Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu  

Ana Sayfa Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Go Back   Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu > SİYASET > GLADIO - Kontgerilla

GLADIO - Kontgerilla Gladio ve kontrgerillanın dünyadaki ve ülkemizdeki tüm katliamları


SOL RADYO
Sol Radyo
Get the Flash Player to see this player.


Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi Diyarbakır Tanrısı'nın Sureti : Esat Oktay Yıldıran
Cevaplar
1
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
15082
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Bookmark and Share LinkBack Seçenekler Stil
Alt 09 Kasım 2009, 19:56   #1
 
Kötü Örnek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 10 Temmuz 2007
Üye No: 4399
Mesajlar: 52
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 0 Kötü Örnek is on a distinguished road
Standart Diyarbakır Tanrısı'nın Sureti : Esat Oktay Yıldıran

Diyarbakır Cezaevi'nin "Allah"ı, mahkûmların kendi deyişiyle binbaşı Esat Oktay Yıldıran'dı. Yıldıran Diyarbakır Cezaevi'nde 7'nci kolordu komutanı Kemal Yamak'ın verdiği geniş yetkilerle cezaevi iç güvenlik komutanı olarak görev yaptı. Cezaevinde her zaman komando elbiseleri ve "Co" isimli köpeği ile dolaşıp akla hayale gelmeyecek işkenceler uygulayan Yıldıran'ın işkence tezgâhlarından Ahmet Türk, Celal Paydaş, Mustafa Çakmak, Orhan Miroğlu, Selim Çürükkaya, Şükrü Gülmüş, Nurettin Yılmaz gibi sonradan milletvekilliği yapacak olan bir çok isim de geçti.

34 MAHKUM ÖLDÜ

Mahkûmları hücrelere sıkıştırmak, üzerlerine lağım suları dökmek, kimi mahkûmlara fare ve insan dışkısı yedirmek Yıldıran'ın en sevdiği işkence metotlarıydı. Yıldıran'ın uygulamalarına karşı koyan mahkûmlar, ölümün bir kurtuluş olduğunu düşünüyordu. Cezaevinde yaklaşık 34 mahkûm öldü. Bunlar arasında 16 mayıs 1982 tarihinde Ferhat Kurtay, Necmi Öner, Mahmut Zengin ve Eşref Anyık kendilerini yakarak hayatlarına son verirken, Mazlum Doğan, Kemal Pir, Bedii Tan, Necmettin Büyükkaya, Remzi Aytürk gibi isimler ya kendini astı, ya açlık grevinde ölda ya da tekme ve yumruklarla öldürüldü.

1988'DE ÖLDÜRÜLDÜ

Yıldıran 22 Ekim 1988 tarihinde, İstanbul Kısıklı'da bir belediye otobüsünün içinde, kafasına sıkılan üç kurşunla öldürüldü. Tetiği çeken kişi tetiği çekmeden önce Yıldıran'a, cezaevindeki işkence mağdurlarından olan ve ölüm orucunda yaşamını yitiren, "Laz Kemal" olarak bilinen Kemal Pir'in selamları olduğunu söyledi. Yıldıran'ı öldüren kişi olarak, sonradan itirafçı olacak olan Alaattin Kanat'ın ismi geçerken, kendisi de cezaevinde işkence gören Selim Çürükkaya ise gerçek katilin o olmadığı görüşünde. Esat Oktay Yıldıran'ın işkencelerinden kurtulan kişilerin bir kısmı daha sonra soluğu yurt dışında alacak ve PKK'nın ana gövdesini oluşturacaktı.

Diyarbakır Cezaevi, adını 12 Eylül 1980 ihtilalinden sonra yaşanan korkunç işkenceler ile duyurdu. Öyle ki The Times gazetesi tarafından 29 Nisan 2008'de 'Dünyanın en kötü 10 cezaevi' içerisinde gösterildi. Cezaevi'nin binlerle ifade edilebilecek kadar mağduru var. Cezaevi mağdurları bir süre önce internet üzerinden haberleşerek o günleri kamuoyuna duyurabilmek için bir site kurdu.

"KENDİNİ TANRI SANIRDI"

Cezaevinde yapılan işkencelerin süre ve içerik olarak yoğun biçimde yaşandığı, sınırı olmadığı biliniyor. Cezaevinin en tanınmış işkencecisi olarak ise yüzbaşı Esat Oktay Yıldıran gösteriliyor. Köpeği 'Co' ile anılan Yıldıran için o dönem cezaevinde yatanlar, "Kendini Tanrı sanırdı. Güç ile her şeyi yapabileceğine inanırdı" ifadelerini kullanıyor. "Cezaevinin baş celladı" olarak gösterilen Yıldıran'ın, dönemin 7. Kolordu Komutanı Korgeneral Kemal Yamak ile birlikte Kıbrıs'ta görev yaptığı biliniyor. Yıldıran tarif edilirken, "40 veya 42 yaşlarında, kumral orta boylu bir adamdı. İnsanlara işkence yaptırmaktan zevk alırdı" deniliyor. Esat Oktay Yıldıran'ın Diyarbakır Cezaevi'nde görev yaptığı dönemin, Türkiye cezaevleri tarihinin en karanlık dönemi olduğuna dikkat çekiliyor.

TANIKLAR ANLATIYOR


Yıldıran'ın Diyarbakır Cezaevi'nde suçlu-suçsuz, örgüt mensubu-sempatizan ayrımı yapmadan insanları ağır işkencelerden geçirmesinin, 1984'te ortaya çıkan PKK'nın büyüyüp gelişmesinde büyük etki yaptığı iddia ediliyor. Dönemin canlı tanıkları, o günleri şöyle anlatıyor: "Koğuşlardan hücrelere alınan mahkûmlar, demirlere bağlanarak, kalaslarla, zincirlerle ağır işkencelere maruz kaldı. Bu uygulamalarda mahkûmların çoğu kan kusuyordu. İşkence sahneleri diğer mahkûmlara da izletiliyor, bu görüntülere dayanamayıp başlarını çevirenler işkence sırasına alınıyordu. Bazı mahkûmlar işkencelere dayanamayarak intihar ediyordu. Mahkûmlar hücrelere sıkıştırılıyor, üzerlerine lağım suları dökülüyor, koğuşlarda kimi mahkûmlara fare ve insan dışkısı yediriliyor, koğuşlarda birbirine tecavüz etmeleri için işkence yapılıyordu. Ölüm orucu ve diğer direnişlerde bulunan tutuklu ve hükümlüler, ölümü kurtuluş olarak görüyordu." Yüzbaşı Yıldıran'ın cezaevinde işkence uyguladığı kişiler arasında Ahmet Türk, Celal Paydaş, Mustafa Çakmak gibi isimler de bulunuyordu. Bu kişilerden, 12 Eylül öncesi CHP Mardin Milletvekili olan Türk, halen DTP Eşbaşkanlığı görevini sürdürürken, 15'inci dönem CHP Şanlıurfa Milletvekili Celal Paydaş, gördüğü işkencelerin etkisi sonucu kalp krizi geçirerek 13 aralık 1988'de henüz 48 yaşında yaşamını yitirdi. Bir dönem Adalet Bakanlığı görevinde de bulunan Adalet Partili (AP) Mustafa Çakmak ise cezaevinden çıktıktan sonra bir daha siyasete dönmedi. Çakmak, 2005'te hayatını kaybetti.

"DAĞA ÇIKARDIM"

Diyarbakır Cezaevi'nin mağdurlarından biri de eski Mardin milletvekillerinden Nurettin Yılmaz'dı. Yılmaz, yıllar sonra bir röportajında o günlerden söz ederken, "Diyarbakır Askeri Cezaevi Komutanı Binbaşı Esat Oktay Yıldıran, eliyle koğuşları göstererek 'binleri kuzu gibi ıslah ettik' dedi. 'Tam tersine, hepsini patlamaya hazır birer bomba haline getirdiniz' diye karşılık verdim. Eğer evli, 7 çocuk babası olmasaydım, sorumluluklarım olmasaydı, bekâr olsaydım Diyarbakır cezaevinden çıkınca elime silah alıp dağa çıkacaktım." diyordu. Diyarbakır Cezaevi'nin en bildik konuklarından biri de kuşkusuz, işkence sırasında insan dışkısı yedirildiği için dişlerini çektiren Diyarbakır'ın köklü ailelerinden birine mensup işadamı Felat Cemiloğlu'ydu. Hasan Cemal'in "Kürtler" kitabına da konu olan Felat Cemiloğlu, cezaevi günlerini anlatırken, Esat Oktay Yıldıran'ın 'Co' isimli köpeğine tekmil verdiklerini ifade etti. Cemiloğlu bu konuyu anlatırken, "Co'nun karşısında, 'Felat Cemiloğlu, Diyarbakır, emret komutanınım' tekmilini çok yüksek sesle ve topuk sesiyle veriyorduk, Co tekmili beğenmezse havlıyordu ve Co'yu memnun edemediğimiz için cezalandırılıyorduk." İnsan dışkısı yedirildiği için dişlerini cezaevindeki arkadaşına iple çektirdiğini de kaydeden Cemiloğlu, bu olayı anlatırken şöyle diyordu: "Tek ayak üstünde, duvar dibinde duruyorum. Ceza! Ama bir süre sonra yoruluyorum. Ayağım düşüyor yere, tutamıyorum. Emre itaatsizlik! Cezası: Duvarin dibinde, kanalizasyonun kapağını kaldırdılar, bir avuç bok alıp ağzıma attım. Sonra ağzımda pislik hazır ola geçtim, öylece duruyorum. Kıpırdamak yok. Temizlemek yok. Yere tükürmek yok. Öylece ağzın kapalı, kımıldamadan ayakta, hazırolda bekliyorsun. Bir süre sonra bıraktı, içeri girdim. Elazığlı arkadaş, ismi Ramazan. Allah razı olsun, bazı dişlerimi iple çekti. Çünkü temizleyemedim dişlerimi... Altın kaplama olan iki dişten birini cebine attı, birini bana verdi hatıra olarak. Hapisten çıktıktan sonra ilk işim dişçiye gidip takma diş yaptırmak oldu."

"EBU GARİP GİBİYDİ"

Belediye İş Sendikası Diyarbakır Şube Başkanı Vezir Perişan, Diyarbakır Cezaevi'nde işkencenin baş sorumlusunun yüzbaşı Esat Oktay Yıldıran olduğunu belirterek, "Irak'ta yaşanan Ebu Garip vahşetini o dönem biz Diyarbakır'da yaşadık" diyor. 12 Eylül darbesi öncesinde Diyarbakır'da İşçi Partisi'ne üye olduğunu, siyasi çalışmaları nedeniyle tutuklanarak 2.5 yıl hapis cezası aldığını ifade eden Perişan, yaşadıklarını şöyle anlatıyor: "Cezaevinin koridoruna bizi çıkarıyorlardı. Karşılıklı durduğumuz arkadaşlarımıza tokat atmamızı istiyorlardı. Biz bunu yapmayınca ağır işkencelere maruz kalıyorduk.

Nevzat Çiçek
Kötü Örnek isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10 Kasım 2009, 14:33   #2
 
devrim yolunda - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyeliği durduruldu
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 28 Nisan 2008
Üye No: 7781
Mesajlar: 1.612
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 0 devrim yolunda is on a distinguished road
Standart Cevap: Diyarbakır Tanrısı'nın Sureti : Esat Oktay Yıldıran

Unutturmamak gerekiyor!
devrim yolunda isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Kapalı


“Hukuk, iktidarın fahişesidir”
Şu Anki Zaman: 13:03.


Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.6.1