 (permalink)

 
haydarcanpolat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Üyeliği durduruldu
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: Jun 2009
Üye No: 23027
Mesajlar: 185
Teşekkür Grafikleri
Tesekkür: 37
129 Mesajina 397 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Mahir Çayan

DENİZ VE BABASINA YAZDIĞI MEKTUP!..
Bu başlık altında yazan arkadaşlardan biri Deniz in babasına yazdığı mektuptan söz etmişti.Ki daha önce başka başlıklar altında sürdürülen tartışmalarda da söz konusu o mektuptan söz edilmişti.
O mektup üzerinden Deniz in ne kadar da koyu bir Kemalist ve hatta ırkçı biri olduğuna dair çeşitli vurgulamalarda bulunulmuştu.
Ben daha önce gerek bu mektuptan ve gerekse Devrim Dergisinde yer alan ve sözde DEniz le yapılan röpörtaja deginmiş ve gerek mektup ve gerekse röpörtajın Deniz e mal edilmesinin sadece iyiniyetli bir yalan olduğunun altını çizmiştim.
Deniz lerin geride bıraktıklar yazılı miras bellidir.
Bunlar THKO nun 1 ve 2 nolu bildirisi,savunma,ailelere yazılan mektuplar ve İnan yoldaşın kaleme aldığı Türkiye dEvriminin Yolu adlı manifestosudur.Bunların dışındakiker Denizlere ait yazılı belgeler degildir.
O günleri yaşamayan bilmez;o günlerde basında her gün bir THKO bildirisi yayınalnırdı,üstelik o bildiriler in imza bölümünde genellikle bilmem hangi, ilden THKO komutanı(Tegmen bilmem kim,falanca yüzbaşı),THKO nun bilmem ne hücresi vb yer alırdı.Dahası o bildirilerin imza bölümünde degişik THKO amblemleri yer alırdı.
Oysa THKO nun ne böylesine bilmem ne hücresi,yada falanca komutanı bilmem kim vb imzalı bir bildirisi ve nede kendi orijinal ambleminden başka bir amblemi vardı.
Ben Deniz in DÖB cülerden hangi nedenlerden ötürü koptuğunu yazmıştım ve yine Deniz in düşünsel evriminin mahkemeden ve sözü edilen röpörtaj yada mektuplardan çok önce tamamlanmış olduğuna deginmiştim.
Deniz i çok iyi tanıyan DÖB cülerden Lütfü kıyıcının söz konusu o mektup ve röpörtajla ilgili yazısından bir paragraf aktararak konuya açıklık getirmek istiyorum.
MEKTUP DENİZ’İN OLAMAZ
Bu yalanlar kimseye itibar kazandırmaz. Niyetim Deniz’i methetmek değil. O, kamuoyunda dost ve o düşmanları arasında layık olduğu yeri almıştır. Niyetim, tanıklıklarımı iletmek/paylaşmak. Dönem konusunda senteze ulaşmak isteyenlere bilgiler aktarmak. İsteyen teorik meşrebine göre kendisini haklı çıkaran “teorik” sonuçlara ulaşabilir. Bunda bir beis yok.

Mektup konusuna gelince; söylemek istediğim şudur; mektubun ayrıntıları doğru olmakla beraber, bu mektup Deniz’in kaleminden çıkmış olamaz. Kaligrafisini görmeden buna inanmak zor. Cumhuriyet ’te çıkmış olması iddia ettiği gibi bunun “sahihliğinin” de delili olamaz. Arkadaşlarından birisi böyle bir mektup yazsa ve doğru bir kanaldan Cumhuriyet ’e, Milliyet ’e veya herhangi bir gazeteye iletse bu o dönemde yayınlanırdı.
Çünkü o dönemde yani mektubun yazıldığı ve yayınlandığı tarihte Deniz Amerikalıların kaçırılmasından ve İş Bankası soygunundan dolayı aranmakta idi. Ve basının tüm manşetleri onlarla ilgili ve dolaylı olarak onların aleyhineydi. Ve bu mektup önemli bir haberdi.

Bu onların üzerindeki yıldırıcı baskıyı hafifletmek, kamuoyu önünde olumlu bir hava yaratmak için gazeteye gönderilmiş olabilir.

Paralel başka bir örnek vermek istiyorum. Devrim gazetesinde Deniz ile yapılmış gibi bir söyleşi yayınlanmıştır. (Sayı 10, s.2-7) Sosyalizm sözü ve iması dahi geçmeyen, Kemalist söylemlerle dolu bir söyleşidir bu.

Bu da Deniz ile konuşularak yapılmış bir söyleşi değildir. Halisane duygularla yapılmış bu yayın konusunda Devrim’in Hasan Cemal ile birlikte dönüşümlü yazı işleri müdürlüğünü yapmış olan Uluç Gürkan tanıktır. Açıklamayı da zaten Uluç Gürkan yapmıştır.(Lütfü Kıyıcı)
Görüldügü gibi o dönem Denzler adına son derece iyi niyetli bir takım davranışlarda bulunan devrimciler var ve bu devrimciler o koşullarda Deniz in böylesi mektup ve röpörtaj konusunu sorun etmiyecegini düşünerek sanki Deniz in ağzından ve kaleminden çıkmış gibi bir takım mektup ve röpörtaj yayımlamışlardır.
Bu gün bile hemen bir çok çevrenin Deniz i kendi düşünsel ortağı(Kemalistler,cuntacılar,oportünistler,revizy onistler vb) olarak ilan edip savunmalarını düşündügümüzde,Hasan Cemallerin,Uluç Gürkanların ve başka çevrelerin Deniz adına hareket edip DEniz i kendilerindenmiş gibi göstermeye çalışmalarının masum davranışlar olduğunu söyleyebiliriz.En azından bene bu kanaatteyim.
haydarcanpolat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
haydarcanpolat Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 3 Kisi:
alikorkmaz (06-02-2010), Bahtiyar (20-02-2010), boran-firtinasi (03-04-2010)
Alt 06-02-2010, 10:31   #97 (permalink)

 
owert - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Üyeliği durduruldu
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: Jul 2007
Üye No: 423
Mesajlar: 373
Teşekkür Grafikleri
Tesekkür: 411
128 Mesajina 224 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Mahir Çayan

Yani o dönem çok coşkulu bir dönemdi yukarılarda yani önderler arasında bile kemikleşmiş bir ayrılık yoktu.Hele hele THKO ve THKP arasında hiç yoktu.Kemikleşmiş ayrılık ve karşılıklı şiddet 70 li yılların yarısında başladı.



Mesela Ali Haydar Yıldız la aynı lisedeydik,faşistlere karşı kavgadan kendi atramızda kavgaya zamanmı bulamıyorduk ki kavga edeydik.Yok böyle bir şey inanmayın ,aldanmayın.O dönem devrimciler bir birlerini çok sever sayardı ve bir birlerine sadakatle bağlıydılar.


Bunlar altı çizilecek cümleler.

Bunun yanında Mahir, Denizler için ''fakocu'' diyordu. Yani otonom örgütlenemye kapı açan bir mücadele hattının başarısızlığına inanıyordu. -TKP'lilerde THKP böyle diyordu--Çünkü Emperyalist gelişimin eşiğinde Ülkemizde kırda da denetimin artırıldığını,şehirlerin önemine dikkat çekiyordu. Bunun içinde hiyararşik,disiplinli ve neyin ne olduğunu bilecek koordinasyon yaratacak,kadrolarını kolayacak onlara lojistik destek sunacak yapının baştan bunun olması gerektiğine inanıyordu.

Bizim Denizimiz biraz acaleciydi. Onun resimlerine bakın o cevher yüreği görürsünüz. Dollu dollu çoşkulu bir Denizdir o.. Beyaz bir at üstünde -beyaz at özgürlüktür-- Ödtü içersinde koşturduğu söylenirdi. Deniz böyle bir Denizdi.

Ve çıktı vurucam dedi ve vurdu... Devrimcilik kimsenin tekelinde değil elbete ama bu Türkiye devrim tarihine şu dersi almasına neden olmuştur. ''Senin yaptığın yanında ki yapıları etkiler. Bu anlamda tek kendi yapını düşünmek ve ona göre hareket etmek yanlıştır.''

Mahir bunun için ''savaşmaya mecburduk'' dedi. Bunun için eğer durursak bizi de yok edecekler,madem başladı bize katılalım. Yenilgiyi -Leninde rus devriminden yenilgi olasalığı bekliyordu-bile bile katılalım. Mahirin katılması bundandır. Eğer gelişecek karşı devrimin kendi yapısına bir şey yapmayacağına inansaydı,denizi ve iboyu feda edebilirdi. Ancak bunun mümkün olmayacağını olamayacağını çok iyi biliyordu. Devrim derseleri ona bunu söylemişti. Engels ta başta böyle diyordu. Evet talihsiz durumdu ama devrimci görevinden-aynen paris komünü,1948 ayaklanmaları,rus devrimi gib,-- kaçamazdı.. Mahir arkadaşları ve o dönemim devrimci kuşağı kaçmadı..

Bu Engelsin dediği gibi esasında herhangi ülke önderlerinin başına gelecek talihsiz bir durumdur. Şavaşmak istemezsin ama savaşmak zorunda kalırsın. Rus devrimi de buna benzerdir. Lenin devrim önümüze geldi savaşmak zorundayız demiştir. Menşevikler ''ama sosyalizm için hazır değiliz'' demiştirler. Kendi partisni bile zor ikna etmiştir. hatta söylemini yuvarlatmıştır.

İşte talihsizlik burada yatar. Paris komünü,1948 ayaklanmaları,Devrimci Ayaklanmalar hep bu dersler bırakmıştır.

Mahir, Deniz,İbrahim ve onun arkadaşları türkiye toplumsal hareketin de de dersler bırakmıştır.

Ne yazık 12 eylül gibi bir dersimizde var.. Bu son ders Mahir ,Deniz ,ibrahimden çıkardığımız derslerin yorumlamasında -hani şu yukarda yaptığım gibi-belki tam karşıtına attı bizi. Yani Mahir deniz ve ibo gibi olmazsak ezilip yok olmayacağımızı düşündürtü. Bilmiyorum ama bunu düşünüyorum.. Belkide böylesine hazimet bu kadar basitçe ancak böyle olabilir.? Toplumsal yapıda kişilerin hataları olmaz. Hatta hepimizindir..
owert isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 07-02-2010, 02:01   #98 (permalink)

 
haydarcanpolat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Üyeliği durduruldu
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: Jun 2009
Üye No: 23027
Mesajlar: 185
Teşekkür Grafikleri
Tesekkür: 37
129 Mesajina 397 Tesekkür Aldi
Standart Cevap: Mahir Çayan

Sevgili Owert!..
Türkiyeli devrimcilerin belkide en temel eksikligi yarım yüzyıllık mücadelelerine rağmen hala kendi tarihlerini yazamamış olmalarıdır.
Haliyle o tarih hakkında herkes kendi bildigi ve ögrendigince degerlendirmelerde bulunuyor ki bunda bir yanlışlık olmasa gerek.
Yanlışlık;bilinen,bilgi yada bilince taşınanla degil dedikodularla o tarihi açıklamaya kalkmaktır.
Ben bunu vurgulamaya çalışmıştım sadece.
Bir tarih şu şunu fena benzetmiş,filanca filancanın yakasına öyle bir yapışmışki araya girilmeseymiş kan gövdeyi götürecekmiş vb dedikodulara indirgenemez.
Elbetteki böyle şeyler olmuş ve yaşanmışsa inkardan gelmek daha kötü.Tam tersine geçmişimize karşı utangaç bir tutum içine girmeden eksigimizi,gedigimizi,olumsuzluğumuzu hatta varsa suçumuzu kabulden gelmeliyiz.
Ama işte ne yazıkki bütün o anlatılanlar dedikodudan öteye gitmeyen,gerçekte olmamış şeylerdir.Haliyle olmamış şeyleri olmuş gibi aktarmak okluyucuyu yanlış bilgilendirecektir.
Yazındaki bir iki noktaya deginmeden geçemeyecegim.
Mahir in THKO ya yönelik fokocu eleştirisi,Hüseyin in Mahir e cevabi eleştirisi inkar edilecek şeyler degil.
THKO nun fokoculuğuna yönelik eleştirilere baktığımızda eleştirenlerin fokoculuğu tam anlamıyla kavramadıklarını rahatlıkla görebiliriz.
Fokoculuk,fokodan,fokus(çekirdek)ten hareket,yada çekirdekten başlamakmıdır?...
Eger öyleyse Latin Amerika solunun tümü fokocudur.
Çünkü Latin Amerikadaki tüm sol örgütler fokodan hareket etmişlerdir.Zaten başkada çareleri yoktur.
Çünkü işçi sınıfı revizyonist Komünist partilerinin(bizdeki gibi) etkisi altındadır,burjuva kuyrukçu ve reformist bir mücadele ile yetinmektedir.
El Salvador lu devrimciler;''yapacak başka bir şeyimiz yoktu,ya komünist partisinin oportunizmi, ve revizyonizmi ile yetinecek yada bir yerden başlayacaktık.Biz bir yerden başlamayı seçtik,çekirdekten(focus) başladık.Ünüversitede okuyan bir kaç arkadaş bir araya geldik,hiç bir hazırlığımız yoktu bu yüzden işe bir kaç banka soygunuyla başladık,sonrada silahlı gerilla eylemlerine yöneldik''derken fokodan başladıklarının altını çizerler.
Yok kitle mücadelesi yerine silahlı dar bir grubun yürüttügü mücadelede ısrarsa,söylemleri ne olursa olsun Mahir de,İbrahim de bu anlamda THKO dan daha az fokocu degildir.
Kaldı ki THKO nun söylemi ortadadır,o işçi sınıfının öncülügünü,kitle mücadelesini temel almıştır.Ve sanıldığının aksine en kitlesel yapı o günkü koşullarda THKO dur.
Mahir de focus tan başlamıştır,İbrahimde burası bir gerçek.Sadace tek farklılıkları,parti olarak ortaya çıkmalarıdır.
Mahir ve İbrahim e göre Partisiz silahlı mücadele verilemez,velevki verilsin o zaman o mücadele fococuluk olur.
Ama mesela bu gün hali hazırda elle tutulur sol mücadelelerin olduğu Latin Amarika solunun bütün kesimleri partisiz bir mücadele hatını sürdürerek bu günlere gelmişlerdir.Ne yazıkki Latin Amarika solunun fokocu olduğuna dair ciddi eleştiriler yapılmamış tam tersi o mücadeleler neredeyse övünç kaynağı olarak nitelenmiştir.Ama hernasılsa Latin Amerikayı örnek alan THKO fokocudur.
Deniz in aceleciligi de Latin solcularınınki gibidir.
Bir yerden başlamaktır,bir şeyler yapmaktır.
Deniz o acelecilikle THKO ya katılmıştır.
Beyaz at olayı Deniz e aşık olan bir kız arkadaşa Deniz in muzipçe yaptığı bir şakadan başka bir şey degildir.
Deniz ler asla ve hiç bir zaman tek kendilerini düşünmemişlerdir.Tam tersine solun öteki kesimleriyle bir süre beraber olmuşlardır ama sol o zaman daha çok kendi içindeki sorunlarla boğuşmaktadır.Haliyle Deniz lerin deyimiyle ''bu adamlarla yola çıkılmaz''Son ana kadar soldan bir şey(parti) çıkarmı diye beklenmiştir.
12 eylilde neden yenildik?..
Bahse konu gerekçen doğru bir saptamadır,Deniz lerden sonra Deniz olmak artık çok zordur.Dernekçilik,büroksasi ve kırtasiyecilik daha kolaydır.
haydarcanpolat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
haydarcanpolat Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 2 Kisi:
boran-firtinasi (02-04-2010), owert (07-02-2010)
Alt 03-04-2010, 21:51   #99 (permalink)

 
boran-firtinasi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: May 2009
Üye No: 21672
Mesajlar: 1,830
Teşekkür Grafikleri
Tesekkür: 2,286
993 Mesajina 2,091 Tesekkür Aldi
Standart

MAHİR VE BİRLİK
"Gerçekten de ayrılmaların, bölünmelerin hoş olduğunu iddia edecek değiliz. Ne var ki, bütün gayretlerimize rağmen, birlik amacı ile birlik-eleştiri-birlik mekanizmasını kullanarak Aydınlık Sosyalist Dergi'deki sağcı ideolojiyi bertaraf edemedik. (...) unutmayalım ki, bugün için kötü olan, yarın için iyi birşey olabilir. Ve bugün, devrimci ilkeler üzerinde kurmaya başladığımız birlik, anın üzüntü ve endişelerini memnuniyete çevirecek kadar güçlüdür.
(...) Yani görüş ayrılıkları karşısındaki tutum, bazı arkadaşların yaptığı gibi, bu ayrılıkları örtbas etmek değil üstüne üstüne gitmektir.
Biz daima ikinci yolu tercih ettik. Sahte birlik çığlıklarına karşı koyarak, varolan ideolojik farklılıkların üstüne üstüne gittik. Bunu ayrılıkçı bir tutumla değil, birleştirici bir tutumla, birlik-eleştiri-birlik ilkesine bağlı kalarak yaptık.
(...) Bu durumda hareket bölünmesin diye, proletaryanın devrimci ilkelerinin çiğnenmesine, Leninizmin bayrağının oportünizm batağına sokulmasına göz yumacak mıydık?
Hayır, bin kere hayır!
'Biz mutlaka, barış ve birlik aracı değiliz, görüş ayrılıklarını asla saklamamaya ve bütün çıplaklığı ile ortaya koymaya mecburuz. Biz mutlaka ayrılıkçı ve nifakçı da değiliz. Sapıtmaları yola getirmek, doğrultmak için kullandığımız bütün imkanlar tükenirse, dünyanın en uzlaşmazlarıyız.
(...) Artık, Mihri Belli'nin sağcı görüşlerinden dolayı harekette tam bir kargaşa hakim olmuştur. Bu kargaşa, hareketin hem teorik, hem de pratik ilerleyişine engel olmaya başlamıştır.
Artık ayrılık parolamızdır.
Ve proletaryanın devrimci ilkelerini her şeyden üstün tutan, devrimci şerefi ve namusu olan her devrimcinin yapacağı gibi Mihri Belli ve onun temsil ettiği akımla bütün organik bağlarımızı kestik!" (1)


BİRLİĞİN MANİFESTOSU; THKP-C ve THKO
Kuşkusuz "birlik" üzerine bir yazı dizisinde ilk anılacak birlik olmanın onuru, 26 yıl önce THKP-C ve THKO savaşçıları tarafından kazanılmıştır. İki hareketin emeklerini, imkanlarını birbirlerine sundukları ve hiçbir çıkar kaygısı taşımayan bu birlik deneyi, mücadele içerisinde gelişmiş ve Türkiye halklarının silahlı devrim cephesini güçlendirmeyi hedeflemiştir. Birlik, esas olarak THKP-C ve THKO önderlerinin Kasım 1971'de Kartal Maltepe Askeri Cezaevi'ndeki ortak özgürlük eylemleriyle başlar. THKP-C önder kadrolarından Mahir Çayan, Ziya Yılmaz ve Ulaş Bardakçı ile THKO önder kadrolarından Cihan Alptekin ve Ömer Ayna zindan duvarlarını kazdıkları tünelle aşarlar.
Bu birliğin özel bir protokolünün olup olmadığına dair elde bir bilgi yoktur. Ama bu birliğin asıl protokolü, devrime duydukları sonsuz bağlılık, devrimciliğe, yoldaşlığa yükledikleri anlam ve sahip oldukları devrimci değerlerdir. Bu değerler temelinde, 12 Mart açık faşizminin maskesini düşürmek, Denizlerin idamını engellemek için, devrimin prestiji için Ünye'deki NATO Üssü'nde çalışan üç İngiliz teknisyeni kaçırma eylemini birlikte örgütler; ve devamındaki gelişmelerde 30 Mart 1972'de Kızıldere'de düşmana karşı birlikte savaşırlar. Dokuz THKP-C, iki THKO önder ve savaşçısı, bu çatışmada yanyana şehit düşerler.
THKP-C, bir "başka" örgütün, THKO'nun önderleri Deniz, Yusuf ve İnan'ın idamını Türkiye devriminin prestiji olarak görür, bir örgüt, "başka" bir örgüt için kendi örgütsel varlığını bile tehlikeye atacak bir eyleme girişir. Bugün kimileri için anlaşılması çok zor bir şey belki bu. Bir başka örgütün önderi tutsak düştüğünde kılını kıpırdatmamayı, başka örgütlerden devrimcilerin cenazelerine katılmamayı "doğal" görenler, THKP-C'nin bu tavrını anlayamazlar, yorumlayamazlar. THKP-C ve THKO önderlerinin bu tavırları, sol arasındaki ilişkilerin nasıl olması gerektiğinin de manifestosudur aynı zamanda. Mücadelenin sıcaklığı içerisinde gelişen ve hiçbir küçük hesap taşımayan bu birliğin değeri ve önemi daha sonraki olumsuz örneklere bakıldığında çok daha iyi anlaşılır.

[Bu Linki Görüntüleyebilmeniz İçin Üye Olmanız Gerekiyor. ]button sitesinden alıntıdır
__________________
__________________
Ey insanlar, ey halkımız;

İşte böyle katledildik, işte böyle yakıldık, işte böyle küllere döndük.

Küllere döndük de teslim olmadık. Benim bedenim bu devletin resmidir. Jandarma kameralarında kaydedilen, kahkaha sesleri arasında yanışımızın resmi. İşte böyle 'kurtarıldı hayatımız'.

İşte böyle bir ikiyüzlülük ve yalancılığın ateşleriyle kül oldu bedenlerimiz. Nazi Almanyasının gaz odalarında değil, Türkiye�nin hapishanelerinde yakıldık.
boran-firtinasi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 11-08-2010, 11:40   #100 (permalink)

 
haklıyız - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Üyeliği durduruldu
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: Aug 2010
Üye No: 30706
Mesajlar: 76
Teşekkür Grafikleri
Tesekkür: 20
3 Mesajina 5 Tesekkür Aldi
Standart

Yoldaşlar, Deniz Gezmiş'i küçümsemek veya en kötüsüde Mahir'le Deniz'i kıyaslamaya çalışmak tamamen sonsuz bir bataklığın içine düşmektir.Kavgada, Türkiye Devrim hareketinde bizim için ikisininde yeri aynıdır.Onlar Milli Demokratik Devrim çizgisinde hareket eden pırlanta gibi sosyalistlerdir. Genç yaşlarına rağmen sosyalizm adına savaşmışlardır.

Yorumlarınızda lütfen biraz daha ciddi olun.
haklıyız isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
haklıyız Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 2 Kisi:
Bahtiyar (20-10-2010), volkan senem (11-08-2010)
Cevapla

Heberi Paylaş


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Konu Araçları
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Mahir çayan.... aykut tosun Ölümsüzler 4 02-11-2009 02:36
Mahir CAYAN PatriaomuertaVenceremos Fotoğraflar 3 04-10-2008 20:59
Mahir Çayan Nöbette msdevrim92 Ölümsüzler 7 05-04-2008 02:53
Mahir Çayan Tahammülsüzlüğü seyyah Halk Cephesi 1 06-02-2008 18:00
Mahir Çayan hayderi Ölümsüzler 0 22-07-2007 09:38


22:02



Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 ©2011, Crawlability, Inc.

1 ipucu