Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu  

Ana Sayfa Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Go Back   Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu > SINIF MÜCADELESİ VE SOSYALİZM > Sendikal Hareket > İşçi Sendika


SOL RADYO
Sol Radyo
Get the Flash Player to see this player.

BS Militanlarına Karşı Kürt Savaşçıları Ön Saflarda Yazımızı Okumak İçin Tıklayın

Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi
Sendikanın Amacı Nedir
Cevaplar
10
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
1666
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Bookmark and Share LinkBack Seçenekler Stil
Alt 01 Kasım 2011, 07:09   #1
 
BORGA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 08 Şubat 2011
Üye No: 34310
Mesajlar: 3.941
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 1.041
533 Mesajına 1.682 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 100 BORGA is on a distinguished road
Standart Sendikanın Amacı Nedir

sendika denilince, iki kavram ileri çıkar. sarı sendika ve sınıf sendikası. sınıf sendikası sarı sendikaya dönüşebiliyor şeklinde bir kanaat de vardır.

sendika denilen örgütlenme konusu devrimciler arasında ciddi bir şekil ve muhteva sorgulaması ile ele alınsa, karl marks ile marksizm arasındaki örgütsel kopuş da net olarak anlaşılır. bu borgaya ait bir iddiadır.

gerek II.enternasyonalcilik gerekse de, siyasal demokrasicilik yani, sosyo-ekonomik durum tahlilinden hareketle demokratik devrimcilik yada sosyalist devrimcilik yani kominternden geriye giderek II. nin devamı haline gelmiş bir III. enternasyonalcilik, örgütsel köklerini marksdan değil, marksizmden alır.

karl marksa göre sendika, ücretli emek düzeninin ortadan kaldırılmasını amaçlar. bundan saparsa, yolundan çıkar.

marksizme göre ise sendika, esas olarak ekonomik genel olarak ise, ekonomik-demokratik mücadele örgütüdür.

bu iki tanım, birbirinden amaç olarak farklıdır.
__________________
Ni Dieu, Ni Maitre !
Ne Tanrı, Ne Efendi !

rağmen yaşa

BOLŞEVÎZM WÊSERKEWE
Bolşevizm Tekrar Kazanacak !
BORGA isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 01 Kasım 2011, 12:04   #2
 
BORGA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 08 Şubat 2011
Üye No: 34310
Mesajlar: 3.941
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 1.041
533 Mesajına 1.682 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 100 BORGA is on a distinguished road
Standart

Aynı zamanda ve ücretlilik sisteminin getirdiği genel köleleşmenin tamamıyla dışında olarak, işçiler, bu gündelik mücadelenin kesin sonucunu fazla abartmamalıdırlar. Unutmamaları gerekir ki, sonuçlara karşı mücadele etmektedirler, bu sonuçların nedenlerine karşı değil; unutmamaları gerekir ki, aşağı doğru inen hareketi yalnızca geciktirmekte, ama yönünü değiştirmemektedirler; ancak geçici çareler bulmakta, ama hastalığı iyi etmemektedirler. Demek ki, işçiler, sermayenin ara vermeden sürüp giden gasplarının ya da piyasa değişikliklerinin doğurduğu bu kaçınılmaz gerilla savaşlarına* kendilerini tamamıyla kaptırmamalıdırlar. Anlamaları gerekir ki, bellerini büken, bütün yoksulluğu ile birlikte, mevcut düzen, aynı zamanda, toplumun ekonomik dönüşümü için gerekli maddi koşulları ve toplumsal biçimleri de yaratır. "Adil bir işgünü karşılığında adil bir ücret!" biçimindeki tutucu slogan yerine, bayrakları üzerine şu devrimci sloganı yazmalıdırlar: "Ücretlilik sisteminin kaldırılması!"

27 haziran 1865
karl marks
seçme eserler - 2.cilt - sayfa 91

* buradaki gerilla savaşı, düşmana genel bir saldırı yerine, kısmi hedeflere anlık saldırı anlamında kullanılmıştır. (borga)
__________________
Ni Dieu, Ni Maitre !
Ne Tanrı, Ne Efendi !

rağmen yaşa

BOLŞEVÎZM WÊSERKEWE
Bolşevizm Tekrar Kazanacak !
BORGA isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 01 Kasım 2011, 13:05   #3
 
che_1955 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
İŞÇİ...
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 13 Temmuz 2007
Üye No: 4
Mesajlar: 6.945
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 2.278
838 Mesajına 2.665 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 100 che_1955 isimli üye Tecrübe puanını kapatmıştır.
Standart

Anlamaları gerekir ki, bellerini büken, bütün yoksulluğu ile birlikte, mevcut düzen, aynı zamanda, toplumun ekonomik dönüşümü için gerekli maddi koşulları ve toplumsal biçimleri de yaratır.

bu kısmı biraz açarmısınız?
__________________


TARİHTE ZORUN ROLÜNÜ EN DOĞRU OLARAK KAVRAYARAK DEVRİMCİ ŞİDDETİ PROLETARYANIN HİZMETİNE ÖRGÜTLÜ OLARAK VERENLERİZ.

Bu büyük devrimci komünistin çalışma biçimini zamanımızın sınıflar mücadelesine en uygun ve en doğru cevabı olarak kabul ettiğimiz için BİLİMSEL SOSYALİZMin kurucuları tarafından da tastik edildiği için

Bizler
BLANQUİST Devrimci Komünistleriz !




che_1955 isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 01 Kasım 2011, 13:16   #4
 
Ekim Arat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Proleter Devrimci
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 25 Temmuz 2007
Üye No: 712
Mesajlar: 9.139
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 797
1.030 Mesajına 2.684 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 0 Ekim Arat will become famous soon enoughEkim Arat will become famous soon enough
Standart

Çelmer'de yeniden direniş başladı. Yalnızca patronla değil, sendika bürokrasisiyle de mücadele eden Çelmer işçilerinden bir grup işten atılınca fabrikanın önünde yeniden direniş başlatıldı. Çarşamba günü için çağrı yapıyorlar, ayrıntıları daha sonra paylaşacağız...

Çelmer işçisini genel kurula sokmayan sendika ağaları ve patron işbirliği ile yapıyor bu saldırıyı ,sendika direnen devrimci öncü işçilere sahip çıkmıyor aksine onları kendine ayak bağı olarak görüyor ,son genel kurulların Gebze bölgesi BMİS in devrimcilere karşı tutumunu herkes gördü...

Ve son genel kurulllarında devrimci işçilerin ,komünist işçilerin bu utanç verici işbiliğine karşı sürekli mücadele ettiğini edeceğini ve hem düzen ile hem seramye sınıfı ile içili dışlı hemhal olmuş bu alçalar sürüsü ike yine işçi sınıfının tabandan yükselen mücadelesinin hesap keseceğini düşünüyoruz ...
Bu gün ÇEL-MER de yeni bir işten atma saldırısı yaşanıyor .Gelişmeleri yeri geldikçe burdanda paylaşmaya çalışacağız .Gebze yöresinde olan arkadaşlar bu arkadaşlarımızla dayanışmaya mücadelelerine omuz koymaya koşturmalıdır .

Son Anadolu şubeleri genel kurulunda MİB(Metal İşçileri Birliği)nin deklerasyonunu ve mesajını paylaşmak isterim .


MİB: Ücret sendikacılığına karşı devrimci sınıf sendikacılığı!

Saygı duruşunun ardından konuk konuşmalarına geçildi. Bu bölümde ilk olarak Genel-İş Sendikası Genel Sekreteri Kani Beko ardından ise Konya'dan Sosyal-İş üyesi bir işçi söz al...dı. Bu konuşmanın ardından Metal İşçileri Birliği de (MİB) söz alarak bir konuşma yaptı. MİB adına yapılan konuşmada sınıfa dönük artan saldırılara vurgu yapılarak özellikle de şu dönem kıdem tazminatı saldırısının ön plana çıktığı, ancak sendikaların bu saldırıları geri püskürtecek pratikten şu an için geri durduğu belirtildi. Metal işçilerinin de bu saldırılardan dolaysız olarak etkilendiği belirtilerek, "Metal işçileri kendi geleceğini kazanmak için mücadeleye atılmalıdır. Mücadele bağımsız taban örgütlülükleri oluşturularak fabrika fabrika örülmelidir. Geleceği kazanmanın tek yolu tabandan militan bir mücadele hattının örülerek, fiili meşru mücadelenin geliştirilmesidir. Taban inisiyatifinin olmadığı koşulda sendikal bürokrasi, metal işçilerinin sermaye karşısındaki mücadelesini denetimi altında tutmaya ve metal patronları ile uzlaşarak haklarımızın tırpanlanmasına göz yummaya devam edecektir. Bu yanıyla sendikalı olmak mücadelenin bittiği anlamına gelmemeli, sendikaları harekete geçirecek olanın da yine işçiler olduğu unutulmamalıdır." denilen konuşma dünyada işçi sınıfı, emekçiler ve gençliğin kapitalizmin eşitsizliğine karşı ayakta olduğu vurgusuyla devam etti. Verilen bu mücadelenin işgaller, grevler ve genel grevler şekline ilerlediği, hakların nasıl korunacağı ve yenilerinin nasıl kazanılacağı noktasında bizlere yol göstermesi gerektiği vurgusuyla devam etti. "Kazanılmış hakları korumak ücret sendikacılığına karşı devrimci sınıf sendikacılığı, uzlaşmaya karşı fiili meşru ve militan bir mücadelenin ürünü olacaktır. Biz Metal İşçileri Birliği olarak Birleşik Metal-İş Anadolu Şubesi'nin gerçekleştirmiş olduğu genel kurulu selamlıyor ve genel kurul sürecinin işçi sınıfı ve onun bir parçası olan metal işçileri açısından kazanımla sonuçlanmasını diliyoruz." denilerek konuşma sonlandırıldı. MİB'in konuşmasının ardından Yeni Dünya İçin Çağrı adına da bir konuşma gerçekleştirildi. Bu konuşmanın ardından genel kurula gönderilen tebrik mesajları okundu.

Burdan Gebze bölgesinde yapılan genel kurulun haberlerini paylaşmıştık ,sendikalar işçilerindir diyenler içeri sokulmadı .Önlerinde sendika bürokratları barikat kurdu .
__________________
sınıfa karşı sınıf,
düzene karşı devrim,
kapitalizme karşı sosyalizm!!!!!
------------------------------------------------------
‎"Komünistlerin vardıkları teorik sonuçlar, hiç bir biçimde, şu ya da bu sözde evrensel reformcu tarafından icat edilmiş ya da keşfedilmiş düşüncelere ya da ilkelere dayandırılmamıştır. Bunlar ancak, gözlerimizin önünde cereyan eden tarihsel bir hareketten, varolan sınıf mücadelesinden doğan gerçek ilişkilerin genel bir ifadesidir."
KARL MARX
Ekim Arat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 01 Kasım 2011, 13:35   #5
 
BORGA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 08 Şubat 2011
Üye No: 34310
Mesajlar: 3.941
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 1.041
533 Mesajına 1.682 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 100 BORGA is on a distinguished road
Standart

che_1955 arkadaş,

marksın toplam yazılarını dikkatli okuduğumuzda, maddi koşullar üzerine sağlam kafa yorduğunu okur ve görürüz. toplumsal biçimler meselesi ise, maddi koşulların üzerinde durduğu oranda ele aldığı bir konu değildir. ama zaman gösterdi ki, bu devrim öncesi toplumsal biçimler meselesi, bu işin kilidi imiş.

burada marks oransal bir ayrım yapmıyor. marks bir yorumcu değildir. nasıl dönüşür, nasıl değişir, nasıl yıkılır. kendini bu mevzulara vermiş bir önderdir. ama bu mevzuların, önemli kısmı kollektif emekle çözülecek mevzulardır. marksın etrafında devrimci bir kollektif maalesef yoktu.

marks ele aldığı meseleyi sekt haline getirmez. iyi tahlil, derinlikli yaklaşım, zaman içinde etrafı ve okuyucular tarafından sekt haline getirilmiştir. dikkat edersek, kendilerini leninizmden hariç marksizm ile sınırlayanlar, örgütlenme biçimi yada biçimleri üretemiyorlar.

leninizm diyenlerin de çoğunun kafaları karmakarışık. onlar da sekt olarak toplumsal örgütlenme biçimlerini ele alıyorlar. sekt olarak ele alan, sekter kalır. sekter kalan, devrimi örgütleyemez.

ücretli emek sistemi, emeğe el koyma düzenine denk gelir. mevcut topluma dikkatlice bakalım. bu toplumun içinde nasıl olur da, ücretli emek sistemini dışlayan sosyo-ekonomik ve sosyo-politik örgütler üreyebilir.

eğer bizler, özne isek, sonuçların yerine, esas olanın üzerine gitmenin toplumsal kanalını yaratmak zorundayız. bu konuda bize kimse yardımcı olamaz. nesnel koşullar zaten uzun yıllardan bu yana kendini devrimin kapısına dayatmış vaziyette. başka kapı aramak yoldan çıkmaktır.
__________________
Ni Dieu, Ni Maitre !
Ne Tanrı, Ne Efendi !

rağmen yaşa

BOLŞEVÎZM WÊSERKEWE
Bolşevizm Tekrar Kazanacak !
BORGA isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 01 Kasım 2011, 14:33   #6
 
BORGA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 08 Şubat 2011
Üye No: 34310
Mesajlar: 3.941
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 1.041
533 Mesajına 1.682 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 100 BORGA is on a distinguished road
Standart

ekim_arat arkadaş,

buraya aktardığın yazıda da değişen bir mantık yok. git kani beko ya sor, sana sendikanın bir ayaklanma organı olmadığını ve olamayacağını söyleyecektir. belki bugün beko yu bir sendika bürokratı olarak görenler olabilir. ama kendisi bu konuda, iş yeri temsilcisiyken de böyle düşünüyordu. halbuki onun da içinde yer aldığı geleneğin vakti zamanında kurduğu sendikanın tüzüğünde ; sendikamız burjuva yasalarına tabi değildir ve bu yasaları tanımaz yazıyordu.
__________________
Ni Dieu, Ni Maitre !
Ne Tanrı, Ne Efendi !

rağmen yaşa

BOLŞEVÎZM WÊSERKEWE
Bolşevizm Tekrar Kazanacak !
BORGA isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 01 Kasım 2011, 14:41   #7
 
Ekim Arat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Proleter Devrimci
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 25 Temmuz 2007
Üye No: 712
Mesajlar: 9.139
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 797
1.030 Mesajına 2.684 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 0 Ekim Arat will become famous soon enoughEkim Arat will become famous soon enough
Standart

Sevgili Borga
Ben madem tartışıyoruz canlı bir örnek ile tartışmaya farklı bir yön vereyim istedim bu deney üzerinden tartışabiliriz .Her anına müdahale etme şansımızda var kısmide olsa küçükde olsa ...
Sendiklar konusunda görüşleri mi daha sonra yazacağım ,geçenlerde yaşanan bir gelişme vardı BMİS Gebze genel kurullarında oraya alınmayan bir grup işçi vardı .Nedendir?
İşte neden bu gün harekete geçiyor .
Sendikalar elbette herşey değildir .Ama en kısa tanımı ile yarının kurucu meclisleri ve üretimi ve üretim araçlarını toplumsallaşatırıp çözecek onu yeniden örgütleyecek birimlerinde sendikalar içinden çıkacağını derim .Marx da böyle koyuyordu bunu ....Bu gün işçi demokrasisini örgütleyip demokrarsisizliğe geçişi yine bu birimler sağlayabilir ....
Şu ünlü broşürü yine getireceğiz buraya
Gerici sendikalarda neden çalışmalıyız ?
__________________
sınıfa karşı sınıf,
düzene karşı devrim,
kapitalizme karşı sosyalizm!!!!!
------------------------------------------------------
‎"Komünistlerin vardıkları teorik sonuçlar, hiç bir biçimde, şu ya da bu sözde evrensel reformcu tarafından icat edilmiş ya da keşfedilmiş düşüncelere ya da ilkelere dayandırılmamıştır. Bunlar ancak, gözlerimizin önünde cereyan eden tarihsel bir hareketten, varolan sınıf mücadelesinden doğan gerçek ilişkilerin genel bir ifadesidir."
KARL MARX
Ekim Arat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 01 Kasım 2011, 17:08   #8
 
tovarisch co. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 11 Ekim 2011
Üye No: 38748
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 1
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 0 tovarisch co. is on a distinguished road
Standart

Merhabalar,
Sendikalar işçi sınıfının öncelikli olarak ekonomik haklarına sahip çıkmak ve bu hakları ilerletmek için mücadele eden,özetle patronların karşısına işçilerin tek tek çıkmasını engelleyen, işçi sınıfının mücadeleleri neticesinde kurulmuş sınıf örgütleridir.
Bugünkü grev ve direnişlere ya da işçi sınıfına yönelik hak gasplarına karşı derhal örgütlenmesi gereken kitlesel eylemlerin zamanlamasına ve sınıfımıza ne kadar ulaştığına bakmak kendisine 'devrimci' diyen pek çok sendikanın değil devrimcilik yapmak işçi sınıfının anayasal haklarına dahi sahip çıkamadığını, böyle bir niyetinin de olmadığını görmek için yeterlidir.Ancak biz devrimcileri ilgilendiren bu sendikaların ne kadar sarı (ya da ne kadar sağda) olduğunu defalarca kez tekrarlamak ve sendikalardan kendimizi soyutlamak değil, sendikaların en önemli bileşeni olan işçilerin sınıf bilinci kazanmasını sağlayarak sendikaları ne kadar devrimcileştirebileceğimiz ya da en azından ne kadar işe yaramalarını sağlayabileceğimizdir.
Sendikaların bu halde olmasının sebebi, devrimci mücadelenin dipte seyretmesi (işçilerin büyük kısmının sınıf bilincinden yoksun olması, mücadele etmemesi) ve buna bağlı olarak en devrimci görüneninde bile bürokrasinin son derece yer etmesi ve bu bürokrasiden faydalanmaya çalışan 'sendika ağası' diye tabir ettiğimiz akbabaların hiç bir şey yapmadan sendika başkanı, örgütleme sorumlusu vb. sıfatlarla koltuklarına kurularak işçi sınıfının eylemlerini bastıracak kadar ileri gidebilmesi..
Aslında işçi sınıfının tarihine bakarsak mücadelenin yüksek olduğu dönemlerde işçi sınıfını temsil eden pek çok kurumun başında, görüşü yan gelip yatmaktan yana da olsa bilinçlenmiş işçilerin iteklemesiyle sınıfın lehine pek çok şey yapmış bürokratlara sıkça rastlarız.Demek ki bu ağaların 'ağa' olmasına neden olan kişilikleri değil, sendikalardaki işçilerin niteliği ve denetleme mekanizmasının yetersizliği.Ve işçiler böylesi dönemlerde sendikaların gerçek sahipleri olduğuklarının farkına varıyor.
Elbette sendikaların yalnızca tek bir ideolojik görüşe sahip işçilerin örgütlendiği bir yer olmaması, tüm sınıfı kapsayacak örgütler olarak kalması son derece önemlidir.Eğer sendikalardaki sınıf bilinçli, örgütlü işçilerin sayısı artarsa, alınan kararlar ve uygulanması işçi denetiminde olacağı gibi,seçilen temsilciler de demokratik yolla ve sınıfı için daha çok emek vereceğini kanıtladığı için seçilmiş,işçi ücretinden fazlasını almayan ve yaptığı yanlışlar neticesinde derhal geri çağrılabilecek olan bireyler olabilir.Böylece sendikalarda gerçek bir işçi demokrasisinden söz edebiliriz.

Bunların olabilmesi için biz devrimcilere de işçi sınıfının mücadele alanlarını boş bırakmamak gibi büyük bir görev düşüyor.
tovarisch co. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 01 Kasım 2011, 19:41   #9
 
che_1955 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
İŞÇİ...
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 13 Temmuz 2007
Üye No: 4
Mesajlar: 6.945
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 2.278
838 Mesajına 2.665 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 100 che_1955 isimli üye Tecrübe puanını kapatmıştır.
Standart

Alıntı:
tovarisch co. Nickli Üyeden Alıntı
Elbette sendikaların yalnızca tek bir ideolojik görüşe sahip işçilerin örgütlendiği bir yer olmaması, tüm sınıfı kapsayacak örgütler olarak kalması son derece önemlidir.Eğer sendikalardaki sınıf bilinçli, örgütlü işçilerin sayısı artarsa, alınan kararlar ve uygulanması işçi denetiminde olacağı gibi .................
Öncelikle hoş geldin.

Maviye boyadığım yeride sizin açmanızı istiyorum. "Yanlızca tek bir ideolojik görüşe sahip işçiler"
İşçinin kaç ideolojik görüşü olmalı? Veya işçi sınıfının ideolojisi olmamalımı? Hani "SINIF" diyoruz ya?
İşçinin çıkarı sınıfsal çıkarıdır derken buradaki "Sınıfsal" kelimesi neye denk geliyor?

Veya soruyu şöyle sorayım. neden tek bir ideolojiye sahip sendikalar olmamalı?
__________________


TARİHTE ZORUN ROLÜNÜ EN DOĞRU OLARAK KAVRAYARAK DEVRİMCİ ŞİDDETİ PROLETARYANIN HİZMETİNE ÖRGÜTLÜ OLARAK VERENLERİZ.

Bu büyük devrimci komünistin çalışma biçimini zamanımızın sınıflar mücadelesine en uygun ve en doğru cevabı olarak kabul ettiğimiz için BİLİMSEL SOSYALİZMin kurucuları tarafından da tastik edildiği için

Bizler
BLANQUİST Devrimci Komünistleriz !




che_1955 isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 02 Kasım 2011, 00:03   #10
 
Ekim Arat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Proleter Devrimci
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 25 Temmuz 2007
Üye No: 712
Mesajlar: 9.139
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 797
1.030 Mesajına 2.684 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 0 Ekim Arat will become famous soon enoughEkim Arat will become famous soon enough
Standart

Sendikalar ve sendika bürokrasisi
Sendikaların burjuvaziye karşı inatçı direnişlerin sonucu olarak ve onyılları bulan bir mücadeleyle kendilerini kabul ettirdiklerini biliyoruz. Başlangıçta sendikaları engellemeye çalışan ve yasaklama yoluna giden burjuvazi, kendilerini işçi sınıfının direnişiyle zorla kabul ettirmelerinin ardından ise olanaklı olduğunca onları etkisizleştirmeye çalıştı. Bu çabalar da istenen sonucu vermeyince ve işçi hareketi bünyesindeki gelişmeler uygun zemini oluşturunca daha değişik bir yol denedi. Sendikaların sınıf mücadelesinde oynadığı ve oynayabileceği son derece önemli rolü de gözönünde bulundurarak, çok yönlü çabalarla bu örgütleri kendi denetimi altına almaya çalıştı ve dünya çapındaki tarihsel deneyimlerin açıkça gösterdiği gibi sonuçta bunda bir hayli de başarılı oldu.
Burjuvazi işçi sınıfı hareketinin başlangıç dönemlerinde bu olanağı, bizzat sendikaların kendine özgü konumu ve işlevinin doğurduğu yanlış eğilimler sayesinde yakaladı. Ekonomik mücadelenin politik mücadeleden, kısmi istemler uğruna gündelik mücadelenin temel sınıf çıkarları ve hedefleri uğruna devrimci mücadeleden, sömürüyü sınırlama mücadelesinin sömürüyü ortadan kaldırma mücadelesinden koparılması, sendikalar bünyesinde kendini gösteren bu zaaflı eğilimlerin ideolojik kaynağını oluşturdu (İngiliz trade-unionculuğu başlangıçtaki biçimiyle bu eğilimin klasik temsilcisiydi). İşçi sınıfının henüz yeterince olgunlaşmadığı bir aşamada işçi hareketi içinde etkin olan çeşitli türden küçük-burjuva sosyalist akımların (iktisadi mücadele ve örgütlenmeye karşı çıkan prodhonculuk, siyasal mücadele ve örgütlenmeye karşı olan bakunincilik ve genel olarak anarko-sendikalizm, iktisadi mücadeleyi yarasız ve sonuçsuz bulup reddeden lasalcılık vb.) yanlış ve çarpık yaklaşımları bu eğilimleri farklı yönlerden ayrıca besledi.
Lenin sendikaların gelişmelerinin belli bir evresinde sergiledikleri bu mesleki darkafılılık hakkında şunları söylemektedir: “Sendikalar, kapitalizmin gelişmesinin başlangıcında işçi sınıfına pek büyük bir ilerleme sağladılar; bu örgütler, işçilerin dağınık ve güçsüz durumuna son verip onların ilk sınıf gruplaşmalarını gerçekleştirdiler. Proleterlerin sınıf birliğinin en yüksek biçimi, proletaryanın devrimci partisi (...) gelişmeye başladığı zaman, sendikalar, kaçınılmaz olarak, bazı gerici özellikler, bir çeşit mesleki dar görüşlülük, siyaset-dışı kalma eğilimi, bir çeşit hareketsizlik vb. eğilimi göstermeye başladılar. (Lenin, “Sol” Komünizm...). Bu türden eğilimler son tahlilde burjuva ideolojisi ve politikasının sendikalar bünyesinde yansımasından başka bir şey değildi ve gerisin geri sendikaların bu aynı ideoloji ve politikasının etki alanında hareket etmesini ayrıca kolaylaştırdılar.
Fakat sürecin ilerlemesine de bağlı olarak burjuvazinin başarısında bundan da önemli bir rol oynayan yeni bir etken belirdi: Ayrıcalıklarla donanmış ve giderek kastlaşmış bir sendika bürokrasisi. Sendikalar bünyesinde zamanla ayrıcalıklı bir bürokratik yönetim kastı ortaya çıktı. Bu kast, işçi sınıfının ayrıcalıklı dar bir kesimini oluşturan işçi aristokrasisi ile birlikte burjuvalaşmış bir işçi tabakasının ifadesi oldu. Bu burjuvalaşmış işçi tabakası, işçi sınıfı içinde burjuvazi için temel önemde bir sosyal dayanak haline geldi ve bundan böyle işçi hareketi içinde burjuvazinin ajanı rolünü oynamaya başladı. Bir yandan sosyalist işçi partilerini reformist burjuva işçi partileri olarak yozlaştırırken, öte yandan sendikaları burjuva düzeninin zararsız eklentileri ve burjuvazi payına işçi kitlelerini denetim altında tutmanın araçları haline getirdi. Geçmişte mesleki dar kafalılık olarak kendini gösteren ideolojik eğilimler ve politik davranışlar, bundan böyle artık işçi sınıfını kapitalizme karşı mücadeleden ve devrimden uzak tutmanın bilinçli araçları ve dayanakları haline geldiler. Çabalarını artık açıkça ekonomik reformlar mücadelesiyle sınırlayan oportünist sendikaların bu tutumunu kendi cephesinden, kendilerini gitgide daha çok burjuva düzen koşullarına uyarlamış bulunan sosyal-demokrat partilerin parlamentarizme dayalı politik reformlar çizgisi tamamladı. İkisi birarada ve yakın bir işbirliği halinde işçi hareketini sendikal ve politik cepheden burjuvazinin denetimine soktular. II. Enternasyonal’in çürümesi ve birinci emperyalist savaşla birlikte utanç verici çöküşü bunun ürünü ve sonucuydu.
Fakat genel olarak emperyalist batılı ülkelerde yaşanan bu gelişme, işçi hareketi bünyesindeki sendikal yozlaşmanın ve çürümenin, bir başka ifadeyle işçi sınıfının sendikal örgütlerini burjuva düzene peşkeş çekmenin henüz ilk aşamasıydı. Birinci emperyalist dünya savaşı sonrasında bunu yeni aşamalar izledi ve bu süreç zamanla burjuvaziyle ve burjuva devlet aygıtıyla çok yönlü bir kaynaşmaya vardı. Bu dönüşümü yaşayan sendikalar, işçileri bir araya getiren, işçilerin dar iktisadi çıkarları ve gündelik istemleri için hala da bir şeyler yapan (ki bu onların işçi kitlelerini denetim altında tutabilmelerinin zorunlu koşuludur) örgütler olma özelliklerini korusalar da, kurumlaşmaları ve iktisadi-mali ilişkileriyle sermaye sınıfının ve kapitalist devletin uzantısı aygıtlar haline geldiler. (Bunun tipik bir örneğini, bugün Alman sendika konfederasyonu DGB üzerinden görmekteyiz).
Geçerken parantez içinde belirtmiş olalım. Bu köklü dönüşüm, onların tabanında devrimci çalışmayı etkili biçimde sürdürme ihtiyacını ortadan kaldırmasa bile, bu sendikaların aygıt olarak devrimcileştirilmesi olanağını ortadan kaldırdı. Artık sözkonusu olan, bu örgütleri devrimci sınıf sendikalarına dönüştürmek değil, fakat tabanda soluklu bir devrimci çalışmayla işçi sınıfı kitlelerini zamanla bürokratik aygıtın denetimden kurtarmak ve günü geldiğinde yerine devrimci sınıf sendikalarını geçirmek üzere bu bürokratik burjuva aygıtları parçalamaktır.
Emperyalist metropollerde burjuvazinin işçi sendikalarını denetim altına almadaki büyük tarihi başarısı, evrensel bir deneyim olarak bağımlı ülkeler burjuvazisi önünde de “yeni ufuklar” açtı. Birçok ülkede (ve bu arada ikinci dünya savaşı sonrası Türkiye’sinde) işçi sendikaları, işçi sınıfının tabandan gelen dinamizmi mümkün mertebe bloke edilerek, daha baştan devlet denetimi ve yönlendirmesi altında kuruldular. Türkiye gibi ülkelerde ve genel olarak bağımlı ülkelerde sendika bürokrasisinin dayanabileceği sözü edilebilir bir işçi aristokrasisi bulunmadığı için de, burjuvazi sendikalar üzerindeki denetimini çok daha özel yöntemlerle sürdürme yoluna gitti. Bunda temel dayanağı ise özel olarak eğitilmiş ve desteklenmiş bir profesyonel sendikacılar kastı oldu.
İşçi aidatlarıyla oluşturulan fonlar üzerinden kendini sayısız ayrıcalıklarla donatmış bulunan bu özel burjuva kastı devletle ve sermaye çevreleriyle çok yönlü sıkı bağlara sahiptir. Yaşam seviyesi ve tarzı, gelirleri, düşünce ve duygularıyla bu sınıfın bir parçasıdır. Görevi burjuvazi ve devlet adına işçi hareketini denetim altında tutmak ve kelimenin en tam anlamıyla işçileri düzenli olarak kapitalist patronlara satmaktadır. Bu hainler güruhu işçi sendikalarını adeta bir çiftlik gibi kullanmakta, onları birçok durumda mafyavari yöntemlerle yönetmekte ve elde tutmakta, sendika içi demokrasiyi boğmakta, tabandan gelen dinamizmi döne döne kırmak için binbir yola başvurmakta, sözün kısası, bir kez daha kelimenin en tam anlamıyla, işçi sınıfı içinde sermayenin ajanı olarak hareket etmektedir.
Sınıf mücadelesinin zorlu bir
alanı olarak sendikalar
Burjuvazinin her cinsten sendika bürokrasisi eliyle elde ettiği bu büyük tarihi başarısı, daha geçen yüzyılın başından itibaren ortaya yeni bir sorun çıkardı: Sendikal alanda ve sendikalara egemen olmak üzere, devrimci proletarya ile burjuvazi arasında zorlu ve kesintisiz sınıf mücadelesi. Sınıfın iktisadi mücadele örgütleri olan (ve gerçekten sınıfın çıkarlarına bağlı kalmak istiyorlarsa eğer bu mücadeleyi kapitalizme karşı mücadeleyle birleştirmeleri gereken) sendikaların bizzat kendisi, bundan böyle sınıf mücadelesinin bu yeni cephesinin değişmez sahnesi haline geldiler.
Burjuvazinin sendikalara egemen olma ve böylece onları işçi sınıfını kontrol altında tutma aygıtlarına dönüştürme çabası daha başından itibaren işçi hareketinin devrimci kanadının sert direnciyle karşılandı. Ekim Devrimi’nin zaferiyle birlikte yeni bir güç kazanan bu direnişin ve mücadelenin stratejik hedefi, sendikaları gerçek devrimci sınıf örgütleri haline getirmek, onları geniş işçi yığınları için gerçek birer sınıf mücadelesi ve sosyalizm okulu olarak değerlendirmek, ve nihayet, burjuvaziyi devirmek ve proletarya diktatörlüğünü kurmak mücadelesinde onlardan devrim mücadelesinin etkili kaldıraçları olarak yararlanmaktı (ki bu, bugün de sendikal cephedeki devrimci sınıf mücadelesinin genel perspektifini oluşturmaktadır).
Bu mücadele o günden bugüne bir dizi safhadan geçti. Uluslararası devrimci işçi hareketinin örgütlü ifadesi olan dünya komünist hareketi özellikle geçen yüzyılın ilk yarısında bu alanda büyük tarihi başarılar elde etti. Bunu komünizmin büyük tarihi kazanımlarının adım adım yitirildiği onyıllar izledi ve sonuçta bugüne gelindi. Bugün bu mücadele komünistler açısından son derece güçsüz ve halihazırda etkisiz bir aşamadan geçmektedir. Fakat bu, hep vurgulaya geldiğimiz gibi, aynı zamanda bir geçiş aşamasıdır da. Dünya ölçüsünde işçi hareketi ve komünist hareket büyük yenilgilerin sersemletici etkisinden kurtulmanın, kendini bulmanın ve sermayeye karşı yeni bir direniş dönemine girmenin sancılarını yaşıyor. Ve olaylar bu yöndeki bir toparlanmayı ve yeniden ileri atılmayı kolaylaştıracak ve hızlandıracak bir doğrultuda gelişiyor.
Uluslararası sermayenin ‘80’li yıllarda gündeme getirdiği neo-liberal saldırı, ‘89 çöküşü sonrasında yeni bir ivme kazandı ve son on yıl içerisinde, sıkça kullanılan ifadeyle, işçi sınıfının yüzelli yıllık tarihi kazanımlarını ortadan kaldıran, işçi sınıfına 19. yüzyıl vahşi kapitalizminin sömürü ve çalışma koşullarını dayatan bir noktaya ve kapsama vardı.
Bu gelişmelerin konumuzu ilgilendiren yönü şudur: İşçi sınıfının sendikalaşma hareketi büyük tarihi atılımını 19. yüzyılda ve bizzat o günün vahşi kapitalizminin ağır sömürü ve çalışma koşullarına karşı yapmıştı. Bugün burjuvazi işçi sınıfına yeniden benzer bir sömürü ve çalışma ortamını dayatırken, bunu işçi sınıfını örgütsüzleştirme ve atomize etme, bu çerçevede, tümüyle kendi denetiminde olsalar bile sendikaları mümkün mertebe güçten düşürme ve etkisizleştirme saldırısı eşliğinde yapıyor.Düne kadar sorunu sendikaları denetim altında tutmak olarak gören burjuvazi, gelinen yerde sendikal örgütlenmenin kendisini yük sayıyor ve olanaklı olduğunca tasfiye yöneliyor. Bu saldırı işçi sınıfını atomize etme hedefi çerçevesinde, onları temel önemdeki bu örgütlenme merkezlerinden yoksun bırakmak anlamına geliyor.
Fakat bütün bunlar ters tepecektir. Bu pervasız saldırılar kaçınılmaz olarak beraberinde işçi sınıfının karşıt tepkisini de getirecektir ve daha şimdiden belirli sınırlar içinde getirmektedir de. Onyıllar boyunca sınıf barışının egemen olduğu zengin kapitalist metropollerde bile emek-sermaye çatışmalarının günde güne çoğalması, işçi direnişlerinin gitgide sendika bürokrasisinin denetimini zorlayacak tarzda gelişmesi bunu göstermektedir.
İşçi sınıfının uzun onyılların ürünü en temel iktisadi-sosyal ve demokratik kazanımlarına ve bu arada sendikal örgütlenmesine yönelen bu tarihi saldırı, tam da bu aynı alanlar üzerinden işçi hareketinin yeni bir tarihi çıkışını da mayalamaktadır. Ve bu olgu, sözkonusu mücadelenin doğası gereği , önümüzdeki yıllar içinde sendikal cephedeki mücadeleye de yeni bir anlam, güç ve ivme kazandıracaktır.
Temel önemdeki bu konuya önümüzdeki sayılarda devam edeceğiz.
(Ekim, Sayı: 238, Ağustos 2004, Başyazı)
__________________
sınıfa karşı sınıf,
düzene karşı devrim,
kapitalizme karşı sosyalizm!!!!!
------------------------------------------------------
‎"Komünistlerin vardıkları teorik sonuçlar, hiç bir biçimde, şu ya da bu sözde evrensel reformcu tarafından icat edilmiş ya da keşfedilmiş düşüncelere ya da ilkelere dayandırılmamıştır. Bunlar ancak, gözlerimizin önünde cereyan eden tarihsel bir hareketten, varolan sınıf mücadelesinden doğan gerçek ilişkilerin genel bir ifadesidir."
KARL MARX
Ekim Arat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Kapalı


“Hukuk, iktidarın fahişesidir”
Şu Anki Zaman: 19:14.


Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.6.1