![]() |
| | #1 (permalink) |
| Üye | ![]() ![]() ![]()
__________________ PARTİZAN Konu PARTİZAN tarafından (18-08-2008 Saat 19:40 ) değiştirilmiştir.. |
| | |
| GUERİLLERO Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 17 Kisi: |
| | #4 (permalink) |
| Aktif Üye Üyelik tarihi: Jul 2007
Üye No: 319
Bulunduğu yer: Kavgamızın şehrinden
Mesajlar: 416 Tesekkür: 333
199 Mesajina 405 Tesekkür Aldi
| Tarih, kendini halka adayıp egemenlerce öldürülenlerin, ezilen kitlelerce “efsanevi” kahraman olarak algılandığı, üzerine destanlar düzenlendiğine tanıktır. Seyit Rıza, bu efsane kahramanlarından biridir. Dersim, denince Seyit Rıza akla gelir. Seyit Rıza; ezilen, horlanan, dışlanan, hak hukukun sıfırlandığı, güçlünün güçsüzü hakladığı, eşkıyanın kol gezdiği, perişan, korumasız bir Dersim bilgesi. Bu bilgelik okuyup yazan, demokratik ilkeler üreten bir bilgelik değil. Yönetilemeyen, düşkün, dardaki insanlarına el uzatan, incitmeyen, hak hukuk gibi insanlık kokan yararlı sözler eden, lokmasını paylaşan, yaralara merhem süren, çaresizi gözleyen, derin suların geçidini gösteren, her ezilmişe kulak kesilen, birlikte olan bir bilgelik. Seyit Rıza; ezilmişlerin umut dünyasını süsleyen “Kaf Dağı”nın bir devi. ...”.büyük bilge diyor ki: bizim dağlarımız yalçın yaylalarımız yüce / kayalarımız sarp uludur meşelerimiz / nar yürekli yiğitlerle doludur köşelerimiz...”. “Yolsuzluğu” hüner sayan yöneticiler, halk öncülerine karşı savaşımını abartılı yürütür. Seyit Rıza o zamanki hükümetçe, “ele avuca sığmayan, etken, tehlikeli, bir asi lideri” olarak tanıtılıyor. Aşiret sisteminde “aşiret liderliği” nesnelden çok sayısal güce dayanır. Özellikle Dersim gibi bir aşiretler beldesinde tüm aşiretlerin peşinde gideceği, bir lider olmak olanaksız. Seyit Rıza ancak dürüst bir “Rehber”. 1914’te Anadolu’yu paylaşmaya başlayan emperyalist devletlere, sessiz kalan Osmanlı yönetimine karşı Koçkiri’de baş kaldıran Alişer ile Nuri Dersimi, yenilgi sonrası Dersim’e sığınır. Önemli aşiret ağaları ilgilenmez. Seyit Rıza Dersim aşiret geleneğini sürdürerek korumasına alır ve sonuna dek, kellesi pahasına korur ve İlk devre TBMM’ni reddeder. Bu iki neden Seyit Rıza’yı hedef seçmeye yeter. Yabancı devlet sefirlerine gönderilen İngilizce- Fransızca mektup ve mektuptaki diplomatik incelikler Seyit Rıza’ya yüklenir. Oysa bunları yazan ve gönderenlerin, Alişer ve Nuri Dersimi’den başkası olmadığını biliyorlardı. Nuri Dersimi ;”Babamın medresesinde okumuş” diyorsa da yakınları “Seyit Rıza’nın Okuma yazmasının olmadığını ve kendini ifade edecek kadar Türkçe bilmediğini” söyler. Ne ki Dersim coğrafyasında: ... dostluğun- cömertliğin mertliğin- dürüstlüğün aşiretleştiği yiğitliğin sertleştiği hakça paylaşımın - dostça bölüşümün bilinçleştiği çetin direnişlere eşkıya / dersim ....ve kayalara çarpan su / aydınlığı yansıtan doruk özgürlüğün koyağındaki yürek yaşam suçlusu hepsi bu Bilinçsizliğin yıkım dünyasında, dönen çarkın keskin dişleri , Dersim yaşamını öğütür, türküleştirir: bir coğrafya ki ezelden zulmün tetik eri bir can ki doğmadan tüm suçluluğu belli bir halk ki oku namluların ucunda gerili bir inanç ki Arap şeriatında bulunmaz yeri ne 38 harekatında ne (f) tipi hücrede tükendi ne yıllar yılı gıda ambargosundan yıldı ne pir sultan coşkusundan geri kalmasını bildi ne yasak/açlık / sürgün/ kurşun önünde eğildi Seyit Rıza, ne Alişer gibi şair, sanatçı, diller bülbülü; ne de Nuri Dersimi gibi ırk ideolojisine sahip, O bir rehberdir yol gösterir. Kendini savaş içinde bulur. Başına toplar yağar. Yoğun bir çatışmadan sonra barış görüşmelerine katılmak için çağrıldığı yolda, (5 Eylül 1937 de) tutuklanır. Elazığ’a getirilerek “sözde” yargılanır. Bu hukuk dışı yargılanmayı ve idamını sağlamak için hükümetçe gönderildiğini söyleyen İhsan Sabri Çağlayangil’in Cumhuriyet idaresine yakışmayan, talihsiz açıklamasını, anılarından birlikte okuyalım: ”...Seyit Rıza ve çevresi yakalandı. Mahkemeleri sürüyor.İşte bu sırada ******* ..Elazığ’a gelecek. Kara yoluyla Murat suyu üzerinde yeni yapılan Singeç Köprüsü’nü açmaya gidecek. Emt. Gnl. Müdürü Şükrü Sökmensuer Bey, bana diyor ki Dersim hareketi bitti. Beyaz donlu altı bin doğulu Elazığ’a dolmuş. *******’ten Seyit Rıza’nın bağışlanmasını isteyecekler. Beyaz donluların *******’ün karşısına çıkmasına meydan vermeyelim. ...bizden istenen *******’ün karşısına Beyaz Donlular çıktığı zaman iş işten geçmiş olsun....Trenle Elazığ’a vardım Emniyet Müdürü İbrahim Bey’e gittim Savcı için ,”kural dışı bir şey yapmaz, mümkün değil “dedi. Savcıya gittim... Ben mahkemeleri etkileyemem” dedi. Oysa biz mahkemenin kararını *******’ten evvel vermesini ve geldiğinde Seyit Rıza meselesinin kapanmış olmasını istiyorduk. Ben bunu hal etmek için Hükümet tarafından gösterilmiştim. Savcı vekili hukuktan sınıf arkadaşımdı. Bana ” valiye söyle bu savcıya rapor alsın, gitsin ,ben istediğini yaparım”..Savcı rapor aldı. Arkadaşım vekil olarak savcının yerine geçti. Mahkeme hakimini evinde buldum ...Abdullah Paşa Sıkıyönetim Kumandanı olarak kararı tasdik edecek. O da,”Yukarıdaki karar tasdik olunur” demiş, basmış boş kağıda imzasını.. Yukarıya “Abdullah Paşanın idami “diye yazsanız kendisi asılacak dedim. Hakim, kaç kişi asılacak onu karardan önceden söyleyemem” dedi Ama akledi : Savcı 27 kişinin idamını istedi.” Biz ona göre mi hazırlığımızı yapalım”? Bilmem dedi. Türkiye Cumhuriyetinin uzun sure Dış işleri Bakanı olan E.Sabri Çağlayangil, bu inanılmaz vahşeti ve hileli idamı söyle sürdürüyor: Biz Seyit Rıza’yı aldık. Otomabilde benimle polis Müdürü İbrahim arasına oturdu. Jip jndarma karakolunun yanındaki meydanda durdu. Seyit Rıza , Sehpaları görünce durumu anladı. bana döndü: -Sen Ankaradan beni asmak için mi geldin? Bakıştık, ilk kez, idam edilecek bir insanla yüz yüze geliyorum . Bana güldü. Savcı, namaz kılıp kılmayacağını sordu. İstemedi. Son sözünü sorduk - Kırk liram ve saatım var, oğluma verirsiniz dedi. Bu sırada Fındık Hafız asılıyordu. Asılırken iki kez ip koptu. Ben Seyit Rıza görmesin diye pencerenin önünde durdum, Fındık Hafızın idamı bitti. Seyit Rızayı meydana çıkardık Hava soğuktu ve etrafta kimseler yoktu. Ama Seyit Rıza, meydan insanla doluymuş gibi sesizliğe ve boşluğa hitap etti: - Evladı Kervelayme, Be gunayime, Ayvo Zulumo, Cinayeto! (Evlad-ı Kerbelayız, günahsızız, ayıptır, zulümdür, cinayettir.) dedi Benim tüylerim diken diken oldu. Bu yaşlı adam rap rap yürüdü çingeneyi itti. İpi boynuna geçirdi. Sandalyeye ayağıyla tekme vurdu, infazını gerçekleştirdi. Oğlu yaşındaki bir subayı öldürecek kadar katı yürekli bir insanın bu mukadder akibetine acımak zor. Ama ihtiyarın bu cesaretini takdir etmekten kendimi alamadım. Asabım çok bozuldu.Em. Md. ne; Ben üşüdüm, otele gidiyorum dedim” *** S. Rıza, idam edilmeyecek yaşta. Muhundulu tanık Seyit Uşen, yaşını belirler. Duruşma yargıcı Seyit Rıza’ya” ne dersin” diye sorar. S. Rıza, 'ne denir hakim bey tanık büyük oğlumdan iki yıl küçük'. Ne yapalım ki Dersimli olmanın kaderi Abdullah Paşadan önce tayin edilmiş, sonrakilere kolaylık olsun diye boş kağıda “ yukarıdaki karar tasdik olunur” diye yaşamları kirletilmiş. *** 1937 baharında askeri operasyonlar sırasında Seyyid Rıza'nın oğullarından Bra İbrahim arabuluculuk için gittiği Elazığ dönüşünde, İstihbarat şefi Binbaşı Şevket'in adamları tarafından öldürüldü. Bunun üzerine Türk yetkililere başvuran Seyyid Rıza oğlunu öldürenlerin kendisine teslim edilmesini istedi. Ancak bu talebi kabul edilmedi ve çatışmalar yeniden başladı. Eylül 1937'de Kürt kaynaklarına göre hükümet yetkilileriyle görüşmek üzere Erzincan'a giden Seyyid Rıza tutuklandı. Yeni Genel Müfettiş İzzettin Paşa kendisine Seyyid Rıza olup olmadığını sorduğunda "Ben Dersim'li Rızo'yum" dedi, "Dersim'de her meşe altında ve her dağ başında binlerce Rızo vardır. Şu halde siz hangi Seyyid Rıza'yı soruyorsunuz?" 14 gün süren mahkeme sonunda ölüme mahkum oldu. 18 Kasım 1937'de, aralarında oğlunun ve kardeşinin de bulunduğu toplam 11 kişi Elazığ'ın Buğday meydanında idam edildi. İdamdan sonra cenazeleri darağaclarından indirilerek Elazığ sokaklarında halka teşhir edildikten sonra yakıldı...Ben sizin yalan ve hilelerinizle baş edemedim, bu bana dert oldu. Ama ben de sizin önünüzde diz çökmedim bu da size dert olsun! SEYİT RIZA
__________________ ZAFERE KADAR SÜREKLİ DEVRİM! Yaşasın Uluslararası İşçi Birliği! Yaşasın Dördüncü Enternasyonal! |
| | |
| Ernesto Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 11 Kisi: | dersimli62 (22-11-2008), dersimLiDuygu62 (01-09-2008), |
| | #6 (permalink) |
| Aktif Üye | ![]()
__________________ aLaca şafağıN kızıLınDayız yiNe.. umuDa gebeDir biR yanıMız.. biR yanıMız iHaneTin kahPe pusuSunDa vuruLmuşTur.. öBür yanıMız yiTik sevDaLarın göLgesinDe çaREsiz kaLmışTır.. yüreğiMizDe suskunLuğa müebbeT yemiş.. diLimize akaN tek söz ''OY ÖLÜM SENDE ÖLESİN.....'' umuDun adını haykırıyor dillerimiz..!!! |
| | |
| miLitan_kız Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 5 Kisi: | Dersim34 (06-10-2008), dersimli62 (22-11-2008), dersimLiDuygu62 (01-09-2008), Mevzi (26-09-2010), STALİN (21-01-2009) |
| | #7 (permalink) | ||||||||||||||||||||||
| Üyelik tarihi: Aug 2008
Üye No: 11188
Bulunduğu yer: İzmit
Mesajlar: 12 Tesekkür: 11
2 Mesajina 4 Tesekkür Aldi
|
Yorumuna katılıyorum heval biji seyid rıza | ||||||||||||||||||||||
| | |
![]() |
| Heberi Paylaş |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Bayramda tutuklu gazetecileri unutmayalım | Bome_Munzur | Politik Gündem | 0 | 07-09-2010 13:26 |
| 03 ekim 1980/işbirlikçileri unutmayalım.... | Ekim | Kapitalizm ve Devlet | 0 | 14-02-2010 00:20 |
| Ağlamak İstiyorum Seyit RIZA/Ekim_Arat | ekim_arat | Makaleler | 0 | 16-11-2009 17:44 |
| unutmayalım! | HERNEYSE | Tarihte Bugün | 2 | 19-09-2008 16:09 |
| Seyit SAATÇİ | ekliptik80 | Karikatürler | 2 | 20-08-2007 15:21 |