Sosyalist Forum  

Ana Sayfa Bugünkü Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Geri git   Sosyalist Forum > SİYASET > GLADIO - Kontgerilla

GLADIO - Kontgerilla Gladio ve kontrgerillanın dünyadaki ve ülkemizdeki tüm katliamları

Loading


Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi Ülkenin en namuslu bürokratlarından biri
Cevaplar
0
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
655
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Bookmark and Share Konu Araçları Stil
Alt 02-09-2010, 22:59   #1 (permalink)

 
che_1955 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

İŞÇİ...
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: Jul 2007
Üye No: 4
Mesajlar: 4,024
Teşekkür Grafikleri
Tesekkür: 7,605
2,876 Mesajina 8,426 Tesekkür Aldi
Standart Ülkenin en namuslu bürokratlarından biri

Alıntı:
NÖBETÇİ CUMHURİYET SAVCILIĞI’NA
MERSİN

YAKINICI: Mersin 78’liler Araştırma ve Dayanışma Derneği adına Başkan…

ŞÜPHELİLER:
1- Ömer Güneş, 01.07.1980 tarihinden sonraki dönemde Mersin Emniyet 1. Şube Müdürü
2- Hanefi Avcı, 01.07.1980 tarihinden sonraki dönemde Mersin Emniyet 1. Şube Müdür Yardımcısı
3- 01.07.1980 tarihinden sonraki dönemde Mersin Emniyetinde görevli ve Ali Uygur’un soruşturmasına katılan emniyette görevli memurlar, öldürme olayının ortaya çıkmasını engelleyen, olayı soruşturmayan ve kimsesizler mezarına gömülmesine neden olan diğer sorumlular

SUÇ: İşkence sonucu ölüme neden olmak

OLAYLAR:
Başkanı olduğum Mersin 78’liler Araştırma ve Dayanışma Derneği’nin kuruluş amaç ve konusu kapsamında olan ve Derneğin 3. maddesinin 2. fıkrası ‘üyeleri ile başta askeri darbeler olmak üzere baskıcı otoriter yönetim biçimleri tarafından haksızlığa uğramış kişiler ile her türlü dayanışmada bulunur, onlarla iletişim kurmayı amaçlar.’ Yine 4. maddesinin 2. fıkrası da ‘üyelerinin ve diğer kişilerin karşılaştıkları hukuki sorunlarla ilgili onlara hukuki yardım sağlar’ hükmünü içermesi nedeniyle , emniyette gözaltında iken işkence sonucu öldürülen Ali Uygur’un ailesine hukuksal yardım sağlamak amacıyla olayın sorumlularının belirlenerek haklarında ceza davası açılmasını sağlamak için başvuruda bulunuyoruz.

1 Temmuz 1980 tarihinde Adana İli, Pozantı İlçesinde trenden indirilen Ali Uygur ve üç arkadaşı gözaltına alınarak önce Adana Emniyet Müdürlüğüne teslim edilirler ve bir süre Adana’da gözaltında tutulduktan sonra, Mersin Emniyet Müdürlüğünün isteği üzerine arkadaşlarıyla birlikte Mersin Emniyetine teslim edilirler.

Mersin Emniyetinde gözaltında sorgusu yapılan diğer üç kişi Adliyeye çıkarılmasına karşın, gözaltında olan Ali Uygur’dan hiçbir haber alınamaz. Gözaltında oldukları sırada 10 Temmuz 1980 tarihinde Ali Uygur’un annesi ve kız kardeşleri Mersin Cumhuriyet Savcılığına başvurarak, Ali Uygur hakkında bilgi almak istemelerine karşın, savcılık başvuruyu Mersin Emniyet Müdürlüğüne havale eder, ancak, görüştükleri 1. Şube Müdürü Ömer Güneş ve yardımcısı Hanefi Avcı yanıtı ‘Ali, Demirtaş Mahallesinde yer göstermeye giderken elimizden kaçtı, inşallah ölmüştür, üstelik oğlunuzu bana değil yanınızdaki gazeteciye sorun’ şeklinde olur.

Emniyetten bu yanıtı alan ailesi, Ali Uygur’un hayatından endişe ettiklerine ilişkin Mersin Cumhuriyet Savcılığına dilekçe vermek isterler, ancak dilekçeleri kabul edilmez. Aile bu kez Adana 6. Kolordu ve Sıkıyönetim Komutanlığına başvurur. Buradan aldıkları sözlü yanıt ise; ‘Kayıtlarımızda böyle bir gözaltına rastlanmamıştır’ şeklinde olur.

Ali Uygur’un gözaltında olduğu günlerde, gözaltında olan Haşim Aslan,’ Ali Uygur’u gördüğünü, birlikte gözaltında bulunduğu sırada başına sopa ile vurularak yanımda öldürüldü. Bu konuda tanıklık yapmak istiyorum’ beyanında bulunması üzerine Sinop Cezaevine sürgün edilir.

Yine aynı tarihlerde Demokrat Gazetesi Mersin Muhabiri Vahap Şehitoğlu bu konudaki bir duyum üzerine konuyu araştırmak üzere Mersin Devlet Hastanesi morgu nöbetçi memurlarıyla görüşür, morg görevlilerinin beyanı Ali Uygur’un gece yarısı morga getirildiği, sabaha karşı tekrar morgdan alındığı şeklindedir. Bunun üzerine ailesi hükümet tabibi Mustafa Serpil’e başvurur, hükümet tabibinin yanıtı; Ali Uygur’un eşkaline uyan birisinin emniyet görevlilerince getirildiğini, kulağından kan geldiğini ve beyin kanamasından öldüğü, bu doğrultuda rapor verdiği şeklinde olmuştur.

Ali Uygur’un ailesi yaptığı diğer araştırmalarda, Mezarlık görevlileri Durmuş Taşyürek, İsmail Bıyık, İmam Ali Kılıç ve Saniye Tümer’e gösterdikleri fotoğraflarda, Ali Uygur’un cesedinin kokmak üzere iken getirilerek 19 ada, 33792 nolu mezara gömüldüğünü belirtirler.

12 Eylül askeri müdahalesi sonrası Ali Uygur’un gözaltında kaybedilmesi olayı ile ilgili bir çok girişimler olmasına karşın her seferinde farklı ve çelişkili yanıtlarla olay saptırılmaya çalışılır. Yine Emniyet yetkilileri, olayı saptırmak için, Ali Uygur’un gömülü olduğu mezarı resmi kayıtlarda, Ali Bütün adında denizde boğulan bir kişinin mezarı olarak gösterirler. Olaya ilişkin dönemin Cumhuriyet Savcısı Kenan Gülcükoğlu’nun Hükümet Tabibi Mustafa Serpil’e yaptırdığı otopsi sonucu mezardaki cesedin Ali Uygur’a ait olduğu annesi tarafından teşhis edilerek belirlenmiştir.

Yine daha sonra 3. Sulh Ceza Mahkemesince Hakim Lütfi Marangoz ve Belediye Tabibi İnayet Uslu’nun gözetiminde açılan mezardaki ceset üzerinde yapılan otopsi sonucunda cesedin, emniyet yetkililerince firari olarak belirtilen Ali Uygur’a ait olduğu kesinleşir:

Emniyette işkence ile öldürülen Ali Uygur’un firar ettiğini söyleyen emniyet birimlerinin yanında, dönemin Mersin Valisi Fahri Öztürk de 29 Ağustos 1980 tarihinde Ali Uygur olayı ile ilgili olarak sorumlu polis memurları hakkında soruşturma açtırdığını basına açıklamasına karşın, olayın açığa çıkarılması bir yana, soruşturma için ifade vermeye gelen polis memurları ve arkadaşları adliye binasında yasadışı slogan ve gösteri yaparak olayın tamamen örtbas edilmesini sağlamışlardır.

Yukarıda belirttiğimiz nedenlerle, Ali Uygur’un işkence ile öldürülmesine neden olan ve olaya karışan güvenlik görevlileri ve bunlara emir veren sorumlular ile yargılanmaları için gerekli soruşturmanın yapılmasını, olaya ilişkin ilgili güvenlik görevlileri ile uyetkililer hakkında gerekli adli soruşturmanın yapılarak yargılanmalarının sağlanmasını saygılarımla arz ve talep ederim.

SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda belirtilen nedenlerle, Ali Uygur’un gözaltında kaybedilerek öldürülmesinden sorumlu olan görevliler hakkında gerekli soruşturmanın yapılarak eylemlerine uyan TCK’nun ilgili maddeleri gereğince yargılanarak cezalandırılması için gerekli soruşturmanın yapılmasını arz ve talep ederim.

14.07.2006

Günlük Hakan Öztürk

Hanefi Avcı'yı nasıl bilirdiniz?

Hanefi Avcı'ya CHP'den milletvekili olma teklifi götüren solcu Kültür Bakanı Fikri Sağlar, Emniyet Müdürü için: 'Ülkenin en namuslu bürokratlarından biri' tanımlamasını yapıyor.

Çok beğenilen eski solcu bakanın yakıştırması bu.

Ülkenin en namuslu bürokratlarından biri.

Ne kolay kazanılmış, ne güzel bir unvan.

1 Temmuz 1980 tarihinde, Mersin-Adana tren yolculuğu sırasında gözaltına alınan Ali Uygur ve arkadaşları Mersin Emniyet Müdürlüğü'ne götürülür. Beraber gözaltına alındığı üç arkadaşı savcılığa çıkarılmasına rağmen Ali Uygur'dan haber yoktur.

Ailesi ve arkadaşları Ali Uygur'un gözaltında kaybedilmesini engellemek için emniyete başvururlar, durumunu öğrenmek isterler.

Annesine, emniyet müdürlüğü, 'Bizde yok ama inşallah ölmüştür' diye cevap verir.

Anneye verilen cevaba bakınız.

Yoldaşları Ali Uygur için eylemler yapmaya başlayınca, emniyet teşkilatı 'yer gösterirken kaçtı' açıklaması yapar. Meğer ne kadar kolay kaçılabiliyormuş devletten.

Ali ile birlikte gözaltına alınan Haşim Arslan çıkarıldığı mahkemede, birlikte gözaltında kaldıkları Ali Uygur'un kafasına sert bir cisimle vurularak öldürüldüğünü söyler.

Ali Uygur yoldaşımız işkencede katledilmiştir.

O dönem gözaltına alınan devrimcilere gösterilen bir ayakkabı vardır.

Ayakkabı gösterilerek 'Bu ayakkabının sahibini tanıyor musun?' diye soru sorulur.

Gösterilen Ali Uygur'un ayakkabısıdır. Direnen devrimciler 'Senin de sonun Ali gibi olur' diye tehdit edilmektedir.

Bu soruları soran vicdansız kimdir biliyor musunuz?

Pek solcu eski Kültür Bakanı Fikri Sağlar'ın 'namuslu bürokrat' ilan ettiği, Hanefi Avcı.

Mersin Emniyet Müdürlüğü'nde Devrimci Yol masası sorumlusu Hanefi Avcı.

Şu namus düzeyine bakınız. Eli kolu bağlı, gözleri kapalı işkence gören insanlara öldürdüğü arkadaşlarının ayakkabısını gösterip, onları korkutmaya çalışan bir acuze.

Yazarlık alanındaki yetenek ve yaratıcılığın aynısını işkencecilik alanında da göstermiş.

Eski solcu, kolayca solcu, hep A kalitesi solculuk arayan solcu Ruşen Çakır ise şöyle buyuruyor:

'Gürkan Zengin dün Star gazetesinde 'Bazı adamlar, bazı isimler vardır, onların üzerine çamur yapışmaz. Ne yapsanız, ne etseniz o isimleri yıpratamazsınız. Bizim tanıdığımız Hanefi Avcı öyle bir adamdır. İşini iyi yapan, devlet aidiyeti kuvvetli ama bundan önce devlet telakkisi sağlam bürokratlardan biridir' diye yazdı. Belli bir süredir Hanefi Avcı'yı tanıyan biri olarak, ben de Gürkan gibi düşünüyorum.'

Pek malumatfuruş Ruşen Çakır, Hanefi Avcı'nın işkenceci olduğunu bilmiyor mu acaba?

Bilmemesine imkan yok. '1999'a kadar emniyetteki sorgu yöntemi işkenceydi' diye Hanefi Avcı'nın kendisi durumu itiraf ediyor zaten.

Ey Ruşen Çakır bu adamı, bu kadar överken kalbinde bir şey seni hiç mi rahatsız etmiyor?

Devrimci örgütlerin hatalarını konuşmaya gelince çok keskin ve eli bol olanların, devrimcilere işkence yapmış kişilere karşı bu kadar teveccüh göstermesi hakikaten şaşırtıcı.

Hanefi Avcı'ya çamur yapışmazmış-mış.

Bu ne sevgi bu, bu ne hürmet, bu ne bağlılık yahu.

Solcu olmanın asgari ideallerine bu kadar bağlı olsan memleket kurtulurdu.

Çamur değil çamur. İşkence. İşkence yapmış birisi o. Bunu zaten o da kabul ediyor.

Onun ellerinde çamur olsa iyi, yoldaşlarımızın kanı var.

İşkencecilerin pis kokusuna bu kadar çok alışan, Haliç kenarındaki Simon olma.

Efendim ol kitapta, Hanefi Avcı örgüt üyelerinin, ortaya çıkmış genel karar ve kanaatlere sorgulamadan tabi olduğunu yazmış. Bundan çok müteessir olduğunu belirterek mevzulara dalmış.

Devletin işkence yapılan mekanizmalarını yönetmiş adamı, örgüt içi işleyişleri sorguluyor.

İşkencede direnmelerine saygı duydum ama karar alma süreçleri fevkalade antidemokratik şekerim!

Hanefi Avcı'nın bu süreçte söylediklerinin ve yaptıklarının önemine bir diyeceğimiz yok. Bunların önemli ya da önemsiz olduğu önümüzdeki süreçte orayda çıkacak.

Avcı'ya Mersin Emniyeti'nde komiserken 'gözaltında kaybolan' Ali Uygur'u hatırlatmayı ise vicdanı bir sorumluluk olarak algılıyoruz. 1980 yılının Temmuz ayında Devrimci Yol militanı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan ve sonra 'yer gösterirken kaçtığı' iddia edilen, işkence edilmiş bedeni Mersin Mezarlığı'nda bulunan Ali Uygur'u hatırlıyor mu 'Komiser Hanefi?'

Ali Uygur öldürüldükten sonra sorgulanan diğer devrimcilere Ali'nin ayakkabılarını göstererek 'konuşun sonunuz Ali gibi olmasın!' dediğini hatırlıyor mu?

Uygur ailesinin ve Mersin 78'liler Derneği'nin Hanefi Avcı ve dönemin bir diğer polis yetkilisi Ömer Güneş hakkında savcılığa suç duyurusu yaptığını biliyor mu?

Şu 'Doğrucu Davut' 1980 li yıllarda Mersin Emniyet'inde görevliyken gözaltına alınan devrimcilere yaptığı 'uygulamaları' da anlatsa da memleket bir 'doğrucu' görse!

Hanefi Avcı'yı herkes unutsa da Uygur ailesi ve devrimciler hiç unutmayacak!

NÜKLEERE HAYIR DE


Ali Uygur’un işkenceyle ölüme giden yolculuğu 1 Temmuz 1980 ‘de başlar.

Tarsus’tan bindikleri trenden Pozantı’da indirilir ve gözaltına alınırlar Ali Uygur ve üç arkadaşı. Mersin Emniyet Müdürlüğü yetkililerine teslim edilirler. Diğer üç kişi bir süre sonra savcılığa çıkarılmasına karşın Ali Uygur hala gözaltındadır. Ailesi ve arkadaşları o sıralarda rutinleşen “gözaltında kaybolma” olaylarından endişelenerek savcılığa başvururlar, emniyet müdürlüğü yetkilileriyle görüşürler.

Ali Uygur’un annesine klasik yanıt verilir. “Biz de yok! Ama keşke ölmüş olsa!”

Devrimci yapıların ve işçi direnişlerinin güçlü olduğu dönemdir. Ali için Mersin ayağa kalkar. Pek çok fabrikada işçiler greve gider Ali’nin akıbetinin açıklanması için. Öğrenci eylemleri, basının ilgisi , duvar yazıları hep Ali içindir artık. “Ali Uygur Bulunsun” eylemleri o kadar artmıştır ki artık zorunlu bir açıklama yapılır… “Ali Uygur yer gösterirken kaçmıştır!”

Nasıl oluyorsa onlarca emniyet görevlisinin arasından hem de kelepçeli olarak kaçmış olduğu söylenir Ali’nin! Ailenin ve arkadaşlarının kaygıları bu açıklama ile daha da artar. Araştırmalar yoğunlaştırılır ve Ali’nin işkence görmüş cesedi gazetecilerin ve mezarlık görevlilerinin de yardımıyla Mersin Kimsesizler Mezarlığı’nda bulunur!

Ailenin yaptığı başvuru sonucu mezar açılır ve annesi teşhis eder Ali’yi. O dönemin Demokrat Gazetesi muhabiri (şimdi Mersin Gazeteciler Cemiyeti Başkanı) Vahap Şehitoğlu ve yine o dönemin Cumhuriyet Gazetesi muhabiri (şimdi Sun Tv Genel Yayın Yönetmeni) Ali Adalıoğlu da diğer gazetecilerle birlikte tanıklık ederler mezarın açılmasına.

Ali ile birlikte gözaltına alınan Haşim Arslan ise çıkarıldığı mahkemede tanıklık yapmak istediğini söyler. Arslan, birlikte gözaltında kaldıkları“Ali Uygur’un kafasına sert bir cisimle vurularak öldürüldüğünü” söyler. Arslan’ı tanık yapmak yerine Sinop Cezaevi’ne sürgüne gönderirler. Ailenin suç duyurularına göstermelik soruşturmalar açılır. Ve hemen peşinden 12 Eylül Darbesi gelir. “Ali Uygur Dosyası” tozlu raflarda çürümeye terk edilir.

Ali Uygur’la birlikte gözaltına alınanlara dönemin Siyasi Şube Komiseri Hanefi Avcı tarafından o unutulmaz soru sorulur: “BU AYAKKABININ SAHİBİNİ TANIYOR MUSUN?” Avcı, gözaltında direniş gösteren herkese “konuşmazsanız sonunuz Ali Uygur gibi olur, ayakkabılarınız burada kalır” der. Sonradan ülkenin en önemli polis müdürlerinden biri olan Avcı için ne yazık ki solcu(!) Kültür Bakanımız Fikri Sağlar “ülkenin en namuslu bürokratlarından biri” açıklamasını yapar.

Derneğimiz ve Uygur Ailesi geçen yıl Hanefi Avcı, Ömer Güneş ve dönemin görevlileri hakkında yargılanmaları için suç duyurusu yapılmıştır. Maalesef başvurumuz “darbe döneminde bu olayın kovuşturulduğu ve görevliler hakkında takipsizlik kararı verildiği “ gerekçesiyle olumsuz yanıtlanmıştır.

Ali Uygur’un gözaltında kaybedilmesi yıllardır süren ve hala da sürmekte olan faili meçhullerin, kayıpların, infazların küçük bir örneğidir. Ülkemizin demokratikleşmesini isteyen herkes buna karşı çıkmalıdır. Karşı çıkış süreci ise ancak sorumluların yargı önüne çıkarılması ile anlamlı olacaktır.

Derneğimiz aradan yıllar da geçse her türlü kayıp ve infazların üstüne gitmekte kararlıdır!

Kimsesizler mezarlığına terk edilmiş kardeşlerimizi bulmak ve onlara kimsesiz olmadıklarını hatırlatmak hepimizin boynunun borcudur!

Sorumluları yargı önüne çıkarmak, kaybedenlerin kaybetmesini sağlamak herkese düşen bir görevdir!

Ali Uygur’un kişiliğinde kaybettiğimiz bütün kardeşlerimizi sevgiyle, olanca sıcaklığımızla anarken, onlardan bugüne kadar yapamadıklarımız için af diliyoruz!

Tarihsel sorumluluğumuzu üstlenerek söz veriyoruz!

Darbeciler ve işkenceciler bir gün mutlaka yargılanacak ve hesap verecektir!

Kaybedenler kaybedecektir!

Ali Uygur ölümsüzdür!

Mersin 78'liler Derneği

Ve ayrıca Sosyalistforumda yayınlanan "12 Eylül Teröristleri konusunda verilen işkenceci ve katillerin listesinde yer almaktadır pek namuslu ülkenin (Devletin) En namuslu bürokratı(!) http://www.sosyalistforum.net/gladio...oristleri.html
__________________
Bir yanımı öldüremezsiniz, O'da sattığım emektir.
O'na ihtiyacınız var sizin ve tüm insanlığın.

-----------------------------------------------------------------------------------------------
Sosyalistforum ; “Komünizm Kültürü ve Devrimci Dayanışma Platformu'dur, herhangi bir örgüt ya da partiyle bağı yoktur. Eşitlik, özgürlük, ortaklık, sınıfsız ve sömürüsüz bir dünya ortak değerlerimiz,yurdumuz ise bütün cihandır. Bu yüzden şoven, ırkçı, milliyetçi, militarist, dogmatik, cinsiyetçi ifadelere forumumuzda yer yoktur. Burjuvazinin “kutsalları”, burada geçersizdir.
che_1955 isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
che_1955 Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 6 Kisi:
Antares (02-09-2010), Ekim (03-09-2010), marenostrum_24 (29-01-2011), Namirın (02-09-2010), Sabri (03-09-2010)
Cevapla

Heberi Paylaş


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Konu Araçları
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Gökten bir elma düştü, biri Newton'un başına biri de Google'ın! Özgürlükateşi Tarihte Bugün 1 10-01-2010 12:04
Oya Baydar: Pavyondaki Namuslu Kadın mı? Lenin. Makaleler 0 06-07-2009 20:42
Namuslu İnsanlar Satın Alınamaz İntifada Güncel Haberler 1 16-12-2008 23:16
Selam ülkenin Umuduna sonuncukavga TKP/SİP 2 11-09-2008 05:34
Ülkenin insanlarından... Milis_ Mizah 0 16-04-2008 20:05


23:08



Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 ©2011, Crawlability, Inc.

1 ipucu