Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu  

Ana Sayfa Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Go Back   Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu > SİYASET > Makaleler

Makaleler Makale bölümü


SOL RADYO
Sol Radyo
Get the Flash Player to see this player.

BS Militanlarına Karşı Kürt Savaşçıları Ön Saflarda Yazımızı Okumak İçin Tıklayın

Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi | Eğitim Sistemi ve Sistemin Karakteri
Cevaplar
0
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
479
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Bookmark and Share LinkBack Seçenekler Stil
Alt 18 Eylül 2007, 22:40   #1
 
Uur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Uur
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 02 Eylül 2007
Üye No: 2348
Bulunduğu yer: kocaeli
Mesajlar: 102
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 0 Uur is on a distinguished road
Uur - MSN üzeri Mesaj gönder
Exclamation | Eğitim Sistemi ve Sistemin Karakteri


| Eğitim Sistemi ve Sistemin Karakteri
Ülkemizde ilk, orta ve yüksek öğretim dahil olmak üzere, öğrenci sayısı 23 milyon 700 bin. Başka bir deyişle, ülke nüfusunun yaklaşık üçte biri öğrencidir.

Onlar okuyacak, eğitimden geçecek ve ülkenin yarınını şekillendireceklerdir. Sadece bu rakam ve bu gerçek, eğitim sorununun bir ülkenin en temel için ne büyük bir önem taşıdığını göstermeye yeter. Fakat ülkemiz siyasetinin ve burjuva siyasetçilerinin gündemine bakıldığında, bu öneme denk düşen herhangi bir yaklaşım görülmemektedir. Öyle ki, bir süre önceki seçimlerde, hiç tartışılmayan konulardan biri de eğitimdir.

Eğitim sistemi, adeta bir sorun yumağı haline dönmüşken, burjuva politikacı tam bir aymazlık içindedir. Fakat bu aymazlık bilinçli bir aymazlıktır. Eğitim sisteminin sorunlarını kendileri de tartışmıyor, başka kesimlere de tartıştırmıyorlar. Çünkü mevcut sorunları kullanarak eğitim sistemini tamamen paralı hale getirmenin, tekellerin ihtiyaçlarına uydurmanın hesapları içindedirler. "Sorunlu" bir yapıda, tekellerin ihtiyaçları için yapacakları düzenlemelerin daha kolay kabullendirilip meşrulaştırılacağını düşünmektedirler.



AKP, eğitime nasıl bir şekil vermek istiyor o halde? sorusuyla devam edelim. Eğitim sistemindeki mevcut değişimlerin AKP'ye özgü olduğunu söylemek doğru olmaz. Eğitimin paralı hale getirilmesi, üniversitelerin, meslek liselerinin tekellerin ihtiyaçlarına daha doğrudan cevap verir hale getirilmesi, zaten uzun süredir gündemde olan ve adım adım da uygulanan bir politikadır. AKP her konuda olduğu gibi; bu alanda da tekellerin politikasını sürdürmektedir.

Eğitim sistemi, sistemin karakterini en dolaysız biçimde gösteren alanlardan biridir. Eğitim sisteminin muhtevası, sistemin eğitimden ne beklediğini gösterir. Hemen her sistem, eğitimden kendi düzenine uyumlu insanlar bekler. Bu noktada eğitim, düzenin ömrünü uzatmanın mekanizmasıdır. Hiç kuşkusuz, her sistem, kendini sürdürebilmek için asgari bir eğitim mekanizmasına ihtiyaç duyar. İhtiyaç duyduğu teknik, siyasi, askeri kadrolar, ihtiyaç duyduğu kalifiye emek gücü, o mekanizmanın içinden yetiştirilecektir. Ve böyle olunca da tartışma kaçınılmaz olarak düzenin nasıl bir düzen olduğu tartışmasına gelir. Herhangi bir eğitim sistemini, içinde bulunduğu sistemden bağımsız değerlendiremezsiniz bu yüzden.

Bugün içinde yaşadığımız sistem, eğitimi aynı zamanda bir "kâr" aracı haline getirmeyi amaçlıyor. Başka bir deyişle, eğitim sistem için bir "sektör", eğitim kurumları da bu sektördeki işyerleridir. Kapitalizme uygun olan da budur. Bu her zaman için geçerli olan bir anlayış olmakla birlikte, eğitim hakkı, aynı zamanda kitlelerin kazanılmış bir hakkı olduğu için, emperyalistler ve işbirlikçiler, uzun bir dönem eğitim hakkına doğrudan dokunamadılar. Fakat sosyalist sistemin yıkılmasının ardından başlayan pervasız saldırganlığın elleri, nihayetinde eğitimin boğazına da sarılmıştır. Eğitimin sektörleşmesi ve ticarileşmesi, birçok alanda sürdürülen özelleştirmelerden, sosyal haklara yönelik saldırılardan bağımsız değildir. Emperyalizm, sağlık sektöründen suya, madenlerden eğitime kadar her şeyi "özel sektöre" yani asalak kapitalistlere açılmasını dayatmaktadır. "Küresel" saldırganlık böylelikle geniş kesimlerin "eğitim hakkı"nı gasbediyor. Okula gidemeyen milyonlarca çocuğumuzun, milyonlarca genç kızımızın, milyonlarca engellimizin eğitim hakkı gasbedilmektedir. Gasbeden emperyalizm ve işbirlikçileridir. Eğitim halkın her kesimi için tartışmasız ve vazgeçilmez bir haktır. Devlet, herkese parasız eğitim hakkını sağlamak zorundadır. Emperyalist saldırganlığın karşısına bu taleple çıkmak durumundayız. Paralı eğitim hiçbir gerekçeyle meşrulaştırılamaz ve mazur görülemez.

Eğitim sistemine ilişkin her tartışma bizi sistemin kendisine götürür ve görülür ki; aslında eğitimin kapitalizmden ve faşizmden kaynaklanan sorunlarını çözmek, kapitalizmden ve faşizmden kurtulmakla özdeştir.



Eğitimde hiçbir sistem ve hiçbir ülke, sosyalist ülkelerin ulaştığı düzeye ulaşamamıştır. Hiçbir ülkede eğitim "para"dan sosyalist ülkelerdeki kadar arındırılmamıştır. Hiçbir ülke, okur yazarlık oranını, okullaşma oranını sosyalist ülkeler kadar yüksek oranlara çıkaramamıştır. İstatistiklerde sık sık AB ülkelerini, ABD, Japonya gibi emperyalist kapitalist ülkeleri örnek veren burjuva basın ve akademisyenler, sosyalist ülkeleri çoğunlukla görmezden gelirler. Görmezden gelirler çünkü bu örneklerin tartışmaları sonuçta "sistem" tartışmalarına götürmesinden korkarlar.

Burjuvazi, okulları kendisine kalifiye eleman yetiştirecek ve aynı zamanda halka sömürüye rıza gösterir hale getirecek bir mekanizma olarak görür. O çok övülen "burjuva kültür"ün hükmü yoktur bu mekanizmada. Kuşkusuz eğitimi sadece okullarla sınırlı da görmemek lazım. Aileden basın yayın kurumlarına, diğer iletişim organlarına kadar hemen her araç, eğitimin bir parçası durumundadır. Ve bu mekanizmanın hemen hemen tamamında öğretilen, empoze edilen şeyler aynıdır. Resmi eğitimin yanında ek olarak özellikle de medya organları aracılığıyla çok yoğun bir eğitme-şekillendirme-yönlendirme çabası gösterilmektedir. Bireyci burjuva ideolojisinin öğretilmesinde okul medyayı, medya okulu tamamlamaktadır. Eğitim sistemi, sadece "müfredatı"yla değil, doğrudan polis zorbalığıyla da şekillendirmektedir gençliği. Tek başına "müfredat"ın, tek başına ideolojik, kültürel saldırının yetmeyeceğini bilen egemenler, bunu tamamlayıcı bir parça olarak baskı ve zoru da eğitim sisteminin daimi bir parçası haline getirmişlerdir. Özellikle 12 Eylül'den itibaren şekillendirilen eğitim sisteminde, gerek orta gerek yüksek öğrenim düzeyinde, zor, eğitim sisteminin bir parçası durumuna getirilmiştir ve halen de böyle sürmektedir. Sonuç olarak sistem zorbalığıyla, ideolojisi ve kültürüyle boyun eğmeyi dayatan bir eğitim sürdürmektedir.

AKP gericiliği de bu sistemi sürdürürken, hiç kuşku yok ki, sisteme kendi dinci müfredatını yerleştirmeye çalışmaktadır. Dinciliğin yaygınlaşmasında, kurumlaşmasında "çizmeyi aşmadığı sürece" tekellerin de bir itirazı ve bundan bir rahatsızlığı yoktur. Tekelci burjuvazi, kapitalizme zarar vermediği sürece, dinin, dinciliğin yaygınlaşmasına hiçbir zaman karşı çıkmamış, tam tersine bunu sömürüsünü kolaylaştırıcı bir unsur olarak görüp değerlendirmiştir. Bu anlamda AKP'yle işbirlikçi tekeller arasında eğitimin "muhtevası" konusunda temelde bir ayrılık yoktur. Tekelci burjuvazinin üniversitelerde teknoparklar kurulması gibi istemleri de zaten AKP tarafından canla başla yerine getirilmeye çalışılmaktadır. Sistem, emperyalizme ve tekellere hizmet etme çizgisinde, gençliği ezerek, düzenin kalıplarına dökerek devam ettirilmektedir.

Böyle bir sistem hüküm sürerken de, topluma hep birlikte "baba beni okula gönder" korosunu dinletiyorlar. Sistemin asli niteliğini tartışmayanlar, faşist gerici muhtevasını tartışmayanlar, tali sorunları öne çıkarıp sistemin eğitimini aklayıp meşrulaştırıyorlar. Peki sonrası? Baba, o kızını okula gönderse ne olacak? Eğitimin tamamen ticarileştirildiği bir ülkede sonrasına ekonomik olarak nasıl güç yetirecek? Diyelim yetirdi; babasının okula gönderdiği o kız, nasıl bir ahlakla, nasıl bir kültürle yetişecek orada?.. "Baba beni okula gönder" diyenler, bozulan ahlakların, yozlaşmanın hesabını verebilecekler mi? Kızlar, "töre"nin sultasından kurtulurken, kapitalizmin sultası altına girmeyecek mi?.. Hayır, genç kızlarımız ve tüm gençlerimiz, kötülerden birini seçmek zorunda değildir. Gençlerimizin bu ikisinin dışında bir seçeneği vardır. Bu seçenek, emperyalizmin ve tekellerin hizmetinde olmayan, halk için, ülke için eğitimdir. Gerici değil, ilerici, emperyalizme bağımlılığı meşrulaştıran değil, anti-emperyalist, faşist değil, demokratik bir eğitimdir. Alternatifin en bütünlüklü hali, sosyalist bir eğitimdir.

Mahir Çayan, "Gençlik –diyordu– doğası gereği atılgandır, coşkuludur, yüreklidir. Her türlü çıkar duygusundan ve artniyetten uzaktır. Ve de toplumun en az bozulmuş tabakasını oluşturur. Doğaldır ki bu nitelikleriyle gençlik emperyalizmin karşısında, bağımsızlıktan yanadır.... toplumun devrimci sınıf ve tabakalarını harekete geçiren bir dinamit fitilidir"... Belki kimileri, günümüz gençliğinin ortaya koyduğu tabloyla bu alıntıdaki tespitleri yanyana getirmekte zorlanacaktır. Kuşkusuz, gençlik son derece ciddi bir bozulma yaşamıştır. Bu bozulmanın sonucunda yukarıda işaret edilen misyondan da uzaklaşmıştır. Fakat yine de buradaki karakteristik özellikler sosyolojik olarak belli ölçülerde geçerliliğini korumaktadırlar. Dünyanın dört bir yanında sürdürülen mücadelelere bakın; yine en büyük fedakarlıklara, en büyük cüretlere imza atan gençlik değil mi? Mücadele alanlarına bakıldığında görülen yine budur. Yani emperyalizmin, oligarşinin eğitim sistemi, gençliği yine de tam teslim alamamaktadır. Buna izin vermeyeceğiz de. Gençliğin "halk için, ülke için eğitim" şiarıyla sürdürdüğü mücadele, bu sisteme karşı mücadele olarak sürecek ve büyüyecektir. Bu sistem de, onun eğitim sistemi de, değişmeye mahkumdur. Çünkü bu sistem, eğitimiyle, insanlığı, halkları geliştiren değil, gerileten bir sistemdir. (alıntı..)
__________________
TEK YOL DEVRİM!!

Konu Uur tarafından (18 Eylül 2007 Saat 22:57 ) değiştirilmiştir..
Uur isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Kapalı


“Hukuk, iktidarın fahişesidir”
Şu Anki Zaman: 03:51.


Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.6.1