Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu  

Ana Sayfa Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Go Back   Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu > KÜLTÜR & SANAT & BİLİM & EĞİTİM > Kültür

Kültür Diğer bölümlere uymayan konular


SOL RADYO
Sol Radyo
Get the Flash Player to see this player.

BS Militanlarına Karşı Kürt Savaşçıları Ön Saflarda Yazımızı Okumak İçin Tıklayın

Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi İSTANBUL'DAKİ BİZANS SARNIÇLARI
Cevaplar
0
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
1997
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Bookmark and Share LinkBack Seçenekler Stil
Alt 17 Nisan 2010, 11:32   #1
 
İBO'CU - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
HAY-MAT-LOS
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 27 Eylül 2007
Üye No: 2996
Bulunduğu yer: DÜNYANIN HER YERİ
Mesajlar: 4.015
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 812
729 Mesajına 1.928 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 0 İBO'CU is on a distinguished road
Standart İSTANBUL'DAKİ BİZANS SARNIÇLARI

İstanbul Sarnıçları;

İstanbul içerisinde bir şehrin ihtiyacını karşılayacak kadar akaRsu bulunmamasından ötürü şehrin suyu batıdaki Pınarhisar mevkinden Romalılar tarafından kanallar ve kemerler aracılığı ile getirilmiştir.

Romalıların yapmış olduğu tesisler Bizans tarafından da kullanılmıştır. Ancak bunların ne şekilde ve ne zamana kadar kullanıldığı konusunda tarihi kaynaklarda yeterli bir bilgi bulunmamaktadır.

Buna rağmen İstanbul'un ilk su yollarının MS.123 yıllarında Roma İmparatoru Hadrianus zamanında yapıldığı ve Constantinius I. tarafından da geliştirilmiş olduğu da kabul edilmektedir.

İstanbul'da Bizanslılar kent dışından gelen suları açık ve kapalı sarnıçlarda toplamışlardır. Bunun da nedeni kentin su gereksiniminin karşılanması kadar çeşitli kuşatmalarda da yararlanmak içindir.

Günümüzde halk arasında Çukurbostan ismiyle anılan açık sarnıçlar surların dışındaki kaynaklardan gelen suların toplandığı ve şehre dağıldığı bir nevi havuzlar olarak nitelendirilir. Burada toplanan sular hem dinlendirilir hem de onlardan yararlanılır. Burada toplanan suların duvarlara olan basıncını azaltmak için daha çok şehrin yüksek noktalarındaki çukur yerlere yapılmışlardır.

Roma yapım tekniğine göre yapılan açık sarnıçların duvarları blok taşlar tuğla ve horosan harçlarla kuvvetlendirilmiştir. Günümüze bu sarnıçlardan Aspar Aitius Hogios Mokios ve Hebdemon Sarnıcı ulaşabilmiştir.

Bizanslıların açık sarnıçları kentin konumu itibariyle her yerde yapılamadığından su ihtiyacını kapalı sarnıçlarla da sağlamışlardır. Bu sarnıçlardan büyük bir kısmı hiçbir iz bırakmadan yok olmuşsa da büyük çoğunluğu ayakta ve kullanılmaktadır. Kapalı sarnıçlar genellikle dikdörtgen veya kare plan şeklindedirler.

Bunların üzerleri taş duvarlara dayanan sütunların taşıdığı tuğla kemerler ve tonozlar aracılığı ile örtülmüştür. Bu tür sarnıçlar bir takım yapıların altında bulunarak onlara ve halka su sağlamışlardır. Ancak bu tip sarnıçları Bizanslıların mahzenleri ile de karıştırılmamalıdır.

İstanbul Açık Sarnıçları:

Aspar Sarnıcı (Fatih)

Yavuz Sultan selim Camisi’nin güneybatısında Sultan Selim ve Yavuz Selim Caddeleri arasında uzanan bu sarnıca Bizans kaynakları kare bahçe anlamına gelen “Xerokipion” ismini vermişlerdir.

Sarnıç Leon I (457-474) zamanında Bizans İmparatorluğu’nun hizmetine giren got generali Aspar tarafından inşa edilmiş ve bundan dolayı da onun ismiyle tanınmıştır. Aspar 471’de Leon I’in emriyle idam edildiğinden sarnıcın inşa tarihini bundan daha evvelki bir tarihe büyük olasılıkla 459 veya 460 yıllarına indirmek mümkündür.

Bizans kaynaklarına göre bu sarnıcın civarında Manuel Sarayı Kaiouma ile St. Théodosie ailesinin manastırları bulunmaktadır.

Aspar sarnıcının yeri hakkında dört ayrı fikir ileri sürülmüştür.

Chevalier Andéossy ve Déthier bu sarnıcın Bodrum Cami yakınında bulunduğunu iddia ederler. Fakat bu fikrin kabul edilmesi olanaksızdır. Zira “Chronicon Paschale” de buna uygun en ufak bir işaret dahi yoktur. Constantios A.M.Paspati M.Gédéon Mordmann Straygowski A.V.Millingen ise sarnıcın tamamiyle Konstantin sur duvarına dayandığını kabul ederler. Nihayet Siderides sarnıcı Sivaslı Toklu Dede Mescidi’nin yanında gösterir.

Aspar sarnıcının İstanbul’un beşinci tepesi üzerinde Sultan Selim Camii yanındaki Çukurbostan’da olması kuvvetle muhtemeldir. Yapının mimari özelliği itibariyle de buradaki manastıra ve özellikle Konstantin suruna bitişik olduğu görülmektedir.

Aspar sarnıcı bir kenarı 152 m. Uzunluğunda olmak üzere dikdörtgen bir plan şeklindedir. Derinlik aslında 10.80 metre olmasına rağmen zeminin zamanla toprakla dolmasından bugünkü derinliği 8.20 metredir. Duvar kalınlığı 5.20 metredir ve burada beş tuğla ve beş taş dizisinden meydana gelen bir mimari teknik kullanılmıştır.

Sarnıcın iç cephesinde rastlanan kemer izlerinden vaktiyle üzerinin kapalı olduğu düşünülmüşse de bu pek yerinde bir düşünce değildir.

Aspar sarnıcı Bizans’ın son döneminde önemini kaybederek kurumuştur. Nitekim 1540 yılında İstanbul’a gelen P.Gylles burasının bahçe halinde olduğunu belirtmektedir.

Fetihten kısa bir süre sonra içerisinde yapılan evler ve XVI.Yüzyılın ikinci yarısında ilave edilen bir cami ile sarnıç bir çeşit mahalle halini almıştır. Günümüzde de bir yerleşim yeri konumundadır.

Aetius Sarnıcı (Fatih)

Karagümrük’te bugünkü Vefa Stadyumunun bulunduğu yerdeki Aetius Sarnıcı’nın ismine Bizans kaynaklarında sık sık rastlanmaktadır. Aetius İmparator Theodosius II (408-450) zamanında şehir prefectusu (Valisi) olmuş ve Comte Marcelline göre 421 yılına doğru da bu sarnıcı yaptırmıştır.

Sarnıç Bizans kaynaklarından öğrenildiğine göre; Prodrome de Petre Romains ve Mara manastırlarına komşu olup aynı zamanda Andrinople kapısı yakınındadır.

Anıtsal olduğu kadar o derecede de büyük bir sarnıç olan Aetius 244x84 metre ölçülerinde dikdörtgen planlıdır. Derinliği tahminen 13 ile 15 metre duvar kalınlığı ise 5.20 metredir. Bugün sarnıç iyi durumda olup sadece güneydoğu cephesi bozulmuş ve buraya Vefa kulübünün binası yapılmıştır. Diğer uzun kenarına ait duvar kalıntılarından yapı malzemelerinin üst üste sıralanan dört dizi tuğla ile on dizi küçük moloz taş olduğu anlaşılmaktadır.

P.Gylles 1540 yılında burasının kurumuş bir halde olduğunu ve bundan dolayı da kullanılmadığından bahsetmektedir.

Hagios Mokios Sarnıcı (Fatih)

Bu sarnıcın bazı kaynaklarda sözü edilen ve kesin olmayan bilgilere rağmen İmparator Anastasius I (491-518) tarafından yaptırılmış olması gerekmektedir. İstanbul’un en büyük sarnıçlarından olan Hagios Mokios hekimoğlu Ali Paşa Cami civarındaprülüzade Gökalp Sırrı Paşa sokakları ve Cevdet paşa Caddesi ile çepeçevre kuşatılmıştır.

Likos (Bayram Paşa Deresi) Kara ve Marmara surlarından meydana gelen üçgene hakim tepe üzerinde kurulan sarnıç ismini güneydoğusunda inşa edilen Ortodoks Hagios Mokios Kilisesi’nden almıştır. 170x147 metre ölçülerinde dikdörtgen plan şekli göstermektedir. Zemin toprak ile dolduğundan derinliği kesin olarak tespit edilememekle birlikte 12 ile 15 metre derinlikte olduğu sanılmaktadır.

Sarnıcı kuşatan tuğla hatıllı taş duvarlar 6 metreyi bulmakta ve ayrıca iri taş bloklardan yapılan bu duvarların ortalarından iki kalın silme geçmektedir.

Bugünkü durumunda kısmen bostan olarak kullanılan sarnıcın içerisinde bir kuyu ve çeşitli gecekondular bulunmaktadır.

Hepdemon Sarnıcı (Bakırköy)

Hepdemon Sarnıcı veliefendi Hipodromu’nun kuzeyinde kara surlarındaki Altınkapı’ya 2 km. mesafede ve Bakırköy yolunun sağ tarafında yer almaktadır.

İstanbul surlarının dışında kalan ve yapım tarihi kesin olarak tespit edilemeyen bu sarnıcın VIII. Yüzyıla ait olması ihtimal dahilindedir. Sarnıç Bakırköy’e yakın Hieria Sarayı ile Campes kışlasının su ihtiyacını karşılamakta idi.

Hebdemon Sarnıcı 127x76 metre ölçülerinde dikdörtgen plan arz etmektedir. Derinliği 11 metre olan sarnıcın duvarları kuzey ve güney yönlerinde 4 metre doğu ve batıda ise 7 metredir. Ayrıca da duvarlar dışarıdan helezonlu bir sistem vasıtasıyla daha da sağlamlaştırılmış olup yapı malzemesini 5 sıra tuğla ile 2 sıra kaba yontma taş meydana getirmektedir. Sarnıcın üst kısmı bugün tamamen toprak ile aynı seviyededir.

II. MEHMET'den sonra Türk devrinde burası padişahın fillerinin ahırı olarak kullanılmış ve bu yüzden “Fil Damı” (fil evi) adıyla günümüze kadar gelmiştir. Sarnıç halen özel bir şahsın bostanı olarak kullanılmaktadır.

İstanbul Kapalı Sarnıçları:
Philoxenus (Binbirdirek) Sarnıcı (Eminönü)

Hipodromun güneybatısında yer alan Philoxenus sarnıcı’nın ismi ile yapım tarihi üzerinde birbiri ile tamamen çelişkili fikirler ortaya atılmış ve dolayısı ile araştırmacılar bu konuda anlaşamamışlardır.

Roma’nın ikiye ayrılmasından sonra Konstantin I Bizans’ın İmparatorluğunu İstanbul’da kurduğu zaman ayândan 12 kişi onunla birlikte gelmiş bu 12 kişiden biri olan Philoxenus eski Roma surlarının bulunduğu yerin yakınında kendi sarayını yaptırmış ve bunu geniş bir sarnıç ile tamamlamıştır. Sarayının hipodromdan imparator sarayından daha yüksek ve denize nâzır olabilmesini sağlamak için sarnıcın irtifasını oldukça yüksek tutmuştur.

C.Diehl sarnıcın Iustinianus zamanında (518-527) yapıldığı düşüncesindedir. Nitekim iç kısımlarda rastlanan üzeri damgalı tuğralar bu döneme aittir.

Sarnıç E.Maumbory’nin ileri sürdüğü gibi Konstantin döneminde Philoxenus tarafından yaptırıldığı ve Iustinianus zamanında da onarılarak genişletilmiş olması kuvvetle olasıdır. Böyle düşünüldüğü takdirde Philoxenus sarnıcını 306-337 yılları arasına tarihlendirmek daha doğru olacaktır.

Philoxenus Sarnıcı 64x56 metre ölçülerinde bir plan arz etmekte olup 3000 m2’den daha fazla bir mekâna sahiptir. İçerisinde her biri 14 sütundan meydana gelen 16 sıra halinde 224 mermer sütun bulunmaktadır. Burada iki ayrı sütunun üst üste bindirilerek kelepçelenmesi özel bir konum olarak karşımıza çıkmaktadır. Birbirlerinden 3.75-3.80 metre uzaklıklarda yer alan sütunların başlıkları da birbirlerinden farklı olup kaba bir işçilik gösterirler. Çoğunun üzerinde de taş yontucuların imzaları bulunmaktadır.

Sarnıcın köşeleri yuvarlatılmış olan duvarlarının kalınlığı 2.90 metredir. Bunların üzerleri sıvanmış olup yer yer de taş levhalarla kaplanmışlardır. Bugünkü zeminden 15 metre aşağıda olan sarnıca taş bir merdivenle inilmekte üst kısma da havalandırma delikleri açılmıştır.

Bu sarnıç Bizans’ın son devirlerinde terk edilmiş İstanbul’un Türklere geçmesinden; sonra Sultan IV.Murad döneminde Tayyarzade ve Fazlı Paşa’ların konakları bunun üzerine yapılmıştır. XIX.Yüzyılın sonlarından itibaren burası iplik ve dokumacılar tarafından kullanılmış bir süre çevrede kurulan pazarın ambar yeri olmuştur. Yakın tarihlerde özel bir kuruluş tarafından yeniden düzenlenen ve restoran-kafe haline getirilen sarnıç günümüzde bu işlevini de sürdürememiş yeterince ilgi görmemiştir.

Basilika Sarnıcı (Yerebatan Sarayı) (Eminönü)

Kapalı Bizans sarnıçlarının en büyüğü olan ve toplumda “Yerebatan Sarayı” diye isimlendirilen Basilika Sarnıcı Ayasofya’dan Cağaloğlu’na giden cadde üzerindedir. Tarihi kaynaklar bu sarnıcın ilk defa I.Constantinus tarafından yapıldığını sonraki yıllarda da Iustinianus tarafından genişletildiğini belirtmektedir. Yine kaynaklardan sarnıcın üzerinde yüksek bir kaide üzerinde Hz.Süleyman’ın bronz heykelinin bulunduğu ve İmparator Vasil (867-886) tarafından kaldırılarak eritildiği ve yerine kendi heykelinin konulduğunu öğreniyoruz.

Bu sarnıç yakınındaki İllius Basilikası’ndan ötürü Basilika Sarnıcı ismiyle tanınmıştır. Buradaki sular Bozdoğan ve Malova kemerleri aracılığı ile Eğrikapı su dağıtım merkezinden gelmektedir. Sarnıcın plânı I.Dünya savaşı sırasında Alman denizaltıcıları tarafından çıkartılmıştır. Buna göre sarnıç 140 x 70 metre ölçüsünde olup 9800 m2’lik bir alanı kaplamaktadır. İçerisinde beşer metre yüksekliğinde her dizide 28 tane olmak üzere 12 sütun dizisi bulunmaktadır. Birbirlerinden dörder metrelik aralıklarla sıralanan bu 336 sütunun arasında bazı devşirme mimari parçalara da rastlanmaktadır. Sütunlar üzerinde korint tarzının bozulmuş şekli olan kompozit başlıklar bulunmaktadır.

Sarnıcın üst örtü sistemini düzgün kemer ve tonozlar meydana getirmektedir.

1544-1550 yıllarında P.Gylles sarnıç içerisinde oldukça büyük balıkların dolaştığından bahsetmektedir.

Abdülmecid döneminde (1823-1861) sarnıcın üzerindeki ağırlığı taşıyabilmesi için güneybatı cephesine bir duvar yapılmış ve bu nedenden uzunluğuna 18 genişliğine de 5 sıra sütun bunun arkasında kalmıştır. Bundan sonra sarnıcın üzerindeki alanda bir çok binalar yapılmış ancak Cumhuriyet döneminde bu binalar kaldırılarak yeşil alan haline getirilmiştir. İstanbul Belediyesi’nin son yıllarda yapmış olduğu onarım sırasında sarnıcın içerisi tamamen temizlenmiş ve tabanının muntazam tuğla ile döşeli olduğu görülmüştür. Bu onarım sırasında sarnıcın güneybatı köşesinde geç dönemde yapılan dolgu duvarının arkasındaki sütunların kısa gelen gövdelerini yükseltmek için bunların altına kaide olarak Roma dönemine ait mermer bir anıtın parçalarının konulduğu görülmüştür. Bunlar Medusa veya Gorgo başları olup Geç Antik Çağda İstanbul’daki bir anıtı süslüyordu.

Fatih Cami Avlusunda Bulunan Sarnıç (Fatih)

Fatih Cami külliyesinden Karadeniz baş ve orta kurşunlu medreseleri arasında kapıya yakın bir yerdeki mevcut çukur açıldığı zaman burada meydana çıkan bodrumun Bizans dönemine ait sarnıçlardan biri olduğu anlaşılmıştır.

Sarnıcın bugünkü Fatih Camisi’nin bulunduğu yerde vaktiyle Konstantin I (303-337) zamanında imparator ve patriklerin defni için yapılan Havarium Kilisesi müştemilatından olduğu sanılmaktadır.

Havarium Kilisesi İmparator Iustinianus döneminde (518-527) harap olduğundan tarihçi Prokopios’a göre onun tarafından tarihçi Zonaras ile din kitaplarına göre de İmparatoriçe Theodora’nın yakın ilgisiyle yeniden tamir ve inşa edilmiştir.

Bu duruma göre sarnıcın ilk yapısının Konstantin I zamanına ait olduğu düşünülürse de yapı tarzı daha çok Iustinianus dönemi özelliklerini bünyesinde toplamıştır. Sarnıcın içerisinde kaideleri gövdelerine nispetle daha kalın 43 adet sütun bulunmaktadır. Henüz çözülememiş bir konu olmakla birlikte ana mekânın bir duvar yıkıntısı ile tamamen yıkılan kuzeybatı yönünde devam etmesi büyük olasılıklıdır.

Su geçmez horasan harç ile kaplanmış moloz taş duvarlı sarnıcın üst örtü sistemini sütunlar üzerine atılmış kemerlere istinat eden tonozlar meydana getirmektedir. Aynı zamanda bu kemerler üzerinde o zamanlar destek amaçlı kullanılmış ahşap gergilerin çürümüş olmalarından dolayı sadece izleri günümüze gelebilmiştir.

Eşrefiye Sokağı Sarnıcı (Eminönü)

Philoxenus Sarnıcı (Binbirdirek) yakınındaki Eşrefiye Sokağı’nın köşesinde bulunan bu su haznesinin Bizans kaynaklarında gerçek ismine rastlamak mümkün değildir.

Sarnıcın yapı tarzı Iustinianus’dan daha erken bir tarihe işaret etmekle beraber bu bölgede bazı yapı çalışmalarında bulunan Theodosius I’in (378-395) dönemine ait olduğunu düşünmek daha doğru olacaktır.

Batısındaki bir kapıdan merdivenler ile içerisine girilen sarnıcın güneyi kısmen zemin seviyesinde bulunmasına rağmen toprak ile örtülü kuzey yönünün üzerine zamanla çeşitli binalar yapılmıştır. Ana mekânı 43x25 m. Ölçülerinde dikdörtgen plan arz eden sarnıcın üst örtüsünü her sırada dörder tane olmak üzere 8 dizinin meydana getirdiği 32 sütunluk bir sistem taşımaktadır. Gövdeleri kaba bir işçilik gösteren sütunların ortalama çapları yaklaşık 0.80 metredir. Başlıklar ise kısmen korint kısmen de basit impostlantlardandır. Burada dikkati çeken kemer ayaklarında üst kısımların daha dar ve yan satıhların bir bıçak gibi keskin köşelerden ibaret olmasıdır.

Tamamen tuğladan yapılan ana mekân duvarlarında 0.05-0.06 metre kalınlığında yine tuğla silmelerin bir takım yatay hatlar meydana getirdiği görülmektedir.
__________________

TAA SPARTAKÜSTEN BİZE MİRAS KALAN; BİR SEVDA UĞRUNADIR.
DAĞLARIN DORUKLARINDA TÜKETİLEN ZAMAN.
DAYAMIŞ OMUZUNA SİLAHI, BİLİNMEZ NE DÜŞÜNÜR,
KİMBİLİR NERESİNDE SEVDANIN,
SEVİŞİRKEN GÖZLERİ ÇOBAN YILDIZIYLA;
HENÜZ NAMLUSU SOĞUMAMIŞ,
NÖBETÇİ PARTİZAN.



İBO'CU isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Kapalı


“Hukuk, iktidarın fahişesidir”
Şu Anki Zaman: 21:53.


Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.6.1