![]() |
| |||||||
| GLADIO - Kontgerilla Gladio ve kontrgerillanın dünyadaki ve ülkemizdeki tüm katliamları |
| |||
![]() |
| | | | Konu Araçları | Stil |
| | #1 (permalink) | |||||||||||
| İŞÇİ... |
![]() Günlük Hakan Öztürk Hanefi Avcı'yı nasıl bilirdiniz? Hanefi Avcı'ya CHP'den milletvekili olma teklifi götüren solcu Kültür Bakanı Fikri Sağlar, Emniyet Müdürü için: 'Ülkenin en namuslu bürokratlarından biri' tanımlamasını yapıyor. Çok beğenilen eski solcu bakanın yakıştırması bu. Ülkenin en namuslu bürokratlarından biri. Ne kolay kazanılmış, ne güzel bir unvan. 1 Temmuz 1980 tarihinde, Mersin-Adana tren yolculuğu sırasında gözaltına alınan Ali Uygur ve arkadaşları Mersin Emniyet Müdürlüğü'ne götürülür. Beraber gözaltına alındığı üç arkadaşı savcılığa çıkarılmasına rağmen Ali Uygur'dan haber yoktur. Ailesi ve arkadaşları Ali Uygur'un gözaltında kaybedilmesini engellemek için emniyete başvururlar, durumunu öğrenmek isterler. Annesine, emniyet müdürlüğü, 'Bizde yok ama inşallah ölmüştür' diye cevap verir. Anneye verilen cevaba bakınız. Yoldaşları Ali Uygur için eylemler yapmaya başlayınca, emniyet teşkilatı 'yer gösterirken kaçtı' açıklaması yapar. Meğer ne kadar kolay kaçılabiliyormuş devletten. Ali ile birlikte gözaltına alınan Haşim Arslan çıkarıldığı mahkemede, birlikte gözaltında kaldıkları Ali Uygur'un kafasına sert bir cisimle vurularak öldürüldüğünü söyler. Ali Uygur yoldaşımız işkencede katledilmiştir. O dönem gözaltına alınan devrimcilere gösterilen bir ayakkabı vardır. Ayakkabı gösterilerek 'Bu ayakkabının sahibini tanıyor musun?' diye soru sorulur. Gösterilen Ali Uygur'un ayakkabısıdır. Direnen devrimciler 'Senin de sonun Ali gibi olur' diye tehdit edilmektedir. Bu soruları soran vicdansız kimdir biliyor musunuz? Pek solcu eski Kültür Bakanı Fikri Sağlar'ın 'namuslu bürokrat' ilan ettiği, Hanefi Avcı. Mersin Emniyet Müdürlüğü'nde Devrimci Yol masası sorumlusu Hanefi Avcı. Şu namus düzeyine bakınız. Eli kolu bağlı, gözleri kapalı işkence gören insanlara öldürdüğü arkadaşlarının ayakkabısını gösterip, onları korkutmaya çalışan bir acuze. Yazarlık alanındaki yetenek ve yaratıcılığın aynısını işkencecilik alanında da göstermiş. Eski solcu, kolayca solcu, hep A kalitesi solculuk arayan solcu Ruşen Çakır ise şöyle buyuruyor: 'Gürkan Zengin dün Star gazetesinde 'Bazı adamlar, bazı isimler vardır, onların üzerine çamur yapışmaz. Ne yapsanız, ne etseniz o isimleri yıpratamazsınız. Bizim tanıdığımız Hanefi Avcı öyle bir adamdır. İşini iyi yapan, devlet aidiyeti kuvvetli ama bundan önce devlet telakkisi sağlam bürokratlardan biridir' diye yazdı. Belli bir süredir Hanefi Avcı'yı tanıyan biri olarak, ben de Gürkan gibi düşünüyorum.' Pek malumatfuruş Ruşen Çakır, Hanefi Avcı'nın işkenceci olduğunu bilmiyor mu acaba? Bilmemesine imkan yok. '1999'a kadar emniyetteki sorgu yöntemi işkenceydi' diye Hanefi Avcı'nın kendisi durumu itiraf ediyor zaten. Ey Ruşen Çakır bu adamı, bu kadar överken kalbinde bir şey seni hiç mi rahatsız etmiyor? Devrimci örgütlerin hatalarını konuşmaya gelince çok keskin ve eli bol olanların, devrimcilere işkence yapmış kişilere karşı bu kadar teveccüh göstermesi hakikaten şaşırtıcı. Hanefi Avcı'ya çamur yapışmazmış-mış. Bu ne sevgi bu, bu ne hürmet, bu ne bağlılık yahu. Solcu olmanın asgari ideallerine bu kadar bağlı olsan memleket kurtulurdu. Çamur değil çamur. İşkence. İşkence yapmış birisi o. Bunu zaten o da kabul ediyor. Onun ellerinde çamur olsa iyi, yoldaşlarımızın kanı var. İşkencecilerin pis kokusuna bu kadar çok alışan, Haliç kenarındaki Simon olma. Efendim ol kitapta, Hanefi Avcı örgüt üyelerinin, ortaya çıkmış genel karar ve kanaatlere sorgulamadan tabi olduğunu yazmış. Bundan çok müteessir olduğunu belirterek mevzulara dalmış. Devletin işkence yapılan mekanizmalarını yönetmiş adamı, örgüt içi işleyişleri sorguluyor. İşkencede direnmelerine saygı duydum ama karar alma süreçleri fevkalade antidemokratik şekerim! Hanefi Avcı'nın bu süreçte söylediklerinin ve yaptıklarının önemine bir diyeceğimiz yok. Bunların önemli ya da önemsiz olduğu önümüzdeki süreçte orayda çıkacak. Avcı'ya Mersin Emniyeti'nde komiserken 'gözaltında kaybolan' Ali Uygur'u hatırlatmayı ise vicdanı bir sorumluluk olarak algılıyoruz. 1980 yılının Temmuz ayında Devrimci Yol militanı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan ve sonra 'yer gösterirken kaçtığı' iddia edilen, işkence edilmiş bedeni Mersin Mezarlığı'nda bulunan Ali Uygur'u hatırlıyor mu 'Komiser Hanefi?' Ali Uygur öldürüldükten sonra sorgulanan diğer devrimcilere Ali'nin ayakkabılarını göstererek 'konuşun sonunuz Ali gibi olmasın!' dediğini hatırlıyor mu? Uygur ailesinin ve Mersin 78'liler Derneği'nin Hanefi Avcı ve dönemin bir diğer polis yetkilisi Ömer Güneş hakkında savcılığa suç duyurusu yaptığını biliyor mu? Şu 'Doğrucu Davut' 1980 li yıllarda Mersin Emniyet'inde görevliyken gözaltına alınan devrimcilere yaptığı 'uygulamaları' da anlatsa da memleket bir 'doğrucu' görse! Hanefi Avcı'yı herkes unutsa da Uygur ailesi ve devrimciler hiç unutmayacak! NÜKLEERE HAYIR DE Ali Uygur’un işkenceyle ölüme giden yolculuğu 1 Temmuz 1980 ‘de başlar. Tarsus’tan bindikleri trenden Pozantı’da indirilir ve gözaltına alınırlar Ali Uygur ve üç arkadaşı. Mersin Emniyet Müdürlüğü yetkililerine teslim edilirler. Diğer üç kişi bir süre sonra savcılığa çıkarılmasına karşın Ali Uygur hala gözaltındadır. Ailesi ve arkadaşları o sıralarda rutinleşen “gözaltında kaybolma” olaylarından endişelenerek savcılığa başvururlar, emniyet müdürlüğü yetkilileriyle görüşürler. Ali Uygur’un annesine klasik yanıt verilir. “Biz de yok! Ama keşke ölmüş olsa!” Devrimci yapıların ve işçi direnişlerinin güçlü olduğu dönemdir. Ali için Mersin ayağa kalkar. Pek çok fabrikada işçiler greve gider Ali’nin akıbetinin açıklanması için. Öğrenci eylemleri, basının ilgisi , duvar yazıları hep Ali içindir artık. “Ali Uygur Bulunsun” eylemleri o kadar artmıştır ki artık zorunlu bir açıklama yapılır… “Ali Uygur yer gösterirken kaçmıştır!” Nasıl oluyorsa onlarca emniyet görevlisinin arasından hem de kelepçeli olarak kaçmış olduğu söylenir Ali’nin! Ailenin ve arkadaşlarının kaygıları bu açıklama ile daha da artar. Araştırmalar yoğunlaştırılır ve Ali’nin işkence görmüş cesedi gazetecilerin ve mezarlık görevlilerinin de yardımıyla Mersin Kimsesizler Mezarlığı’nda bulunur! Ailenin yaptığı başvuru sonucu mezar açılır ve annesi teşhis eder Ali’yi. O dönemin Demokrat Gazetesi muhabiri (şimdi Mersin Gazeteciler Cemiyeti Başkanı) Vahap Şehitoğlu ve yine o dönemin Cumhuriyet Gazetesi muhabiri (şimdi Sun Tv Genel Yayın Yönetmeni) Ali Adalıoğlu da diğer gazetecilerle birlikte tanıklık ederler mezarın açılmasına. Ali ile birlikte gözaltına alınan Haşim Arslan ise çıkarıldığı mahkemede tanıklık yapmak istediğini söyler. Arslan, birlikte gözaltında kaldıkları“Ali Uygur’un kafasına sert bir cisimle vurularak öldürüldüğünü” söyler. Arslan’ı tanık yapmak yerine Sinop Cezaevi’ne sürgüne gönderirler. Ailenin suç duyurularına göstermelik soruşturmalar açılır. Ve hemen peşinden 12 Eylül Darbesi gelir. “Ali Uygur Dosyası” tozlu raflarda çürümeye terk edilir. Ali Uygur’la birlikte gözaltına alınanlara dönemin Siyasi Şube Komiseri Hanefi Avcı tarafından o unutulmaz soru sorulur: “BU AYAKKABININ SAHİBİNİ TANIYOR MUSUN?” Avcı, gözaltında direniş gösteren herkese “konuşmazsanız sonunuz Ali Uygur gibi olur, ayakkabılarınız burada kalır” der. Sonradan ülkenin en önemli polis müdürlerinden biri olan Avcı için ne yazık ki solcu(!) Kültür Bakanımız Fikri Sağlar “ülkenin en namuslu bürokratlarından biri” açıklamasını yapar. Derneğimiz ve Uygur Ailesi geçen yıl Hanefi Avcı, Ömer Güneş ve dönemin görevlileri hakkında yargılanmaları için suç duyurusu yapılmıştır. Maalesef başvurumuz “darbe döneminde bu olayın kovuşturulduğu ve görevliler hakkında takipsizlik kararı verildiği “ gerekçesiyle olumsuz yanıtlanmıştır. Ali Uygur’un gözaltında kaybedilmesi yıllardır süren ve hala da sürmekte olan faili meçhullerin, kayıpların, infazların küçük bir örneğidir. Ülkemizin demokratikleşmesini isteyen herkes buna karşı çıkmalıdır. Karşı çıkış süreci ise ancak sorumluların yargı önüne çıkarılması ile anlamlı olacaktır. Derneğimiz aradan yıllar da geçse her türlü kayıp ve infazların üstüne gitmekte kararlıdır! Kimsesizler mezarlığına terk edilmiş kardeşlerimizi bulmak ve onlara kimsesiz olmadıklarını hatırlatmak hepimizin boynunun borcudur! Sorumluları yargı önüne çıkarmak, kaybedenlerin kaybetmesini sağlamak herkese düşen bir görevdir! Ali Uygur’un kişiliğinde kaybettiğimiz bütün kardeşlerimizi sevgiyle, olanca sıcaklığımızla anarken, onlardan bugüne kadar yapamadıklarımız için af diliyoruz! Tarihsel sorumluluğumuzu üstlenerek söz veriyoruz! Darbeciler ve işkenceciler bir gün mutlaka yargılanacak ve hesap verecektir! Kaybedenler kaybedecektir! Ali Uygur ölümsüzdür! Mersin 78'liler Derneği Ve ayrıca Sosyalistforumda yayınlanan "12 Eylül Teröristleri konusunda verilen işkenceci ve katillerin listesinde yer almaktadır pek namuslu ülkenin (Devletin) En namuslu bürokratı(!) http://www.sosyalistforum.net/gladio...oristleri.html
__________________ Bir yanımı öldüremezsiniz, O'da sattığım emektir. -----------------------------------------------------------------------------------------------O'na ihtiyacınız var sizin ve tüm insanlığın. Sosyalistforum ; “Komünizm Kültürü ve Devrimci Dayanışma Platformu'dur, herhangi bir örgüt ya da partiyle bağı yoktur. Eşitlik, özgürlük, ortaklık, sınıfsız ve sömürüsüz bir dünya ortak değerlerimiz,yurdumuz ise bütün cihandır. Bu yüzden şoven, ırkçı, milliyetçi, militarist, dogmatik, cinsiyetçi ifadelere forumumuzda yer yoktur. Burjuvazinin “kutsalları”, burada geçersizdir. | |||||||||||
| | |
| che_1955 Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 6 Kisi: | Antares (02-09-2010), |
![]() |
| Heberi Paylaş |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Gökten bir elma düştü, biri Newton'un başına biri de Google'ın! | Özgürlükateşi | Tarihte Bugün | 1 | 10-01-2010 12:04 |
| Oya Baydar: Pavyondaki Namuslu Kadın mı? | Lenin. | Makaleler | 0 | 06-07-2009 20:42 |
| Namuslu İnsanlar Satın Alınamaz | İntifada | Güncel Haberler | 1 | 16-12-2008 23:16 |
| Selam ülkenin Umuduna | sonuncukavga | TKP/SİP | 2 | 11-09-2008 05:34 |
| Ülkenin insanlarından... | Milis_ | Mizah | 0 | 16-04-2008 20:05 |