Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu  

Ana Sayfa Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Go Back   Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu > ULUSAL SORUN VE DEVRİM > Etnik ve Dinsel Kimlikler Sorunu


SOL RADYO
Sol Radyo
Get the Flash Player to see this player.

BS Militanlarına Karşı Kürt Savaşçıları Ön Saflarda Yazımızı Okumak İçin Tıklayın

Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi ERDOĞAN ÇINAR’IN ALEVİLİK ÜZERİNE TEZLERİ VE TEZLERDEKİ BOŞLUKLAR
Cevaplar
8
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
4795
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Bookmark and Share LinkBack Seçenekler Stil
Alt 09 Şubat 2011, 23:49   #1
 
NADİR ÖZKAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 31 Aralık 2007
Üye No: 4642
Bulunduğu yer: HATAY
Mesajlar: 277
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 0 NADİR ÖZKAN is on a distinguished road
NADİR ÖZKAN - MSN üzeri Mesaj gönder
Thumbs down ERDOĞAN ÇINAR’IN ALEVİLİK ÜZERİNE TEZLERİ VE TEZLERDEKİ BOŞLUKLAR

ERDOĞAN ÇINAR’IN ALEVİLİK ÜZERİNE TEZLERİ VE TEZLERDEKİ BOŞLUKLAR


Erdoğan Çınar’ın Alevilik üzerine tezleri bütün olarak Aleviler üzerinde belirgin bir etki bırakmış durumda. Epey bir süredir de tartışılmakta. Alevi camiası içerisinde ciddiye alındığı bir gerçektir. Zira ciddiye alınmayan bir tezin tartışılması olanaksızdır. Kendi çapında Aleviliğin bilinmeyen, kökenlerine ilişkin boşlukları doldurmaya çalışmış ve yine kendince de bu boşlukları kanıtlarla bütünleştirmeye çalışmış olmakla birlikte Aleviliği tanımlamada yine ciddi tarihsel, kimliksel boşluklar bıraktığı da bir gerçektir.


Bir kez Alevi isimlerinden başlayarak bir Yunanlaştırma, Bizanslaştırma olmakla ve temellerini de bundan eskilere dayandırmakla birlikte- zira kendi ifadesi ile kadim bir topluluktur Aleviler, Aluviler- , bu topluluğun kimliksel olarak hangi kavime ait oldukları, dinsellikleri ve etnik kökenleri ile ne gibi bir ilişki biçiminde var oldukları net bir biçimde anlatılmamıştır. Doğal olarak bu bir tarih tezi anlamında ciddi bir boşluk ve eksikliktir bize göre. Zira bir topluluğun tarifinde temel etnisite tarihsel bir topluluğu bir araya getiren temel bir öğedir. Etnisite ile temellendirilmeyen- bunu kafatasçılıktan ayırmak gereklidir, zira sözünü ettiğimiz bir geçmiş, gelecek kültür birliği temelindedir bizimkisi; ırkçı-faşist anlamıyla asla değildir- bir topluluğun varlığına inanmak kesinlikle inandırıcı değildir.

Türk müdür, Kürt müdür, Rum mudur, başka bir etnik temel midir? Bu sorunun net bir yanıtı yoktur Erdoğan Çınar’da. Zira dinsel nitelikleri, yaşama, varlığa farklı bir temelde bakılması demek olan Alevilerin bir etnik kimlik özelliğimidir bu sadece? Yoksa bu yaşama bakış açısını etkileyen yapı, etnik olmayıp sadece dinsel temelli bir yerde mi durmaktadır? Alevilik bilindiği gibi sadece bu topraklar üzerinde sadece Kürtler, Türkler vs anlamında bakılsa bile ikili bir etnik temele dahildir. Buna Dersim özgülünde Zazacılığı da eklersek en az üç etnik temelli bir yerdedir.

Bu anlamda etnik bir ortak temeli yoksa Alevilik, o halde dinsel bir yorum, mezhebi bir yorum ya da bu topraklara özgü olan egemen olana isyanın bir biçimi midir? Ya da Erdoğan Çınar’ın tezlerine göre ta İngiltere, İskoçya’ya kadar Aleviler tarihte var olmuşlar, yok edilmişler, Hıristiyanlığa isyan etmişler ve mücadele etmişler. Ve de kimi yerlerde Beylikler tarzında egemen bile olabilmişler. Fakat bu kadar geniş bir etnik temelli bir yapının hangi içsel temele dayandığını net bir biçimde söyleyememek anlaşılır mıdır acaba?

Diğer yandan Alevi nefesleri, sözlü geleneği üzerinden dinsel, yaşamsal olarak egemen olan topluluklardan farklı olan ve de Anadolu dahil bölgede onlarca isyana temellilik etmiş bu bastırılmış topluluk sadece tarihte Divriği bölgesi dışında bir iktidar etme durumunda nasıl olamamıştır? Madem sürekli bir ilişki ağları, kendilerini bir araya getiren öğelere bu kadar sadık, hatta yer yer kendini egemenlerden gösterme gibi Sabetayizme özgü bir yola da girmiş olsa bile uzun yüzyıllar boyunca sadece birkaç on yıl dışında nasıl iktidar olamamıştır? Bunu baskı, asimilasyon, yok edim, işkence vs gibi birçok halka uygulanmış gerekçelerle anlatmak gerçekte yeterli gelebilir mi acaba?

Asimilasyon, sindirme, baskı-şiddetle kendini gizlemeye zorlama gibi genel egemen iktidarlara rağmen onlarca ulusal, dinsel, mezhebi vs öğe ortadan kaldırılamamıştır. Örneğin Aborjinler, Kızılderililer, Kürtler vs gibi. Bu anlamda bu tarih tezinin yukarıda saydığımız boşluklarının temelidir. Kendileri değil de, başkaları mı hiç mi yazmadılar bu kadim halk hakkında? Mesela Kürtler açısından sorunu düşündüğünüzde, Kürtlerin tarihini de kendilerinden önce Avrupalılar vs yazmış ya da Osmanlı da yazmıştır tarih kitaplarında, kayıtlarında; her ne kadar bu kaynaklar Cumhuriyetle birlikte resmi bir tarih tezi oluşturmak adına yok edilmişse de Kürtler ve tarihsel kimlikleri bugüne kadar geldiği gibi, son isyanları da orta yerdedir.

Ama diğer yandan tarihsel kadim bir halktan sadece Erdoğan Çınar ya da sınırlı birkaç kaynak mı söz edecektir? Söz etmiştir? Avrupa, Afrika, Asya, Amerika kıtasından hiç mi gerçek bir tarihçi yok, Erdoğan Çınar tezlerini destekleyen? Zaten Erdoğan Çınar kimliksel boşluğu dolduramadığından dolayıdır ki; tezinin ana boşluğunu sözlü gelenek ile yaşam biçimi- tarzı-dinsel inanç ve yaşama bakış açısını sürekli öne çıkararak örtmeye çalışmıştır.

Aleviliğin farklı, özgün, dünya ile ötesi arasında kendine has düşünsel-eylemsel alanda olduğu; ne bir dine, ne bir mezhebe vs ait olarak darlaştırılamayan çerçevesinin ısrarla bir yerlere çekilip uzatılarak, tarih tezleri ile desteklemeye çalışıp onu tamamen soyut bir zemine sokulması; aynen egemenlerin Aleviliği asimilasyon çabalarının kendisi kadar etkili olacağı açık değil midir? Zira sözünü ettiğimiz çelişkiler, sınıfsal, ulusal, dinsel, mezhebi, bölgesel vs hangi çerçeve içerisine sıkıştırılmak istenirse istensin; neticede Aleviliğin zarar göreceği, Aleviliğin kendine has yapısını bozacağı açıktır.

Örneğin son yıllara özgü bir Dersimcilik peyda oldu. Kimi şahıslar ve çevreler Dersim’i ısrarla kimi özgünlüklerinden kaynaklı olarak farklılaştırmaya, etnik-mezhebi vs merkez almaya çalışmaktadırlar. Onlara bakılırsa bu özgünlükler Dersim’i farklı bir etnik-dini temele dayandırmak için yeter de artar bile. Aynı mantığı Erdoğan Çınar’da da görmek olasıdır.

Oysa insanları, insanların yaşam biçimlerini mevsimler, gece ile gündüz, iklimi, coğrafi özellikler vs gibi tonlarca olgu bile etkilemektedir. Örneğin Amerika’da yaşayan İngiliz kökenliler ile İngiltere’de yaşayanlar ya da birçok başka ulus ya da dinsel kökenden çoğaltılabilir. Örneğin Aleviliği sadece Ali yandaşlığına indirgeyen anlayışın Anadolu’daki bir Alevi ile İran Şiasını yan yana getirdiğinde ortaya çıkan sonuç ne oluyor?

Erdoğan Çınar’ın niyetinden bağımsız olarak ortaya koyduğu tezleri elbette incelemeye değerdir. Okunmaya mutaftır. Ama eleştirel bir gözle, bir bakış açısı ile. Zira Aleviliğin kökenleri, temelleri, ritüelleri, yaşam biçimi, dine bakış açısı, insani özelliklerinin hala açıklanması gereken boşlukları olduğu açıktır. Erdoğan Çınar’ın tezlerine bu anlamda bakılırsa bir ön açıcı, bir perpektif sunucu, alternatif bakış açılarına ışık tutması bakımından değerli olduğu kesindir. Ama bu bakış açısını egemen kılıp, diğer anlayış ve bakış açılarını güdük kılma ne Erdoğan Çınar’ı büyütür; ne de Aleviliği darlaştırır.

Neticede Aleviliğin tartışılması gereken birçok sorusu vardır kafalarda. Tarihçilerden sosyologlara, Etimolojistlerden gerçek din bilgisine sahip olanlara vs kadar çok geniş çerçeveli sorularına elbette zamanla yanıtlar bilimsel bir tarzda verilecektir. Zira Aleviliğin kimliksel olarak kendini açıktan ifade etmesinin ve mücadelesinin bu soruları da kışkırttığı gibi, ikili etki-tepkinin de sorulara yanıt bulacağı anlaşılırdır.


22.10.2010



NOT: Bu yazı Erdoğan Çınar’ın bu konudaki tezlerinin tüm kitapları üzerine topluca yazılmıştır. Zira alıntılamayı sevmeyip, gerekli görmedikçe kullanmayan birisi olduğumuzdan ayrıntılara girmeden işin özünü kaçırmadan, boşluğun kendisi üzerine soru işaretleri tutmak, bilimsel kuşkuculuğu esas alarak parmak basmak amaçlı kaleme alınmıştır makale. Makalenin amacı Erdoğan Çınar ya da önemli bir tarih tezini bir tarihçi edası ukalalığı içinde yargılamak değil; tam tersine bir toplumsal kesim açısından sunulan tezin sınıfsal, ulusal, dinsel, bilimsel olarak anlaşılması, gerçeklerinin ortaya konmasında bizce eksik gördüğümüz olguları sunmaktır. Bir makaleye sığmayacak bir tez eleştirisi değil yapmaya çalıştığımız. Sadece kendi çapımız, algımız, bilgimiz dahilinde sorular sormak, bilimsel açıklamalar getirmeye dönüktür çabamız. Dileriz anlaşılırız.




Mahmut Halil CAN ( Sendiren )
__________________
DOĞRUYU BULMAK ZEKA VE BİLGİ MESELESİNDEN ÇOK KİŞİLİK VE AHLAK SORUNUDUR...
NADİR ÖZKAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 26 Nisan 2011, 17:34   #2
 
Urma_dem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyeliği durduruldu
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 16 Kasım 2008
Üye No: 14909
Mesajlar: 99
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 0 Urma_dem is on a distinguished road
Standart

Alıntı:
NADİR ÖZKAN Nickli Üyeden Alıntı
Türk müdür, Kürt müdür, Rum mudur, başka bir etnik temel midir? Bu sorunun net bir yanıtı yoktur Erdoğan Çınar’da. Zira dinsel nitelikleri, yaşama, varlığa farklı bir temelde bakılması demek olan Alevilerin bir etnik kimlik özelliğimidir bu sadece? Yoksa bu yaşama bakış açısını etkileyen yapı, etnik olmayıp sadece dinsel temelli bir yerde mi durmaktadır? Alevilik bilindiği gibi sadece bu topraklar üzerinde sadece Kürtler, Türkler vs anlamında bakılsa bile ikili bir etnik temele dahildir. Buna Dersim özgülünde Zazacılığı da eklersek en az üç etnik temelli bir yerdedir.

Bu anlamda etnik bir ortak temeli yoksa Alevilik, o halde dinsel bir yorum, mezhebi bir yorum ya da bu topraklara özgü olan egemen olana isyanın bir biçimi midir? Ya da Erdoğan Çınar’ın tezlerine göre ta İngiltere, İskoçya’ya kadar Aleviler tarihte var olmuşlar, yok edilmişler, Hıristiyanlığa isyan etmişler ve mücadele etmişler. Ve de kimi yerlerde Beylikler tarzında egemen bile olabilmişler. Fakat bu kadar geniş bir etnik temelli bir yapının hangi içsel temele dayandığını net bir biçimde söyleyememek anlaşılır mıdır acaba?
Aleviliğin tek bir etnik kimlik üzerine var olması zaten olanaksızdır. Osiris Rahipliği ve yakılan İskenderiye Kütüphanesindeki belli Hermetik inançsal kitaplar dışında tamamen sözlü geleneğe sahip olan Aleviliği bir etnik kimlik üzerine kurmak tümüyle yanlıştır.Zaten tarihsel süreçte onlarca inançla etkileşim halinde olan aleviliğin kendi dinsel rituelleri bile tam olarak saptanamazken, bu kadar etkileşim içinde ve asimilasyona mağdur kalan bir inancın tek bir etnik kökeninden bahsetmek ne kadar doğrudur ? Bahsedebilsek bile inançsal olarak bu etnik köken,barışçıl Aleviliğe ne derecede etki edebilir ? Felsefe olarakda Aleviliğin ırksal bir kimliği sahiplenmesi zaten söz konusu değildir.

Alıntı:
NADİR ÖZKAN Nickli Üyeden Alıntı
Diğer yandan Alevi nefesleri, sözlü geleneği üzerinden dinsel, yaşamsal olarak egemen olan topluluklardan farklı olan ve de Anadolu dahil bölgede onlarca isyana temellilik etmiş bu bastırılmış topluluk sadece tarihte Divriği bölgesi dışında bir iktidar etme durumunda nasıl olamamıştır? Madem sürekli bir ilişki ağları, kendilerini bir araya getiren öğelere bu kadar sadık, hatta yer yer kendini egemenlerden gösterme gibi Sabetayizme özgü bir yola da girmiş olsa bile uzun yüzyıllar boyunca sadece birkaç on yıl dışında nasıl iktidar olamamıştır? Bunu baskı, asimilasyon, yok edim, işkence vs gibi birçok halka uygulanmış gerekçelerle anlatmak gerçekte yeterli gelebilir mi acaba?
Çünkü Alevilik bir yönetim inancı yahut devlet dini değildir. Tarih öncesi devirden bu yana Alevilik ve Aleviliğin inançsal benzerlik kurduğu kültürler Mezdekçilik,Karmatilik gibi zaten iktidar olabilmişlerdir.Ancak yazının başında da söylediğim gibi Alevilik bir devlet dini olmadığından,daha da açmak gerekirse savaşı kabul etmeyip,barışçıl bir yaklaşımda bulunduğundan yazarın tarihçilik anlayışıyla baktığı Orta Çağ'ın savaşla kendini var eden imparatorluklarından birinde iktidar olması olanaksızdır. Öyle ki, Alevi Türkmenler tarafından kurulan Osmanlı, bunun yanında sonradan köksel bağlarından kopan Safevi devleti buna en büyük örneklerdir.



Alıntı:
NADİR ÖZKAN Nickli Üyeden Alıntı
Ama diğer yandan tarihsel kadim bir halktan sadece Erdoğan Çınar ya da sınırlı birkaç kaynak mı söz edecektir? Söz etmiştir? Avrupa, Afrika, Asya, Amerika kıtasından hiç mi gerçek bir tarihçi yok, Erdoğan Çınar tezlerini destekleyen? Zaten Erdoğan Çınar kimliksel boşluğu dolduramadığından dolayıdır ki; tezinin ana boşluğunu sözlü gelenek ile yaşam biçimi- tarzı-dinsel inanç ve yaşama bakış açısını sürekli öne çıkararak örtmeye çalışmıştır.

Aleviliğin farklı, özgün, dünya ile ötesi arasında kendine has düşünsel-eylemsel alanda olduğu; ne bir dine, ne bir mezhebe vs ait olarak darlaştırılamayan çerçevesinin ısrarla bir yerlere çekilip uzatılarak, tarih tezleri ile desteklemeye çalışıp onu tamamen soyut bir zemine sokulması; aynen egemenlerin Aleviliği asimilasyon çabalarının kendisi kadar etkili olacağı açık değil midir? Zira sözünü ettiğimiz çelişkiler, sınıfsal, ulusal, dinsel, mezhebi, bölgesel vs hangi çerçeve içerisine sıkıştırılmak istenirse istensin; neticede Aleviliğin zarar göreceği, Aleviliğin kendine has yapısını bozacağı açıktır.

Örneğin son yıllara özgü bir Dersimcilik peyda oldu. Kimi şahıslar ve çevreler Dersim’i ısrarla kimi özgünlüklerinden kaynaklı olarak farklılaştırmaya, etnik-mezhebi vs merkez almaya çalışmaktadırlar. Onlara bakılırsa bu özgünlükler Dersim’i farklı bir etnik-dini temele dayandırmak için yeter de artar bile. Aynı mantığı Erdoğan Çınar’da da görmek olasıdır.
Yüzyıllar boyu inkar ve imhaya uğramış, felsefe olarak yoksun bırakılmış alevilerin ve aleviliğin köklerine dair bir araştırma neden asimilasyon amacı taşısın ki ? Eğer ki ,Erdoğan Çınar'ın yapmış olduğu bu araştırma tümüyle yanlışsa, bu yazıyı yazan yazar buyursun Luwilerden,Hititlerden örnekler versin. Neden sadece bu araştırmaların ne dediğine bakmadan,mesnetsiz çıkarımlar yapıyor ?


Son olarak Erdoğan Çınar'ın söylediklerinde tabiki boşluklar,yeri daha sonra dolacak olan kesintiler mevcuttur.Ancak buralara dikkat çekmek ayrı, yazarın yaptığı gibi buralara dikkat çekiyorum diye Erdoğan Çınar'ın araştırmalarını toptan reddedmeye çalışmak ayrıdır.
Urma_dem isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 27 Nisan 2011, 14:27   #3
 
kitlesel-sol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 28 Aralık 2009
Üye No: 27735
Mesajlar: 551
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
1 Mesaja Teşekkür Edildi
Tecrübe Puanı: 0 kitlesel-sol is on a distinguished road
Standart

epey zaman önce okumuştum tezlerini açıkçası pek tatmin edici gelmedi. Alevi kelimesinin kökenlerinin hititler döneminde anadoluda yaşayan başka bir halk olan ''Luwi '' den geldiğini iddaa etmişti. yani alevi isminin kökeni Aluwi öyle birşeydi. ki bilimsellikten epey uzak bir tutum.
kitlesel-sol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 30 Nisan 2011, 16:30   #4
 
Urma_dem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyeliği durduruldu
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 16 Kasım 2008
Üye No: 14909
Mesajlar: 99
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 0 Urma_dem is on a distinguished road
Standart

Alıntı:
kitlesel-sol Nickli Üyeden Alıntı
epey zaman önce okumuştum tezlerini açıkçası pek tatmin edici gelmedi. Alevi kelimesinin kökenlerinin hititler döneminde anadoluda yaşayan başka bir halk olan ''Luwi '' den geldiğini iddaa etmişti. yani alevi isminin kökeni Aluwi öyle birşeydi. ki bilimsellikten epey uzak bir tutum.
O tezleri okumuşsan, Luwilerle,Aleviler arasında sadece kelime yakınlığı açısından bağlılık kurmadığını da bilmen gerekir. Örneğin Alevi deyişleri,ışık dini, o kelimenin kökü ve eski inançlar ile Alevilik arasındaki kurduğu bağlantılar,E.Çınar'ın tezlerinde önemli bir yer kaplar.
Urma_dem isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 12 Ekim 2011, 03:07   #5
 
çiçekçi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 06 Mayıs 2009
Üye No: 21554
Mesajlar: 4
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 0 çiçekçi is on a distinguished road
Standart

arkadaşlar anlatılmak istenen gayet açık ışık insanı,ışık taifesi,agaç eri ,tahtacı,kızılbaş,bayat,bektaşi,kalenderi,bütün bu isimler,veya takılan adlar bize insanlık tarihi boyunca takılan isimlerdir.önemli olan bizim kendimize verdigimiz isimdir.biz MİLLETİ MA yız yani ma ananın çocuklarıyız.sır içinde sır saklarız.biz insanı kamiliz.bizim dinimiz insanlıktır.insana secde ederiz.bizde ikilik yoktur birlik vardır.bizim dinimiz,mezhebimiz,ırkımız yoktur.yolumuz vardır.içimizdeki şerri atıp kendimiziarındırıp ALEVİ YOL.una gireriz.ölüme inanmayız.bizde ölmeden ölmek vardır.bizde allah kul,ezen ezilen,sömüren,sömürülen yooktur.bizde kadın erkek ayrımıda yoktur hebimizCAN ız.bizler birgün milletlerin ve mezheplerin kanunlarını iptal edecegiz.bu baglamda koçgirili erdogan canı selamlıyorum yolu açık devri daim olsun..GERÇEGE HÜÜÜ...
çiçekçi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 13 Ocak 2012, 13:28   #6
 
Armandalı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 13 Ocak 2012
Üye No: 41353
Mesajlar: 3
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 0 Armandalı is on a distinguished road
Standart

Alıntı:
NADİR ÖZKAN Nickli Üyeden Alıntı
[B][SIZE=4][FONT=Comic Sans MS][COLOR=#ff0000]ERDOĞAN ÇINAR’IN ALEVİLİK ÜZERİNE TEZLERİ VE TEZLERDEKİ BOŞLUKLAR


[FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][B]Bir kez Alevi isimlerinden başlayarak bir Yunanlaştırma, Bizanslaştırma olmakla ve temellerini de bundan eskilere dayandırmakla birlikte- zira kendi ifadesi ile kadim bir topluluktur Aleviler, Aluviler- , bu topluluğun kimliksel olarak hangi kavime ait oldukları, dinsellikleri ve etnik kökenleri ile ne gibi bir ilişki biçiminde var oldukları net bir biçimde anlatılmamıştır.

Mahmut Halil CAN ( Sendiren )

Burada çok ciddi bir çarpıtma görüyorum. Erdoğan Çınar Alevilerin kökenlerini Yunanlılara değil, Anadolu'da Yunanlılardan çok önceleri varlığını sürdüren Luwilere dayandırmaktadır. Yunan işgali ya da tarihsel adıyla Helenleşme bilindiği gibi Anadolu'da Hititlerden sonra başlamıştır. Hititler ise yine tarihsel olarak Luwilerden çok sonraları Anadolu'yu işgal etmişlerdir. Bir başka araştırmacı olan ve Alevilikle hiçbir ilgisi olmayan Bilge Umar'ın çalışmalarında da bu ayrıntıya vurgu yapılmaktadır.
Armandalı isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 13 Ocak 2012, 13:44   #7
 
Armandalı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 13 Ocak 2012
Üye No: 41353
Mesajlar: 3
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 0 Armandalı is on a distinguished road
Standart

Alıntı:
kitlesel-sol Nickli Üyeden Alıntı
epey zaman önce okumuştum tezlerini açıkçası pek tatmin edici gelmedi. Alevi kelimesinin kökenlerinin hititler döneminde anadoluda yaşayan başka bir halk olan ''Luwi '' den geldiğini iddaa etmişti. yani alevi isminin kökeni Aluwi öyle birşeydi. ki bilimsellikten epey uzak bir tutum.
Erdoğan Çınar'ın bütün çalışmalarını desteklememekle birlikte bilimsellikten epey uzak bir tutum olduğunu söyleyemiyorum. Bunu söyleyebilmek için öncelikle onun tezlerini çürütecek başka tezler ortaya koymalıyız. Aksi halde bu çalışmaların bilimsellikten uzak bir tutum olduğunu savunmak da bilimsellikten uzak bir tutum olarak kalacaktır.

Luwiler hakkında birçoğumuz hiçbir şey bilmiyoruz. Erdoğan Çınar'ın tezleri (kesinlikle iddiaları değil) bu yüzden bize saçma gelebilir ama sırf bizim bilgimize dahil olmadıkları için Luwileri reddetmek de bilimsellikten uzak bir tutumdur.

Oysa Luwiler-Luwi uygarlığı kendisinden sonraki uygarlıkları o kadar köklü etkilemiş ki; bugün birçok yerleşim yerinin adı bile; hatta Helen uygarlığından kaldığını düşündüğümüz birçok yerleşim yerinin adı bile Luwi dilinden bugüne kadar gelmiştir. Sadece yerleşim adları ile de kalmıyor bu etkileşim. Konuşma dilimizde bile onlardan kalan bazı sözcükleri kullanıyoruz ama her ne hikmetse (aslında bilmemekten doğan bir hikmet bu) Luwi uygarlığını kolayca reddediyoruz.

Örneğin: öz Türkçe'de anne diye bir sözcük yoktur. öz Türkçe'de öğ anne demektir. Bu yüzden annesi ölmüş çocuğa öksüz deriz.

Anne sözcüğü Luwilerden bize bir mirastır.

Pa- (ayak) sözcüğü Luwilerden bize mirastır.

Nene- Nine
Baba-Bibi
Mabet
Aka-Ağa
Ser-
Birader sözcükleri ilk aklıma gelenler.

Ankara-Adana-Antalya-Amasya- Amasra- isimleri de ilk aklıma gelenlerden. Bu konuyu merak edenler Bilge Umar'ın Türkiye'de Tarihsel İsimler sözlüğünü edinebilirler. Üstelik bu araştırmacı da araştırmalarını arkeoloji araştırmalarında ün yapmış başka araştırmacalara dayandırmaktadır.
Armandalı isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 17 Ocak 2012, 10:46   #8
 
MustafaSuphi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyeliği durduruldu
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 09 Şubat 2009
Üye No: 18093
Mesajlar: 175
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
1 Mesaja Teşekkür Edildi
Tecrübe Puanı: 0 MustafaSuphi is on a distinguished road
Standart

Bektaşilik batıni inancın anadoludaki yansımasıdır.Siyasal örgütlenme veya kadim bir topluluk değildir.Ancak sudur öğretisi gereğince şeriatı kabul etmez.Temelde hümanist bir kardeşlik örgütüdür.Ezoterik bir örgüt olduğu için öğretisinin sırlarını ifşa etmez.Alevilerse dergahın içinde bulunmayan ama ona inanan göçmen türkmen topluluğudur.Alevi doğulur olunmaz,Bektaşi olunur doğulmaz.Umarım açıklayıcı olmuşumdur.Sevgiyle
MustafaSuphi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 31 Ocak 2012, 01:02   #9
 
çiçekçi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 06 Mayıs 2009
Üye No: 21554
Mesajlar: 4
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 0 çiçekçi is on a distinguished road
Standart

hakim sınıflar anadolu halklarının kültür degerlerini o kadar asimile etmişlerki gerçekleri anlatabilmek imkansız hale gelmiştir.bu topraklar kanla,zulümle,katliamlarla yogrulmuştur.ne zaman bir başkaldırı olsa egemen devletler aralarındaki çelişkileri bırakıp mazlumları katletmek için bir olmuşlardır.MALYA ovasında bizanslılar ve selçuklular birlik olup binlerce aleviyi katletmiştir. aynı şekilde yaşadıgım topraklarda börtlüce mustafa ve torlak kemale karşıda osmanlı,bizans ve haçlı ordularıda birlikte hareket edip sadece isyan edenleri deyil tüm yarım ada halklarını diri diri yakmışlardır.kara burun yarım adasında kimsenin hala girmedigi lanetlenmiş topraklar vardır buraya CEHENNEM vadisi diyorlar.kadın,çocuk onbinlerce insan burada katledilmiştir.şimdi arkadaşlara sormak lazım bu ışık ögretisini savunan,hakyolunda ilerleyen bu pirler ne yapsınlar.birtakım hilelerin,kelime oyunlarının arkasına saklanıp.hem yollarını devam ettirmişler hemde sırlarını saklayarak insanlarının katledilmesine engel olmaya çalışmışlardır.bu sayede yakın zamana kadar varlıklarını sürdürebilmişlerdir.taki kemalizm denen bela gelene dek.kemalizm bu insanların arkasına saklandıkları bu yalanları çok iyi kullanmıştır.bu sayede onları insanları insanların gözünden düşürmüştür.bu arada ucuz insan emegi saglamak için köylerden şehirlere bir göç başlamıştır. alevi ocakları dagılmıştır.pirler talipsiz ,talipler pirsiz kalmıştır.binlerce yıl kendisini yenileyerek çaglara öncülük yapan bu ögreti şu anda atıl durumda kalmıştır kısaca aleviler vardır,alevilk yoktur.bence yapılması gereken bu ışık ögretisinin,köklerine ve tarihine geri dönüp ALEVİ YOL ve ERKANINI yeniden kurmaktır.bu baglamda ERDOGAN ÇINARI önemsiyor ve destekliyorum.bu arada ERDOGAN AYDIN veESAT KORKMAZIDA yabana atmamak lazımdır diyorum. bu arada bir konuya açıklık getirmek istiyorum. herkes alevi olabilir.bunun için alevi anne ve babadan olmak gerekmez .sadece bir pire ikrar vermesi yeterlidir.ikrar için o ocaktan iki talibin kefilligi şarttır.yola girecek can belli bir süre izlenir.içindeki şerri attıgına arındıgına karar verildiginde yol talibi olur.asıl sorumluluklar bundan sonra başlar .burada karıştırılan dedelik,pirlik makamıdır.herkes dede olamaz. bunun için bel evladı olmak gerekir.yol evladı,bel evladı ayırımı buradandır.bektaşilik burada farklıdır herkes baba olabilir.tüm canlara aşkı niyazla..GERÇEGE HÜÜÜ.
çiçekçi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Kapalı


“Hukuk, iktidarın fahişesidir”
Şu Anki Zaman: 09:47.


Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.6.1