Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu  

Ana Sayfa Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Go Back   Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu > SİYASET > Diğerleri


SOL RADYO
Sol Radyo
Get the Flash Player to see this player.


Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi
Liberalizm ve sol
Cevaplar
1
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
973
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Bookmark and Share LinkBack Seçenekler Stil
Alt 06 Kasım 2009, 07:22   #1
 
kızılbela - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 17 Mayıs 2009
Üye No: 22040
Bulunduğu yer: in street
Mesajlar: 122
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 9
7 Mesajına 9 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 0 kızılbela is on a distinguished road
Standart Liberalizm ve sol

Liberalizm ve Sol
Yazı Tipi Boyutu:

Kendini ulusal sol (nasyonal sosyalistte denir) olarak tanımlayanlar için bu kelime varoluşlarının yegane temeli gibi. Kendileri dışındaki tüm sol, liberalizm denen bu kökü dışarda akımla bulaşık durumda. Ve sadece ulusal olanlar liberalizmden ari. Kendilerini tanımlama biçimleri bu. Onlarınkini kendi mantıkları içinde anlamak mümkün. Ama bu nasyonalist sapmanın dışında kalan solun kendini bu liberalizmden arındırma ondan soyutlama çabasını anlamak benim için olanaklı değil.

Liberalizm son yıllarda yeniden moda olan bir sözcük. Kimileri bir küfür gibi birlerini liberal olmakla suçluyor. Kimi solcularda yine bir kısım solcuyu libaralizme sapmakla suçluyor.

Kendini ulusal sol (nasyonal sosyalistte denir) olarak tanımlayanlar için bu kelime varoluşlarının yegane temeli gibi. Kendileri dışındaki tüm sol, liberalizm denen bu kökü dışarda akımla bulaşık durumda. Ve sadece ulusal olanlar liberalizmden ari. Kendilerini tanımlama biçimleri bu. Onlarınkini kendi mantıkları içinde anlamak mümkün. Ama bu nasyonalist sapmanın dışında kalan solun kendini bu liberalizmden arındırma ondan soyutlama çabasını anlamak benim için olanaklı değil.

Üzerinde onca fırtına koparılmasına rağmen bu kavram hakkında çok az şey biliniyor. Genel olarak liberalizm diye anlaşılan şey daha çok ekonomik bir model. Marksın çokca polemik yaptığı Adam Smith'in savunduğu temel ekonomik model buydu. Devletin ekonomiden elini çekmesi özel girişim özgürlüğünün önünün açılması, ekonomik hayatı devletin kanunları değil, “arz ve talep” gibi "doğal' yasaların "görünmez elin" idare etmesidir. Siyasal liberalizmin konusu olan birey ve özgürlükler alanının devlete karşı korunması gibi konular ekonomik liberalizmin ilgi alanına girmez. Onun özgürlükten anladığı sermayenin devlete karşı özgürlüğüdür.

Evet reel hayatta görünmez elin işlemediği bir gerçek, ekonomik liberalizmin sermaye sahipleri dışındaki herkes için ezici bir tehlike olduğu da bir gerçek. Ancak bu gün katıksız bir ekonomik liberalizm savunucularının kalmadığı, bu iktisadi sistemin kapitalizmin çocukluk yıllarındaki serbest rekabetçi dönem dışında hiç uygulanamadığıda bir başka gerçek. Hele son krizin ekonomik liberalizmin kalıntılarını bile ortadan kaldırmaya başladığını görmek için sadece bakmak bile yeterli....

Öyleyse olmayan bir ekonomik liberalizm üzerinden korku salmanında bunu tartışmanında bir anlamı yok. Demekki bizi korkuttukları şey bu değil, bizim siyasal liberalizmden korkmamızı bekliyorlar. Korkmalımıyız?

Siyasal yada felsefik liberalizm ise ekonomik liberalizmden oldukça farklı bir kavram. Liberalizm denen bu siyasal yönelim, öyle bir kaç yazıyla mahkum edilecek toplumsal hayatın dışına atılacak kadar basit bir şey değil. İnsanlık tarihinde çok derin izler bırakmış, çok önemli bir düşünce akımı. Genelde nedense pek çok solcu bu akımın marksizm sonrası hatta markizme karşı çıkartıldığını-çıktığını sanıyor..... oysa tarihi çok eski. Marksizmden önce liberalizm vardı. Felsefî kökleri, kapitalizm öncesine dayanır. 13. yüzyıl başlarının Magna Carta Libertatum’una (Büyük Özgürlükler şartnamesi’ne) liberalizmin doğuşudur denebilir. Liberalizm kavramı fransızca liberté (özgürlük) kökünden doğuyor. Magna Carta tarihte bir ilkti.

Avrupa Ortaçağında, gerek baronların ve gerekse doğmakta olan burjuvaların , güçlenen krallık yetkilerine karşı kendilerini, ailelerini, mal ve mülklerini koruma ihtiyacından doğdu. Aynı zamanda bu anlaşma kiliseyide krala karşı koruma amacını güdüyordu. Tarihte ilk kez bir kral, yetkilerini sınırlayacak bir anlaşmayı imzalamak zorunda kaldı. Sonsuz yetkileri olan krallık çağını sona erdiren, Kralları da önünde eğilmeye zorlayan hukuk işte bu tarihte doğdu.

Magna Carta’nın 39. maddesinde yer alan;

“Özgür hiç kimse kendi benzerleri tarafından ülke kanunlarına göre yasal bir şekilde muhakeme edilip hüküm giymeden tutuklanmayacak, hapsedilmeyecek, mal ve mülkünden yoksun bırakılmayacak, kanun dışı ilan edilmeyecek, sürgün edilmeyecek veya hangi şekilde olursa olsun zarara uğratılmayacaktır”

ifadesi liberalizmin siyasi bir akım olarak doğuşununda manifestosu oldu.

Evet biliyorum pek çok solcu buna yeni burjuvaların kendine ait sınıfsal çıkarları, deyip gececektir. Ama kazın ayağı öyle değil; bu maddi temel, soyut ifadesini, herkes için geçerli hukuksal garanti ve dokunulmazlıklarda buldu. Örneğin, bireylerin rastgele tutuklanıp hapse atılmasını önleyen habeas corpus koşulundan, sadece soylular ve yeni burjuvalar değil serflerde yararlandı. Lordlar kendileri için özgürlük isterken, özgürlüğe en çok ihtiyaç duyan sınıfın özgürleşmesinin yolunu açtılar. Magna Carta, aynı zamanda, hükümdarların iradesinin kanunla sınırlanmasının zemini hazırladı...bu bir ilkti tanrısal kralların iradesini insan yapımı kanunlarla sınırlayan devrimsel bir adımdı.

Magna carta adeta pandoranın kutusunu actı. Soylular ve yeni burjuvalar kendi özgürlüklerini krala dayatırken serflerinde özgürlükle tanışmasını sağlamış oldular.

1215 yılında britanyada kral John'a imzalatılan bu belge, insanlık tarihinin ilk sivil toplum hareketinin başlangıcı oldu. Bu başlangıç 1640 ve 1688 Britanya devrimlerinin yolunu hazırladı. Bu akım Marks öncesi bilinen en büyük düşünce ve bilgi birikimini yarattı... Hobbes, Locke, Hume, Montesquieu, Tom Paine, Jean-Jacques Rousseau, Adam Smith’i, David Ricardo, James Mill’i, John Stuart Mill, Herbert Spencer vb. leri bu akımdan etkilenerek tarih sahnesindeki önemli yerlerini aldılar. Onlar olmasa eleştirel yöntem, bir yaşam biçimi olarak özgürlük, hukuk ve adalet anlayışı bu kerteye ulaşamaz, birey özgürlüğü, insan hakları vurgusu olmaksızın, bu günün demokrasisi de olamazdı. Tüm bu birikimin üstünden doğan Marksta olmazdı.

Bu devasa birikim ve felsefi zemini kavramadan, bir kalemde liberalizmi yok saymak yada birilerine liberal ismini takmak pek akıllıca olmasa gerek.

Bakın Mill neleri savunmuş;

"İnsanların diledikleri gibi konuşup yazabilmesi, düşünsel ve toplumsal gelişmenin zorunlu şartlarındandır. Susturulmuş bir fikrin de bir gerçek payı taşımadığına asla emin olamayız. Diyelim ki bazıları yanlış şeyler söyleyecek --bu dahi iki açıdan yararlıdır. Birincisi, açık ve serbest tartışma hatâlı fikirlerden vazgeçmeyi kolaylaştırır. İkincisi, tartışma sırasında insanların görüşlerini habire sınamaya, gözden geçirmeye zorlanması, bu görüşlerin dogmalaşmasını önleyici bir rol oynar. "

"Kişi özgürlüğü, ancak başkalarına zarar vermemesi için kısıtlanabilir; asla “kendi iyiliği için” kısıtlanamaz. Herkes kendisi için neyin iyi ve doğru olduğuna karar verme hakkına sahiptir. Birey kendi kafası ve bedeninin tek hâkimidir."

Evet tanıdık geliyor bu sözler... bu gün inatla savunduğumuz mahkemelerde özgürlük adına dile getirdiğimiz bu sözleri ilk savunan bir liberal...

Marksta "özgürlük; zorunluluğun bilincidir" kavrayışı dışında bir özgürlük söylemi bulamayız, Marksta bir demokrasi teoriside bulamayız. Marks işçi sınıfının iktidarı ele geçirmesinin demokrasiye yeteceğini sanıyordu...ama yetmedi yetemezdi...

Marksta fade özgürlüğünü, ulusların kendi kaderini tayin hakkını, bireyin devlete karşı önceliğini, kadınların erkek egemenliğine karşı örgütlenme hakkını, vicdani reddi, eşcinsellerin haklarını, çevre meselesini...vb. bugün demokrasi adına olmazsa olmaz bildiğimiz daha pek çok şeyi bulamayız...

Bunlar olmadan bir sosyalizmden, bunlar olmadan bir demokrasiden ve özgürlükten bahsedilebilir mi?

Belki daha cesur olmamız lazım; Günümüzde liberalizmle kendi sentezini yapmayan, yapmaktan kaçınan bir 'sol' anlayış, sol olarak kalabilir mi?

Marks tezlerini yazarken o dönemin bilimsel ve tarihsel gelişimlerinden yola çıkarak bu tezleri oluşturdu...

kendiside zaten nelerden yararlandığını yazıyor..

enerjinin korunumu kanunu

canlı hücrenin keşfi

ingiliz iktisadı

markstan bu güne 150 sene gecti...150 yıl içinde bilimin yaptığı devasa atılımlar dünyayı baştan sona değiştirdi.

Bilimdeki her değişim, marksizmi doğrudan etkiler...aksi zaten donmuş din gibi bir marksizmin kabulü olurdu...

mesala Marks Einstein in kuramlarını okusa eminimki bambaşka şeylerdende sözerdi...

Yada o dönemde emperyalizm bu günki gibi bir formda olsaydı tezlerinde bu çok önemli bir yer tutardı...

Özgürlük kavramıda mutlak değil, 150 yıl öncesinin özgürlük anlayışı bu günün özgürlük anlayışının oldukça gerisinde kalmıştır.

Mesala Marks'ın Britanya'nın Hisdistan'ı işgalini asya tipi despotizmi sona erdiriyor diye olumlamasını bu günün dünyasında savunmanın olanağı yoktur. Yine aynı biçimde Marks'ın Simon Bolivar'a bakışını, yada Engels'in bedeviler için yaptığı değerlendirmelerin bu günün dünyasında savunulması bütünüyle olanaksızdır.


Bu gün aşağıdaki özgürlükleri ve daha fazlasını içermeyen bir solu sol saymak olanaklı değildir


eşcinsellere tanınan evlenme, miras hakkı..

örgütlenme özgürlüğü,

kadınlara pozitif ayrımcılık,

cins ayrımcılığına karşı çıkmak,

ifade özgürlüğü,

idamın kaldırılması,

eşit yargılanma,

birey haklarının kısıtlanmaması,

cocuk hakları,

tazminat hakkı,

hayvan hakları,

ulusların kendi kaderini tayin hakkı,

çevre sorunlarına duyarlılık....vb.

özgürlüklerin bu gün avrupa kültürünün esasını oluşturması reel liberalizmdir.

Bu gün dünyada hiç bir sol siyasal akım, bu özgürlerin üzerine basarak yada bunları görmezden gelerek varolamaz... Elbette tüm bunlara sosyalistlerinde ekleyeceği şeyler vardır. Üretim araçlarının özel mülkiyetinin insan haklarına aykırı olması gibi.

İçinde bulunduğumuz toplumunda reel gerceklikleri var... Bu gün türkiyede bütün süreci belirleyen iki temel nokta bulunuyor. Askeri vesayet rejimine karşı mücadele ve “kürt” sorununda siyasal çözüm. Evet bu iki mücadelenin teorik yığınağını o pek küçümsediğimiz liberaller yapıyor. Çünkü biz hayali devrimlerimizi beklerken ve içinde işçi geçemeyen her şeyi liberalizm sanarken. Onlar gerçeklik üzerinden politika yapıyordu.

Türkiyeli sosyalistler için devrim sanki hep 1917 rusyasındaki gibi olmak zorunda. Ama olmuyor işte, devrim bazen başka kılıklarda çıkıyor önümüze. Başka sloganlar atıyor. 86 yıllık cumhuriyetin temelleri sarsılıyor. Yargılanamaz denenler yargılanıyor, olmaz denilen şeyler oluyor.

86 yıllık diktatörlük çatırdıyor önümüzde. Evet bu bir sosyalist devrim değil. İşçiler iktidarı almayacaklar ama ilk kez sol sola, sağ sağa benzer hale geliyor. Bu bir zihniyet devrimi. Türkiye sınıfı ve siyaseti özgür bırakacak bir devrimi yaşıyor.

Şu soruyu sormalıyız; bu devrime katılacakmıyız biz. Yoksa bizim beklediğimiz devrim bu değildi diyip oturup seyredecekmiyiz. Hayat bu garip devrimin önderliğini bize vermedi biliyoruz bunu... ama belliki önderliği hakedecek şeylerde yapmadık ama hala yapabiliriz değil mi...

Bu garip devrimin kaderini belirleyebiliriz.
__________________
NECDET YOLDAŞ YAŞIYOR
KOMSOMOL SAVAŞIYOR!!!


AYNUR NECDET ZEKİ KURTULUŞ İÇİN İLERİ!
kızılbela isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 07 Kasım 2009, 08:36   #2
 
kızılbela - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 17 Mayıs 2009
Üye No: 22040
Bulunduğu yer: in street
Mesajlar: 122
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 9
7 Mesajına 9 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 0 kızılbela is on a distinguished road
Standart Cevap: Liberalizm ve sol

sevgili 1871
yazının bulunduğu linki yolluyorum sitemizi yakından takip etmen dileğiyle...

Demokrasi ve Özgürlük Hareketi - Liberalizm ve Sol
__________________
NECDET YOLDAŞ YAŞIYOR
KOMSOMOL SAVAŞIYOR!!!


AYNUR NECDET ZEKİ KURTULUŞ İÇİN İLERİ!
kızılbela isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Kapalı


“Hukuk, iktidarın fahişesidir”
Şu Anki Zaman: 13:03.


Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.6.1