Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu  

Ana Sayfa Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Go Back   Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu > TARİH > Halklar Tarihi


SOL RADYO
Sol Radyo
Get the Flash Player to see this player.


Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi
POMAKLAR
Cevaplar
6
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
877
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Bookmark and Share LinkBack Seçenekler Stil
Alt 13 Ağustos 2013, 16:13   #1
 
Ape_PARTIZAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 03 Ocak 2009
Üye No: 16650
Mesajlar: 1.313
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 11
60 Mesajına 174 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 0 Ape_PARTIZAN is on a distinguished road
Standart POMAKLAR

İbrahim Kenar / Pomak Enstitüsü Başkanı

”… Pomaklar en genel tanımıyla ‘Pomakça’ konuşan (Slav dilinin bir dialekti), Slav kökenli ve dilli, Balkanların altı ülkesine (Bulgaristan-Yunanistan-Türkiye-Makedonya-Arnavutluk ve Kosovo) yayılmış çoğunluğu Müslüman bir azınlıktır.
Pomakların Balkanlara gelişi diğer Slav kavimleriyle birlikte 5 ila 6. yüzyıllara denk gelmektedir. Balkanları büyük oranda istila etmiş olan bu Slav kavimleri henüz halklaşma sürecine o dönemde girmemiş olduklarından kendi kavimsel isimleriyle anılmaktaydılar. Daha sonraları Paganist inanışa sahip olan bu kavimler Hristiyanlaşmaya başlayınca, edindikleri mezhepler doğrultusunda kendi aralarında ayrışmalara başlamışlardır. Sırplar Ortodoks, Hırvatlar Katolikliklikle ayrışmışlardır.
Arada kalan kesim ve özellikle Pomaklar Hristiyanlığa, Zerdüştlüğün Balkan uyarlaması olan bir inanç biçimiyle yani Bogomilizm inancıyla isyan etmiş ve 9. yüzyılda da kendi halklaşma sürecini başlatmıştır.
Günümüzde bile Makedonya’daki Torbeş Pomaklarının ismi olan “Torbeş” ismi o dönemde yani Pomak ismi henüz kullanılmadan önce kullanılmaya başlanmış eski isimleridir.
Pomakların Bulgarlaşmaya karşı ve kendi halklaşma sürecini başlatmasının asıl temelinde yer alan ilk isyanlar, Slav kavimlerinin, Slav olmayan Bulgarlar içerisinde erimeye başlamalarına bir tepki olarakta ortaya çıkmış ve Rodopların Slav halkı Bulgarlaşmaya karşı çıkmıştır.
10. yüzyılda doğmuş olan bu Bulgar ulusu (daha evvel Puruto Bulgar denilen ve Türk boylarından sayılan bir kavimdi) artık isim olarak Bulgar ama içerisinde Türk, Vlah, Kuman ve Slav ağırlıkla oluşmuş melez bir halk olarak tarihteki yerini almıştır.
Buna karşı (Bulgarlaşmaya karşı) direnen Pomak kavimleri Slavlık özünü korumuşlar ve Bogomilizm inancının da ayırt edici etkisiyle de direnişe geçmişlerdir. Bundan dolayıdır ki çoğu Bulgar tarihçi, Pomakçanın antik Bulgarca yani melezleşmeden (Modern Bulgar ulusu doğmadan önce) önceki Slavların kullandığı dil olduğunu özellikle belirtmektedirler.
pomak1

Pomakların atalarının Slav kavimleri olduğunu ve Bogomil isyanlarına sadece slavların katıldıklarını pek çok ünlü bilimadamı şu şekilde anlatır:

“Bogomillik doğal bir evrim değil, özel şartlarda, özel amaçlarla, özel bir coğrafyada ortaya çıkmış bağımsız ve orjinal bir inanç sistemi olarak kabul edilmektedir”…

Bu açıklama Pomak halkının kendi çizgisini çizmeye başladığını ve var olan halklardan bağımsız olarak kendi başına bir yol izlemeye başlamış olduğunu bize gösterir.

“Obölensky: Bu mezhep özellikle Bulgar ve Yunanlaşmış yüksek tabaka mesuplarına yani Bulgar Boyarlar’a ve Knezler’e karşı çıkan Slav köylüler arasında çok revaç bulmaya başlamıştır.”

Esasen Bogomilliğin ilk olarak görüldüğü yer olan Makedonya’nın Dragovit (Dragovica Kilisesi’nin ortaya çıktığı yer) bölgesi idi. Bu da Pomakların ataları içerisinde sayılan Slav kavimlerinden olan Dragüviti kavmının yerleşim alanıdır ve kilisenin ismi de o yüzden Dragovit Kilisesi’dir. Günümüzde de bu bölge Pomak yerleşim alanları içerisinde yer almaktadır. ( Pomakların slav Ataları Kimlerdir? | Pomaknews Agency )

Tabii ki Bogomilizm inancı salt Pomaklarla sınırlı kalmamış ve Orta Balkanlar’dan batıya doğru yayılmış ve Bosna’yı da etkisi altına almıştır. Günümüzdeki Boşnak halkının bölgedeki slav kavimlerinden ayrışmasıda bu vesileyle başlamıştır. Oysa Sırplar, Hırvatlar ve Boşnaklar tamamen aynı soydan gelmelerine rahmen dinsel inanışlar ve mezhepsel ayrışmalar sonucunda kendi halklaşma süreçlerini yaşayıp ayrışmışlardır. Balkanlar’da oluşan sürecin bir benzeridir.

Pomakların Bogomi isyanları çok kanlı ve 100 yıllarca süren katliamlarla bastırılmaya başlanmış olması Pomak isminin alınmasına da etki etmiş ve Makedonyadan kullanılan ve İlk süreçlerde ortaya çıkmış olan Torbes ismi artık Pomak (Pumachen: acı çeken) ismine dönüşmeye başlamıştır.

Zaten Pomak söylenişi aslında salt Türkçeden ileri gelmektedir. Pomakçada ya da Slavcada Pomaklara, Pomachen denir. Ama bu ayrımı görmeyen fanatik Türk yazarların bir kısmı Pomachen’in Türkçe telafuzu olan Pomak söylenişinden yola çıkarak Pomakları, salt Balkanlarda Osmanlı’ya yardım etmişlere verilmiş bir isim olayına indirgemekte ve küçümsemektedir.



pomak2

Pomak halkının gerek Bogomil inancının islamiyete benzemesinden kaynaklı (Bogomiller oruç tutarlar, günde beş vakit dua ederler, kiliseleri ve haccı tamamen reddetmişlerdir. Haç yerine kendi inanç simgeleri olarak ay yıldızı kullandılar ve mezar taşlarına da ay yıldızı çizdiler. Ancak Bogomil ay yıldızının Türk ay yıldızı ile bir ilgisi yoktur. Bogomillerin inançlarına göre cennetlik olanların ruhları vücuttan ayrıldıktan sonra cennete giderken bir süre ay ve yıldızlarda kalıyorlarmış. Bu yüzden, Bogomiller, ruhlarının bu geçici vatanlarını kendilerine bir sembol olarak almışlardır. Hamzaoğlu, Balkan Türklüğü. s-451) ve en büyük etkenlerden olan 100 yıla yakın Hristiyan fanatizminin katliamlarıyla soykırımdan geçirilmiş olmalarının da etkisiyle, bölgeye güçlü bir giriş yapan Osmanlı saflarında yerlerini almışlardır.

İlk Müslüman Pomaklar 1300’lü yıllarda ortaya çıkmaya başlamıştır ve akabinde büyük bir hızla islamiyete geçmişlerdir. Pomakların İslamiyete geçişleri Bektaşi dervişleri aracılığıyla olduğundan Alevi kökenleri mevcuttur.



ŞEYH BEDRETTİN’DE BİR ARAYA GELDİLER

Hatta Şeyh Bedrettin hareketinde büyük kitle tabanı da oluşturmasına yol açmıştır. Kimi araştırmacılara göre Bogomil inancı Balkanlar’da Şeyh Bedrettin hareketinin, batıda ise protestanlığın temellerininde atılmasını sağlamıştır. Bogomilizm mirası üzerinden bu düşünce akımları şekillenmiştir. Fakat Osmanlı’nın Sunniler tarafında yer alması ve Cumhuriyet Türkiyesi’nin de bu çizgiyi sürdürmesi sonucu, günümüzde Alevi inancında Pomak kalmamıştır diyebiliriz.

Pomaklar Osmanlı-Rus savaşı sonucunda tarihinin en büyük soykırımına uğramış ve yaşadığı toprakların yüzde 70’ini terk ederek bugünkü Türkiye sınırları (o dönemde halen Osmanlı topraklarıydı) içerisindeki yerleşim alanlarına gelmiştir. Halen de Türkiye’de bundan dolayı diğer tüm parçalardan göçle gelen 2-3 milyon Pomak kökenlinin yaşadığı tahmin edilmektedir.



1924’TE MÜBADELE KURBANI OLDULAR

Pomaklar Bulgaristan’da başta Rodoplarda yer alan Smolyan (Paşmaklı) ve Plovdiv’in (Filibe) dağ köyleri olmak üzere; Lofça, Teteven ve Pirinlerde, Yunanistan’da İskeçe ve ona yakın dağ köylerinde yaşamaktadırlar. 1924 senesinde yapılan mübadele antlaşması neticesinde şimdi Yunanistana ait olan Selanik,Drama ve Karacaova çevresinde bulunan Pomaklar tamamen Türkiye’ye zorla göç ettirilmişlerdir. Türkiye’ye göç eden Pomaklar genellikle ülkenin batısında yaşamaktadırlar. Çoğunluk Edirne, Çanakkale, Tekirdağ, Kırklareli olmak üzere İzmir, Manisa ve Balıkesir, Bursa, Sakarya ve istanbul illeri bir çok Pomak yerleşimine ev sahipliği yapmaktadır. Ayrıca Eskişehir, Kütahya, Konya, Afyon ve Samsun’da da göreceli olarak az sayıda Pomak yerleşimleri mevcuttur.



TÜRKİYE VE YUNANİSTAN’DA ASİMİLE OLDULAR

Pomakların nüfusu konusunda elimizde çok sağlıklı bir veri yoktur. Zira Türkiye ve Yunanistan’daki Pomaklar Türk çoğunluğun içerisinde büyük oranda asimile olarak tamamen Türkleşmiş, Bulgaristandaki Pomaklar ise yaşadıkları yöreye ve duruma bağlı olarak kendilerini Bulgar, Müslüman, Pomak veya Türk olarak tanımlamışlardır. Fakat değişik kuruluşlarca yapılan anket ve gözlemlere göre ve yüzyıldır yaşadıkları asimilasyona rahmen kendilerini Pomak olarak tanımlayanlar toplamda 1 milyon 150 bin civarında Pomak olduğu düşünülmektedir. Bunların 600 bininin Türkiye’de, 370 bininin Bulgaristan’da ve 45 bin kadarının Yunanistan’da, 120 bin kadarının Arnavutluk’ta ve 7 bin kadarının da Kosova’da bulunduğu belirtilmektedir. Tabii ki bu rakamlar halen kendini Pomak olarak kabul edenler ortalama olarak yansıtmaktadırlar.



TÜRKİYEDE ‘TÜRKÜZ’, BULGARİSTAN’DA ‘BULGARIZ’ DEMEK…

Türkiyedeki çoğunluk Pomağın artık kendisinin Türk olduğunu söylemesi gibi Bulgaristanda da kendilerini Bulgar diye tanımlayanlar da yüzbinleri bulmaktadır. Bundan dolayı Pomak nüfusunu tespit etmek oldukça zor olmaktadır.

Bazı yerlerde Pomakça olarak adlandırılan Pomakların konuştukları lehçe ve şiveler güneydoğu slavcasının Bulgar – Makedon dil grubuna aittir. Yöreler itibarıyla farklı slav lehçe ve şiveleri konuştuklarından dolayı henüz homojen bir Pomak dilinden söz edememekle birlikte, son yıllarda standartlaştırmaya yönelik çalışmalar yapılmaktadır.

Günümüzde özellikle Türkiye ve Yunanistan’da Pomakların konuştukları Slav lehçe ve şiveleri unutulmak üzeredir. Bulgaristanda ise Pomakların konuştukları lehçe ve şiveler ana dil olan Bulgarcanın da bir slav dili olması nedeniyle hala kısmen korunabilmiştir, fakat orada da dil Bulgarlaşmaktadır.



10 YILDIR KİMLİKLERİNİ DİLE GETİRİYORLAR
Pomak halkının bağımsız örgğtlenmeye yönelmeleri çok eskilere dayanmadığından bir uyanış gerçekleştirememişlerdir.Ancak son 10 yılda hayata geçirilmiş faaliyetler sonucunda artık Pomak halkı kendi kimliğini daha yüksek sesle dile getirmeye başlamıştır.
Türkiyede dernekleri ve platformları, Yunanistan’da dernek,enstitü ve gazeteleri, Bulgaristanda Pomak ismini henüz kullanamasalar da bir enstitüleri varlığını günümüz itibariyle sürdürmektedir. İsveç’te bir Pomak Enstitüsü de faaliyetlerini sürdürmektedir.

Pek çok internet sitesi, forum vb sayfaları da mevcuttur. Ayrıca haber amaçlı Pomaknews Agency ismi altında Pomaklar sesini dünyaya duyurmaya çalışmaktadırlar.
Bu saydığımız pek çok dernek, enstitü, haber ajansı gibi isimlerde faaliyet yürütren aktivistler kendilerini üst çatı örgütü olan Demokratik Pomak Hareketi içerisinde görmektedirler.
Tabii ki Pomaklar halen tek parçalı bir mücadele henüz sürdürememektedirler, ama ilerde birleşme ve bütünleşme sağlanacağı yönde düşüncelerde mevcuttur.”
__________________
Tiocfaidh Ar La
Ape_PARTIZAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 23 Ağustos 2013, 06:25   #2
 
Özgürinsan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 25 Şubat 2013
Üye No: 45335
Mesajlar: 414
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
1 Mesajına 2 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 0 Özgürinsan will become famous soon enoughÖzgürinsan will become famous soon enough
Standart

Bulgarlar hakkında not

'Puruto Bulgar' değil; doğrusu 'Proto Bulgar' dır. Bulgarlar eski adıyla İdil, günümüzdeki adı ile Volga nehri çevresinde, Bulgar şehri başkent olmak üzere yerleşmiş olan bir kavimdir. Geniş anlamda Türk topluluklarındandılar. (Ogur grubundan.) Latin ve Bizans kaynaklarında adı geçer. ('Volga' ile 'Bulgar' sözcükleri arasındaki benzerlik çarpıcıdır).

Sonraları Batıya göç ederek bugünkü Bulgaristan'a yerleşmiş, öncelikle Slav halklarla karışmış, Slavlaşmış ve Hıristiyanlığı kabul etmişlerdir. Sonuç olarak Bulgarca da Ural/Altay dil grubundan uzaklaşmıştır.
Özgürinsan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 23 Ağustos 2013, 08:01   #3
 
Beckett - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 23 Ağustos 2013
Üye No: 47391
Mesajlar: 11
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 0 Beckett is on a distinguished road
Standart

Alıntı:
Özgürinsan Nickli Üyeden Alıntı
Bulgarlar hakkında not

'Puruto Bulgar' değil; doğrusu 'Proto Bulgar' dır. Bulgarlar eski adıyla İdil, günümüzdeki adı ile Volga nehri çevresinde, Bulgar şehri başkent olmak üzere yerleşmiş olan bir kavimdir. Geniş anlamda Türk topluluklarındandılar. (Ogur grubundan.) Latin ve Bizans kaynaklarında adı geçer. ('Volga' ile 'Bulgar' sözcükleri arasındaki benzerlik çarpıcıdır).

Sonraları Batıya göç ederek bugünkü Bulgaristan'a yerleşmiş, öncelikle Slav halklarla karışmış, Slavlaşmış ve Hıristiyanlığı kabul etmişlerdir. Sonuç olarak Bulgarca da Ural/Altay dil grubundan uzaklaşmıştır.
sizin de dile getirdiğiniz Resmi tarih algısının "türk" ilan ettiği dünya halklarından bir tanesidir.
geçen yıl üniversitede hocamız bize "Bulgar" adınin eski Türkçe'de "bulgamak" [karışmak] sözcüğünden geldiğini söylemişti. Etimolojik olarak doğru olduğu söylenir.
yine de Bulgarların türk topluluğu olduğunu iddia etmemek gerekir. Zira keskin yargı küpüne zarardır. Unutmamak gerekir ki halklar ve kültürler homojen değildir. Gel gelelim bahsi geçen halklar uzun yıllar iç içe yaşamış halklardır. Dillerinin, kültürlerinin birbirine benzemesi normaldir. Velev ki yıllar süren Osmanlının balkanlardaki asimilasyon politikasını göz ardı ederek her etnik meselede "ötüken yolu yokuştur, kafaları tokuştur." türküsünü tekrarlamamak gerekir.
Beckett isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 23 Ağustos 2013, 12:25   #4
 
Özgürinsan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 25 Şubat 2013
Üye No: 45335
Mesajlar: 414
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
1 Mesajına 2 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 0 Özgürinsan will become famous soon enoughÖzgürinsan will become famous soon enough
Standart

Beckett arkadaşım. dikkatli okumanı öneririm. Bulgarların bugün Tğrk olduklarını iddia etmdim, aksine, dillerinin bile Türkçenın içinde bulunduğu dil grubundan çıkmış olduğunu vurguladım.

Kökene gelince; bunun yanıtı uluslarası geçerlikte bilimsel araştırmalarla ve kanıtlarla ortaya konur. 'Resmi tarih' kalıbı ileri sürülerek (sanırım 'Türk resmi tarihi' denmek istenmiş) çürütülemeyecek temeli vardır. Herhangi bir devletin 'resmi tarih'ine güvenmemek haklıdır, ama sıra farklı kaynaklara dayalı saptamaları inkar etmeye gelince iş değişir.
Daha az yandaşlık, daha çok bilmsellik.
Özgürinsan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 23 Ağustos 2013, 13:34   #5
 
Beckett - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 23 Ağustos 2013
Üye No: 47391
Mesajlar: 11
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 0 Beckett is on a distinguished road
Standart

Alıntı:
Özgürinsan Nickli Üyeden Alıntı
Beckett arkadaşım. dikkatli okumanı öneririm. Bulgarların bugün Tğrk olduklarını iddia etmdim, aksine, dillerinin bile Türkçenın içinde bulunduğu dil grubundan çıkmış olduğunu vurguladım.

Kökene gelince; bunun yanıtı uluslarası geçerlikte bilimsel araştırmalarla ve kanıtlarla ortaya konur. 'Resmi tarih' kalıbı ileri sürülerek (sanırım 'Türk resmi tarihi' denmek istenmiş) çürütülemeyecek temeli vardır. Herhangi bir devletin 'resmi tarih'ine güvenmemek haklıdır, ama sıra farklı kaynaklara dayalı saptamaları inkar etmeye gelince iş değişir.
Daha az yandaşlık, daha çok bilmsellik.
"Geniş anlamda Türk topluluklarındandılar."

demişsiniz. Sonra türk olduklarını iddia etmedim diyorsunuz. Köken olarak türkler ama artık türk değiller gibi mi anlamamız gerekiyor? farklı kaynaklara dayalı saptamalar dediğiniz şey inkar ve asimilasyon malzemesi olarak kullanılmış ve kullanılmaya devam ediyorsa iş bence de değişmeli. Bir öğrenci olarak bulgaristan dahil avrupada birkaç ülkede katıldığım konferanslarda milliyetçi türk tarihçileri ve dil bilimcileri dışında, bulgarların ve pomakların türk kökenli olduklarının iddia edildiğini henüz duymadım.

Sonuç olarak Bulgarca da Ural/Altay dil grubundan uzaklaşmıştır.

bunu da genellikle milliyetçi türk tarihçileri ve "dil bilimcileri" iddia etmektedir.
yanlış anlama burda seni suçlamıyorum. Bilimsel eğitim verdiği iddia edilen üniversitede dahi bunlar öğretiliyorken kimseyi suçlayamayız. Bulgarca biliyor musun bilmiyorum ama bana Bulgarcanın Ural/Altay dil grubunda olduğunu ve daha sonra uzaklaştığının bilimsel açıklamasını yapabilir misin?

Evet bir arada yaşamaktan kaynaklanan kültürel bir ortaklaşmadan bahsedilebilir.
Bugün bulgarcada da türkçe alıntılar görmek mümkündür. Tersi de mümkün. Ancak köken olarak bir türk topluluğu olduğunu ve daha sonra slavlaştıklarını iddia ediyorsan bilimsel olarak kabul görmüş veriler ortaya koymak durumundasın. Daha önce de dediğim gibi kültürler homojen değildir. Kaldı ki yaşadığım yerde yani trakyada pomak bir ailenin yunanistanda kalan üyeleri kendilerini yunan türkiyede kalanlarıysa türk kabul edebiliyor.

Daha az yandaşlık, daha çok bilmsellik.

demişsin katılıyorum da, bütün bunlardan çıkan sonuç neyin, kimin yandaşlığı biraz açar mısın? yani ne alakası var?
Beckett isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 23 Ağustos 2013, 17:23   #6
 
Özgürinsan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 25 Şubat 2013
Üye No: 45335
Mesajlar: 414
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
1 Mesajına 2 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 0 Özgürinsan will become famous soon enoughÖzgürinsan will become famous soon enough
Standart

'Türk toplulukları' derken. bazı yabancı dillerde ayırdedilebilen Türk/Turk farkını belirtmek istedim.

Dilbiliminde bu ayırım daha kolay görülür. Türkçe ve örneğin Özbekçe farklı diller olmakla birlikte aynı dil ailesi/grubu (Altay dilleri) yar alırlar. Bu öbek içinde de Almancada 'Turksprachen' grubunda görülürler.

Etnik ve kültürel alanda da buna paralel sınıflandırmalar vardır.

Bulgarların ilk kökeni kesin olarak bilinmemekle birlikte ağır basan görüş Hunlarla birlikte batıya göç ettikleridir. Bir süre aynı anda hem Volga boylarında. hem de bugünkü Bulgaristan'da Bulgar devletleri olmuştur.

Bulgaristan'la göçenler Proto.Bulgar olarak nitelenmiş, Slavların yöreye göç etmesiyle onlarla - ve diğer etnik topluluklarla - kaynaşmış, daha doğrusu, bunların içinde erimişlerdir. Dolayısıyla gerek etnik yapı, gerekse de dil bakımından Slav etnik ve dil grubunda yer alırlar.

Gerek etnik kimlik değişikliği ve gerekse de dil yapısının değişmesi tarihte sık rastlanan bir olaydır. Bugünkü Fransa'nın temelini atan Franklar, tek bir Alman boyu değil, birçok boyun Franklar egemenliğinde kaynaşmasının ürünüdür. Mısır Memluk (Kölemen) devleti, köle-asker iken yerli devleti yıkan (geniş anlamda) Türk hanedanlar tarafından yönetilmiş, daha sonra Çerkes hanedanı iktidarı almış, ama sultanlar Türkçe adlar taşımıştır. (Örneğin Baybars'ın adı Türk kendi Çerkestir). Diğer bir örnek, Çin'deki Moğol hanedanıdır (Kubilay Han). Genel bir saptamayla, bir yöreyi işgal eden askerlikte üstün. sayıca ve/veya kültür bakımından yerliler kadar zengin olmayan toplulukların, zamanla eridiği ve gerek etnik, gerekse de dil ve kültür niteliklerini kaybettiği gözlemlenir. Sayısız örnekleri vardır.

Etnoloji tarih ve dilbilimi araştırmalarında, diğer bilim kollarında olduğu gibi, sınıflandırmaları ve gruplandırmaları zorunlu kılar. (Yukarıda belirttiğim gibi, bu gruplandırma olgusunu 'dar anlamda' ve 'geniş anlamda Türk' ifadeleriyle vermeye çalıştım.)

Bu gibi bilimsel saptamalar başka, bu gruplandırmalardan ideolojiler ve siyasi programlar üretmek (veya türetmek) ise yine başkadır. Örneğin Turancılık, geniş anlamda Türk topluluklarını birleştirmeyi amaçlayan, geriye dönük (=gerici), maceracı ve saldırgan bir akım olmanın yanısıra, çağın nesnel koşullarına da aykırıdır. Çünkü kökenleri nasıl ve ne ölçüde birbirine yakın olursa olsun, bu topluluklar çoktan farklılaşmıştır.

Başka bir örnek vereyim. Bir Afrikalıyı Afrikalı olduğu için aşağılamak ve köleleştirmek reddedilmelidir. Ama Afrikalılar aşağılanıyor diye, bir Afrikalıya Afrikalı dememek gereği çıkarsanmaz. Siyasi programlar ile bilimsel tesbitler birbirinden çok farklı şeylerdir; bunları birbirine karıştırırsak, ırkçı ideolojiyi reddedeceğim derken bilimsellikten uzaklaşmış oluruz.

Irkçılıkla ve faşizmle mücadele etmek için etnolojik. tarihi ve dilbilimsel olguları inkar etmek gerekmez. Böyle bir yola ihtiyaç duymak, ideolojik ve politik çaresizliği yansıtır. Ve: İnandırıcı olmamaya yol açar. Oysa marksistler, yalnızca yandaşların değil, dostun-düşmanın onaylamak zorunda kalacağı çıkarsama ve öğretilerden yararlanır. Marx'ın Kapital'i, buna ilişkin en güçlü örneklerdendir.

Bu yüzden bir kez daha: Daha az yandaşlık, daha çok bilimsellik.
Özgürinsan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 23 Ağustos 2013, 19:19   #7
 
Beckett - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 23 Ağustos 2013
Üye No: 47391
Mesajlar: 11
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 0 Beckett is on a distinguished road
Standart

kimsenin "bir afrikalıya afrikalı dememek" gibi bir kaygısı zaten olamaz. Bunu da nereden çıkarıyorsunuz? tartıştığımız şey sizin basmakalıp ve ezbere tekrarladığınız aslında hiçbir bilimsel gerçekliğe dayanmayan iddialarınız (size ait olmasa da) dışında hiçbir şey değil.

tartıştığımız iki mesele var birincisi bulgarcanın "bir zamanlar" ural-altay dil grubuna mensup olduğunu iddia ettiniz. ve ben de bunun bilimsel gerçekliği olmadığını ve kabul görmediğini söylüyorum. Öncelikle siz bu iddianızı hangi bilimsel verilere dayandırdığınızı açıklayınız ben de anti-tezimi ve bunu neye dayandırdığımı ortaya *******.

Bir şeyi doğru ezberlediğimi düşünüyorum ve bunu herkes kabul etmek zorunda. gibi bir algıyla tartışma sağlıklı yürümez.

gel gelelim yukarıda yaptığın birtakım kopyala-yapıştırlara katılmakla birlikte, tartıştığımız ikinci mesele olan geniş anlamda Türk topluluğu ifadesini neden kullandığını değil bunu hangi bilimsel verilerle desteklediğini sormuştum. Vikipediden ordan burdan kopyalama bilgilerle değil uluslararsı bilim çevrelerince kabul görmüş yayınlardan yararlanarak açıklamanı isterim. (metnin dili fark etmez.) zira biri kalkıp bu tanıma dayanarak bulgarlar "geniş anlamda slav topluluğudur." da diyebilir. Burada herkesin zevkine, milli duygularına göre halkları kategorize edemeyiz ve bunu bilim diye açıklayamayız.

Irkçılıkla ve faşizmle mücadele etmek için etnolojik. tarihi ve dilbilimsel olguları inkar etmek gerekmez

katılıyorum da hala burada hangi "dilbilimsel" olgular diye sormadan edemeyeceğim, bahsettiğin savlar, başta bulgarlar olmak üzere uluslararası dilbilimciler ve tarihçiler tarafından kabul görmüyor diyorum. Sen hala Türkiyedeki milliyetçi tarihçilerin iddialarını, tezlerini tek ve değişmez bilimsel doğru olarak kabul ettirmeye çalışıyorsun. Çabana hayranım.

Bu yüzden bir kez daha: Daha az yandaşlık, daha çok bilimsellik.

bunu da şöyle diyerek düzeltelim;
daha az milliyetçi papağanlık, daha çok bilimsellik.
Beckett isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Kapalı


“Hukuk, iktidarın fahişesidir”
Şu Anki Zaman: 18:44.


Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.6.1