![]() |
| |||||||
| Ölümsüzler Önderlerimizin hayatları, anıları ve onlarla ilgili herşey |
| |||
![]() |
| | | | Konu Araçları | Stil |
| | #1 (permalink) |
| Aktif Üye | Devrim mücadelesinde yitirdiğimiz yoldaşlarımızla ilgili anı ve yaşam aktarımlarıyla ilgili bir bölümdür. |
| | |
| Delâl Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 6 Kisi: | cheguera_ (11-08-2007), kizzuwatna (28-05-2008), |
| | #2 (permalink) |
| Aktif Üye | 4 Nisan 1971 Pazar... 12 Mart müdahalesinden 3 hafta sonra... Kadir Has, o gün yeğeni Mete'nin Suadiye'deki evine geldi. Kapıyı açan iki silahlıdan biri tabancasını Has'ın alnına dayayıp "Hiç konuşma" dedi. "Dev-Genç'li" olduklarını söylediler. Adları, Mahir Çayan ve Hüseyin Cevahir'di. Evde Has'ın gelini Fezal ile onun 8 yaşındaki kızı Berna da vardı.Sonra Has'ın kız kardeşleri Yıldız ve Fazilet ile eniştesi Talip Aksoy geldiler.Saat 23.00'te silahlılara 4 kişi daha katıldı:Ulaş Bardakçı, Oktay Etiman, Kamil Dede, Rüçhan Manas... * * * Evdeki kasada 1,5 milyon lira değerinde mücevher vardı. Dokunmadılar. Onların istediği "400 bin lira fidye" idi. Bu, "günümüzün 200 bin dolarına eşdeğerdi." Gece Mete Has'la Talip Aksoy'u Erenköy'deki hücre evine götürdüler. "Para bulunmazsa ikisini de öldürürüz" dediler. Fezal yiğit kadındı. Kapıda "Kocamın kılına halel gelirse silahla peşinize düşerim" diye bağırdı.Kadir Has yeni by-pass ameliyatı geçirmişti. orada fenalaştı. Evi basanların yanında sağlık seti vardı. Hemen Has'ı yatağa yatırıp tansiyonunu ölçtüler. Kendisinden özür dilediler ve sabaha kadar başında nöbet tuttular. * * * Pazartesi sabah, Erenköy'teki evde rehinelere sahanda sucukla kahvaltı ikram edildi. Birinci sigarası verildi. Diğer evde saat 8'de Mahir Çayan, Kadir Has'la birlikte yola çıktı. Çıkmadan Fezal'den 200 lira "ödünç" para ve bir çift siyah eldiven almıştı. Bağdat Caddesi'nde taksiye bindiler. Üsküdar iskelesinden araba vapuruna binip güverteye çıktılar. Mahir: "Kadir Bey, herkes sizi tanıyor. Polisler bile selam veriyor. Birbirimize samimi davranalım. Sürekli sohbet edelim. Konuşmasak dahi, ağzınızı oynatın, bana gülün" dedi. Has bunun üzerine rol yapmaya başladı: "Mevsim sonbahar, hava güzel... deniz masmavi..."Mahir bu sözleri "Bravo... bravo..." diye yanıtlıyordu. * * * O sırada evde... Küçük Berna okula yollanmamıştı. Kamil Dede, ona matematik çalıştırmaya başladı. Resim ödevini yaptı.Öğle yemeğini hep birlikte yediler. Kadir Has'ın Yıldız ablası, "Evladım, akıllı, kültürlü çocuklarsınız. Neden bu mesleği seçtiniz" diye sordu. Nedenini öğrenince: "Ne kadar para istediniz" diye sordu. "400 bin" denince: "Aaa, Kadir için ne ki; az istemişsiniz. Hiç merak etmeyin, verir" dedi. * * * O sırada Kadir Has'la Mahir Çayan Kabataş'a çıktılar. Mahir ayakkabısını boyattı.Yine bir taksi ile Has'ın Şişli'deki yazıhanesine gittiler.Bürodaki kayınbirader Ali, istenen 400 bin liralık fidyeyi duyunca önce yutkundu, sonra Kayserililik içgüdüsüyle Çayan'a sordu: "250 bin versek olmaz mı?" * * * İlk elde 200 bin verebildiler. "Kalanı akşama" dediler. Mahir parayı alıp çıktı. Akşam Kadir Has, numaralarını aldığı paraları muhasebe müdürü ile Karaköy iskelesine gönderdi. Fidyeciler, bunu alıp "ödünç 200 lira ile eldiven"i geri yolladılar. Has, hemen polise haber verdi; ama artık çok geçti. Bir süre sonra 2 rehine gözleri ve ağızları bantlı olarak Fenerbahçe'de serbest bırakıldı. * * * Bugün toprağa verilecek işadamı Kadir Has, o güne ait anılarını Hulusi Turgut tarafından kaleme alınan "Vatan Borcu Ödüyorum" (2002) başlıklı kitabında yazdı. Sonraki yıllarda hep karşılıksız yaptığı hayır işleriyle anılacaktı. Ancak hayatında verdiği en unutulmaz "karşılıksız para" buydu. Diğer hayır işlerinin nereye gittiği belliyken, bu 400 bin liranın ne olduğu anlaşılmadı. Bunu yıllar sonra Bedri Baykam, o günkü fidyecilerden Kamil Dede'ye ("68'li Yıllar", İmge Yayınevi, 1998) sordu. Şu cevabı aldı: "O para başımıza bela oldu. Numaralarını almışlar. Bozdurmak istediğimizde her yerde liste vardı. 143 bin lirasını Hava Kuvvetleri'nde tanıdığımız mutemet kanalıyla değiştirdik. Ve parayı yayın çıkarmada, örgüt ihtiyaçlarında, evlerin kirasında kullandık." Has, Coca Cola'nın Türkiye temsilcisiydi. Dev-Genç ise emperyalizmin simgesi olarak gördüğü Cola'ya karşı mücadele veriyordu. Trajikomik belki: O yıllarda Cola üretiminde olduğu kadar Cola'ya karşı mücadelede de Kadir Has'ın finans desteği vardı. CAN DÜNDAR |
| | |
| Delâl Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 23 Kisi: | boran-firtinasi (14-01-2010), |
| | #5 (permalink) |
| Üye | Deniz’in ‘70’in sonbaharında ODTÜ’ye geldiğinde bana söylediği sözleri hatırlıyorum, onlar oldukça kritik sözlerdi. (…) çok ciddi bir tartışma içerisinde Deniz şöyle bir öngörüde bulundu: “Bütün Türkiye’ye sıkıyönetim gelecek, herkesi cezaevine dolduracaklar. Orada (…) her eğilimin bir koğuşu olacak. (…) Kırmızı Aydınlık koğuşu, Beyaz Aydınlık koğuşu, Sendikacılar koğuşu… Ziyaretçiler tavuk getirecek, onlar bu tavukları nasıl paylaşacaklarını tartışacaklar.” Şimdi hatırlamıyorum kimdi, birisi: “Peki ya biz ne yapacağız” diye sordu. Deniz, “biz öleceğiz oğlum” dedi, “çünkü biz dövüşeceğiz. Ve esas oportünizm nasıl bir şeydir, mücadele nasıl bir şeydir, devrimcilik nasıl bir şeydir onu o zaman herkes görecek alıntı |
| | |
| denizgezmis Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 2 Kisi: | jiyan (05-09-2008) |
| | #7 (permalink) |
| | Cinsellikle alay eden genç: Deniz Gezmiş Deniz'in fiziki özellikleri, 1971'de yakalandığı zaman üzerinde çıkan Filistin Demokratik Halk Merkezi'nden verilen hüviyete göre şöyle sıralanmıştır: **Boy: 1.91, Göz: Siyah, Saç: Siyah, Renk: Buğday, Burun: Arabi, Özelliği: Tam.** Deniz de sağlıklı her genç erkek gibi, karşı cinse ilgi duymanın yanı sıra daha çok karşı cinsin ilgisini çeken birisi olmuştur. Dönemin genç devrimci eylemcilerine ilgi her kesim tarafından değişik olmuştur. Deniz'in genç kızlar üzerindeki etkisi farklı olmuştur. İktisadi Kalkınma Vakfı'nın Başkanı olan Meral Gezgin Eriş, Avusturya Lisesi'nde öğrenci iken Deniz Gezmiş'e duyduğu hayranlığı şöyle anlatmıştır: **Deniz Gezmiş'in fikirlerine mutabık olmasam da mücadelesi beni etkiledi. Çok yakışıklı biriydi, fiziksel çekiciliğinden de etkilendim doğrusu. Çok beğenirdim o zamanlar.** Deniz'in ya tamamen yok sayıldığı ya da tamamen çarpıtılarak yansıtıldığı bir yönü de karşı cinsle olan ilişkisidir. SBF öğrencisi Saffet Rüştü Tekin, 1968 döneminde kadın-erkek ilişkilerinde devrimci gençler arasında hâkim olan bakış açısı hakkında şunları söylemiştir: **Devrimcileri mücadeleden alıkoyuyor, engelliyor, pasif duruma getiriyorsunuz. Sizler emperyalizmin altıncı kolusunuz, diyerek kızlara espriyle takılırdık.** Deniz, THKO hareketi kurulduktan sonra, üniversitede yaşanan ilişkilerle alay ediyordu. Hatta, Dev-Genç Marşı'nı değiştirmiş, şöyle söylemeye başlamıştır: Hey Dev-Genç'li Dev-Genç'li Forum vakti yaklaştı Al kızını tak koluna Haydi koş gel foruma. 'Kadınlara laf atmazdı' Deniz'in İstanbul'daki ilk gençlik yıllarını arkadaşı Nurettin Demirdöven şöyle anlatmıştır: **Bizim kadına bakış açımız o zamanki entelektüel anlayışa denk düşerdi. Kısmen de olsa erkek egemenliğinden delikanlı olarak hoşlanırdık. Sosyal çevreden etkilenerek kadınlar hakkında konuşurduk. Bilinen zamparalık hikâyeleri, fıkralar anlatırdık. Güzel kadınlar hakkında konuşulurdu. Deniz, kesinlikle kadınlara laf atmazdı. Öyle bir huyu yoktu. Geneleve gittiğini bilmiyorum. Gitseydi bilirdim. Yalnız, mahallede bu işi parayla yapan bir kadın vardı. Bir arkadaşın odasının anahtarını aldı, kadınla orada yattı. Ben bunu eleştirdim, 'Ulan nasıl miden aldı bu karıyı' dedim. Deniz de, 'Ne olacak. Mekanik bir iş' dedi. Deniz, kızların peşine düşüp arkadaş olalım falan dememiştir. Bu öneri devamlı karşı taraftan Deniz'e gelmiştir. Kendi apartmanlarında oturan, kendisi gibi uzun boylu bir kız vardı. Onunla birkaç defa çıktı. Sonra ilişkisini kesti. Yine mahalleden Tıp Fakültesi'ne giden bir kız vardı. Bu kız Deniz'e ilgi duymuş. Deniz de buna yakınlık göstermiş. Beraber birkaç defa gezmişler. Bir gün Deniz, bana, 'Nuri gardaş, bu kız bana takılmaya başladı. Bu düşünceleri bırak, bunlar tehlikeli işler' dedi. Ondan sonra, Deniz bu kızdan da ayrıldı. Bir de öğrenci hareketine iyice girdikten sonra bir kız, Deniz'e eğilim duymuş. Kız giyimine, kuşamına dikkat etti diye arkadaşları dalga geçmişler. Kız biraz şişman olduğu için, 'Volkswagen' adını takmışlardı.** Erim Süerkan , bu konuda şunları söylemiştir: **Deniz, atak, girişken, yakışıklı bir adamdı. O, kızlarla değil, kızlar onunla ilgilenirdi. Çok gösterişli, manken gibi derler ya öyle bir kız vardı. Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan 'Dişi Bond' çizgi romanının kadın kahramanına benzediği için Modesti adını takmıştık. Kız, Deniz'e ilgi duyuyordu. Deniz de buna karşılık verip pat diye yanaşınca, kız da zaten hazırdı, buna bayıldı. Fakat, kızın ailesi buna karşı çıkınca birkaç ay içinde bu ilişki bitti.** Deniz'in önem verdiği kız arkadaşlarından birisi Hukuk Fakültesi'nde okuyan ve TMGT'de çalışan Avniye Anadol' dur. Eyüp Neşat Yıldırım, bu konuda şunları anlatmıştır: **Avniye adlı arkadaş, Mustafa Kemal Yürüyüşü'ne katılmak için çok ısrar etti. Deniz, gelsin, katılsın diye bir hava içindeydi. Ama kabul edilmedi.** Deniz'in, karşı cinse olan ilgisi Filistin kamplarında da devam etmiştir. Selahattin Okur , tanık olduğu bir olayı şöyle anlatmıştır: **Filistin kamplarında Avrupa'nın değişik ülkelerinden gelmiş genç kız ve erkekler de vardı. Bunlar, zaman zaman eğitim kamplarına da katılırlardı. Eğitim yaparken bir kız bizi seyrediyordu. Deniz, bu kıza bakayım derken, İtalyan çukuruna düştü ve ayağını incitti. Bundan sonra da eğitime katılamadı.** ODTÜ macerası Deniz'in 1970 yılı sonunda, ODTÜ'de kaçak olarak kaldığı dönem, Şule Albayraktaroğlu adlı bir genç kızla olan arkadaşlığı ise yarı şaka, yarı ciddi şöyledir: ODTÜ'de bir kitaplık kurulmuştur. O dönem, yönetimini Şule Albayraktaroğlu adlı bir kız öğrenci yapmaktadır. Dersten çıktıktan sonra Albayraktaroğlu, kitaplığı açar. Bunu öğrenen Deniz, kitaplığa gider ve bazı kitaplar seçer. Kitapları aldıktan sonra kapıdan çıkarken, Şule Albayraktaroğlu, ODTÜ'ye yeni gelmiş olan tanımadığı Deniz'in yolunu keser ve **Kitabı dışarıya vermiyoruz. Ancak burada okuyabilirsiniz** der. Deniz, **Yurtta kalıyorum. Okuduktan sonra getireceğim** der. **Hayır. Kitaplığın işleyiş kuralları böyle. Kitap burada okunur. Dışarıya götürmenize izin veremem...** Genç kızın sorumlu davranmasından hoşlanan Deniz, kendini tanıttıktan sonra seçtiği kitapları alır ve odaya gider. Arkadaşlarına, **Yahu! Siz oraya 'Kitaplık Sorumlusu' diye yırtıcı bir kaplan koymuşsunuz. Az daha parçalıyordu beni. Ama, ona ne oyunlar oynayacağım** der. Bir gün, Yusuf ile Deniz, birlikte kitaplığa iner. Albayraktaroğlu'na yaklaşan Deniz, **Hanımefendi! İkimiz de sizi beğendik. Evlenmek istiyoruz. Acaba hangimizi beğeniyorsunuz?** der. Yusuf'la 201-202'ye gelen Deniz, oynadığı oyunu arkadaşlarına anlatır: **Ondan öcümü aldım, ama henüz bitmedi...** Kız kaçırmaya atla geldi Birkaç gün sonra Deniz, ODTÜ arazisinde dolaşırken, bir ata rastlar. Binip yurtların önüne gelir. Albayraktaroğlu'nun kaldığı odanın penceresinin önüne giden Deniz, orada, tüm muzipliğiyle bağırır: **Hadi kız, bohçanı hazırla... Seni kaçırmaya geldim...** Albayraktaroğlu, pencereyi açınca, Deniz, atı sürüp oradan uzaklaşır. Bu olayı, yurtların önünde bulunan herkes, kahkahalarla gülerek izler. |
| | |
![]() |
| Heberi Paylaş |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| BASKILAR BİZİ YILDIRAMAZ | UMİT24 | Gençlik Federasyonu | 1 | 09-07-2010 15:28 |
| BASKILAR BİZİ YILDIRAMAZ! | spartaküs806 | Sosyalist Parti | 0 | 15-06-2010 20:37 |
| BASKILAR BİZİ YILDIRAMAZ!- Ankara | xochi | Genç Umut | 2 | 04-06-2009 19:47 |
| GÜneŞİ Tutup Bİzİ Aydinlatanlara... | devrim2462 | Sizden Gelenler | 1 | 29-03-2008 21:16 |
| Affet Bİzİ UĞur | NADİR ÖZKAN | Politik Gündem | 0 | 01-01-2008 04:16 |