Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu  

Ana Sayfa Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Go Back   Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu > SİYASET > Makaleler

Makaleler Makale bölümü


SOL RADYO
Sol Radyo
Get the Flash Player to see this player.


Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi Silahlı Eylem Gücünü Siyasi Muhtevasından Alır!
Cevaplar
0
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
349
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Bookmark and Share LinkBack Seçenekler Stil
Alt 08 Nisan 2013, 19:41   #1
 
Ansaneri Jova - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyeliği durduruldu
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 23 Şubat 2011
Üye No: 34558
Mesajlar: 1.957
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 410
552 Mesajına 1.713 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 0 Ansaneri Jova is on a distinguished road
Standart Silahlı Eylem Gücünü Siyasi Muhtevasından Alır!

AKP’nin “DHKP-C Terör Örgütü” Demagojileri Devrimci Eylemlerin Meşruluğunu Karartamayacaktır! Çünkü;

Silahlı Eylem Gücünü Siyasi Muhtevasından Alır!

Faşist AKP iktidarı devrimci hareketin silahlı eylemleri karşısında çaresizdir. Ve bu çaresizliği ile çıldırmışcasına sağa sola saldırmaktadır. Başka bir ülke topraklarına çıkartma yapar gibi Ankara’nın göbeğinde okul bahçesine helikopterle özel harekat timlerini indirip sendikaları basacak kadar pervasızlaşmıştır. Saldırılar sadece bularla da sınırlı değil, bir taraftan da psikolojik savaşın her türlü araç ve yöntemleriyle saldırıyor. Cephe savaşçılarının cüret, inanç ve kararlılığı karşısında acizliğini tüm savaşçıların “kanserli” olduğu demagojisiyle açıklamaya kalkmışlardır. Öyle ya, burjuvazinin bencil, bireyci, bir başkası için tırnağını bile feda edemeyen yoz kültürüne sahip
kişiliklerin karşısında devrimciler, halkı, vatanı, inandığı değerler uğruna canlarını feda ediyorlar. Dini, imanı her şeyi dolar olanların devrimcilerin fedasını anlamaları mümkün değildir. Amerikan işbirlikçisi AKP ve Fethullah Gülenciler’e göre Cephe savaşçıları bu eylemleri yapmaları için ya yaşamlarından vazgeçmiş kanser hastalarıdır ya da uyuşturucu alarak bu eylemleri yapmaktadırlar...
Cephe’nin eylemlerine ve savaşçılarına karşı bu çerçevede yoğun bir psikolojik savaş sürdürüyorlar. “DHKP-C terör örgütü” demagojisi ile sesini çıkartan herkes örgüt ile ilişkilendirilerek sindirilmeye çalışılıyor. AKP bunu geçmişte PKK ile, Ergenekon ile yaptı. Şimdi DHKP-C ile yapmaktadır. Silahlı eylemler üzerinden DHKP-C’yi “Terör örgütü” demagojisi ile demokratik ilerici çevrelerden, halk kitlelerinden tecrit etmek istiyor. Ve bunu sadece propaganda ile değil, tam bir terör ile yapıyor. Ancak AKP’nin ne psikolojik savaşı, ne tecrit politikaları ne de son üç aydır aralıksız devam eden operasyon, gözaltı ve tutuklama terörü sonuç vermeyecek. AKP devrimci hareketi tecrit etmeyi başaramayacaktır. Çünkü DHKP-C halktır. 43 yıllık tarihi boyunca halka zarar veren tek bir eylemi yoktur. Tüm dikkatine rağmen elinde olmayan nedenlerden dolayı neden olduğu zararlardan dolayı da halktan özür dilemiş ve verdiği zararların tazmin etmeye çalışmıştır. AKP’nin, Fethullah’ın ve diğer burjuva basının bu yöndeki kara propagandası işe yaramayacaktır. Halkımız yalanlara değil gördüğü gerçeklere inanacaktır.

Çünkü;
Cephe’nin Silahlı Eylemlerinin Asıl Gücü Siyasi Muhtevasındadır.


Cephe’nin eylemlerinin kitlelere taşıdığı siyasi-politik mesajlarını AKP’nin hiçbir demagojisi karartamaz. Karartamayacak. Eylemlerin taşıdığı siyasi mesajlar her şeye rağmen doğru bir biçimde halk kitlelerinde karşılığını bulacaktır. Gazeteci Örsan K. Öymen DHKPC’nin yöntemlerine katılmadığını belirterek Adalet Bakanlığı ve AKP Genel Merkezi’ne yönelik eylemler hakkında şöyle yazıyor: “DHKP-C nedir? Devrimci Halk Kurtuluş Partisi - Cephesi. Bu örgütün kökeni 1970’lerdeki Devrimci Yol (Dev-Yol) ve Devrimci Sol (DevSol) örgütleridir. Örgütün amacı Türkiye’de Marksist-Leninist bir yönetim öncülüğünde komünist bir düzen oluşturmaktır.

DHKP-C yakın geçmişte Ankara’daki ABD Büyükelçiliği’ne bombalı bir saldırı düzenledi. Örgüt birkaç gün önce de, eş zamanlı olarak, Ankara’daki AKP Genel Merkezi’ne ve Adalet Bakanlığı’na bomba ve Law silahı ile saldırı düzenledi.
DHKP-C bu eylemle ilgili olarak şöyle bir açıklama yaptı:
‘Her iki eylemimizde de düşman cephesinden polis, herhangi bir AKP’li ya da kurum çalışanı hedeflenmemiştir. Hedef olarak, adaletsizliğin sembolü olan Adalet Bakanlığı ve halk düşmanı kararların alındığı AKP’nin Genel Merkez karargahı olan iki kurum alınmıştır.’

DHKP-C’nin terör yöntemi yanlış olsa da, siyasal tespiti doğru mu? Doğru! Gerçekten de Adalet Bakanlığı adaletsizliğin sembolüne dönüşmüştür, AKP Genel Merkezi de halk düşmanlığının yapıldığı bir karargaha dönmüştür!”


Her eylemimizin taşıdığı siyasi mesajlar bu kadar açık ve nettir. Silahlı eylemin büyüklüğü karşı düşman cephesinden şu kadar asker-polis, kişi öldürmek ya da şu kadar maddi zarar vermekle ölçülmez. Bu anlayış silahlı mücadele değildir.
Düşmanın “terör” demagojilerine zemin sunmaktır. Bu yöntem düşmanın kontrgerilla yöntemidir. Devrimciler için silahlı mücadele askeri değil, politik mücadele biçimidir. Silahlı mücadele politikanın farklı araçlarla en yüksek düzeyde sürdürülmesidir.

Silahlı mücadele oligarşinin gelişmiş propaganda araçlarının karşısında devrimcilerin elindeki kitlelere gerçekleri açıklamanın en güçlü aracıdır. Örneğin Amerikan Elçiliği eylemi; oligarşi “terör” demagojisinin dışında bir şey söyleyememiştir. Bir avuç Amerikan uşağı ve AKP yalakasının dışında kimse Amerika’ya üzülmemiştir. Halkımızın yüreğine bir su serpilmiştir, ‘oh olsun’ demiştir halkımız.

Yine Sarıyer Polis Karakolu’ndan Gazi Polis Karakolu’na, Bahçelievler Polis Karakolu’na kadar, polis karakollarına yönelik eylemlerin de hedefleri çok nettir. Eylemler duyulur duyulmaz bu eylemlerin Cephe’ye ait olduğu herkes tarafından bu karakolların suçuyla birlikte telaffuz edilmiştir.

Hiçbirisi sıradan rastgele hedefler değildir. Her eylem çok büyük bir cüret ve feda ruhuyla gerçekleştirilen eylemlerdir. Sadece hedef yönüyle değil, her yönüyle politik muhtevaya sahiptir. Mahir Çayan silahlı mücadele için şöyle diyor;

“Oligarşi ile halkın düzene karşı memnuniyetsizlik ve genellikle bilinçsiz tepkileri arasında kurulmuş olan suni dengeyi bozmanın, kitleleri devrim saflarına çekmenin temel mücadele metodu silahlı propagandadır... Emekçi kitlelerin ekonomik ve demokratik mücadelelerinin, oligarşik diktatörlük –isterse temsili görünüm içinde olsun– tarafından terörle bastırıldığı, merkezi otoritenin ordusu,
polisi vs. ile “dev” gibi güçlü olarak halk kitlelerine gözüktüğü, gizli işgalin var olduğu bu ülkelerde, kitlelerle temas kurmanın, onları geniş bir siyasi gerçekleri açıklama kampanyası ile devrim saflarına kazanmanın temel mücadele metodu silahlı propagandadır.


Silahlı Propaganda, Askeri Değil Politik Mücadeledir

Ferdi değil, kitlevi mücadele biçimidir. Yani silahlı propaganda, pasifistlerin iddia ettiği gibi kesin olarak terörizm değildir. Bireysel terörizmden amaç ve biçim olarak farklıdır.
Silahlı propaganda, belli bir devrimci stratejiden hareketle, emekçi
kitlelere elle tutulur, gözle görülür maddi ve somut eylemlerden hareketle, soyuta gider. Maddi olaylar etrafında siyasi gerçekleri açıklayarak, kitleleri bilinçlendirir, onlara politik hedef gösterir. Silahlı propaganda, halkın düzene karşı olan memnuniyetsizliğini ajite eder, onları emperyalist beyin yıkamanın giderek etkisinden kurtarır. Önce kitleleri sarsar, giderek de bilinçlendirir. ...


Merkezi otoritenin görüldüğü gibi güçlü olmadığını, onun kuvvetinin her şeyden önce yaygara, gözdağı ve demagojiye dayandığını gösterir. Silahlı propaganda, her şeyden önce, günlük maişet derdi vs. içinde kaybolan, emperyalist yayınla şartlanmış, düzenin şu veya bu partisine ‘umudunu’ bağlamış kitlelerin dikkatini devrim hareketine çeker, uyuşturulmuş, pasifize edilmiş kitlelerde kıpırdanma yaratır.” (Mahir Çayan)

Evet, Cephe’nin silahlı eylemlerinin politik gücü AKP’nin her türlü terör demagojilerini boşa çıkaracaktır. Burjuva medya ve AKP yandaşı medyanın gücü de buna engel olamayacaktır. Adalet arayan milyonların zihninde Adalet Bakanlığı’na atılan bomba canlanacak ve “oh olmuş” diyeceklerdir. Yine AKP’nin zulmüne uğrayan herkes AKP Genel Merkezi’ne atılan Law halk kitlelerinin
zihninde AKP’nin “terör” demagojileri değil, uğradığı zulüm karşısında eylemin hesap soran politik gücü kalacaktır.

Yürüyüş
Ansaneri Jova isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Kapalı


“Hukuk, iktidarın fahişesidir”
Şu Anki Zaman: 03:38.


Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.6.1