![]() |
| |||||||
| Ölümsüzler Önderlerimizin hayatları, anıları ve onlarla ilgili herşey |
| |||
![]() |
| | | | Konu Araçları | Stil |
| | #1 (permalink) |
| Üyeliği durduruldu | 'Deniz Gezmiş; insanlığın yeni bir dünya özlemidir' Müge Tuzcuoğlu Deniz Gezmiş’in çocukluk arkadaşı ve yoldaşı Aydın Çubukçu ile 68 gençlik hareketini ve Deniz Gezmiş’i konuştuk Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın bu yıl idam edilişlerinin 35’inci yıldönümü. 35 koca yıl; Onlarsız ama Türkiye’deki hemen hemen herkesin beyninde, yüreğinde, bilincinde var olarak geçti. Toplumun her kesiminden insan, düşüncelerini benimseyen benimsemeyen ya da sıradan bir insan da Deniz’i, sevdi, “halkının çocuğu” belledi. Peki ama neden? Deniz Gezmiş’in ilkokuldan lise birinci sınıfa kadar beraber okuduğu, çocukluk arkadaşı, yoldaşı Aydın Çubukçu ile Deniz’i, arkadaşlarını ve ‘68’i konuştuk. Deniz ile ilgili anılarını anlatırken düşünceli, mücadelesini anlatırken heyecanlı olan Çubukçu, bugün eğer mücadelenin simgesi haline gelen Deniz, somut siyasal hedefler veya örgütler halinde cisimleşebilirse anlamlı olabileceğini dile getirdi. Deniz, Yusuf, Hüseyin; toplumun her kesiminde sahiplenilen, sevilen, sayılan kişiler. Peki onlar kimdi? Nasıl bu yere gelebildiler, simge olabildiler? 1968... O yıllarda, devrimci hareket içinde yer alanlar, 1945-50 arasındaki doğumlulardır. 1945; faşizmin yenildiği, İkinci Büyük Savaşın sona erdiği tarihtir. Bu yıllarda doğmuş olmak demek; savaş sonrası bütün politik ve toplumsal bir ortama doğmuş olmak demektir. Bunlar; dünya çapında faşizm gibi bir belanın yenilmesi, dünyanın sosyalist ve kapitalist iki kampa bölünmesi, soğuk savaş süreci ve bunun bütün siyasal ilişkilere yansımasıdır. Bu süreç; yalnızca siyasete değil, kültürel ortama, toplumsal hayata da damgasını vuran büyük bir tarihsel dönemeçtir. O dönemde doğanlar, ilkokul, ortaokul, lise çağlarını bu atmosferde geçirmişlerdir. Dünyada da, Türkiye’de de böyledir. Türkiye’de ise Demokrat Parti (DP) diktatörlüğü ve buna karşı büyük muhalefet 60’lı yılların bütün siyasal ve kültürel ortamını belirlemiştir. 27 Mayıs askeri darbesi DP diktatörlüğünden çıkmış olmanın özelliklerini taşır: Yeni bir Anayasa vardır, sendikal haklar kazanılmıştır, basın ve siyasi örgütlenme özgürlükleri genişlemiştir. Fakat 2’nci Dünya Savaşı’ndan sonra dünyaya damgasını vuran tartışmalar devam etmektedir ve geniş kitleleri kapsayan bir şekilde sosyalizm ve kapitalizm meseleleri tartışılmaktadır. 60’lı yılların ortalarında bizler, Deniz’lerin kuşağı, lise çağlarını yaşıyorduk. Aynı zamanda Türkiye İşçi Partisi’nin siyaset sahnesine çıkmasıyla birlikte, çok genç yaşta insanların da katıldığı bir inceleme ve araştırma süreci başlamıştı. İkinci Dünya Savaşı; Türkiye’de siyasal ortamın olanakları, siyasete ilgi duyan bir gençlik kuşağının ortaya çıkmasına yol açmıştı. Bu siyaset yeni bir dünya özlemi ve bunun gerçekleşebilir olduğu güvenine dayanıyordu. ‘68’in temel özelliklerini; 4sömürüye karşı olmak, 4dayanışmacı ve paylaşımcı olmak, 4özgürlüğü, eşitliği, kardeşliği savunmak, 4işçiden, emekçiden, ezilenden yana olmak, 4insanlığın bütün tarihsel birikimine sahip çıkmak, korumak ve geliştirmek 4yeni dünyanın mümkün ve gerekli olduğuna inanmak 4bunların hepsinin sonucu olarak da bunları gerçekleştirebilmek için kendi özgücüne güvenmek olarak sıralanabilir. ‘68 kuşağının bu özelliklerini, Deniz Gezmiş’de en gelişmiş haliyle görebilirsiniz. O yalnızca yaşadığı dönemin değil, sonraki kuşakların da simge olarak benimseyebileceği bir kişilikti. Bu özellikler; insanın yeryüzünde var olmaya başlamasından itibaren temel değerler olarak benimsenebilecek, bütün ahlak ve din öğretilerinin içinde ifade hissini bulabilecek özelliklerdir. Dolayısıyla Deniz’de cisimleşmiş bu özellikleri, aynı zamanda kendilerine yeni bir hayat arayan, yeni bir dünya özlemi duyan, ama bunu tam olarak tanımlayamayan bütün insanların özlemi olarak görmek gerekir. Bundan dolayıdır ki Deniz, daha 20’li yaşlarında bütün toplumsal muhalefetin simgesi haline gelmiştir. En sıradan insanlarda, siyasetle ilgisi olmayan ama bu özlemleri taşıyan herkeste, bu özelliklere saygı ve sevgi duyulması normaldir. Deniz, bu yüzden halkın parçası, halkın çocuğu olarak öne çıkmıştır. Deniz’i gerçekten anmanın ve “Deniz yaşasaydı bugün ne yapardı?” sorusunun cevabını bulabilmek nereden geçiyor? Bizim halkımızda, geçmişte yaşamış büyük simgelerin bugün ne yapacağı merakı vardır. “******* veya Deniz veya Hz. Muhammed yaşasaydı ne yapardı?” gibi sorular çok anlamlı olmamakla birlikte, belirli bir kişinin yaşanan sorunlara düzgün çözümler önerebileceği inancından kaynaklıdır. İşin aslına bakılırsa, Deniz’in bugün yaşaması mümkün değildi, yaşayamazdı. Deniz gibi simgeler tarihte mutlaka kendi mücadeleleri içinde ölmüş insanlardır. Büyük davalar, büyük mücadeleler, içlerinden çıkmış önderlerin bir biçimde yok olmasıyla devam ederler, bir ivme kazanır. Belki de mücadele içinde ölmüş olmaları, onların halk kitleleri nezdinde olduğundan daha büyük olduğundan, etkili, güçlü olduğu kanısının doğmasına yol açar. Erken ölümler acıtıcıdır. Ama ölenleri misliyle büyütür, misliyle efsane haline getirir. Kişisel özellikleri açısından ele alırsak, Deniz’in 24 yaşından fazla yaşaması çok da mümkün değildi, güzel de olmazdı. O sürekli olarak 24 yaşında kalmayı hak etmiş bir insandı. Biz 60 yaşımıza geldik ama o hâlâ 24 yaşında. Ve O bunu hak ediyor. Ve Deniz bugün olsa; bizim yapmaya çalıştıklarımızı daha iyi yapardı. Ama netice itibariyle yapacakları; bugün devrimciler, işçi emekçi önderleri, Emek Partisi ne yapıyorsa, onların yaptığını yapmaya yönelirdi. Söyleyebileceği, yapabileceği bundan ibaret olurdu. Peki Deniz, 68’in ülkesine, kendisine, geleceğine duyarlı gençleriyle bugünün gençleri arasında nasıl bir köprü oluşturabilir? Simgeler , mücadele yürüyüşü boyunca, onu daha geniş kitlelerin kolayca kavrayabilmesine yardımcı olurlar. Bizim kitaplarla, gazetelerle anlatamadığımız pek çok şeyi, çok daha geniş yığınlara Deniz, adı, kimliği ve kişiliğiyle anlatmayı başarabilir. Dini, sanatsal, ideolojik simgeler, her zaman; kuru sözlerden, teknik çalışmalardan daha etkilidirler. Fakat genellikle simgelerin verdiği düşünceler, duygular, çok biçim kazanmış ve maddeleşmiş şeyler olmayabilirler. Toplumun üzerinde bir duygu, ruh gibi dolaşırlar ama onların pratik olarak yapabileceklerine yön vermekte yetersiz kalırlar. Bugün milyonlarca genç, Deniz Gezmiş’in adını duyduğunda, en azından saygı ve sevgi duyar. Faşistler arasında bile Deniz Gezmiş’e küfredecek ya da kaygısızca anacak birinin çıkmaması bunun göstergesidir. Ama eğer somut siyasal hedefler, örgütler halinde bu cisimlenmemişse, Deniz, ne köprü olabilir ne de bir somut etki yaratabilir. Bu etkiyi yaratabilecek, o köprüyü kurabilecek olan daima güncel politikalardır, strateji ve taktiktir, örgüttür. Bu tür simgeler dağınık ve şekilsiz bir duygu birikimine yol açabilirler ama somut siyasetin, pratiğin yerini tutamazlar. Teknik politika dediğimiz şey, bundan yararlanmasını bilen ve bunu ete kemiğe büründürecek programlar ve eylemler düzenlemek demektir. Mücadelenin simgesi haline gelmiş Deniz’in bazı afişleri, fotoğrafları yasaklanıyor. Bu simge yok edilebilir mi? Geçmiş ola. Deniz’i artık kimse simge olmaktan çıkartamaz. Onu asarken bunu yaptılar ve bugüne kadar da büyüyerek gelen bir şey. Deniz’lerin idamı sırasında farklı örgütler, idamı önlemek için birlikte davranmışlardı. Bugün ile karşılaştırdığımızda neler söyleyebilirsiniz? İdamların öncesinde son derece geniş ve etkili bir imza kampanyası yürütüldü. Yaşar Kemal, Erdal Öz, Altan Öymen hemen aklıma gelen isimler. İmza verenler arasında aslında solcu olmayan pek çok aydının bulunması da bu etkiyi güçlendiriyordu. Sonradan, imza toplayan Erdal Öz, Emil Galip Sandalcı, Altan Öymen “uçak kaçırdıkları örgütü” kurdukları iddiasıyla cezaevine kondular, aylarca yargılandılar, işkenceden geçirildiler ve onun intikamını devlet bu şekilde almaya çalıştı. Önemli bir olaydır. Türkiye’de sonraki yıllarda, 12 Eylül’den sonra yapılan aydınlar imza kampanyası hareketinin çekirdeğini orada bulmak mümkündür. Sonraki bütün aydın bildirileri, bu hareketten doğmuşlardır. Yani aydınların, bir toplumsal muhalefet gücü olarak kendilerini imzalarıyla ortaya koymalarının başlangıcı, Deniz’lerin idamına karşı yapılan bu kampanyayla doğmuştur. İdam kararı verildikten sonra Mahir’ler de Maltepe Cezaevi’nden kaçtıktan sonra Deniz’lerin idamını engellemek, o dönemdeki bütün devrimci, sosyalist, herkesin asli görevi gibi görülmeye başlandı. Bunu başarmak; solun ezilmediğinin bir kanıtı ve mücadelenin askeri-faşist diktatörlük tarafından yenilgiye uğratılmadığını gösteren bir eylem olacaktı. Dolayısıyla Deniz’ler artık yalnızca idam edilmesi gereken, yargılanan üç genç olmaktan çıkmışlar; bütün muhalefetin simgesi haline gelmişlerdi. Başta THKO ve THKP-C olmak üzere herkes bu yönde çaba gösterdi. En son Kızıldere’de öldürülenler, hem THKO, hem THKP-C’nin önder kadrolarıydı. Bunu örgütler arası bir dayanışma, birlikte mücadele etme gibi değerlendirmemek gerekir. Bu o anda temel bir meselenin ancak birlikte çözülebileceğinin görülmüş olmasıyla açıklanabilir. Temel bir mesele halini almış olması önemlidir. Bunu çözmek için de başlıca iki silahlı gençlik örgütünün bu konuda hiç tartışmasız, ikirciksiz, hesapsız birlikte eyleme gitmesi önemlidir. (Ankara/EVRENSEL) Bir çocukluk anısı “Küçüklüğümüzde, galiba ortaokul sıralarındaydık. Deniz, mahalleden bulduğu bir bisikletle, beni de aldı, “Haydi Kızılırmak’a gidelim” dedi. Yoğunyokuş denilen dağa doğru yönelen köprüye doğru gittik. Deniz dedi ki “Yol yokuş aşağı gidince, Şarkışla’ya gideriz, oradan da Kayseri’ye gideriz”. Kötü bir bisiklet. Zaten çırpı bacaklı iki çocuktuk. Köprünün üzerinde lastiğimiz patladı, biz de bisikletimizi aldık, geri döndük. Bundan yaklaşık 12-13 sene sonra. Deniz, Yusuf Aslan’ın kullandığı motosikletle Sivas’a doğru geliyor, oradan Malatya’ya gidecek. Yoğunyokuş’a geldiği sırada, ileride polis çevirmesi olduğunu görüyorlar. Polisler, Sivas’ın girişini kesmişler. Deniz ve Yusuf motosikletle Kızılırmak üzerindeki Kesikköprü’ye yöneliyorlar, yani bizim bisikletle gitmeye niyetlenip gidemediğimiz yere. Deniz yolu biliyor, buradan Kayseri’ye gidilir diye düşünüyor. Acıtıcı bir hatıra. Çocukken yapamadığımız bir şeyi, ama bir hedef, bir şey koyuyoruz. Sonra bu çok başka koşullarda onun yapacağı eyleme yön veriyor. Bir çocukluk anısının orada canlandığını düşünürüm hep. O köprüyü geçmek ve hedefe ulaşmak. Oradan geçti, Yoğunyokuş’u da geçti, Şarkışla’ya geldi, ama Gemerek’te yakalandı. Evrensel __________________ |
| | |
| (!) Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 30 Kisi: | aberkman (03-05-2009), beste99 (22-11-2008), Bora Burci (09-12-2008), boran-firtinasi (30-01-2010), CHEnrigue (19-03-2009), çilem yurtsever (27-02-2011), cobain1903 (18-05-2008), denizgil (19-01-2008), Devrim's (05-08-2010), devrimdnz (09-07-2010), EMEK_06 (07-08-2007), Erdem58 (21-06-2011), gerillahazal (28-01-2009), |
| | #2 (permalink) |
| Üyeliği durduruldu Üyelik tarihi: Jul 2008
Üye No: 10292
Mesajlar: 594 Tesekkür: 33
4,294,967,267 Mesajina 202 Tesekkür Aldi
| Deniz Gezmiş İstanbul'da Haydarpaşa Lisesi'ni bitirdi. 1966'da İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne girdi. Kısa sürede gençlik eylemlerinde öne çıktı. TİP’de çalıştı. 1968'de Devrimci Hukuklular Örgütü’nü kurdu. Amerikan 6. Filosu’nu protesto eylemlerine katıldı. DÖB’ün kurucuları arasında yer aldı. Samsun'dan Ankara'ya Mustafa Kemal Yürüyüşü’nü tertipledi. THKO örgütünü kurdu. 4 Mart 1971'de dört ABD'li erin Balgat'taki Tuslog Tesisleri'nden kaçırılması eyleminde de bulunan Gezmiş, erlerin serbest bırakılmasından sonra yerlerinin ihbar edilmesi sonucu Sivas'ın Sarkışla ilçesinin Gemerek nahiyesinde Yusuf Aslan'la birlikte yakalandı. Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan ile birlikte 6 Mayıs 1972 tarihinde Ankara merkez kapalı cezaevinde idam edildi. İdam edilmeden önce son isteğinin Rodrigo'nun Aranjuez konçertosunu (muhtemelen Adagio'sunu) dinlemek, bir bardak demli çay içmek ve filtreli sigara içmek olduğu söylenir, ama bu isteğinin yerine getirilmediği bilinmektedir. İdam kemendi boynundan geçirilirken de, hücresinden alınıp apar topar darağacına götürülürken giymesine izin verilmeyen botlarının askerlere bırakılmamasını, ailesinden birinin almasını istediğini belirtmişti. Son sözleri: “Yaşasın tam bağımsız Türkiye! Yaşasın Marksizm-Leninizm! Yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği! Yaşasın işçiler, köylüler! Kahrolsun Emperyalizm!" oldu. Ses belgeleri ve mahkeme savunmasından bölümler "...Biz hiçbir zaman bütün çabamıza rağmen Türkiye'nin bağımsızlığını temin edemedik. Bugüne kadar da bu özlem içinde kaldık." "...Öteden beri arz etmiş olduğum gibi, bu ülkede Anayasa’yı en fazla savunanlar bizleriz. Anayasa’yı ihlal edenlerse ortadadır. Anayasa’nın uygulanmasını isteyen gene bizleriz. Anayasa’yı uygulamayan yavuz kimselerse hâlâ ortadadır. Ve yine o kişiler bizim kellemizi istemektedirler..." "...Yaptıklarımızın haklı olduğuna inanıyorum. Halen de bu inancı taşıyorum. Türkiye'nin bağımsızlığından başka bir şey istemedim ve bu sebeple Amerikan emperyalizmine ve işbirlikçilerine karşı mücadele verdik. Bundan dolayı ölümden korkmuyoruz. Onu ancak işbirlikçiler düşünsün ve ancak onlar kendi canının telaşına düşsün. Ve ben 24 yaşındayken kendimi Türkiye'nin bağımsızlığına armağan etmekten onur duyuyorum. Eylemler İstanbul Üniversitesi'nin 12 Haziran 1968'de işgal edilmesine önderlik etti. İşgal konseyi adına üniversite senatosu ile Baltalimanı'nda yapılan görüşmelere katılan öğrenci heyetinin içinde yer aldı. 1 Kasım 1968'de TMGT, AÜTB, ODTÜÖB ve DÖB'ün başlattığı Samsun'dan Ankara'ya Mustafa Kemal Yürüyüşü'nü düzenledi. Literatürde Deniz Gezmiş Darağacında Üç Fidan - Nihat Berham Gülünün Solduğu Akşam - Erdal Öz Deniz Gezmiş Anlatıyor - Erdal Öz Deniz - Bir İsyancının İzleri - Turhan Feyizoğlu İdam Tarih Oldu, Utancı Kaldı (Ölüme Oy Vermek...) - Türey Köse Emirle Gelen İdam Kararı - Veli Yılmaz İdam Gecesi Anıları - Halit Çelenk Acılara Yenilmeyen Gülümseyişler - Atilla Keskin |
| | |
| (!) Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 22 Kisi: | boran-firtinasi (30-01-2010), CHEnrigue (19-03-2009), çilem yurtsever (27-02-2011), cobain1903 (18-05-2008), denizgil (19-01-2008), Devrim's (05-08-2010), devrimdnz (09-07-2010), EMEK_06 (07-08-2007), Erdem58 (21-06-2011), gerillahazal (28-01-2009), kanimasi (09-11-2008), loneday (14-05-2009), MEHMETCHE (09-07-2009), MERCANKOLYE (29-07-2007), peliiin (03-05-2008), seyit (01-09-2008), SiуαhıηMαtєmi* (03-05-2008), siverekli (03-04-2009), styLe_Dev. (25-07-2009), The Left StRoKe (30-07-2007), ölü martı (09-05-2008), _Sosyalist_ (10-01-2011) |
| | #3 (permalink) |
| Üyeliği durduruldu Üyelik tarihi: Jul 2008
Üye No: 10292
Mesajlar: 594 Tesekkür: 33
4,294,967,267 Mesajina 202 Tesekkür Aldi
| Yusuf Aslan Yusuf, 1947 yilinda yozgat'in bir köyünde dogdu. ortaögrenimini dindar ve anti-komünist egilimlerle, gelenekçi önyargilarin güçlü oldugu bir çevrede tamamladi. 1966'da odtü'ye girdi. bir yila kalmadan odtü sosyalist fikir kulübü'nün üyesi oldu, dev-genç içinde çalismaya basladi. bu dönemden itibaren önce hazirlik okulunda, sonra da mühendislik fakültesinde patlak veren boykotlarin ve hemen ardindan odtü isgalinin önde gelen örgütçülerinden oldu. ilk yargilandigi eylem, CIA ajani, amerikan büyükelçisi Commer'in arabasinin yakilmasiydi. 1969 yilinda arkadaslariyla birlikte filistin'e gitti. burada helikopter ve uçak pilotlugunu ögrendi. traktörden helikoptere kadar her türlü araci büyük bir ustalikla kullaniyordu 1970 yilinda kurulan THKO'nun kurucusu ve önderlerinden olan yusuf aslan, deniz gezmis'le birlikte nurhak'a dagdaki gerilla grubuna katilmaya giderken, sivas Sarkisla'da yarali olarak yakalandi. sikiyönetim mahkemelerinde yargilandi.6 mayis 1972 de deniz gezmis ve hüseyin inanla birlikte idam edildi Babasina idam edilmeden onceki son mektubunda; sevgili babacigim, bu mektubu aldigin zaman ben ebediyen bu dünyadan göç etmis olacagim. ne kadar sarsilacagini tahmin ediyorum. bir buçuk seneden beri, benim yüzümden nasil üzüntü içinde oldugunuz malum. bu son olayi da metanetle karsilamanizi sadece dileyebiliyorum. babacigim, bu olayda da annemin ve yücel'in, senin tesellilerine ve desteklerine ihtiyaçlari çok. bunun için ne kadar metin olursan hem senin sagliginn için hem de onlar için o kadar iyi olur. elbette ki yillarca emek verip yetistirdigin bir oglun bir günde öldürülmesi, kolay gögüslenecek bir olay degildir. fakat siz benim ne için, kimlere karsi mücadele verdigimi biliyorsunuz. ben bu açidan rahat ve vicdan huzuru içinde gidiyorum. sizlerin de bu bakimdan rahat ve huzur içinde oldugunuzu ve olacaginizi biliyorum. babacigim annemi ve yücel'in, senin desteklerine muhtaç olduklarını söylemistim. onlari rahat ettirmek için bütün gücünü kullanacagindan zaten eminim. babacigim, burada sunu ilave edeyim ki yücel'in hastaligindan kendimi sorumlu hissediyorum. yücel için her seyinizi ortaya koyacaginiz konusunda da kuskum yok. ablamlar için söyleyecegim fazla üzülmesinler, olayin sarsintilari geçtikten sonra normal hayatlarini devam ettirsinler. mehtap'a ne diyeyim. benim için her zaman bol bol öpün. babacigimm, cezaevinde kalan arkadaslari ara sira yoklarsan, hallerini hatirlarini sorarsan çok memnun olurum. her birisi oglun sayilir. disarida bizler için ugrasan dostlarim ve dostlarini hiçbir zaman unutmayacagini biliyorum. |
| | |
| (!) Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 16 Kisi: | CHEnrigue (19-03-2009), çilem yurtsever (27-02-2011), cobain1903 (18-05-2008), denizgil (19-01-2008), Devrim's (05-08-2010), devrimdnz (09-07-2010), EMEK_06 (07-08-2007), gerillahazal (28-01-2009), loneday (14-05-2009), MEHMETCHE (09-07-2009), MERCANKOLYE (29-07-2007), peliiin (03-05-2008), SiуαhıηMαtєmi* (03-05-2008), siverekli (03-04-2009), styLe_Dev. (25-07-2009), The Left StRoKe (30-07-2007) |
| | #4 (permalink) |
| Üyeliği durduruldu Üyelik tarihi: Jul 2008
Üye No: 10292
Mesajlar: 594 Tesekkür: 33
4,294,967,267 Mesajina 202 Tesekkür Aldi
| Üç Fidan'in Son Mektuplari DARAĞACINDAN MEKTUPLAR Deniz GEZMiŞ’in İdam Edilmeden Önce Ailesine Yazdığı Son Mektup: 06.05.1972 Baba, Mektup elinize geçmiş olduğu zaman aranızdan ayrılmış bulunuyorum. Ben ne kadar üzülmeyin dersem yine de üzüleceğinizi biliyorum. Fakat bu durumu metanetle karşılamanızı istiyorum, insanlar doğar, büyür, yaşar, ölürler, önemli olan çok yaşamak değil, yaşadığı süre içinde fazla şeyler yapabilmektir. Bu nedenle ben erken gitmeyi normal karşılıyorum. Ve kaldı ki benden evvel giden arkadaşlarım hiçbir zaman ölüm karşısında tereddüt etmemişlerdir. Benim de düşmeyeceğimden şüphen olmasın, oğlun, ölüm karşısında aciz ve çaresiz kalmış değildir, o bu yola bilerek girdi ve sonunun bu olduğunu biliyordu. Seninle düşüncelerimiz ayrı ama beni anlayacağını tahmin ediyorum. Sadece senin değil, Türkiye’de yaşayan Kürt ve Türk halklarının da anlayacağına inanıyorum. Cenazem için avukatlarıma gerekli talimatı verdim. Ayrıca savcıya da bildireceğim. Ankara’da 1969’da ölen arkadaşım Taylan Özgür’ün yanına gömülmek istiyorum. Onun için cenazemi İstanbul’a götürmeye kalkma, annemi teselli etmek sana düşüyor, kitaplarımı küçük kardeşime bırakıyorum. Kendisine özellikle tembih et. Onun bilim adamı olmasını istiyorum, bilimle uğraşsın ve unutmasın ki, bilimle uğraşmak da bir yerde insanlığa hizmettir, son anda yaptıklarımdan en ufak bir pişmanlık duymadığımı belirtir, seni, annemi, ağabeyimi ve kardeşimi devrimciliğimin olanca ateşi ile kucaklarım. Oğlun Deniz GEZMiŞ Yusuf ASLAN’ın İdam Edilmeden Önce Ailesine Yazdığı Son Mektup Bütün Akrabalara, Bu mektubumu okuduğunuz zaman artık aranızda olmayacağım. Mektubumu Senatonun idamlarımızı tasdik ettiğini öğrendiğim anda yazıyorum. Şundan emin olmalısınız ki, bugüne kadar davama olan inancım sarsılmamıştır. Sehpaya gidene kadar da en ufak bir sarsılma olmayacaktır. Ben halkımın kurtuluşu, Türkiye'nin tam bağımsızlığı için savaştım. Sizler beni tanıyorsunuz. Bir yıldan beri bu bir avuç sömürücüler, vatan satıcıları, işbirlikçiler ellindeki bütün imkanlarla bizi dışardan yardım gören, beyinleri yıkanmış, vatan haini, dışardan emir alan, bölücü diye tanıtmaya ve halkımızdan bizi koparmaya çalıştılar. Bu bir avuç azınlığa göre vatanseverlik: vatanı satmak, yabancılarla işbirliği yapmak, NATO'yu ve Amerika'yı savunmak,6. filoyu ağırlamak, milyonlarca köylünün geçimi olan haşhaş ekimini elinden almak, işçinin grev hakkını engellemek, Amerika'ya ve emperyalizme hizmet etmektir. Biz bunlara Son sözüm; yaşasın isçiler, köylüler! Yaşasın devrimciler ! Yaşasın halkımın kurtuluşu ve bağımsızlığı için savaşanlar ! Yaşasın tam demokratik Türkiye’nin kurulmasından yana olanlar ! Kahrolsun emperyalizm ! Kahrolsun faşist koalisyon. T. Yusuf Aslan Hüseyin İNAN’ın İdam Edilmeden Önce Ailesine Yazdığı Son Mektup: Babama, Anneme, Kardeşlerime ve Akrabalarıma, Söyleyecek fazla söz bulamıyorum. Bir insanin sonunda karşılaşacağı tabii sonuç bildiğiniz sebeplerden dolayı erken karşıma çıktı. Üzüntü ve acılarınızı tahmin ediyorum. İlerde durumu çok daha iyi anlayacağınız inancındayım. Metin olunuz. Üzüntü ve acılarınızı unutmaya çalışınız. Bütün varlığımla hepinize kucak dolusu selamlar, sevgiler !. Yazılacak çok şey var, fakat hem mümkün değil, hem de sırası değil... Candan selamlar. Hüseyin İNAN |
| | |
| (!) Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 19 Kisi: | 35Deniz (03-05-2008), CHEnrigue (19-03-2009), çilem yurtsever (27-02-2011), cobain1903 (18-05-2008), denizgil (19-01-2008), devrimdnz (09-07-2010), DnZ--cHe (17-02-2008), EMEK_06 (07-08-2007), gerillahazal (28-01-2009), loneday (14-05-2009), MEHMETCHE (09-07-2009), MERCANKOLYE (29-07-2007), peliiin (03-05-2008), SiуαhıηMαtєmi* (03-05-2008), siverekli (03-04-2009), siyahinci (01-01-2008), styLe_Dev. (25-07-2009), The Left StRoKe (30-07-2007), ölü martı (09-05-2008) |
| | #5 (permalink) |
| Misafir | 1965'ten sonra Tun genclik hareketinin en onemli onderlerinden ve Turkiye Halk Kurtulus Ordusu (THKO)'nun kurucu ve yoneticilerindendi. 24 Subat 1947'de Ankara'nin Ayas ilcesinde dogdu. Ogretmen bir ailenin cocugu olmasi sebebiyle ilk ve ortaogrenimini cesitli kentlerde, liseyi Istanbul'da okudu. 1966'da Istanbul Universitesi Hukuk Fakultesine giren Gezmis, henuz lise Ogrencisiyken sol dusunceyle tanisti ve kendini donemin eylemleri icinde buldu. 1965'te Turkiye Isci Partisi(TIP)'nin Uskudar ilcesine uye oldu. Ilk kez 31 Agustos 1966'da Ankara'dan Istanbul'a yuruyen Corum Belediyesi temizlik iscilerinin Taksim Aniti'na celenk koymalari sirasinda iscileri destekleyen ve Turk-Is yoneticilerini protesto eden gosteri sirasinda gozaltina alindi. Ardindan 19 Ocak 1967'de Turkiye Milli Talabe Federasyonu (TMTF) binasinin yedd-i emine verilmesi sirasinda cikan olaylarda yakalandi ve bir gun sonra iki arkadasiyla cikarildigi mahkeme tarafindan serbest birakildi. 22 Kasim 1967'de ogrenci orgutlerinin duzenledigi Kibris Mitingi sirasinda Asik Ihsani ile birlikte ABD bayragini yaktiklari gerekcesi ile gozaltina alinip daha sonra serbest birakilan Deniz Gezmis, Hukuk Fakultesi'nde birlikte okudugu arkadaslariyla birlikte 30 Ocak 1968'de Devrimci Hukuklular Orgutunu kurdu. 7 Mart 1968'de IU Fen Fakultesi konferans salonunda duzenlenen AIESEC genel kurul toplantisinda konusma yapan Devlet Bakani Seyfi Ozturk'u protesto ettigi icin tutuklandi. 2 Mayis'a kadar tutuklu kalan Gezmis, 30 Mayis'ta 6.Filo'yu protesto ettigi icin yargilandi ve beraat etti. Ogrenci eylemleri icinde etkinligi giderek artan Deniz Gezmis, 12 Haziran 1968'de Istanbul Universitesi'nin isgal edilmesinde onderlik etti. Isgal Konseyi adina IU Senatosu ile Baltalimani'nda yapilan gorusmelere katilan ogrenci heyetinin icinde yer aldi; ogrenci haklarinin elde edilip isgalin sona erdirilmesinde etkili oldu. Isgalden kisa bir Suerkan'la birlikte Devrimci Ogrenci Birligi(DO-B)'ni kurdu. 1 Kasim 1968'de TMGT, AUTB, ODTUOB ve DOB'un baslattigi Samsun'dan Ankara'ya Mustafa Kemal Yuruyusu'nu duzenledi. Ardindan 28 Kasim 1968'de ABD buyukelcisi Kommer'in gelisi sirasinda Yesilkoy Havaalani'nda duzenlenen protesto gosterileri nedeniyle tutuklandi ve bir sure sonra serbest sure sonra Istanbula gelen 6.Filo'yu protesto eylemlerinde yer alan Gezmis, 30 Temmuz'da bu eylemlerden dolayi tutuklandi ve 20 Eylul'de serbest birakildi. TIP icinde yogunlasarak, ayriliklara ve tartismalara yolacan ideolojik sorunlarda Milli Demokratik Devrim(MDD) gorusunu benimseyen Deniz Gezmis, bu gorusun ozellikle devrimci ogrenciler arasinda yayilmasinda etkili oldu. Ekim 1968'de eylemlerde birlikte oldugu Cihan Alptekin, Mustafa Ilker Gurkan, Mustafa Lutfi Kiyici, Cevat Ercisli, M.Mehdi Bespinar, Selahattin Okur, Saim Kurul ve omer Erim birakildi. Istanbul Universitesi'nde sagci guclerin 16 Mart'ta girismis oldugu hareketlere ogrenci kitlesiyle birlikte karsi koyan Gezmis , bu eylemi gerekce gosterilerek 19 Mart'ta yeniden tutuklanarak 3 Nisan'a kadar hapis yatti. Ardindan 31 Mayis 1969'da IU Hukuk Fakultesi ogrencilerinin, reform tasarisinin gerceklesmemesini protesto icin giristikleri isgale onderlik etti. Universitenin kapatilip, polise teslim edilmesi nedeniyle cikan catismalarda yaralandi. Hakkinda giyabi tutuklama karari olmasina ragmen hastaneden kacan Gezmis, Haziran'in sonunda Filistin'e gitti. Filistin'e gitmeden once 23 Haziran 1969'da TMGT'nin topladigi 1. Devrimci Milliyetci Genclik Kurultayi'na kendisi gibi haklarinda tutuklama karari olan FKF Genel Baskani Yusuf Kupeli ile birlikte bir mucadele programi gonderdi. Eylul'e kadar Filistin'de gerilla kamplarinda kalan Deniz Gezmis, 1 Eylul 1969'da, 10 Haziran'da "universiteyi isgal" ettigi gerekcesiyle Hukuk Fakultesi'nden ihrac edildi. Hakkinda tutuklama kararinin oldugu bu donemde gazeticilere gizlendigi yerden demecler verdi. 23 Eylul 1969'da Hukuk Fakultesi'nde oldugu sirada haber verilen polislerin de fakulteye gelmesi uzerine teslim olan Gezmis, 25 Kasim'da serbest birakildi. Ancak Yildiz Devlet ve Muhendislik Akademisi'nde Battal Mehetoglu'nun sagcilar tarafindan oldurulmesinden sonra okulda yapilan aramada, ele gecirilen durbunlu bir tufegin Gezmis'e ait oldugu one surulerek hakkinda yeniden tutuklama karari alindi. 20 Aralik 1969'da yakalanan Gezmis, kendisiyle birlikte tutuklanan Cihan Alptekin'le birlikte 18 Eylul 1970'e kadar tutuklu kaldi. Bundan sonra ogrenci eylemlerinden uzaklasarak, mucadelesini degisik alanlarda surdurmeyi planladi. Sinan Cemgil ve Huseyin Inan'la birlikte THKO'yu kurdu. 11 Ocak 1971'de THKO adina Ankara Is Bankasi Emek Subesi'nin soygununu gerceklestirenler arasinda yeraldi. 4 Mart 1971'de dort ABD'li erin Balgat'taki Tuslog Tesisleri'nden kacirilmasi eyleminde de bulunan Gezmis, erlerin serbest birakilmasindan sonra Sivas'in Sarkisla ilcesinin Gemerek nahiyesinde Yusuf Aslan'la birlikte yakalandi. 16 Temmuz 1971'de baslayan THKO-1 Davasi'nda TCK'nin 146. maddesini ihlal ettigi gerekcesiyle, 9 Ekim 1971'de idam cezasina carptirildi.6 Mayıs 1972'de Yusuf ve Hüseyin ile birlikte idam edildiler Unutmayacağız |
|
| | #6 (permalink) |
| Misafir | 1947 yılında Yozgat'ın bir köyünde doğdu. Orta öğrenimini dindar ve anti-komünist eğilimlerle, gelenekçi önyargıların güçlü olduğu bir çevrede tamamladı. 1966'da ODTÜ'ye girdi. Bir yıla kalmadan ODTÜ Sosyalist Fikir Kulübü'nün üyesi oldu, Dev-Genç içinde çalışmaya başladı. Bu dönemden itibaren önce hazırlık okulunda, sonra da mühendislik fakültesinde patlak veren boykotların ve hemen ardından ODTÜ işgalinin önde gelen örgütçülerinden oldu. İlk yargılandığı eylem, CIA ajanı, Amerikan Büyükelçisi Commer'in arabasının yakılmasıydı. 1969 yılında arkadaşlarıyla birlikte Filistin'e gitti. Burada helikopter ve uçak pilotluğunu öğrendi. Traktörden helikoptere kadar her türlü aracı büyük bir ustalıkla kullanıyordu. 1970 yılında kurulan THKO'nun kurucusu ve önderlerinden olan Yusuf Aslan, Deniz Gezmiş'le birlikte Nurhak'a dağdaki gerilla grubuna katılmaya giderken, Sivas Şarkışla'da yaralı olarak yakalandı. Sıkıyönetim mahkemelerinde yargılandı. 6 Mayıs 1972'de Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan'la birlikte idam edildi. |
|
| Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 2 Kisi: | MERCANKOLYE (29-07-2007), ölü martı (09-05-2008) |
| | #7 (permalink) |
| Misafir | 1949'da Kayseri'nin Sariz ilçesine bagli Bozhüyük köyünde dogdu. Ilk ve orta okulu Sariz'da, liseyi Kayseri'de okudu. 1966'da ODTÜ Idari Bilimler Bölümü'ne kayit oldu. Sosyalist Fikir Klubü(SFK) ve bu dernegin bagli oldugu Dev-Genç'e üye oldu. Bu arada TIP'e de katilarak, bu partinin etkinliklerinde yer aldi. Ayni dönemde, gerek Istanbul ve Ankara, gerek Izmir ve diger yörelerde anti-emperyalist eylemlere katildi; ABD 6.Filo'suna yönelik eylem ve mitinglerin içinde bulundu. Toprak isgalleri, kirsal yörelerdeki etkinlikler vb. etkinliklere katildi. 1966-67 ögretim yilinda, gerçeklesen ODTÜ Hazirlik boykotunun örgütlenmesine önderlik etti. Hüseyin Inan, 1968'de, TIP ve daha sonra MDD içindeki ayriliklarda, giderek belirginlesen gizli ve dar örgüt fikri dogrultusunda çekirdek bir grup olusturup, kir gerillasi yoluyla anti-emperyalist mücadele verme düsüncesini gelistirmeye çalisti. Ankara, özellikle ODTÜ kökenli olan ve temelini Inan'in attigi grup, daha sonra THKO'nun çekirdek kadrosunu olusturacakti. Ayni yil Idari Bilimler Fakültesi'nden çikarilan Hüseyin Inan, ODTÜ yurtlarinda kalmaya devam etti. 14 Ekim 1969'da, grubun önemli bir kesimiyle birlikte Suriye üzerinden Ürdün'e, Filistin Kurtulus Örgütü(FKÖ)'nün asil gücünü olusturan El Fetih kamplarina gitti. Burada FKÖ'nün yaninda Israil'e karsi savasti. Israil içlerindeki karakol baskinlarinda bizzat yer aldi. Subat 1970'de Türkiye'ye geri döndügünde, Diyarbakir-Antep yolunda bir otobüste yakalandi. Diyarbakirda devam eden yargilama sonunda, Ekim 1970'de tahliye oldu. Hüseyin Inan Ankara'ya döndügünde kafasindaki kir gerillasi fikri iyice berraklasmisti. Benzeri düsünceler tasiyan ve ayni eylem çizgisini benimseyen, baslarinda Deniz Gezmis'in yer aldigi Istanbul grubuyla biraraya gelerek THKO'yu kurdu. Inan, kitle hareketleri içinde hemen hiç taninmayan biri olmakla birlikte, örgütleyici niteligi, insanlarla iliski kurma becerisi ve kararliligiyla grup içinde sivrilmisti. Deniz Gezmis, Sinan Cemgil ve Cihan Alptekin'in de yer aldigi THKO'nun tartismasiz lideri haline geldi. Daha sonra, yayginlasan silahli eylemlere önderlik etmekle kalmadi, bütün eylemlerin bizzat içerisinde oldu. 29 Aralik 1970'de, Dev-Genç üyelerinden Ilker Mansuroglu'nun öldürülmesi üzerine, THKO'nun örgüt olarak kendini ortaya koydugu Kavaklidere Polis Karakolu'nun kursunlanmasi, 1 Ocak 1971'de Türkiye Is Bankasi Emek Subesi soygunu, Amerikan askeri tesislerinin basilarak bir Amerikalinin kaçirilmasi ve daha sonra dört Amerikalinin kaçirilmasi eylemlerinde gösterdigi gözüpek tavri ve kararliligiyla THKO'nun varliginda büyük etken oldu. 24 Mart 1971'de Kayseri'nin Pinarbasi ilçesinde yakalanarak, Deniz Gezmis ve Yusuf Arslan'la Ankara 1. Nolu Sikiyönetim Askeri Mahkemesi tarafindan 9 Kasim 1971'de idama mahkum oldu. Idamlarin önlenmesi için gerek Meclis'te, gerek kamuoyunda ve gerekse örgüt arkadaslari tarafindan çesitli girisimlerde bulunulmasina ragmen Yusuf Arslan ve Deniz Gezmis'le birlikte 6 Mayis 1972'de idam edildi. |
|
| Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 5 Kisi: | (((AHMETKAYA))) (17-08-2007), denizgil (19-01-2008), MERCANKOLYE (29-07-2007), umut__ (02-08-2007), ölü martı (09-05-2008) |
| | #8 (permalink) |
| Aktif Üye Üyelik tarihi: Nov 2007
Üye No: 4109
Bulunduğu yer: kusadası
Mesajlar: 71 Tesekkür: 81
21 Mesajina 52 Tesekkür Aldi
| Kahrolsun abd ve işbirlikçileri!!! Kahrolsun abd emperyalizmi!!! Deniz GEZMİŞ'in SBF'de düzenlenen Ho Chi MİNH'i anma töreninde yaptığı konuşmadır(7 eylül 1969): amerikan emperyalizmine karşı yedi iklim,dört cephede mücadele ettiğimiz,Bolivya'da,Venezüella'da,Angola'da,Vietn am'da kahramanca ölmesini bildiğimiz bu günlerde Ho Chi MİNH arkadaşı kaybettik. Onun amerikan emperyalizmine karşı verdiği kavgada,kararlı,azimli tutumu zor günlerimizde bizlere yol gösterecek ve Vietnam Halkının milli demokratik devrim mücadelesinde inançlı adımları oportünizme karşı mücadelemizde bizlere örnek olacaktır. Merhaba Ernesto gibi ölenlere Merhaba Camillo gibi ölenlere Merhaba Ho Chi Minh'lere Yuh olsun emperyalizme! |
| | |
| sosyal-ist Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 6 Kisi: | çilem yurtsever (27-02-2011), denizgil (19-01-2008), gerillahazal (28-01-2009), kezzap (09-07-2009), MEHMETCHE (09-07-2009), seyit (01-09-2008) |
| | #10 (permalink) |
| Üye | paylaşım için teşekkürler ben daha lise öğrencisiyim ama Türkiyenin ilerki dönemler ne olucağının bilincindeyim Okulumuzda bu olayları ne kadar anlasakta arkadaşlar 'banane Türkiyeden ne hali varsa görsün' diyorlar deniz gezmiş hakkında bilgi veriorum küfür ediyorlar onlara soruyorum Dedeleriniz Ç.kale savaşında neden savaştı diye bir şey söylemiorlar Ben T.dağlıyım t.dağ da böle bir grup varsa bana email atarsa iyi olur TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE İÇİN.... e-mail adresi vermek yasak!! (Lenin.) Konu Lenin. tarafından (07-06-2008 Saat 20:53 ) değiştirilmiştir.. |
| | |
| berk59 Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 3 Kisi: |
![]() |
| Heberi Paylaş |
| Konuyu Toplam 5 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 5 Misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Deniz Gezmiş Son Mektup | No_Pasaran | Biyografi | 0 | 14-11-2009 03:08 |
| www.sosyalistforum.org _ Deniz Gezmiş | (!) | SosyalistForum Videoları | 6 | 20-09-2008 14:12 |
| add ve deniz gezmiş ???? | komplo89 | Sosyalizm | 48 | 12-05-2008 12:37 |
| deniz gezmiş ve hayatı | lacin | Ölümsüzler | 2 | 12-05-2008 12:07 |
| Deniz Gezmiş Anlatıyor.. | 35Deniz | Ölümsüzler | 0 | 03-05-2008 18:04 |