Sosyalist Forum  

Ana Sayfa Bugünkü Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Geri git   Sosyalist Forum > SİYASET > Partiler ve Demokratik Kitle Örgütleri > Halk Cephesi

Loading


Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi Öğretmenimiz : Yaşam Ve Kurallar
Cevaplar
0
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
253
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Bookmark and Share Konu Araçları Stil
Alt 20-04-2009, 21:50   #1 (permalink)

 
grupYORUM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Üyeliği durduruldu
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: Mar 2008
Üye No: 6816
Mesajlar: 745
Teşekkür Grafikleri
Tesekkür: 737
485 Mesajina 1,261 Tesekkür Aldi
Standart Öğretmenimiz : Yaşam Ve Kurallar

Biz savaşan bir örgütüz.
Savaşta iki cephe vardır: Düşman ve biz.
Amaç kazanmaktır.
Kazanan ve kaybeden, varlığını devam ettiren ve imha olan vardır. Biz kazanma iddiasında olan, buna inanan bir örgütüz.
Her türlü alçaklığı, baskı ve işkenceyi yapabilecek olan düşmanımız karşısında, biz de savaşımızın ciddiyetinin bilinciyle hareket etmeliyiz.
Hatalar, düşmanın başarısına zemin hazırlamak demektir.
Bunu çok duymuşuzdur... Ama, günlük pratik içerisinde bu sözler, çoğu zaman akılda kalmaz.

EKSİK, HATA, ERTELEME, GEREK YOK, BİR DEFADAN BİR ŞEY OLMAZ, UNUTTUM...

Bunlar, çok masum görünen kelimelerdir.
Ama ilk hata, bu kelimeleri masum görmekle başlar zaten.
Bu kelimeleri KENDİNİZE YASAKLAYIN. Kullanmayın. Ve asla yapmayın.
Bedelini tutsaklıkla, yaşamımızla, yoldaşlarımızın canıyla, mücadelemizin hızını kesmekle, deşifrasyonla, moral bozukluğu yaşamakla ödeyeceksek, bunlar önemsiz olmaktan çıkmalıdır.
Kurallı yaşam zor gelir.
Kurallar, devrimciliğin kendisidir aslında. Önemli olan kuralları hissetmektir.
Bu kuralların, yıllarca ödenen bedellerle ortaya çıktığını bilmek, peşinen kabul etmek için bile yeterlidir.
Unutmayalım ki; tarihten öğrenmesini bilmeyenin, kazanma şansı yoktur.
Kurallar zamanla, bir yaşam biçimine dönüşecektir.


DEVRİMCİLİĞİN ÖZÜ:

Devrimci olmak, "her şeye karşı olmak" demek değildir.
Evet, düzene karşıyız, düzen kültürüne, düzen ahlakına (ahlaksızlığına) kısacası düzenin yarattığı ve yozlaştırdığı her şeye karşıyız. Karşı olmak, bizim, halktan kopuk olmamızı gerektirmez. Böyle yaparsak, biz kendimizi yalıtmış oluruz. Yozluğu kabul etmeden, ama halkımızın kendi öz kültürü ile, devrimci tarzımızla gitmeliyiz.
Halkımız devrimcilerin her hareketine dikkat eder. Biz, sıradan insanlardan daha fazla dikkat etmeliyiz hareketlerimize.
Halkımızın gözü üzerimizdedir.


DEVRİMCİLİK VE BORÇ İLİŞKİSİ:

Borç Alıp Ödemeyen
Hırsızdır!
Borç, geri verilmek üzere alınan paradır.
Borç alınan para, geri verilecektir.
Halk ilişkilerimizden ya da çevremizden borç almışsak, bunu geri vermeliyiz.
Vermezsek, sözümüzü tutmamışız demektir.
Sözünü tutmayanı kimse sevmez.
"Geleceğim" der gelmez, "yapacağım" der yapmaz, "ödeyeceğim" der ödemezseniz,
İnsanlardan bir şey isteme hakkınız da olmaz.


BORCUNU ÖDEMEYEN HIRSIZDIR!

Kendi geçiminden eksiltip size borç veren insana, parasını geri vermiyorsanız, paraya zorla el koymuşsunuz demektir. Bunun adı ise hırsızlıktır.
Borcunu ödeyen insan, verdiği başka sözleri de tutacağının rahatlığını hissettirir karşı tarafa. Ve başka işlerde zor durumda kalmaz.
Güven ilişkisini yaratmak çok önemlidir. Bu bağ kurulduktan sonra, dara da düşseniz karşılığını alırsınız.
Halkımız bizim adalet duygumuzun da takipçisidir. Halkın Adaletini savunuyorsak, biz de uymalıyız ki; söyleyecek sözümüz olsun.
Halk Meclisi toplantısı yapılıyor ve alacaklı-verecekli arasında bir tartışma başlıyor. Siz zamanında borcunuzu ödemediyseniz, Meclis'teki birisine bu tartışmada müdahale edemezsiniz.
Size evini açmış birisi, yorganını başına çektiğinde içi rahat uyumak ister. Bilmek ister ki; evime aldığım kişi işkencede beni satmayacak, operasyon olduğunda beni koruyacak. Ne yaparsak yapalım, belki yine de bu güvende olmaz ama, davranışlarımızla biz onun bize duyduğu güveni arttırabiliriz. Borcumuza sadık olmak da, bu hareketlerden birisidir.
Borç namussa, namusumuz gibi korumalıyız sözümüzü.


DEVRİMCİLİK VE YALAN:

Yalan Söylemek
Şerefsizliktir
Yalan nedir?
Yalan, doğruyu söyleyecek güveni, gücü, cesareti ve yüzü olmayanın söylediği sözlerdir. Yalancılar; olanı olmamış, olmayanı olmuş gibi gösterip gerçekleri saptıran, zamanı çalan, insanları oyalayan, aldatan, yanlış yönlendiren insanlardır.
Güvenilmez insanlardır.
Bir kere yalan söyleyen birisinin, doğru söylediğinden emin olamazsınız, içinizde sürekli bir şüphe kalır. Güvenemezsiniz.
Hiçbir şey gizli kalmaz. Her şey bir gün mutlaka açığa çıkar.
Yalan söylemek kişiliksizliktir. İnsanın önce kendisine saygısı olmalı.
Kendisine saygısı olmayanın, başkasına hiç olmaz.
Bir insan neden yalan söyleme gereği duyar? Bir devrimci, örgütlülüğün gelişmesini, güçlenmesini ister, bu yönde çalışır. Yalan söylüyorsa, artık devrimciliğinden şüphe edilmelidir. Ne kadar devrimcidir, örgütün çıkarlarını ne kadar gözetir, beyni ve yüreği ne kadar bizimledir, bunlar tartışılmalıdır.
YALAN NELERE MAL OLUR?
Bir randevuya gittiniz. Sorumlunuz temizlenip temizlenmediğinizi sordu.
"Evet temizlendim" dediniz. Ama bu bir yalandı, aslında temizlenmeden gittiniz.
Gerekçeniz ne olursa olsun, hiçbir şey bu yalanı mazur gösteremez. Böyle bir yalanın sonu, sorumlunuzun yakalanmasına kadar gidebilir. Sorumlu insanımızın yakalanması örgütlülüğümüzü sekteye uğratır. Bir yalan bunlara mal olabilir.
Yanlış bir iş yapıyorsak bile, örgütün adaletine güvenmek zorundayız.
Ağır bir ceza da verilse, gerçekleri söylemek, mutlaka en iyisidir. Örgütle aradaki güven ilişkisinin zedelenmesinin onarılması çok zordur. Yalancının, artık doğru söylediğinden emin olmak için yeni bir sınama süreci, kişinin kendini ispatlaması gerekir. Karşılıklı güven olmazsa, çalışmalardan verim alınamaz.


DEVRiMCiLiK VE DEDİKODU:

Dedikodu Yapmak,
Ahlaksızlıktır!
Dedikodu Yapmak,
Sorumsuzluktur!
Dedikodu, işsiz güçsüzlerin işidir. Gereksiz konuşmalardır dedikodu.
Merak duygusu insanın yapısında vardır. Etrafımızda olup bitenleri bilmek, öğrenmek isteriz.
Merak duygusu her zaman kötü değildir. SORUMLULUKLA BiRLEfiTi⁄iNDE OLUMLUDUR MERAK ETMEK.
insanlarımız bulundukları birimlerde, işlerimizle ilgili, yürüttükleri çalışmalar doğrultusunda merak duygularıyla hareket ederlerse, çalışmalarımız gelişecektir. Mesela, 1 Mayıs eylemlerine bulunduğumuz birimde hazırlanıyoruz. Bir yerde, orjinal bir pankart, ya da yeni bir görsel propaganda aracı gördük. Bunu öğrenip, 1 Mayıs'ta uygulama isteği olumlu bir merak duygusudur.
Bazı konuşmaların bir amacı, sorunu çözmeye yarayan bir işlevi yoksa, düşüncelerde kirlenme yaratır. Dedikodu yapanları ahlaksızlaştırır.
Ayşe ile Fatma şöyle, Ali şunu şunu yaptı, Hasan'ın şu şu nitelikleri çok kötü... türündeki konuşmalar yukarıda da söylediğimiz gibi eğer bir amaca, bir çözüme hizmet etmiyorsa, bizim görevimiz değilse AHLAKSIZLIKTIR!
Halkımıza örnek olmalıyız, yozlaştırılan kültürümüzü korumalıyız diyoruz.
Gereksiz bilgi, her zaman zararlıdır. iki kişi arasındaki paylaşım kafa-kol ilişkisi şeklinde yürüyerek, birlikte hareket etmeye, birbirini onaylayarak kuralları ihlal etmeye kadar gider.
Sadece sizinle örgüt arasında olan bir sırrı başkalarıyla paylaşmak da dedikodudur. Örgütle sizin aranızdaki bu özel ilişkiyi kirletmek, bir sırrı taşıyacak olgunluğu gösterememek, zayıflıktır.
Bulunduğumuz birim ve alanda dedikodu yapmamalı ve yapılmasına izin vermemeliyiz.


DEVRİMCiLiK VE ZAMAN:

Devrimcilik, Verilen
Zamana Uymaktır
Söz veren bir devrimci, eğer verdiği zamanda sözünü tutmazsa, bu devrimci değil GÜVENiLMEZ bir kişidir. Bir yazıyı şu gün yazarım, bir bilgiyi şu gün getiririm deyip de yapmayan devrimci değil, güvenilmez bir insandır. Ve şunu söyletmeyeceksiniz; "....'nın ipi ile kuyuya inilmez".
Evet sizin çok çok önemli bir mazeretiniz olabilir, ama unutmayın verdiği saatte işini yapmayıp buna en iyi gerekçeyi bulan kişi, büyük işler yapamaz. O disiplinsiz, güvenilmez, bencil ve YALANCIDIR. Asla bir dava adamı olamaz. Bu konularda kendini disipline etmezse, dava adamı olamaz. Çok küçük bir noktaymış gibi görünür. Ama o işin yapılması için, temel belirleyicidir zaman kavramı.
İnsanın zamanında verdiği sözü yerine getirmemesi belki küçük bir sözdür, ama işin yapılamamasının TEK NEDENi olabilir.

Bedelini tutsaklıkla, yaşamımızla, yoldaşlarımızın canıyla, mücadelemizin hızını kesmekle, deşifrasyonla, moral bozukluğu yaşamakla ödeyeceksek, bunlar önemsiz olmaktan çıkmalıdır.
grupYORUM isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
grupYORUM Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 3 Kisi:
idil rosa (20-01-2012), kızıl melek (21-04-2009), KızılMüfreze (20-04-2009)
Cevapla

Heberi Paylaş


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Konu Araçları
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Banlama ve kurallar ergene Öneriler ve Eleştiriler 2 07-12-2009 16:46
Kurallar çerçevesi? Zembilfroş Öneriler ve Eleştiriler 16 26-03-2009 23:49
Tayyip'in websitesindeki Kurallar Argeş Mizah 0 02-09-2008 17:42
İlke ve Kurallar SosyalistForum İLKE VE KURALLAR 0 02-07-2008 13:23


22:34



Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 ©2011, Crawlability, Inc.

1 ipucu